+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 8 ve 8

Konu: Şemsiyeli Dua

  1. #1
    Ehil Üye Ehl-i telvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.269

    Standart Şemsiyeli Dua

    Şemsiyeli Dua
    Ö. Faruk GÜLDEREN
    Şehrin kara teslim olduğu günlerden biriydi. Otobüsten indiğinde kendini daha fazla tutamamıştı. Gözlerinden dökülen birkaç damla yaş, yanaklarına kadar süzülmüştü. Kenarı bembeyaz ağaçlarla dolu yoldan evine doğru yürüyordu. Başı öne eğik, yavaş adımlarla ilerliyordu. Kolları, karın ağırlığından yere değecek ağaç dalları gibiydi. Omzuna sanki çok ağır bir yük bırakılmıştı.
    Kapıyı açan eşine selâm verdiğinde, dudaklarında zoraki bir tebessüm vardı. Çocuklarını uzun zamandır görmüyormuş gibi hasretle kucaklayıp öptü. Eşi, bir yandan akşam yemeği için sofrayı hazırlarken, bir yandan da Metin Bey’in bu hâlini düşünüyordu. Bugün kontrol için hastaneye gidecekti, acaba akciğerindeki hastalık mı ilerlemişti? Eşinin çehresini saran hüznün sebebi ne olabilirdi ki? Derin bir iç çekip tabakları doldurmaya koyuldu.
    O akşam, yemeklerini sessizce yediler, belli ki sofranın başındaki herkes iç dünyasına dalmıştı. Evin hanımı bir terslik olduğunu sezmiş, çocuklar da bu havayı hissetmişler, ağızlarına kilit vurmuşlardı. Anlaşılan, babaları bu akşam onlarla oyun oynamayacak, okulda neler yaptıklarını sabırla dinlemeyecekti. Şimdi ne şirinlik, ne de yaramazlık yapmanın zamanıydı.
    Metin Bey ise, bugün öğrendiklerini nereye gömeceğini, bu sırrı eşi ve çocuklarından nasıl saklayabileceğini düşünüyordu. Acaba derdini, semayı donatan yıldızlara mı fısıldamalıydı, yoksa geceyi aydınlatan kandile mi ödünç vermeliydi? Ne olursa olsun çocuklarına söylememeli, onların gözlerindeki hayat parıltısını söndürmemeliydi.
    Sofra kaldırılırken Metin Bey abdest alıyordu. Biraz sonra ailecek oturma odasında namaza durdular. Evlerinin bu köşesini mescit olarak kullanıyorlardı. Sesindeki titreme, Metin Bey’in İlâhî huzurda nasıl bir ruh hâline büründüğünün de bir remziydi. Tesbihat yapıldıktan sonra evi derin bir sessizlik kaplamıştı.
    Sessizliği ilk bozan, izin isteyip kendi odalarına giden çocuklar oldu. Bunu fırsat bilen eşi, Metin Bey’e sordu:
    - Hayırdır inşallah bey, üzücü bir şey mi oldu?
    - Çok şükür hanım. Bir şikâyetim yok!
    - Hastaneye gidecektin bugün?
    - Gittim.
    - Ne dedi doktor bey?
    - Pek önemli bir şey söylemedi.
    Bir yağmur bulutu oluvermişti Metin Bey’in eşi, neredeyse inci inci dökecekti gözyaşlarını. On beş yıllık hayat arkadaşının her şeyini bilir, söylemediklerini de hâlinden hemen anlardı. Belli ki, evinin direğinin, başının tacının bir sıkıntısı vardı. Bir an önce derdini öğrenmek, bir şeyler yapmak istiyordu. Endişeli bir hâlde eşinin yanına sokuldu. Başını omzuna yaslayıp, her şeyi anlatmasını rica etti. Daha fazla saklamanın mümkün olmadığını anlayan Metin Bey, gözlerini kitaplıktan ayırmadan cevap verdi:
    - Doktor, karaciğerimde de bir rahatsızlık olduğunu söyledi bugün.
    - Karaciğerinde de mi?
    - Evet. Ama endişe etme hanım, derdi veren Allah dermanını da verir.
