Güzellik;

Bir cemil-i Bakiden sudur eden..ve kudrete, ilme ,emre terettüb edip;" ol " denilen asarın alem denilen mecmuası...ve Güzellikten aynası...

Yıldızlar kehkeşan ve aydır kandilden mana..ve güneştir "O" Nur'dan mücella...Merhamet yavrularda ve simalarada şirinmi şirin...Ve manolya saksılarda latifmi latif...Goncalar bağlarda asilmi asil...

Ve şefkat Annelerede güzelmi güzel...Sevmek ve sevebilmek yerinde bütün sevmelerde sevimlimi sevimli...

İnsan fıtratını ihata etmiş iki özellikten söz ettiler.Dediler ki arifler;

"İnsan bir güzelliğe meftun birde bekaya"

Ve İlim güzel...Tanımak güzel...İman güzeller güzeli...Şu muammay-ı hilkati bütün letaifiyle tarif eden Eser güzel...Muallim güzel...Müderris güzel...

Ve "ALLAH GÜZEL VE GÜZELİ SEVER"Güzelin güzelliğini gösteren herşey Güzel...

Ve Bu güzelliği en şümüllü tarif eden ve o tarifte tarife mecal bırakmayan"DÖRDÜNCÜ ŞUA ALTINCI MERTEBE-İ NURİYE-İ HASBİYE" Güzel...

Üçüncü nokta: Nurun gelmesi elbette nuranîden ve vücud vermesi her halde mevcuttan ve ihsan ise gınâdan ve sehavet ise servetten ve talim ilimden gelmesi bedihî olduğu gibi, hüsün vermek dahi hasenden ve güzelleştirmek güzelden ve cemal vermek cemilden olabilir, başka olamaz. İşte bu hakikate binaen İmân ederiz ki, bu kâinattaki görünen bütün güzellikler öyle bir güzelden geliyor ki, bu mütemâdiyen değişen ve tazelenen kâinat, bütün mevcudatıyla aynadarlık dilleriyle o güzelin cemâlini tavsif ve târif eder.


İnsanları büyük çoğunlukla kaosa sürükleyen bu Güzellik aynasının nakışlarını seyredememek diye düşünüyorum.

Üstadımız Otuzuncu sözde"KAİNAT KAPILARI ZAHİREN AÇIK GÖRÜNÜRKEN, HAKİKATEN KAPALIDIR" diyerek;İnsanın benliğinin mahiyetinde bulunan anahtarla açılabileceğini söylüyor...Evet Zahiren açık görünen ve hakikaten kapalı kapılar...

İşte ön yargı bir anlamda bu..ve insanı en çok etkileyen yargı alemle ilgili olan muhatabiyetlerde meydana çıkıyor...

mesela bir demet çiçek görse..Ne güzel çiçekler dese o çiçek penceresindeki güzellikte takılan bir bakış olur..güzelliği taktir etmiş olmak bir demetle sınırlandığından zahiri bir hüküm olarak kalır...

Fakat o bir demet çiçeği emsalleriyle bahar buketine kadar genişletse bir demet çiçeğin kapısından bahar kadar geniş bir çiçek ve ihya hakikatine girer...Benliğindeki mükerrem fıtratın vicdani bir hads ile hakikati arayışına kulak vermesi,emeneti kullanmasıyla kazandığı bahar bahçesi asıl anlamıyla cennet kadar bir mülk-ü bakiyi netice verir...

İşte bütün güzellikler bu mahiyettedir...Arkalarında Cennet gizlidir...daha arkasında ki Güzellikler ise Bütün güzelliklerin güzelliği olan;CEMİL-İ BAKİNİN SERMEDİ GÜZELLİĞİDİR...

Gül yanaklarındaki yağmur damlaları diyor Üstad...Bende bir güzellik sevdası diyor...Ve Rüüyyete giden bu caddede hem güzelin güzelliğini aynalarda seyrediyor ve güzele layık güzellikleri yaparak güzelleşiyor ve O güzel tarafından güzelleştiriliyor...

Ve güzelliği ilk haliyle değerlendirenler o güzelin güzelliğinin solmasıyla sevgileri ya eleme ya boşluğa kıymetsizliğe düşüyor...Arkasını görmediğinden ..yüzünden cemal ayrılıp mahiyetine emanet ettiği hakiki güzelliği seyredemediğinden,feleğe ver yansın ediyor...

Yerlerine bıraktıkları tohumları ve onlardaki manevi yazıları ve o güzelliği yaratanın güzelliğinin hikmetli kudretli ve hıfz içindeki icraatını kavrayamadığından yazıklar içinde en acıklı haletler içinde perişan oluyorlar...Çiçekten insana kadar ve dünyadan ötelere kadar bir alan ve genişlik...

Bütün güzellerin bir güzellik örtüsü ve perdesi vardır...Kimin yüzünde peçe...gülün dalında diken...Taşların arasındaki tohumda fırtına sel..Ve rüzgarlar lazımdır peçeyi sallayacak..ve meşru bir nazar lazımdır o latiften onu kaldıracak...İşte Alemdeki hüsün İMANDAN MEŞRU NAZARLAR İSTER VE ARALAR ÖRTÜSÜNÜ EHLİNE...

Kim ki edebini tefekkürü meşrua ile bezerse Hüsn olur herşey ve denildiği gibi "SEYREDERKEN İHTİYAR ELDEN GİDER"

ALLAH HAKİKİ GÜZELLİĞE VE HAKİKATİN GÜZELLİĞİNE MEFTUN EYLESİN BİZİ VESSELAM...

Olurda damlarsa o petek-i ranadan bir hüsn balı devama muntazır satırlar...

m_safiturk