+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Kalbi Hayat !!!!

  1. #1
    Dost semair - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2007
    Mesajlar
    42

    Standart

    Arapça bir kelime olan kalb, kalebe fiilinin mastar?d?r. Çoğulu kulûb, eklâb, k?lebe ya da eklub olup (1), bir şeyi bulunduğu halden bir başka hale çevirmek demektir (2). Lügatlerde kalb kelimesinin zaman zaman "fuâd", "ak?l", "bir şeyin özü" , "ortas?" ve "hakikati" gibi anlamlarda kullan?ld?ğ?na da işâret edilmiştir (3).
    Kalbe kalb denilmesi, çeşitli etkiler sebebiyle sürekli bir değişim içinde bulunmas?ndan ya da insan?n maddî ve manevî varl?ğ?n?n özünü oluşturmas?ndand?r, şeklinde değerlendirilmiştir (4). Vücutta kan deveran?n? gerçekleştirmesi ve irade, idrak, duygu ve bilgi gibi manevî dinamikleri, aksiyon haline çevirmesi sebebiyle de bu ismi ald?ğ? söylenebilir. Mânevî dinamiklerin müşahhas bir şekilde tezâhürüne sebep olmas?. müşahhas tezâhürlerden manevî sonuçlar ç?karabilmesi de kalbin bu çevirici özelliğini teyid etmektedir.

    Kalb ?st?lahta iki anlamda kullan?lm?şt?r:

    Birincisi
    , göğsün sol taraf?nda, sol memenin alt?nda çam kozalağ?na benzeyen ve yap?s?, dokusu ve bizâtihî müteharrik olma gibi özellikleri itibariyle bedendeki diğer uzuvlardan farkl? olan ve vücutta kan deveran?n? gerçekleştirmek suretiyle insan hayat?n?n devam?n? sağlayan özel bir et parças?d?r. Dilimizde yürek diye meşhur olan bu et parças?, tip ilminin meşgul olduğu cismânî kalbdir (5).

    ?kincisi ,ise birincisinin melekûti boyutu ve ayn? zamanda şuur, vicdan, idrak, duygu, ak?l ve irâde gücünün merkezi olan ruhanî bir varl?kt?r. Tasavvuf ehli buna "hakîkat-? insâniye", filozoflar da "nefs-i nât?ka" demişlerdir. ?nsan?n as?l hakikati (benliği) de işte bu kalbdir. Bu yönü itibariyle insana "âlim", "ârif" ve "müdrik" denilmiştir. Allâh'a muhatap olan, sorumlu tutulan, cezâ gören, mükâfat alan hep bu nûrânî cevherdir (6)


    Umûmiyetle gönül derken kastettiğimiz bu kalb, âdeta ruhumuzun bir gözüdür. Basiret, bunun nazar?; ak?l, ruhu; irâde, bir kuvvetidir. Bunu ruhumuzun kendisi telakki edenler de çoktur. Kur'an'da, Kur'an ilimlerinde, din ilminde, ahlâk ilminde ve edebiyatta kalb denilince bu ikinci mâna kastedilir (7). Kalbin diğer anlamlar? daha çok mecâzen verilmiş mânalard?r (8)
    Kalb için "kabiliyetlerin toplam?" (9), "ruh ve nefis aras?nda insaniyeti tahakkuk ettiren nurânî bir vas?ta" (10), "insan?n iç dünyas?" (11) gibi tarifler de yap?lm?şt?r. Râğ?b ela-?sfehânî (v. 502/1108) can/ruh (12), ilim (13), anlay?ş (14), şecaat (15) ve korku (16) gibi kalbe ait mânalar?n, Kur'ân-? Kerim'de zaman zaman kalb kelimesiyle ifade edildiğini söyler (17).
    Kalb, sadr, fuâd ve lüb, kavramlar?n? ve bunlar?n birbiriyle olan ilişkilerini inceleyen Hakîm et-Tirmizî (v. 320/932), kalb kelimesinin, söz konusu diğer kavramlar? da ihtivâ eden ve kişinin bâtinî âlemi anlam?na kullan?lan bir kelime olduğunu belirterek bunu Arapça ayn (=göz), dâr (=ev) ve ceviz (=ceviz) kelimelerine benzetir. Bu benzetmeye göre meselâ ceviz kelimesi cevizin "yeşil kabuğu"nu, peşinden gelen "sert tabaka"y?, "cevizin içi"ni ve "yağ?"n? ihtiva eder. Kalb kelimesi de bunun gibi hem sadr?, hem yürek diye isimlendirdiğimiz kalbin kendisini, hem kalb gözü olan fuâd? hem de kalbe ait ince mânalar? keşfeden lübb'ü ifade eder (18).
    Baz? âlimler de kalbin yedi tabakas?n?n olduğunu söyler: Bunlardan birincisi, vesvese ve ?slâm'ln mahalli olan sadr; ikincisi, iman?n mahalli olan kalb; üçüncüsü, yarat?klara yönelik sevginin bulunduğu şeğaf dördüncüsü, Hakk? müşâhede yeri olan fuâd; beşincisi Hak Teâlâ'n?n muhabbetinin yer ald?ğ? habbetü'l-kalb; alt?nc?s?, dinî ilimlerin mahalli olan süveydâ; yedincisi ise ilâhî s?fatlar?n tecellî mekân? olan mühcetü'l-kalbdir (19).