    Aslında durumunun iç açıcı olmadığının o da farkındaydı. Kan tahlilleri, hepatit virüsü enfeksiyonunu göstermişti. Bunun derecesini anlamak için, kanama riski olmasına rağmen, doktorlar karaciğerden doku örneği almaya (biyopsi) karar vermişlerdi. Netice ne yazık ki menfiydi ve hastalık çok ilerlemişti. Doktor, şu an itibarıyla modern tıbbın, bu hastalığa çözüm üretemediğini, en iyi ihtimalle, virüsün yayılmasının önüne geçilebileceğini ifade etmişti. En azından üç ay istirahat etmesi gerekiyordu, kendini yormamalıydı. Doktor bey böyle söylemişti. Bu işin şakası olmadığını da uzun uzun anlatmıştı.
    Bütün bunlara rağmen Metin Bey, hem eşini üzmek istemiyor, hem de hâlinden şikâyetçi olmaktan kaçınıyordu. Başına gelen her şeyi takdîr-i İlâhî olarak kabul ediyor ve O'na tevekkül ediyordu. Yavaşça yerinden kalktı ve gözlerini ayırmadığı kitaplıktan bir kitap aldı. Elindeki kitap, ‘Beyanların En Güzeli’ olan Kur'ân-ı Kerîm’den başkası değildi. O lâtif sesiyle Kehf Sûresi'ni okumaya başladığında eşi, şaşkın gözlerle onu izliyor, neden kaldıkları yeri değil de bu sûreyi okuduğunu anlamaya çalışıyordu. Sûrenin bitmesiyle merakını celbeden bu durumu sordu Metin Bey’e. Cevap mânidârdı:
    “Bir hadîs-i şerîfte Efendimiz (sas), bu sûrenin, cuma geceleri okunması hâlinde, ‘dubeyle’ye şifa olacağını ifade etmişler. Efendimiz (sas) dubeyle derken ne kastetti bilemiyorum; ama belki de günümüzdeki virüs, bakteri, mantar veya başka türlü bir parazit olma ihtimaline karşı, Efendimiz’e (sas) karşı olan itimadımdan bu sûreyi okudum. Þifa Allah’tandır.”
    Metin Bey sonra şu kıssayı anlattı:
    “Günlerden bir gün, kuraklık ve kıtlık çeken bir köyün sakinleri yağmur duasına çıkmışlar. Köyde, ne tarlaları canlandıracak, ne de hayvanların içebileceği bir damla su kalmış. Tam bir kuraklık havası hâkimmiş. Çaresiz köylüler, çareyi Hakk kapısında aramışlar. Çoluk çocuk herkesi toplamış, yanlarına hayvanlarını da alarak, yağmur duası için kırlara çıkmışlar. Köyün imamı eşliğinde tevbe ve istiğfar edip Allah’tan merhamet dilemişler. Henüz onlar ellerini indirmeden, Allah’ın inayetiyle gök gürlemeye başlamış. Köy halkı da sağanak yağmur altında sırılsıklam olmuş. Sadece şirin bir kız çocuğu ıslanmamış. Çünkü, dua edince yağmurun yağacağına bir tek o gönülden inanmış ve yanına minicik şemsiyesini almış.”
    O günden itibaren Metin Bey ve eşi, perşembeyi cumaya bağlayan her gece Kehf Sûresi’ni okudular. Maddî ve mânevî bütün hastalıklar için O’nun (cc) kapısını aşındırıp durdular. Çünkü, dua sebepler üstü bir tesire sahipti. Sebepler plânında dermansız gibi görünen dertlerde bile, hiç tereddüt etmeden ve kabul edileceğine kalbden inanarak Allah’a yakarılmalıydı.
    Yaklaşık üç ay sonra kontrol için hastaneye giden Metin Bey’i bir sürpriz bekliyordu. Duaları kabul olmuş, doktoru da hayretler içerisinde bırakacak şekilde, hastalık geri adım atmıştı. Tıbben pek mümkün görünmeyen bu durum karşısında şaşıran doktor, Metin Bey’in yüzüne bakakalmıştı. Bu durumu anlayamıyordu. Meraklı gözlerini büyütüp ‘Nasıl olur?’ diyebilmişti sadece.

