+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: İki Dindar Felsefecinin Varlık Sohbeti

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Varl?k Alemlerinde Fikrî Bir Seyahat

    Kâinat?n Hecesi adl? güzel eserin yazar? Dr. Hakan Yalman ile Genç Yaklaş?m Dergisi yazar? Umut Yavuz'un varl?k felsefesi üzerine yapt?ğ? hasbihalin mahsulüdür:

    Umut Yavuz: Varl?ğ? anlamada nas?l bir yol takip etmeli?
    Hakan Yalman: Varl?k asl?nda insan hayat?n?n çok önemli bir kavram?. Ancak zaman içerisinde insan? problemler s?ras?n?n gerisine itmenin s?k?nt?s?n? yaş?yoruz. Yani bizzat hayat?n kendi iç yap?s?n?n getirdiği işleyişler ve daha sonra faydalanma noktas?ndan alg?lanan bir varl?k anlay?ş?, hayat? şekillendiriyor. Asl?nda bir çocuğun gelişim sürecine benzer şekilde kolektif şuurun, yani bütün insanl?ğ?n ortak akl?n?n kendi içinde de bir süreç yaşan?yor. Varl?k kendi aç?l?m?n? o sürecin içerisinde insan?n zihin dünyas?nda genişletirken bir de insan?n içinde bulunduğu ve y?ld?zlar?n, gökyüzünün, dağlar?n oluşturduğu bir alem söz konusu…



    U.Y: Bir anlam? olmal?

    H.Y: ?nsan bu âlemi kendi gördüğü alg? dünyas?na yans?yan şekliyle anlamland?rmaya çal?ş?yor ve bu süreç içerisinde, içinde bulunduğu ortama, etraf?nda olan biten hadiselere de birer anlam vermeye çal?ş?yor. Bu, zaten yarat?l?ş?n da ortaya koyduğu bir aray?ş?n sonucudur. ?nsanoğlu, bu anlamland?rma süreci içerisinde mesela iyi ve kötü ruhlardan ve bunlar?n etkilerinden bahseder ve o dönemlerin –antik çağ kastediliyor- dünyas?nda çok makul karş?lanan daha sonralar? ise mant?ks?z bulunan bunun gibi bir çok düşünce vard?r. Daha sonra mesela güneşin ve y?ld?zlar?n bir mesaj verdiği şeklindeki yaklaş?mlar ortaya ç?kar. Dünyay? bir kubbe şeklinde kaplayan fanus biçimindeki bir gökyüzü tahayyülü vard?r. ?şte alg?lar?n genişlemesiyle bağlant?l? olarak insan?n hem kendini, hem varl?ğ? tan?mlad?ğ?, varl?k âlemine, dünyaya, kendi dünyas?na, kendi benliğine anlam yüklediği bir sürecin daha sonraki zaman diliminde de sürekli yaşand?ğ?n? görüyoruz. Gökyüzünün, dünyan?n, insan bedeninin keşfi… Belli bir döneme kadar aç?p içine bakmad?ğ?n?z ve d?şar?dan yorumlarla tan?mlamaya çal?şt?ğ?n?z bir beden. Bu ortak akl?n her bir ferdin benliğinde bir yans?mas? oluyor. Yuvarlak bir dünya anlay?ş?. Güneş sisteminin bir parças? olmam?z, yani dünya merkezciliğinin ortadan kalkt?ğ? bir süreç. ?nsan art?k daha derinlemesine tan?mlan?yor.



    Tan?mlar... Tan?mlar... Tan?mlar



    U.Y: Bir taraftan makro alem dediğimiz uzay sistemi tan?mlan?rken, diğer yandan da mikro alem dediğimiz bir alem söz konusu. Atom alt? alemler… Burada akla gelen bir soru var: Ben içinde bulunduğum alemde nas?l bir varl?k alemine muhatab?m?