    Kalbi, cismânî ve rûhânî olmak üzere iki şekilde tarif eden âlimler, bir et parças? olan yürekle "Rabbânî bir latîfe" diye tavsif ettikleri gönül aras?nda herhangi bir ilişkinin olup olmad?ğ?, şayet varsa bunun keyfiyetinin ne olduğu konusunda farkl? görüşler ileri sürmüşlerdir. Elmal?l? (v. 1361/1942) bu meseleyi şöyle hulâsa eder:
    "Hiç şüphesiz, mekans?z olan ruhânî kalbin, bütün beden ve yürek dediğimiz cismânî kalble bir ilişkisi vard?r. Fakat âlimler ve filozoflar, bu ilginin şeklini, nas?ll?ğ?n? evvelen ve bizzat bedenin hangi noktas?na olduğunu tayin ve tesbitte hayrete düşmüşlerdir. Bu ilgi, önce cismânî kalbe midir? Akla m?d?r? Yaln?z sinirlere midir? Bütün sinir ve kaslara m?d?r? Yoksa kalb ve şuur, damarlar, sinirler, kaslar ve uzuvlar?yla bedenin tek suretine midir? Sonra bu ilgi, arazlar?n cisimlere, vas?flar?n vas?f sahiplerine ilgisi gibi midir? Bir âleti kullanan?n, âlete ilgisi gibi midir? Bir yerde oturan?n, o yere ilgisi gibi midir? Yoksa her ikisini içine alarak bir kaptan?n gemiyle ilgisi, bir devlet başkan?n?n memleketiyle ilgisi gibi midir? Özetle madde ile kuvvetin ilgisi nedir? Ve sonra maddî kuvvetle manevî kuvvetin ilgisi nedir? Bunlar, filozoflar?, psikologlar? yoran, hayretler içinde boğan noktalard?r. Ancak ister başlang?çta isterse nihayette olsun, ister evvel ve doğrudan olsun, isterse ikinci ve dolayl? olsun, failiyyet veya kâbiliyyet cihetinden olsun, bütün bu hallerde, bu ruhânî kalbin, cismânî kalble de bir ilgisi olduğu aç?kt?r. Hissî etkenlerde hareketin önemi büyük olduğuna ve bütün tabiî etkenlerin harekete dönmesi, çağ?m?z fenninin en büyük eğilimi bulunduğuna göre bedenimizde, d?şa ait hareketlerin izlenimlerinden etkilenen ve onlar? alan aletlerimiz, aç?k duygular?m?z, sinirlerimiz, beynimiz olmakla beraber, bunlar?n cereyan?n?n bedendeki kendi hareketimizin k?ymetine borçlu olduğu ve bu şahsî hareketin bizzat hareket eden, bedene ait kalbde bulunup ondan başlad?ğ? ve bu kalbin hastal?ğ? durumunda, hissî üzüntülerin, gizli kederlerin ilgisinin de aç?kça görüldüğü cihetle, hareketin başlang?ç noktas?yla, şuurun kaynağ?n? birleştirmek için, ruhânî kalbin ilk ilgisini de, cismânî kalbe bağlamak, hem tabiî, hem de hemen her dilde, ikisinin de ayn? isimle an?lagelmiş bulunmas?ndan anlaş?lan, genel bir fikir birliğine uygun olduğunda şüphe yoktur. Bu durumu kabul etmemekte ?srar edenler olursa onlar da her iki ismin biri diğerinden teşbih ve istiâre yoluyla al?nm?ş bulunduğunu, yani bedende cismânî kalbin yeri ne ise, ruhta da ruhânî kalbin o olduğunu düşünebilirler" (20).
    Gazâlî (v. 505/1111) bu ilişkinin keyfiyeti hakk?nda yukar?da söylenenleri benzer şekilde naklettikten sonra, biri, konunun ilm-i mükâşefe ile ilgili olmas?, diğeri de, Hz. Peygamber'ln -sallallâhü aleyhi ve sellem bile aç?klamaktan kaç?nd?ğ? ruh s?rr?n? ifşa say?lacağ? endişesiyle bu konunun şerhine giremeyeceğini ifade etmiştir (21).
    Bütün bu tarif ve aç?klamalardan hareketle Kur'an-? Kerim'de zikredilen kalb mefhûmunun, bizim gönül diye ifade ettiğimiz manevî kalb olduğunu söylemek mümkündür. Bedenin orta bölgesinde yer almas? ve maddî varl?ğ?m?z?n hayatiyetini sürdürmesinde çok önemli bir öz olmas? itibariyle, bir et parças? olan yüreğe kalb denildiği gibi, manevî varl?ğ?m?z?n özü ve insanî hakikatin merkezi olmas? yönüyle de nûrânî ve Rabbânî latîfeye kalb ismi verilmiştir. Çam kozalağ? şeklindeki et parças? zâhirî kalble, insan?n bütün duygular?n?n hayat kaynağ? olan manevî kalb, bir hakikatin iki yüzü denebilecek şekilde iç içe olduğunda şüphe yoktur.