    * Yaşanmış bir hâdisedir.


  2. #2
    Vefakar Üye nurefsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    Samsun
    Mesajlar
    339

    Standart

    çok güzelmiş,Allah razı olsun
    hizmet-i kur\'aniye omzumuza ihsan-ı ilahi tarafından konulmuş elbette herkesten ziyade bütün kuvvetimizle ihlası kazanmaya mecbur ve mükellefiz....

  3. #3
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Can?m kadar sevdiğim natuvan kardeşim,bu ne güzel bir müjde böyle.Allah sizlerden ebeden raz? olsun has kardeşim.?nan?n bu yaşanm?ş olay? duygulanarak okudum ve sanki ben de bu hali yaş?yorum.Bu yaşanm?ş olay ile bizim hayat?m?zda çok tevafuklar var.Rabbim inşallah derde deva olarak sebepler halk ediyor.Duan?z olmasa ne ehemmiyetiniz var.(Ayet meali),Bana dua edin size cevap vereyim.(Ayet meali) ?şte bu iki ayete mazhar olmuş yukar?daki yaşanan hadise.
    Rabbim biz kuluz ve aciziz.Sen Rabsin,senden istiyor ve yalvar?yoruz.Bize sağl?k,afiyet ve şafi isminin tecellisi ile şifa ihsan eyle.Rabbim sen hikmetinin gereği olarak verirsin.Bizi boş çevirmezsin.Bize bizim için hay?rl? olan?n? ver.Rabbim,gidecek başka hiç bir kap?m?z yok.Senden istiyor ve senden diliyoruz.Amin.
    Konu Abdulbaki tarafından (04.06.07 Saat 21:54 ) değiştirilmiştir.

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  4. #4
    Dost bi-çare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    6

    Standart

    Allah raz? olsun.

  5. #5
    Ehil Üye Ehl-i telvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.269

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Canım kadar sevdiğim natuvan kardeşim,bu ne güzel bir müjde böyle.Allah sizlerden ebeden razı olsun has kardeşim.İnanın bu yaşanmış olayı duygulanarak okudum ve sanki ben de bu hali yaşıyorum.Bu yaşanmış olay ile bizim hayatımızda çok tevafuklar var.Rabbim inşallah derde deva olarak sebepler halk ediyor.Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var.(Ayet meali),Bana dua edin size cevap vereyim.(Ayet meali) İşte bu iki ayete mazhar olmuş yukarıdaki yaşanan hadise.
    Rabbim biz kuluz ve aciziz.Sen Rabsin,senden istiyor ve yalvarıyoruz.Bize sağlık,afiyet ve şafi isminin tecellisi ile şifa ihsan eyle.Rabbim sen hikmetinin gereği olarak verirsin.Bizi boş çevirmezsin.Bize bizim için hayırlı olanını ver.Rabbim,gidecek başka hiç bir kapımız yok.Senden istiyor ve senden diliyoruz.Amin.
    Sizlerde bu iltifatlara layıksınız ağabey ellerinizden öpüyor hürmetler ediyorum...

  6. #6
    Ehil Üye osmanoğlu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Uşak
    Mesajlar
    1.856

    Standart

    Alıntı Abdulbaki Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Canım kadar sevdiğim natuvan kardeşim,bu ne güzel bir müjde böyle.Allah sizlerden ebeden razı olsun has kardeşim.İnanın bu yaşanmış olayı duygulanarak okudum ve sanki ben de bu hali yaşıyorum.Bu yaşanmış olay ile bizim hayatımızda çok tevafuklar var.Rabbim inşallah derde deva olarak sebepler halk ediyor.Duanız olmasa ne ehemmiyetiniz var.(Ayet meali),Bana dua edin size cevap vereyim.(Ayet meali) İşte bu iki ayete mazhar olmuş yukarıdaki yaşanan hadise.
    Rabbim biz kuluz ve aciziz.Sen Rabsin,senden istiyor ve yalvarıyoruz.Bize sağlık,afiyet ve şafi isminin tecellisi ile şifa ihsan eyle.Rabbim sen hikmetinin gereği olarak verirsin.Bizi boş çevirmezsin.Bize bizim için hayırlı olanını ver.Rabbim,gidecek başka hiç bir kapımız yok.Senden istiyor ve senden diliyoruz.Amin.


