+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: "Öteki" Yanımıza Ayna Tutan Adam: Said Nursi

  1. #1
    Dost semair - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesajlar
    42

    Standart

    ?MAM Ş?BL?’YE soruldu: “Bu yolda size kim k?lavuzluk etti?”
    “Bir köpek!” dedi. “Bir dere kenar?nda duruyordu fakat neredeyse susuzluktan ölmek üzereydi. Su içmek için dereye eğildiğinde, sudaki aksini başka bir köpek san?p korkuyla geri çekildi. Birkaç kez gidip geldi böylece. Susad?, suya koştu. Korktu, kaçt?, yine susad?. Sonunda susuzluğu öyle bir noktaya geldi ki, korkusunu unutup suya dald?. Suya kafas?n? dald?r?r dald?rmaz diğer köpek kayboldu.”
    Köpekle arzusu aras?ndaki engel yine kendisiydi. Kendisini kendi yolundan çekmesi gerekti. Göze ald?ğ?nda, engel aradan kalkm?ş ve arzusuna ulaşm?şt?. Ben de önümdeki engelin yine kendi nefsim olduğunu öğrenince onda kurtuldum. ?şte böylece yolumu bana bir köpek gösterdi.”
    ?mam Şiblî’nin bu güzel meseli, Risale-i Nur’un özellikle Sözler’de belirginleşen öğretim usulünün ipuçlar?n? veriyor. Birinci Söz’den başlayarak ‘iki adam’ üzerine kurgulanm?ş hikâyeler okuyucuyu her defas?nda “sudaki sûreti” ile yüzleştirir. “Bil ey nefsim,” hitab? ise, hikayenin çözümlenmesi aşamas?nda, Onuncu Söz’de ima edildiği gibi, ‘sûret’ten ‘hakikat’e geçişte, insan? ‘kendilik engeli’ ile, yani nefsi ile karş? karş?ya getirir. Birinci Söz’de, sudaki aksimizin ilk simas?yla tan?ş?r?z. “Mağrur”uzdur; ‘kendimizi kendimize malik’ bilerek, ‘kendi baş?m?zaym?ş?z’ zannederek aldanm?ş?zd?r. Elimizin asla erişeyemeceği s?n?rs?z ihtiyaçlar içindeki, elimizle karş? koyamayacağ?m?z nihayetsiz düşmanlar ortas?ndaki sûretimizi görünce, gurur ayinesinden yans?yan ‘ene’miz dağ?l?r. Benliğin kabuklar? k?r?l?r. Kaybedecek bir şeyimiz olmad?ğ?n? anlad?ğ?m?zda, aldat?c? sûretimizi yeneriz. ‘Hakikat’e giden yolda ‘sûret’ten kurtuluruz. Sûreti hakikate engel değil araç eyleriz. “Mağrur” nefsimiz, şu dünya çölünde bir “seyyah”t?r. Nihayetsiz aczi ve fakr?, nefsin kendini ayr?k ve özgür bir birey olarak tan?mlayacak s?n?rlar? ortadan kald?r?r. Varoluşun dokusu içinde, kendiliğinden varolan değil, başkas? taraf?ndan nakşedilmiş, takdir edilmiş, s?n?rlar? çizilmiş bir motif olarak yer ald?ğ?n? farkeder. Hadsiz aczi ve fakr?na karş?l?k, nihayetsiz düşmanla çevrili, nihayetsiz ihtiyaç içinde oluşu, varoluş dokusu içindeki yerini iyice derinleştirir, başka herşeyle ayn? zemine iner. Art?k, kendini kat?laşt?racağ?, taşlaşt?racağ? bir şablondan ya da kal?ptan da mahrum eder. Kendini sadece, varoluş içinde bir motif olarak, yerine raz? olduğunda, ötesini istemediğinde, başkas? ad?na var olduğunu kavrad?ğ?nda tan?mlamaya başlar. Bir anlamda yokluğunda varl?ktan pay al?r.
    Şimdi tekrar, ?mam Şiblî’nin köpeğinin ilk korkusuna dönersek, Sözler’i okurken biz de ayn? korkuyla yüzümüze çarpan görüntüden kaç?yoruz. Kendimizi “iki adam”dan “iyi” olan?n?n yan?na ya da yerine koymaya hevesleniyoruz. Sözler’in ayinesinde yans?yan, “mağrur,” “hodbin,” “bedbaht,” “acemi,” “nefisperver,” “ayyaş,” “tenbel,” “ahlaks?z,” “serseri,” “sersem” ve “hain” sûretli görüntümüz bizi ürkütüyor. Hemencek, “mütevaz?,” “hüdabin,” “bahtiyar,” “muallem,” “vazifeperver,” “iyi huylu” ve “emin” s?fatlar?n?n gölgesinde kendimizi avutup, suya atlamaktansa, k?y?da kalmay? yeğliyoruz. Sözler’in içine dalmak için, nefsimizin as?l sûretiyle yüzyüze gelmeyi göze almak gerekiyor. Oysa, Sözler yazar?, zaten “Bil ey nefsim!” diyerek, gideceğimiz yeri baştan gösteriyor. ?lk hamlede yüzyüze geldiğimiz suretlerden korkmazsak, hakikate erişebiliriz. Yoksa, Sözler’in k?y?s?nda, susuz ve Söz’süz kala kal?r?z.

