+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Bir İletişim 'Üstad'ı .....

  1. #1
    Dost semair - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesajlar
    42

    Standart

    ÇOK KONUŞUYORUZ. Ama bu, çok iletişim kurduğumuz anlam?na gelmiyor. Dinlemesini bilmiyoruz çünkü.
    ?letişim uzmanlar?n?n da belirttiği gibi, bir iletişimde dinleyici olmak çoğu kere konuşmac? olmaktan daha zordur. Konuşmac?, dilin kemiği olmad?ğ?ndan (ve utanmas? da yoksa) rahat rahat saatlerce kendisi hakk?nda konuşabilir. Dinleyici ise daima kendi benliğini aşmak zorundad?r karş?s?ndakini dinleyebilmek için.
    Bu zorluk nedeniyle belki de, günümüzde insanlar dinleyici olmaya değil, konuşmac? olmaya eğilimliler. En az?ndan gönüllerinde yatan aslan, iyi bir konuşmac? olmak, ama asla iyi bir dinleyici olmak değil! (Televizyondaki tart?şma programlar?na bir de bu gözle bak?labilir.)
    Asl?nda iletişim, “dinlemek”le başlar. Karş?n?zda dinleyici yoksa, konuşman?n bir anlam? yoktur. Karş?n?zda biri var, ama dinleyici değilse, konuşman?n yine bir anlam? yoktur. ?letişimi başlatan şey, bir kalbi iki kulağ? olan ve onlar? kullanmaya niyetli bir dinleyicinin varl?ğ?d?r. ?letişim, dinleyici ile başlar. Hareket ona doğru olduğu için, hareketi başlatan da odur.
    Fakat nas?l olmuşsa, günümüzde iletişimin merkezine “konuşmac?” oturmuş. Belki de iktidar ve çat?şma fikrinin akla hâkim olmas?, konuşmac?y?, konuşma eylemini öne ç?karm?ş. ?nsanlar?n sürekli konuşmak sûretiyle karş?dakini susturma çabas? içine girmelerinin, anlaş?l?r başka bir izah? var m??
    Amaç iletişim kurmak yerine üstünlük kurmak olduğunda, “konuşmac? koltuğu” her zaman insanlara daha cazip gelir. Burada kurban edilen ise, bizzat iletişimin kendisidir.
    Fakat tüm bunlar dinlemenin ve dinleyicinin önemini azaltamaz, hem de hiçbir zaman! O yüzden konuşman?n yüceltildiği zaman?m?zda bile, insanlar “iyi dinleyiciler”e (psikolog ve psikiyatrlara) ücret vermeye raz? olurlar.
    Bunun bize f?s?ldad?ğ? gerçek ise şudur: ?nsanlar konuşmaya ihtiyaç duymazlar. ?nsanlar?n as?l ihtiyac? “anlaş?lmak”t?r (Konuşmak onun vas?tas?d?r). ?nsan konuştuğunda değil, anlaş?ld?ğ?nda varl?ğ?n?n çoğald?ğ?n? hisseder. Anlama kapasitesine sahip iyi bir dinleyicinin önemi de işte bu noktada ortaya ç?kar.

    ?yi bir dinleyici nas?l olunur?

