“Sabır ve namazla Allah’tan yardım isteyin. Fakat bu, Allah’tan korkanlardan başkasına pek ağır gelir.”
Bakara Sûresinin 45. âyetinde böyle buyuruyor Rabbimiz.
İnsanın yaratılış vazifesi ibadet, yani kulluk. Kendisini yoktan var eden, en güzel organ, duygu ve yeteneklerle donatan Rabbine şükür olarak kullukta bulunur insan. Önce Yaratıcısının varlık ve birliğine inanır, sonra da emirlerini tutup yasaklarından kaçınmak olan ibadet eder.
Bu insanlığının gereğidir. Meselenin bilincinde olan insan değil usanç duymak, tembellik göstermek, ,zevk ve şevkle koşar kulluğa.
Öyle ya, ellerimiz, ayaklarımız olmasa da birisi bize el ayak verse değil bir saat, on saat hizmet ederiz ona. Sadece el ayak, göz kulak değil, sayısız organ ve duyguları, hepsinden önemlisi insaniyeti, aklı, fikri bahşeden Rabbimize nasıl kullukta bulunmaz, zevkle şevkle koşmayız?
Bir iş yerinde cüz’î bir ücretle çalışan işçi işverene saygıda kusur etmez. Etse işten atılır.
Biz de onca nimetleri bahşeden Rabbimize karşı saygısızlık edemeyiz. Allah’tan korkma demek, Ona saygıda bulunma demektir. Saygımızı da emirlerini tutup yasaklarından kaçınarak gösteririz.
Rabbimiz sabırla, namazla Kendisinden yardım dilememizi emrediyorsa—ki başka türlü nasıl yardım dileyebiliriz?—Özellikle namazın en önemli bir yönü duâ değil midir? Ekmeksiz, havasız, susuz yaşayamayız. Organ, duygu ve yeteneksiz edemeyiz. Hepsi de Onun bağışı değil midir? Ekmek de, su da, hava da, herşey Onun. O halde Ona her an muhtacız. Ondan yardım dilemek, Ona olan saygımızı ibadetle, özellikle sabır ve namazla göstermek zorundayız.
Bu bize aslâ ağır gelmez. İştiyakla koşarız namaza.
Namaza kim koşmaz? Namazı bilmeyen.
İnançsız insan namazın ne anlama geldiğini bilmez. İçten inanmadığı halde dıştan inanmış gözüken münafık da bilmez. İnandığı halde namaza koşamayan tembel Müslüman da bilmiyor demektir. O da koşmaz.
Sabah namazı vakti camiye gelenlere bin YTL verilecek dense camiler dolup taşar. Peki, ya Allah Resûlü (asm) sabah namazının sadece sünnetinin dünya ve dünya içindeki her şeyden hayırlı olduğunu bildirirken bin YTL’ye tatlı uykusunu bölüp koşan bir insan dünya ve dünya içindeki her şeyden hayırlı olan namaza nasıl koşmaz? Demek namazsız mü’min cehaleti sebebiyle bilmiyor namazın değerini. İnançsız insanla, inanmadığı halde inanmış gibi gözüken insan nerden bilsin? Onun için böyle inanmış gözüken kimseler için Allah Resûlü (asm) buyururlar ki, “Onlar sabah ve yatsı namazının ne demek olduğunu bir bilselerdi namaza emekleyerek gelirlerdi.”

Şaban Döğen - Yeni Asya
http://www.yeniasya.com.tr/2007/06/17/yazarlar/sdogen.htm