Göğe ve onu bina edene,
Yere ve onu döşeyene,

Nefse ve onu biçimlendirene

Sonrada ona kötülüğü ve iyiliği ilham edene yemin olsun ki,

Elbette nefsini temizleyip arındıran kurtulmuştur.””



Hayat dairesinin alt noktasında geldik. Dünya serüveninde küfrün üste çıktığı bir döneme rastladık.

Bizler tarihi, tekerrürden ibaret bilirdik. Yeni, eskiden her zaman daha modern, daha iyidir diye bilirdik. Ama İslam zihnimizdeki tarih anlayışını bakın nasıl hizaya getiriyor.

“…biz o günü insanlar arasında döndürür dururuz…” (Al-i imran 140)

Bir üstte imtihan ederiz sizi, bir altta… Bir güçlüyken bakarız halinize, bir de zayıfken.

Öyle bir dönemden geçiyoruz ki…

Ahlaksızlık baş tacı olmuş.

Cehalet sınırları aşmış.

Aile ve edep yok edilmiş.

Güven ve huzur tekelleşmiş…

Garip mi geldi size?

Peki ne bekliyordunuz ya?!

İslam’ın müdahil olmadığı bir modelden ne bekliyordunuz aziz kardeşlerim?!

Bizler de böyle bir dönemle imtihan ediliyoruz. Bu bir zillet değildir!! İslamın baskı altına alınması, ne islamın izzetine nede Müslümanların değerine bir helal getirmez. Allah bizim içinde bulunduğumuz duruma değil, içinde bulunduğumuz duruma karşı gösterdiğimiz tavra bakar.

Hz. Davud hükümdar ve saltanat sahibi bir peygamberdi. Hz. Zekeriyya ise kavmi tarafından testereyle ikiye biçilen bir peygamberdi.

Söyler misiniz peki, Hangisi daha başarılıydı?

Hangisi daha değerliydi?

Siz Hz. Zekeriyya şehit edildi diye başarısızdı diyebilir misiniz?

Veya hükümdar olduğu için Hz. Davud Allah katında daha sevimliydi diyebilir misiniz?

Müslüman olarak bizlerin kıyası bunlar olamaz…

Olmamalı.

Hz. Davud öyle imtihan edildi, ülkeleri Allah’a kul etti.

Hz. Zekeriyya’da öyle imtihan edildi, Allah için koç gibi kurban oldu.

Neyle ve nasıl imtihan edileceğimize bizler karar veremiyoruz. Fakat sunu adımız gibi biliyoruz ki; bizi imtihan eden bize, bizden daha merhametli ve daha şefkatli. Bize asla taşıyacağımızdan fazla yük yüklemez. Bizi ne unutur ne ihmal eder. Nede bize yapılanları, yapanların yanına bırakır!!!

Tüm bunlarda hem fikir isek geriye bir tek “bu şartlarda imtihan edilen bir insanın tavrı nasıl olmalı” kısmına geliyoruz.

Değerli kardeşlerim.

Birileri size yukardan bakıyor diye siz de onlara aşağıdan bakıyormuş ezikliğini yaşamayın. Sizler her şart ve konumda Allah katında her şeyden daha değerlisiniz. Taşıdığınız Müslüman kimliğinizden asla utanmayın ve bunun açığa çıkmasından endişe etmeyin…

Hali hazırdaki kapitalist ve zulüm düzeni artık son noktasına gelmiştir. Tarihin hiçbir döneminde insanlığa lider olma değerlerine sahip olamayan batı zihniyeti artık çökmüştür. Kendilerine bile, varlıklarının meşruluğunu ispat edecek değerleri kalmamıştır. Artık dünya yeni liderine hazırlanmalıdır. Bu konuma yalnızca İslam ve Müslümanlar hak sahibidir. Çünkü yeryüzünün liderliğini Allah Müslüman’a emanet etmiştir.

“… Hani Rabbin meleklere, Andolsun ki ben yeryüzünde bir halife (lider, temsilci) yaratacağım, demişti…” (Bakara 30)

Allahın sünneti gereği yeryüzünde hiçbir sistem baki kalmayacaktır. Dolayısıyla her yeni doğum elbette sancılı olacaktır.

Günümüzdeki sancılar yeryüzünün liderliğinin yeniden doğumunun bir habercisi değildir de nedir?!

Böyle bir başarıya ise ancak sabredenler ulaşır. Dolayısıyla iyi bir maaş, rahat bir ev, mücadelesiz ve değer yargısız bir hayatı, kurtarılmış hayat olarak değerlendirdiğimiz, kendimizi ve insanları böylesine bencil bir hayata özendirdiğimiz müddetçe de beklenen İslam güneşinin doğumu gecikecektir. Hangi düşünce, hangi ideoloji, hangi sistem olursa olsun yeşermesi ve ayakta durabilmesi için kendisine fedakârlık yapan birilerinin olması gerekir. Şu yeryüzündeki en acımasız ve en saçma ideolojiler bile, kendisi için feda edilen birileri olduğu müddetçe, her zaman ayakta kalacaktır. Çünkü fedakârlık ilgiyi cezb eder. Fedakârlık etkiyi perçinleştirir. Dolayısıyla fedakârlık yapılmaya ve adanılmaya en layık olanda Allah dır, islamdır… Üstelik bizler Allah’tan onların beklemedikleri şeyleri bekliyoruz… Asrı saadet dönemi bu fedakârlığı, kararlılığı ve azmi göstermiş. Şimdi sıra bizde…!

Bu şartlarla imtihan olan bir Müslümanın göstereceği en olgun tavır “Dim Dik Ayakta Durabilmektir…”

Yılmadan, sarsılmadan ve hedeflerden şaşmadan…

“O gün münafık erkekler ve münafık kadınlar o iman edenlere şöyle diyeceklerdir: "Bize bakın da sizin nurunuzdan alalım?" Onlara: "Arkanıza (dünyaya) dönün de nur arayın!" denilir…” (Hadid 13)

Yalçın PEKOK