+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: 'En Gür Sada İslamın Sadası Olacaktır!'

  1. #1
    Vefakar Üye Yeni Said - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2007
    Mesajlar
    342

    Standart

    DÜNYA ?SLAM’A KOŞUYOR

    “Ümitvar olunuz.Şu istikbal inkilabat? içinde en yüksek ve gür sâdâ, ?slam’?n sâdâs?” olacakt?r.” Bediüzzaman

    ...Bir sözün değeri söyleyen kişi kadar, söylenen zaman, içinde bulunulan şartlar ve fiili durum ile de değer kazan?r. Mesela yukar?daki söz -aşağ?da vereceğimiz misallerle de anlaş?lacağ? gibi- şimdi söylenseydi, malumu ilam kabilinden olurdu.Halbuki bu müthiş söz, 20.asr?n başlar?nda, ?slam âleminde y?k?şlar?n y?k?l?şlar? takip ettiği, ümitlerin sönmeye yüz tuttuğu, ?slam’?n bülbülü dev şairlerin viranelerin yasç?s? baykuşlara döndüğü, ?slam’?n kaderi hakk?nda “Zaman ahirzamand?r, gün günden beter gelecek” kehanetlerinin ortal?kta gezdiği, topyekün ?slam coğrafyas?nda

    “Kendi feryad? ancak ses veren feryad?na.
    Kimseler yok, aşinadan büsbütün hâli diyar.
    ‘Nerde yaran?m?’ diyorken, bülentavaz ile
    ‘Nerde yaran?m?’ diyor vadi, beyaban, kuhisar.” (Akif)

    m?sralar?nda resmedilen bir garip yaln?zl?ğ?n okunduğu ac?kl? günlerde, ümid denilen soyut hayat iksirinin nurani bir bedende somutlaşmas? demek olan bir büyük adam taraf?ndan, feleğin rağm?na olarak, zaman?n ruhuna üflenmiş büyük bir müjdedir.

    Yine ayn? dönemlerde kaleme ald?ğ? Muhakemat adl? şaheserinde de ?slam’?n bu aziz evlad? şu enfes tespiti yapacakt?r: “Hak neşvü nema bulacakt?r.Hem de itikad?md?r ki,istikbalde hüküm sürecek ve her k?tas?nda hakim-i mutlak olacak yaln?z hakikat-? ?slamiyettir.”

    Hem yine o müjdelememiş miydi ileri de Asya’n?n ?slam’?n parlayan eline teslim olacağ?n?,o s?rada esarette olan Türkistan, Kafkaslar, M?s?r, Pakistan gibi devletlerin bağ?ms?zl?klar?n? kazanacaklar?n??...

    Evet o gün görülen rüyalar? biz bugün tabiri ç?km?ş olarak görüyoruz.?nşallah yeryüzünde bar?ş?n, huzurun, müsamaha ve hoşgörünün,gönüllerin cümbüşünün hükümferma olacağ? günler de yak?n.Nereden mi biliyorum?Bu kavramlar?n hepsini ihtiva eden ?slam’?n, insanl?ğ?n kaderine hakim olacağ? müjdesi var da ondan...

    ?şte size birayet, birhadis ve de müjdeli baz? haberler:

    *** “ O, (Allah)Resulünü hidayet ve hak dinle gönderdi ki, müşrikler istemese de onu, bütün dinlerin üstüne ç?kars?n. (Saf, /9)

    ***?bn-i Hibban’?n sahihinde bildirdiği bir hadis-i şerif: “Öyle bir gün gelecek ki, bu din gece ile gündüzün ulaşt?ğ? her yere mutlaka ulaşacak ve girmediği ev kalmayacakt?r.”

    Şimdi de ümidlerimize fer verecek baz? haberleri nakledelim:

    *Dünya kiliseler birliği 1997 y?l?na ait dünya kiliseler kitab? adl? y?ll?ğ?nda 21.asr?n ilk çeyreğinde yeryüzünde ?slam’?n birinci s?raya oturacağ?n? haber vermektedir.