    Sözler yazar?, yine de, bu çetin yüzleşmeye şefkatle çağ?r?r bizi. Bunun için, benim görebildiğim en az iki metodik çözümleme sunar. Birincisi, Sözler’de hakim olan üslupta görüldüğü gibi “mesel” kullan?r. Meselleme, modern psikiyatrinin de ideal bir çözümleme arac?d?r. Hastan?n ego direncini k?rmakta zorlanan psikoterapistler, zaman zaman bir başkas?n?n hikayesini anlatarak hastan?n alg?lama alan? içine nüfuz ederler. Bir başkas?n? ilgilendiriyormuş gibi paylaş?lan mesel, kişinin zihnine direnç görmeden girdikten sonra psikoterapist, kap?y? adeta “içeriden” açar. Meselin muhakemesini benimseyen hasta, bilinçli olarak karş? koysa da, bilinçalt?nda ikna edilmiş ya da en az?ndan kendi alg?s? d?ş?nda tutarl? bir gerçekliğin varl?ğ?n? kabullenmiş olur. Sözler’deki “temsilî hikayecikler” de, k?r?c? olmayan, ancak direnme f?rsat? da vermeyen, derinlemesine nüfuz eden bir ikna kap?s? açar okuyucuya. Art?k, karş?m?za aniden ç?kan nefsin “sûret”ini sözle itiraf edip etmemek bize kalm?şt?r. ?kinci şefkat yüklü yaklaş?m, işte tam burada imdad?m?za yetişir. Yazar, en evvel kendi nefsinin sûretini ifşa eder: “?şte, ey mağrur nefsim, sen o seyyahs?n.” (San?ld?ğ?n?n aksine, yazar burada “tevazu yap?yor” değildir. Zaten “tevazu”nun yap?s? tevazuyu bir şekilde üretmeye, inşa etmeye, planlayarak yapmaya izin vermez. Tevazu, niyetsiz gelir, o kadar.) Sözler yazar?, burada kendi nefsinin sûreti ile yüzleşir. Bunu bizim ad?m?za yapmaktan önce kendi ad?na yapar. Hatta sadece kendi ad?na yapar. Nefsiyle yüzleşmesi sahicidir. (Ancak, bu bize “Said Nursi mağrurmuş” gibi hükümler ç?karma hakk? vermez. Her şah?s, birinci tekil şah?s olarak, öznesi kendisi olan bu türden cümleler kurabilir, kurmal?d?r. Bu hüküm, insan?n içe doğru, enfüse doğru bak?ş?yla ilgilidir ve kendini ?slah etmeye, onarmaya yöneliktir. Oysa, başkas?n?n “mağrur” olduğunu bilmek, hiçbir içgörü f?rsat? sağlamad?ğ? gibi, onar?m/?slah çabas? başlatmaz.)
    Ancak, Sözler yazar?n?n nefsiyle yüzleşmesinin sadece kendi ad?na olmas?, bizce örnek al?nmas?n? engellememeli de. “Tevazu yap?yor” gibi bir yaklaş?m yüzünden bu örneği ?skalamazsak, bir başkas?n?n nefsiyle yüzleşmesini izleyerek, korkmadan, ürkmeden, çekinmeden kendi nefsimizle de tan?şman?n yolu kolayca aç?l?r. Zaten, meselle duygular?m?zda karş?l?ğ?n? bulmuş olan “sûret”lere, diklemesine bakabildiğimizde, susuzluktan ve Söz’süzlükten kurtulabiliriz. Ard?ndan itiraf gelir, onun ard?ndan istiğfar ve onun da ard?ndan belki “nefsin tezkiyesi” gerçekleşir.
    Nefsimizi tezkiye edip temizlemek için, ?mam Şiblî’nin köpeği gibi, sûretimizin yans?d?ğ? suya dalmaktan korkmamal?. Garip ki, nefsimizi temize ç?karacak suda her zaman nefsin “kirli sûret”i görünür olacakt?r. Zaten, nefsin temize ç?kar?lmas? da, nefsi “kirli” bilmekten geçmiyor mu?
    Öyleyse, sudaki ve Söz’deki “sûret”lerle yüzleşmeyi göze alal?m. “Diğer adam”dan böylece kurtulabiliriz. senai demirci ....
    Konu MuhammedSaid tarafından (26.05.07 Saat 00:49 ) değiştirilmiştir.
    "giriftarım sevdaya sevilmeyi bilmeden, ülfet umar dururum efkara yenilmeden... zevrak-ı derunumda pusulalar del'olur..."

  2. #2
    Vefakar Üye nurefsun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2007
    Bulunduğu yer
    Samsun
    Mesajlar
    339

    Standart

    yaa çok güzel bir yaz?ym?ş,sena i demircinin kalbimizi yeniden yazmak ad?nda da kitab? var ya oda çok güzel,Allah raz? olsun paylaşt?ğ?n için...
    Konu MuhammedSaid tarafından (26.05.07 Saat 00:50 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  2. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  3. Dua Eden Adam Anlar ki "Birisi Var"
    By elff in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.03.08, 13:34

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0