    AMİN, AMİN, AMİN!...Rabb-i Rahîmim duanızı ve duamızı kabul buyursun. Biz merhameti, şefkati, kudreti olmayandan, az olandan, sınırlı olandan değil; merhametlilerin en merhametlisinden, merhameti, şefkati, kudreti sınırsız, hudutsuz, muhît olandan istiyoruz. O'na yalvarıyor, O'ndan istimdat ediyoruz.
    "Ey Hâlık-ı Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim!
    Senin Cemil ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi', hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçmış bir köle olduğu halde, kırk sene sonra nedamet edip Senin dergâhına avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlarını itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş, Sana tazarru ve niyaz eder. Eğer kemâl-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şânındır. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var? Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin."
    Ya Rab, Bakî kuluna şifalar ihsan eyle! Yapışılan sebepleri hikmetinle kabul buyur ve rahmetinle, şefkatinle muamele ederek kudretinle, Şafî isminin tecellîsiyle şifasını ihsan eyle! Huzûr-u Kibriyan'a kabul buyuracağın zamana kadar sağlık,sıhhat ve afiyet içinde imana, islâma, Kur'an'a ve Risale-i Nur'a hizmette daim eyle. Ya Erhamerrâhimîn! Amin!
    "Ey Rabbimiz! Biz indirdiğin kitaba inandık ve peygambere uyduk. Sen de bizi, Senin birliğine ve peygamberinin doğruluğuna şahitlik edenlerle beraber yaz." Âl-i İmrân Sûresi: 3:53.

  7. #7
    Ehil Üye Abdulbaki - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2006
    Yaş
    56
    Mesajlar
    3.610

    Standart

    Allah raz? olsun can?m osmanoğlu ağabeyim.Dualar?n?z bizlere kuvve-i maneviye oluyor.Sizler çok değerli ağabey ve kardeşlerim de bizlerin dualar?ndan hiç eksik olmuyorsunuz.Ya Rabbi,sana şükürler olsun.Böyle bir şahs-? maneviye dahil olmasayd?k ne büyük bir hasarete uğram?ş olurduk.Bende bu duay? tekrar al?yorum.
    "Ey Hâl?k-? Kerîmim ve ey Rabb-i Rahîmim!
    Senin Baki ismindeki mahlûkun ve masnuun ve abdin, hem âsi, hem âciz, hem gafil, hem cahil, hem alîl, hem zelîl, hem müsi', hem müsin, hem şakî, hem seyyidinden kaçm?ş bir köle olduğu halde, k?rk sene sonra nedamet edip Senin dergâh?na avdet etmek istiyor. Senin rahmetine iltica ediyor. Hadsiz günah ve hatîatlar?n? itiraf ediyor. Evham ve türlü türlü illetlerle müptelâ olmuş, Sana tazarru ve niyaz eder. Eğer kemâl-i rahmetinle onu kabul etsen, mağfiret edip rahmet etsen, zaten o Senin şân?nd?r. Çünkü Erhamürrâhimînsin. Eğer kabul etmezsen, Senin kap?ndan başka hangi kap?ya gideyim? Hangi kap? var? Senden başka Rab yok ki dergâh?na gidilsin. Senden başka hak mâbud yoktur ki ona iltica edilsin."

    Biz ise hem insancasına, hem Müslümancasına yaşamak istiyoruz. (Bediüzzaman)


  8. #8
    Ehil Üye Ehl-i telvin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    2.269

    Standart

    Ölüm bize ne uzak bize ne Yakin ölüm
    Ölümsüzlüğü tatmışız bize neylesin ölüm

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Şemsiyeli Dua
    By ıslak seccadem in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.11.11, 23:59

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0