    *ABD’de 2000 y?l?nda yap?lan başkanl?k seçimlerinde Reform partisinden başkan aday? olan Pot Buchanan Death of the West(Bat?n?n ölümü) ad?yla yay?nlad?ğ? ve siyasi çevrelerde şok tesiri yapan kitab?nda şu tespitleri yap?yor: “Gerçek şu ki,Nazizmi,Faşizmi,Kominizmi ve Japonlar?n askeri ruhunu yok etmemiz gibi,?slam’? yok edemeyiz.Bu mümkün değil.Çünkü ?slam 1400 seneden bu yana ayakta kalabildi ve bugün de 57 ülkenin inanc?na hakim durumda ve onu yenmek mümkün değildir.”

    “?slam’? hafife almay?n, çünkü o, Bat?da en h?zl? yay?lan dindir. Ve dünya genelinde H?ristiyanl?ğ? geçmiş durumdad?r. Bunu durdurman?n da hiçbir çaresi yoktur.”

    *Kanada’l? araşt?rmac? ve Ortadoğu uzman? Danyal Baybis, El Müctemia adl? Arapça dergide yay?nlanan bir makalesinde şöyle yazmakta: “?slam, başta Bat? ve Afrika olmak üzere bütün dünyada h?zla yay?lan,istisnai bir güce sahip ve mensuplar?n? cezb eden bir dindir.”

    *Frans?z Genelkurmay?n?n stratejistlerinden General Pierre Gallois Allah’?n güneşi bat?y? kör ediyor(La soleil d’Allah aveugle L’occident) ad?yla yay?nlad?ğ? kitab?nda şu hükme var?yor: “Bütün iç sars?nt?lar?na rağmen ?slamiyet Bat? âlemine hâkim olacakt?r.” Bu tespit bana, ünlü ?ngiliz yazar Bernard Shaw’?n şu sözünü hat?rlatt?: “Ben, Müslümanl?ğ?n,yar?n?n Avrupas? için mutlaka kabule değer olacağ? kanaatindeyim.Asl?nda Avrupa ,çoktan Müslümanl?ğ? kabule değer bulmaya başlad? bile.”

    *ABCNEWS COM’da yay?nlanan bir haberde şöyle deniliyor: “1 milyardan fazla insan?n kabul ettiği ?slam, dünyan?n en h?zl? büyüyen dini.”

    *Haziran 2001’in ilk haftas?ndaki bask?s?nda ?slam’? kapak yapan Alman Der Spiegel dergisi “Hz.Muhammed’in gücü” başl?ğ? alt?nda yay?nlanan 20 sayfal?k yaz?da “Hiçbir din,dünyada ?slam kadar h?zl? yay?lm?yor,?slam hoşgörü dinidir.Hz.Muhammed’in(asm) Medine’de haz?rlad?ğ? anayasada tüm insan haklar?na yer veriliyor” ifadelerini kullanan dergi, ?ngiliz felsefe profesörü Ernes Gellner’in şu sözlerini öne ç?karm?ş: “?slamiyet dinden çok daha fazla bir şey...Allah’?n dünya için öngördüğü bir toplum düzeni tasar?s?d?r.”

    * ABD’de 4 kuruluşun ortaklaşa yapt?klar? bir araşt?rmaya göre ABD’de her sene 20 bin kişi ?slam? seçmekte.Sadece Newyork’ta bünyesinde mescit aç?lan lise say?s? yetmiş beşe ulaşm?şt?r.

    *23 Ekim 2001 tarihli Newyork Times’in haberine göre 11 Eylül hadisesinden sonra ABD’de ?slam’a girenlerin gündelik ortalamas?nda 4 kat art?ş meydana geldi.*Roterdam Avrupa’n?n kültür başkenti dairesi Başörtüsünü Avrupa’n?n kültür sembollerinden biri kabul etti.

    *Rusya’daki ?slam’?n inkişaf? da baş döndürücü şekilde.Rus araşt?rmac? Damir Hayrvitindov bunu şöyle özetliyor: “Son beş yüzy?ldan bu yana Rusya’da ?slam dinine bu kadar ilgi duyulmam?şt?r.” Din işleri uzman? Aleksi Maleşinko da 1-12-2001 tarihli Frans?z Le Monde gazetesine yapt?ğ? aç?klamada şunu ifade ediyor: “?statistikler 15 sene içinde 150 milyonluk Rus halk?n?n üçte birisinin Müslüman olacağ?n? gösteriyor.”