    ?Y? B?R D?NLEY?C? olman?n ilk şart?, kişinin öncelikle kendisini dinleme yeteneğine sahip olmas?d?r. Bu alanda kendini ne kadar geliştirmişse, karş?s?ndaki insan? da o kadar iyi dinler ve anlar. Başka bir ifadeyle, karş?m?zdaki kişinin konuşmalar?n? kendi bilgimizin ötesinde anlayamay?z. Anlama kapasitemiz, her şeyden önce, kendi çap?m?zla ilgili bir şeydir. Bu hâl, Mevlana Hazretlerinin meşhur deyişini akla getiriyor: “Bir okyanusu kovaya boşalt?rsan?z, kova cürmü kadar?n? al?r.”
    Gelgelelim, insan?n “kalp kovas?” başka kovalara benzemez. Bu kova öyle olur ki koca bir okyanusu değil, tüm masivay? (yarat?lm?ş her şeyi) içine alabilir. Yeter ki kişi Rabbini bilmek suretiyle kendisini bilebilsin. Zira Rabbini bilen bir insan, mahlukât?n her türlüsüne kucak açabilecek bir “kalp genişliği”ne kavuşur. Onun nazar?nda varl?k, böylece bir bütünlüğe ulaş?r. Şeytan dahi bu bütünlük alg?s? içinde kendisinin anlaş?labileceği bir makama sahip olur. “Ülke d?ş?na” değil, en fazla ayn? düzlemin “karş? kutbuna” gönderilir.
    Eğer dinleyenin kalbi bu seviyeye ç?kmad?ysa veya kalp ülkesi bu s?n?rlara kadar genişlemediyse, konuşmac? istediği kadar konuşsun. O, bu ülkenin s?n?rlar?ndan içeriye giremez. Dolay?s?yla konuşan, dinleyen taraf?ndan gerçek anlamda anlaş?lamaz. Anlaş?lamad?ğ? için de, maalesef hakiki bir iletişim gerçekleşmemiş olur.
    O halde iyi bir dinleyici olman?n esaslar?ndan birini şu şekilde ifade edebiliriz: ?yi bir dinleyici, Rabbinin lutfettiği şefkât nazar?yla bakabilen ve konuşan? o nazarla dinleyebilen kişidir. Günümüz iletişim uzmanlar?n?n ?srarla üzerine vurgu yapt?ğ? “empati gücü”nün as?l kaynağ? da, işte bu ilâhî sevgi ve şefkat nazar?d?r.

    ?yi bir konuşmac? nas?l olunur?

    ?Y? B?R KONUŞMACI olman?n yolu da, yine iyi bir dinleyici olmaktan geçer. Çünkü iyi bir dinleyici konuştuğu zaman, karş? tarafla empati kurma yeteneği olduğu için, “muhatab?na göre” konuşur. Muhatab?na göre konuşmak, iyi bir konuşmac?n?n olmazsa olmaz şart?d?r.
    Fakat buradaki “muhatab?na göre” konuşma, halk aras?nda sözü edilen “nabza göre şerbet vermek” deyişinde olduğu gibi karş? taraf? ikna etmek ad?na lafa yalan dolan kar?şt?rmak demek değildir. Gerçekten “muhatab?na göre” konuşmakt?r.
    Söz gelimi, bir gence hiç cehennemden bahsetmeyip sadece cennetin güzelliklerinden bahsetmek, muhataba göre konuşmak olmaz. Çünkü genç, kendisinin dahi kontrol edemediği taşk?n duygular?yla tecavüz etme eğilimindedir. Bu eğilimi bilen bir konuşmac?, gence onun hâline uygun şekilde cehennemin ikaz edici hususlar?ndan bahseder. Böylece onun kendisini kontrol etmesine yard?mc? olur.
    Ayn? şekilde bir çocuğa da cehenneme vurgu yaparak konuşmak muhataba göre konuşmak değildir. Cehennem vurgusu, çocuğun narin ruhunda henüz kald?ramayacağ? bir yüktür. Ona cennet müjdeleri ve tesellileri laz?md?r. Çocuğu muhatap alarak konuşmak bu müjde ve tesellilerden bahsetmekle olur.
    Sonuç olarak, ister dinleyici ister konuşmac? rolüyle olsun iyi bir iletişimci, muhatab?n? dikkate alan, onunla empati kurabilecek bir iç derinliğine (ferasete) sahip olan ve neticede muhatab?n? anlayabilen birisidir. Muhatab?nda anlaş?lma hissi yaşatamayan bir iletişimci, iyi bir iletişim kuramam?ş demektir. (Daha önce değinmiştik: ?letişimden maksat “anlaş?lmak”t?r.)
    ?yi bir iletişimci (Bu kelimeyi en geniş anlam?yla kullan?yorum), varl?ğ?n en alt düzeyinden en üst düzeyine kadar her türlü mahlûk ile iletişim kurabilir. Yeri gelir, gözüne ilişen bir bitkiyle iletişime girebildiği gibi, yeri gelir insanlar?n en seçkinleriyle de kalp kalbe konuşabilir. Çünkü o, varl?ğ?n hiyerarşik mertebelerinden (taş, bitki, hayvan, beşer, insan, halife-i arz…) geçmiş, yukar?lara t?rmanm?şt?r. Aşağ? mertebelerde nelerin yaşand?ğ?n?, nelerin hissedildiğini, nelerin sorun edildiğini bilir. Büyük zâtlar?n, karş?s?ndaki muhatab?n?n içinden geçirdiğini bilmesi de bu cümledendir.