    -----------------------------------------------------------------
    D?PNOT:
    1 bk. Ezherî, Tehzib, IX, 174; ?bn Manzûr, Lisân, I, 687: Fîrûzâbâdi, el- Kâmüsu'l-muhit, s. 163: Zebîdî, Tâcü'l-'arûs, IV. 68
    2 Râğ?b, müfredât, s. 411: ?bn Manzûr, age., I. 687: Fîrûzâbâdî. age.. s 163
    3 Firûzâbâdi age., I. 163: Âs?m Efendi. age.. I, 446
    4 Râğ?b, age.. s.411; Ezherî, age., IX. 173. Zebîdî, age. IV. 70: Kurtubî. el-Câmi`. 1. 131
    5 Elmal?l?, Hak Dini, I. 209-210.
    6 Cürcânî, Tâ'rîfât, s. 178: As?m Efer?di, age.. I. 445: Elmal?l?, age.. I, 209 211: Gazâlî. ?hyâ. III, 113: Kâşânî, lst?lâhât (thk. Abdulâl Şâhin). s 162.
    7 bk. Elmal?l?. age.. I, 210-211.
    8 Tehânevî, Keşşâf-a ist?lâhâti'l-fünân, III, 1170
    9 Ayd?n Hüseyin, Muhâsibî'nin Tasavvuf Felsefesi S. 47.
    10 Kâşânî, age., s. 162; Muhammed Şeyhânî, et-Terbiyetü'r-rûhiyye, s. 71.
    11 Hakîm et-Tirmizî, Beydnü'l-jark, s. 33; Muhammed Ali el-Cûzû, Mefhûmü'l-akl ve'lkalb, s. 255.
    12 el-Ahzâb 33/10. 13 Kâf 50/37.
    14 el-En`âm 6/25; et-Tevbe 9/87.
    15 Al-i ?mran 3/126.
    16. el-Ahzâb 33/26.
    17 Müfredât, s. 411.
    18 Yine bu benzetmeye göre meselâ ayn kelimesi iki göz kapağ? aras?nda bulunan; beyazl?k, siyah daire, göz bebeği ve görme ?ş?ğ?n?n hepsini içine alan bir isimdir. Kalb de böyledir. O da sadr, fuâd, kalb ve lübb'ün hepsini birden ifade eden bir isimdir (Beyânü'l-fark, s. 33, 34).
    19 Necmüddin Dâye, Mirsâdü'l-'?bâd, s. 195-197: As?m Efendi, age.. I, 446.
    20 bk Hak Dini, I, 21
    21 ?hyâ, III, 113.

    " fi emanillah "
    Konu MuhammedSaid tarafından (26.05.07 Saat 01:24 ) değiştirilmiştir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor.
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 26.05.15, 02:31
  2. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.06.11, 22:21
  3. Mütevazi Hayat mı Hayırlı, Müsrif Hayat mı?
    By havf_reca in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.01.09, 15:51
  4. İslami Hayat Asıl Olan, Seküler Hayat Türedi Olandır
    By mirkat in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 15.12.08, 01:30
  5. Kalbi Selamlar...
    By kalbi in forum Tanışma
    Cevaplar: 16
    Son Mesaj: 21.08.08, 14:21

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0