    Evet sunduğumuz bu ümid buketi de gösteriyor ki, Dünya ?slam’a muhtaç, dünya ?slam’a mecbur...Ah bir de biz gölge yapmasak...Bu gidişat? yanl?ş hareketlerimizle,radikal söylemlerle,sertliklerle geciktirmesek...Şu an ?slam’? temsil,tebliğin önüne geçmiş durumda...Bir gayr-i müslimin bir camide bizden göreceği şefkatli bir tebessüm o kadar önemli ki.Bak?n Ernest Renan ne diyor: “Bir mescide girip de, içten etkilenmediğim ve hatta diyebilirim ki, Müslüman olmad?ğ?ma hay?flanmadan ç?kt?ğ?m olmam?şt?r.”

    Şunu da unutmayal?m.T.W. Arnold’un ?slam’?n intişar? tarihi adl? eserinde dediği gibi: “?slam en büyük insanl?k kazan?mlar?n? siyasal gücünün en zay?f olduğu zamanlarda ve mekanlarda gerçekleştirmiştir.” Şimdi tam böyle bir zaman. Zaman fisebillah ?slam’a hizmet zaman?...

    Yaz?m?z? Asr?n düşünürün sözleri ile noktalayal?m: “Eğer biz ?slam ahlak?n?n ve iman hakikatlar?n?n güzelliklerini fiillerimizle gösterir isek sair dinlerin tabiileri elbette cemaatlerle ?slamiyet’e dehalet edecekler.”

    YARARLANILAN KAYNAKLAR
    1-Dünyada ?slam-Ahmet Altun-Cihan yay?nlar?-2002
    2-Bediüzzaman’dan çözümler-Prof. ?brahim Canan-Nesil yay?nlar?
    3-Hüzmeler ve ?ktibaslar-M. Fethullah Gülen-TÖV yay?nlar?-1997
    4-Yokluğunda Düşülmüş Notlar-Mustafa ?slamoğlu-Denge yay?nlar?-2000

    Salih Okur
    http://www.cevaplar.org/index.php?kh...id=3161&menu=1
    Alıntı ahmetmustafa Nickli Üyeden Alıntı
    Allah raz? olsun kardeşim, güzel olmuş.


    "?nsanlar? canland?ran emeldir, öldüren yeistir."

    Konu MuhammedSaid tarafından (26.05.07 Saat 01:07 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart Perşembe geceleri kilisede ezan okunuyor



    PERŞEMBE GECELERİ KİLİSEDE EZAN OKUNUYOR

    Kültürlerarası Araştırmalar ve Dostluk Vakfı Başkan Yardımcısı Şemsettin Türkân Amerika’da Sufi İslâmiyet Ruhaniyat Society’nin başkanı olarak Rahime Hanım’ın Kiliseyle anlaşarak Perşembe geceleri kilisede zikir çektiklerini ve ezan okuduklarını ifade ettiğini söyledi.

    KİLİSE’DE EZAN…


    Dünyanın dine yöneldiği, Türkiye’de ise dine karşı olan çevre açısından bile İslâm’ın kültürel olarak öğrenilmeye başlandığı bir döneme girileceği analizleri yapılıyor. Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Özkök, önümüzdeki 30-40 senenin din yılı olacağı bunun için Hürriyet Gazetesine inanç editörü alacaklarını söyledi. Biz de dünya çapında yapılan organizasyonları yakından takip edip, bu ortamlarda İslâm’ın mesajını iletmeye çalışan Kültürlerarası Araştırma ve Dostluk Vakfı Başkan Yardımcısı, Uluslararası Sivil Toplum Kuruluşları Konseyi Genel Sekreteri Şemsettin Türkân’la konuştuk Türkân İslâmî cemaatlerin uluslararası toplantılarda büyük hizmetler yapabileceğini söylüyor ve bu açığın bir an önce kapatılması gerektiğini vurguluyor.

    Dünya çapında düzenlenen organizasyonları yakından takip ediyorsunuz. Sizce Müslümanlar bu tür organizasyonları yeterince değerlendiriyor mu?

    Müslüman camianın böyle zeminlerde çok zayıf kalması beni tahrik etmiştir. Batının kendi kültürünü medya ve değişik kanallarla dünyaya empoze ettiği, insanların maruz kaldıkları dertler karşısında arayış içinde olduğu bir dönemde İslâm’ın denenmemiş reçetelerinin bu tür zeminlerde gündeme getirilmemesi beni kamçılamıştır.