    Bediüzzaman’dan
    iletişim örnekleri

    ÇEVRES?N? çizmeye çal?şt?ğ?m?z bu yaklaş?m içinde bakt?ğ?m?z zaman, Bediüzzaman Said Nursi’de say?s?z parlak iletişim başar?s? örneklerine şahit olabiliriz.
    Söz gelimi, ahirete iman, dinimizin temel rükünlerinden biridir. Pekçok ?slâm âlimi bu konuyu “ebedî saadet” çerçevesinde ele alm?şt?r. Bediüzzaman da, ahirete iman?n ebedî saadete giden yol olduğuna değinmiştir elbette. Ama o, bunun yan? s?ra, karş?s?ndaki muhataplar?n?n dünya saadetiyle de yak?ndan ilgili olduklar?n? bildiği, onlarla bu noktada empati kurabildiği için, ahirete iman?n “dünya saadeti”nin de bir numaral? lâz?m? olduğunu göstermiştir Nur Risalelerinde. Ve bu bak?ş aç?s?yla, ahirete iman?n şu dünyada toplum hayat? içinde huzur ve mutluluk reçetesi olduğunu başar?yla izah eden Üstad, çocuklar?n ahirete iman?n bir cüzü olan cennet fikriyle teselli olabilecekleri, gençlerin yine ahirete iman?n bir parças? olan cehennem fikriyle terbiye olacaklar?, eşlerin ise ancak ahirete iman?n verdiği ebedi bir hayat fikriyle gerçekten samimi olarak birbirlerini sevebileceklerini (yaşland?klar?nda da birbirlerine “ebedi refikas?” nazar?yla bakabileceklerini) aç?klam?şt?r.
    Yine, Üstad’?n “daire d?ş?”nda olan insanlarla iletişiminde de pekçok parlak örneğe rastlamak mümkündür. Meselâ kendisi bugünkü anlaş?ld?ğ? şekliyle milliyetçilik hakk?nda çok da olumlu bir kanaat taş?mad?ğ? (bunun Avrupa menşeli bir frenk illeti olduğunu düşündüğü) halde, milliyetçiler ile iletişim kurduğunda onlara “Milliyetçiliği b?rak?n?z” dememiştir. Bunun yerine, “Ey Türk Kardeş! Senin milliyetin ?slâmiyetle imtizaç etmiş; ondan ayr?lmas? mümkün değil. Ay?rsan, mahvolursun. Bütün senin geçmişteki gurur duyduğun şeyler ?slâmiyet defterine geçmiş. Bunlar?, zemin yüzünde hiçbir kuvvetle silinmediği halde, sen şeytanlar?n vesveseleriyle, desiseleriyle kalbinden silme,” demiştir. Üstad böyle demekle, kendi düşüncesinden geri ad?m m? atm?şt?r?
    Elbette hay?r. Burada iki şeyi birbirinden ay?rmak lâz?md?r: Üstad, herhangi bir konuyu teorik düzeyde kendi iç dünyas?nda (hakikatin yüksek hat?r? ad?na) en çetin “k?stas”lara tabi tutarak irdelemiştir; buna kendi gücü yetecek düzeydedir. Fakat, ayn? konuyu bir başkas?na anlat?rken muhatab?n “alg?lama düzeyi”ni dikkate alm?şt?r. Söz gelimi, “Ey Türk Kardeş! Bu milliyetçilik fikrini b?rak” dese, dinlenilmeyeceğini biliyordu. Çünkü milliyetçilikteki (onun ifadesiyle) “gafletkârâne lezzet ve şeametli kuvvet”in yerine iman lezzeti ve imandan gelen kuvvet konulmadan, hiçbir milliyetçi, milliyet fikrinden vazgeçmezdi. Ona öyle bir şey demek lâz?md? ki, hem kutsal sayd?ğ? fikrine doğrudan ilişilmiş olmas?n, hem de hakikate doğru ad?m atmas?na yard?mc? olunsun. Üstad’?n yapt?ğ? da tastamam buydu. Hem hakikati hem de muhatab? incitmemek!