    Müslüman camiada, ‘Biz ne yaparsak yapalım güçlü olanlar söylediklerini yaptırır’ gibi bir anlayış var. Siz buna katılıyor musunuz?

    Ben öyle düşünmüyorum Bediüzzaman “Arı su içer bal yapar, yılan su içer zehir yapar” diyor. Bizim vazifemiz müsbet olanı insanlığa göstermektir. Her Nemrut’un karşısında bir İbrahim (as), her Firavunun karşısında bir Musa (as) olmuştur. İnançsızlık ve ahlâksızlığın insanlığı kasıp kavurduğu şu çağda elimizdeki alternatif mesajı gizli komitelerin rağmına insanlığa sunmak zorundayız.

    Medya tekelinin olduğu bir dünyada bu nasıl yapılabilir?

    Küresel yayınların çoğu belki belli bir fikir grubunun elinde olsa bile insanlığın meselelerinin tartışıldığı toplantılara katılarak oraya gelen etkili isimlere, önemli simalara mesajımızı az bir masrafla ulaştırma imkânı bulabiliriz. İslâmın barış dini, insanı merkeze koyan haklar manzumesi olduğunu yaşayarak, anlatarak göstermek lâzım.


    Bu tür organizasyonlara örnek verebilir misiniz? Neler konuşuluyor oralarda?

    BM ve çeşitli kuruluşlar önemli toplantılar düzenliyorlar. Bu toplantılardan bazı başlıklar iletmek istersek “Herkes için eğitim konferansı, dünya çocuklarını koruma konferansı, Rio’da çevreyi koruma konferansı, Kyoto protokolü, Kophenhag zirvesi, Habitat toplantısı, dünya ayrımcılıkla mücadele konferansı…” İnsanlığı ilgilendiren bu konuların işlendiği toplantıların alt başlıklarında “aile, çevre, hukuk, eğitim, insan hakları…” gibi bir çok alt başlık da yer alıyor. Habitat toplantısında alınan kararla BM konferanslarına gönüllü kuruluşların katılabilmesi, yazılı ve sözlü görüşlerini bildirebilmesi izni çıktı. Ondan sonra hızla gelişmeler kaydedildi.

    Bu toplantılardan bize bazı anılarınızı anlatabilir misiniz?

    G. Afrika’da 2003 yılında yapılan konferansa binlerce insan katıldı. Önemli diplomatlar, akademisyenlerle görüşme şansı bulduk. Bu toplantıda dönemin genel sekreteri Kofi Annan’a İngilizce risâle hediye ettim. Yine bir oturumda konuşmacı olan Chirack’a Risâle-i Nur hediye ettim. Zemin bu tür şeylere müsait. Çünkü insanlar çare arayışı için bir araya gelmişler ve farklı görüşlere açıklar.
    2000 yılında yapılan Milenyum toplantısı sırasında bir öğle arası binlerce kitabın olduğu BM genel merkezinin kütüphanesine giderek İngilizce İslâmî eserleri sordum. Listede 140 eser vardı. Bunların üçte biri İngilizce diğerleri Farsça ve Arapça’ydı. Kütüphane görevlisine Risâle-i Nur hediye etmek istediğimi söyledim.

    Kabul ettiler mi peki?

    Görevli bayan verilen her kitabı kabul edemediklerini ancak kitapları bırakmam dahilinde inceleneceğini uygun bulunursa kütüphaneye kabul edileceğini söyledi. Daha sonra BM kütüphanesine uğradığımda görevli bayan beni görür görmez kolidorun başında hızla yanıma geldi ve “Kitaplar kabul edildi. Bizim böyle eserlere ihtiyacımız var” dedi. Ben de iki takım külliyat hediye ettim. Yine Beyaz Saray’ın kütüphanesine Risâle-i Nur Külliyatı bırakmamız nasip oldu.

    Bu tür girişimler sonrası geri dönüş oluyor mu?

    1400 küsûr sene önce Peygamberimiz (asm), Bizans İmparatoruna, Habeş Kralına ve bir çok devlet başkanına mektuplar göndermiş. Bediüzzaman 1952 yılında elliye yakın ülkeye Risâle-i Nur göndermiş. Hidayetin kime, ne zaman, nasıl geleceği belli olmaz. Bizim görevimiz ulaştırmak. 1989’da prens Charls üniversitemizi ziyarete gelmişti, kendisine yaklaşıp İslâmî bir mecmua vermiştim, sayfalarını karıştırıp ilginç demişti. Şu an kendisi Oxford Üniversitesi İslâmî Araştırmalar Enstitüsünün fahri başkanlığını yapıyor; “İnsan hakları ve ilim bize doğudan geldi” diyor. Müsbet konuşmak dahi bir zemindir.