    (Burada hakikat de incinmemiştir, çünkü Üstad’?n “müsbet milliyetçilik” diye ifade ettiği fikirle anlatmak istediği, ?slâmiyet şemsiyesi alt?na girmiş bir milliyetçilik anlay?ş? idi).
    Bediüzzaman’?n parlak iletişim başar?lar?na bir başka örnek, mahkemelerde veya siyasilere yönelik yapt?ğ? konuşmalarda kendisini gösterir. “?nsanlar? çevresine toplayarak bir çeşit gizli örgüt kurduğu ve toplumsal huzuru ve asayişi bozduğu” şeklinde asl? astar? olmayan iddialar karş?s?nda, Üstad k?z?p öfkelenip sald?rgan bir üslup içinde kendisini kaybetmediği gibi, yine k?zg?nl?kla küserek içine de kapanmam?şt?r. Bunun yerine mutedil bir çizgide çok başar?l? bir iletişim kurmuştur. Bir yandan “Mahkeme niyete değil ele bakar” gibi ölçülerle yarg?ç ve savc?lara adaleti ders verirken, öte yandan eğer gerçek maksat asayis ve huzur ise bunu pratik hayatta Risale-i Nurlar? okuyarak onu kendisine rehber edinenlerin gerçekleştirdiğini (bu kişilerin kay?tl? suçlarda isimlerinin olmad?ğ? delilinden hareketle) ifade etmiştir.
    Yine, Üstad’?n parlak iletişim başar?lar?ndan birisi de, Nur Risaleleri’nde görülen “terbiye metodu”dur. Eski devirlerde âlimler, etraf?ndakileri nefis terbiyesi ad?na azarlard?. “Nefsinin arzular?na boyun eğen şahsiyetsiz adam!” “Bayağ? zevklerin kölesi iken nas?l Rabbine köle olduğunu iddia ediyorsun?” gibi son derece sert ifade ve ithamlar kullanarak, onlar?n aş?r?l?klar?n? terketmesine ve doğru yola girmelerine çal?ş?rlard?. Elbette bunda, o devirlerde ?slâm’a ve âlimlere sayg?n?n yerleşik olmas?n?n rolü de vard?. Dine doğrudan hücumlar?n olduğu ve nefisperestliğin alabildiğine at koşturduğu bu zamanda ise, böyle bir metodun işe yaramayacağ?n? Bediüzzaman, hepimizden çok daha iyi gördü. O bak?mdan, muhataplar?n?n kalbine onlar?n nefislerini karş?s?na almadan ulaşman?n hem şefkâtli hem de ak?ll?ca bir yolunu buldu: “Bil, ey nefsim!”
    Üstad’?n terbiye metodu, “Bil ey nefsim!” metoduydu. O, söylediklerini ilk ve en önce kendi nefsine söyledi. Doğrusu, nefsi şişkin muhataplar?n? daha baştan kaybetmemek için bundan daha iyi bir iletişim dili bulunamazd?. Bu noktada Üstad o kadar dikkatli idi ki, muhataplar?na hitap ederken bile, “…anlamak istersen, şu temsilî hikâyeciğe bak, dinle!” demeyi uygun gördü. “…Anlamak istersen” ibaresiyle muhatab?n?n ihtiyar ve iradesine sayg? göstermesi, onun muhatab?na şefkatinin; ve hakikati boşluğa değil, bir muhataba anlatt?ğ?n?n ne kadar şuurunda olduğunun çarp?c? bir delilidir.