    İslâm dünyasının insanlığa mesaj verme konusundaki başarısı hakkındaki görüşünüz nedir?

    İslâm dünyasında farklı akımlar, kuruluşlar var. Bunların çoğu iki yolu önemsiyorlar; Cihad ve siyaset…Cihad kavramıyla hareket edip şiddet üretenler İslâm’ın terörle anılmasına çanak tutuyorlar. Filistin’i bunun dışında tutmak gerekir. Siyaset arenasına dini soktuğunuzda kurumların, kişilerin yaptığı hatalar İslâm’a mal ediliyor. Din sadece bir ekolün malıymış gibi algılanınca dine karşı muhalefet oluşabiliyor, ancak İslâm bütün insanlığa gelmiştir. Böyle bir hataya düşmemek gerekir Risâle-i Nur insanların aklına ve kalbine hitap ediyor.

    Batıda nasıl bir Müslüman algısı var?

    “Erkeklerin dört karısı vardır, kadınlar araba kullanmaz, Müslümanlar Arap’tır” gibi genel kabuller var. Şu an Batıda aile yıkım halinde, gençler sokaklarda ve suça bulaşmış durumda. Uyuşturucu kullanımı had safhada. Boşanmalar da öyle… Geçtiğimiz yıllarda Kanada’da aile kongresi yapıldı Türkiye’den bir kişi katılmadı. İslâm’ın aileye verdiği değeri sunacak bir kişinin olması gerekirdi. Bu, ‘öcü İslâm’ algısını düzeltmeye yönelik bir fırsat olabilirdi. Gönüllü kuruluşların bu tür organizasyonlara mutlaka katılması gerekir.

    Ama insanımız farklılıklarla karşılaşma konusunda oldukça tutucu…

    Bizler sudaki balıklar gibi bazı değerlerin farkında olamıyoruz. Ben insanlarımızın turistik amaçlı da olsa farklı dünyaları görmelerini isterim. Amerika’da insanlar streslerini yatıştırmak için tonlarca hap kullanıyorlar. Elimizdeki değerleri bu insanlara ulaştırmak üzerimize vazife. Sahabelerin hayatlarına bakarsak bunu görürüz. İslâmın mesajını yaymak için dünyaya yayılmışlar.

    Yaşadığınız ilginç olaylar oldu mu hiç bu tür toplantılarda?

    Libya’da İslâm’a Çağrı Cemiyeti Peygamberimizin (asm) doğum gününde binlerce insanın katılımıyla kutlama düzenliyorlar. Bu organizasyon sırasında otelde odamı İspanyol Yusuf Fernandes’le paylaştım. Kendisine Said Nursî’yi duyup duymadığını sordum. O da duyduğunu ancak bir türlü eserlerine ulaşmanın mümkün olmadığını söyledi. Ben de Risâle-i Nur’la dolu olan valizimi açtım ve istediği kitabı alabileceğini söyledim. İnanılmaz derecede sevindi. Gece yarısına kadar sohbet ettik ben uyudum. Sabahın beşine ayarladığım saatimin alarmıyla uyandığımda Yusuf’un yatağının içinde bilgisayarında bir şeyler yazdığını gördüm ve “Uyumadın mı? diye sordum. Yusuf, Risâle-i Nur gibi bir esere ulaşmış olmanın heyecanıyla eseri İspanyolcaya tercüme etmeye başladığını söyledi. Gece boyunca uyumamıştı... En son görüştüğümüzde Meyve Risâlesi’ni İspanyolcaya çevirdiğini söyledi.

    Sizin gönüllü kuruluşlara tavsiyeleriniz neler?

    Dünyaca ünlü üniversitelerin kütüphanelerine Türkçe, Arapça, İngilizce Risâle-i Nur Külliyatı konulmalı. Oxford’ta, Sorbon’da Külliyat var mı? Bunun yapılmasının gereği Batıda insanlar bir konuda bilgi sahibi olmak istediklerinde kütüphaneye giderler.
    Bütün gönüllü kuruluşların yurtdışı hizmetleriyle ilgili ve yurtdışı eğitimiyle ilgili birimler kurması gerekir. Bu konuda kaynak taraması yapması gerekiyor.
    Uluslar arası toplantılara mutlaka heyetler gönderilmeli, toplantılarda tebliğler sunulmalı.
    İslâm dünyasındaki diğer gönüllü kuruluşlarla, akademisyenlerle diyaloglar geliştirilmeli.
    Değişik ülkeden aynı görüşe hizmet edecek gençler bir araya getirilmeli…

    BİR EZAN OKUDUM HAYATI DEĞİŞTİ

    1996 yılında Amerika’da sufî olduklarını söyleyen, Hz. Mevlânâ’yı çok seven insanların olduğu bir kampa gitmiştim. Kamp göl kenarında bir yere kurulmuştu. İçeride alkol almak, hormonlu gıda tüketmek ve domuz eti yemek yasaktı. Birçok öğretiden insanlar Hz. Mevlânâ’ya aşık olduklarını söyleyerek “Ben Micheal sufi ismim Mustafa” diyen insanlar gibi onlarcası vardı. Ormanın içinde zikir çekiyorlardı. Bazı saatlerde bir araya toplanıp değişik dinlerin ve öğretilerin güzel sözlerini okuyorlardı. Ben de Kur’ân’dan bir âyet okudum. Sonra kampın başkanı Bayan Köni benden Hz. Mevlânâ’nın nasıl zikir yaptığını öğretmemi istedi. Ben de yüksek bir yere çıkmam gerek dedim. Sonra bir yüksekliğin üstüne çıkıp ezan okudum. Sonra onlara namaz kıldırdım. Herkesin çok hoşuna gitti. Amerika’ya daha sonra gittiğimde Bayan Köni’yle tekrar görüşme şansımız oldu. Kulağıma eğildi ve geçen bahar Müslüman oldum. İsmim rahime dedi. Daha ilginci şehir merkezinde bir kilisiyle anlaştıklarını ve Perşembe akşamları Kilise’de ezan okuduklarını, ibadet ettiklerini ve zikir çektiklerini söyledi. Şimdi Rahime Hanım Sufi İslâmiyet Ruhaniyat Society kuruluşu olarak Kalifornia’da 8 bin dönüm arazi aldıklarını ve burayı sufi merkezine çevirdiklerini söyledi.

    AMERİKA’DA HAPİSHANELER, İSLÂMI ANLATACAK İNSANLARI BEKLİYOR

    AMERİKA’DA, devlet camilere yazı yazıp İslâmı anlatan vaizler gönderin diyor. 17 hapishaneye 3 kişi görevli olarak gidiyormuş. Cuma namazı kıldırmak için 17 haftada bir sıra geliyormuş. Bu konuda da ciddî bir ihtiyaç var. Ben de Amerika’da bulunduğum dönemde hapishanede görevde bulunmak için başvuru yaptım. Emniyet hakkımda inceleme yapıp görev yapabileceğimi söyledi. Hapishaneye gittiğimde Ramazan, Şükür, İktisat Risâle’lerini okudum. Sohbetlerimizden memnun kaldık. Hapishanedeki Müslümanların liderine neden dışarıda Müslüman olmuyorsunuz da, burada bu kadar dine yöneliyorsunuz dedim. O da “dışarıda hepimiz çok meşguldük, birimiz gangster, birimiz hırsız, birimiz katildi. Hepimizin işi çok yoğundu dedi. Burada işimiz yok. Kur’ân okuyoruz. Kur’ân iyi şeyler yazıyor. Siyah-beyaz ayrımı yok. Zenginle fakir camide diz dize oturuyor. Biz cahiliz. Bize İngilizce bilen, tebliğlerde bulunan insanlar gönderin” dedi.

    H. HÜSEYİN KEMAL
    16.11.2009
    Yeni Asya





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Mahşerde helalleşme nasıl olacaktır?
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.10.12, 22:45
  2. Cocukların Şefaat Etmelerı Nasıl Olacaktır?
    By yakaza in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 04.01.10, 18:50
  3. En Yüksek Gür Sada, İslâmın Sadası Olacaktır!
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 24.01.09, 20:34
  4. aks-i sada
    By m_safiturk in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.07.07, 19:27
  5. Sada-yı Hakikat ....
    By semair in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.03.07, 11:27

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0