    Asl?nda Nur Risaleleri’nin tamam? da, bu aç?dan bak?ld?ğ?nda, parlak bir iletişim başar?s? olarak görülebilir. Belki de Üstad’?n en büyük iletişim başar?s?, Nur Risaleleridir dense yanl?ş olmaz. Zira Kur’ân âyetlerinin anlaş?lmas? için yaz?lm?ş bir tefsir çal?şmas? olarak tarif edilebilecek olan Nur Risaleleri, kelam ilmi s?n?rlar? çerçevesinde kaleme al?nm?ş standart bir tefsir değildir. Hâlbuki Üstad o türden bir tefsir yazabilecek bir âlimdi. Nitekim Doğu Cephesi’nde Rus ve Ermeniler ile savaş?rken savaş meydan?nda talelebesine kaleme ald?rd?ğ? ?şarat’ül ?caz adl? yar?m kalm?ş bir tefsir çal?şmas?na başlam?şt?. Sonradan o çal?şmas?na dönebileceğini düşünürsek, Üstad’?n bilinçli bir şekilde o tefsir çal?şmas?n? tamamlamad?ğ? da söylenebilir. Acaba neden o çal?şmas?na devam etmedi de, Nur Risalelerini yazd??
    Bunun değişik aç?klamalar? olabilir. Ama akla gelen en mant?kl? aç?klama şudur: Standart tefsir çal?şmalar?n?n hiçbirinde muhatap öncelikle dikkate al?nmaz. Standart tefsir çal?şmalar?n?n esas muhatab?, bizzat ilimdir. O çal?şmalar?n al?c?lar? da ancak o ilim düzeyine ç?karak o eserden istifade ederler. Bediüzzaman Said Nursi ise, belki de ilmin en yüksek derecedeki eseri olan bir tefsir çal?şmas?n? bile, muhatab?n?n anlay?ş ve alg?lama seviyesine indirmeyi, iletişim kuruyor olman?n en başta gelen şart? olarak gördü. Ve Nur Risaleleri’ni bu anlay?ş çerçevesinde kaleme ald?. Allah en iyisini bilir.
    Üstad’?n parlak iletişim başar?lar? elbette burada sözü edilenlerle s?n?rlanamaz. Bu konuda daha pek çok örnekler sunulabilir. Ama bu kadar? bile, herhalde onun başka büyüklükleri yan?nda ayn? zamanda ne kadar büyük bir “iletişim üstad?” olduğunu da göstermeye yeterlidir. ?letişimin inceliklerini ve s?rlar?n? keşfetmek isteyenlere duyurulur! ömer bald?k .....
    Konu MuhammedSaid tarafından (26.05.07 Saat 00:50 ) değiştirilmiştir.
    "giriftarım sevdaya sevilmeyi bilmeden, ülfet umar dururum efkara yenilmeden... zevrak-ı derunumda pusulalar del'olur..."

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İletişim Kazası
    By Abdulbaki in forum Eğitim
    Cevaplar: 18
    Son Mesaj: 10.02.09, 17:43
  2. Aile İçi İletişim
    By sbs kurbanı in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.10.08, 19:01
  3. Bir İletişim 'Üstad'ı
    By slim in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.10.08, 20:57
  4. İletişim Bu Olsa Gerek.
    By yasemenn in forum Mizah
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 12.03.08, 17:34
  5. Forumda İletişim...
    By hüsnüzanlamemur in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.11.07, 21:32

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0