    H.Y: Özellikle 19. yüzy?lda bilim maddeyi keşfetme ve varl?ğ? sebep sonuç ilişkisi içinde aç?klama sürecine giriyor. Aristo ile başlayan, maddeyi kendi içerisinde tan?mlama aray?ş? uzant?s?nda insanl?k art?k bir yarat?c?n?n gerekliliğine ihtiyaç duymayacak şekilde varl?ğa hükmedebilme, onu yönlendirebilme ve onu tan?mlayabilme noktas?na geldiği düşüncesine kap?l?yor ve bu, materyalist bak?ş?n çok güçlü olduğu bir süreçtir. 19. yy’da özellikle sanayi devrimiyle birlikte, sürecin kendisine mahkum olmama, sürece yön verme, sonucunu kestirebildiği işlerin sebebine tesir ederek sonucu bizzat tahmin etme ya da belirleme gibi bir irade ortaya ç?k?yor. Bu çok güçlü bir benlik alg?s? doğuruyor. Ve insanl?ğ?n kolektif şuuru bu noktada adeta firavunlaş?yor. Ve varl?ğa hükmedebildiği konumu kazand?ğ?n? düşünüyor.

    Daha sonra ise art?k her şeyin temeline ve özüne iniş yaşan?yor. Aranan şey ise şu: Bu temelin alt?nda Pisagor’un düşündüğü gibi temel bir yap?taş? var, ama bunun şekli nas?l? Yani bunda bir şüphe yok ve bu temel yap? taş? da basit ve küçük. O dönemin insan?, asl?nda şunu düşünüyor, kayalardan çak?l taşlar?na inmek, çak?l taşlar?ndan da küçük kum tanelerine… ?şte oraya ulaşt?ğ?n?zda ve onlar? alg?layacak teknik imkânlara sahip olduğunuzda ve aradaki bağlar? da çözümlediğinizde art?k en temelinden en üstüne kadar bütün varl?ğ? çözmüş oluyorsunuz. Yani en küçük yap? taş?n? çözümleyerek bütünü de çözmüş olmak…



    O kadar da kolay değil!



    U.Y: Ama bu böyle olmuyor. Bunun böyle olacağ?n? uman insanlar oraya ulaşt?klar?nda asl?nda yepyeni bir yap? ile karş?laşm?ş olman?n şaşk?nl?ğ?n? yaş?yorlar. Buran?n kurallar? bizim bildiğimiz dünyan?n kurallar?ndan, özelliklerinden çok farkl?. Bu apayr? bir alem. Zaman kavram? farkl?. Bu Kuantum alemi. Yani atom alt? alem…

    H.Y: Asl?nda “kuantum” “kuanta”n?n, yani partikülün çoğulu. Taneciğe benzer özelliğini belli etmek için kuanta (partikül) denilmiş. Bu küçük yap?taşlar? beklenen küçük yap?taşlar? değiller. Çok farkl? özellikleri var, bir eksen etraf?nda dönüyorlar ama bizim bildiğimiz eksen kavram?ndan çok farkl?. Ne zaman nerede tespit edileceği belli olmayan, ayn? anda hem yeri, hem hareket şekli tespit edilemeyen bir maddeler dünyas?. Flu oluşu, yani net olmay?ş? gibi garip özellikleri var.



    Düzen dediğin nedir ki?



    U.Y: Bu kadar küçük zaman dilimlerinde bu kadar süratli işleyişler ve çok net tespit edilemeyen bir alemde bizim art?k maddenin kararl?l?ğ?ndan, maddeye yön vermekten ve madde ile varl?ğ? şekillendirebileceğiniz, varl?k tan?m? yapabileceğiniz ve bu tan?mlar? madde üzerine bina edebileceğiniz, en az?ndan alg?lar alan?nda tan?mlayabileceğiniz bir zeminden çok uzaktay?z. Bunu kabul edelim, etmeyelim, o alanda art?k alg?lad?ğ?m?z dünyan?n özelliklerini görmüyoruz. Buna kaos da deniyor.

    H.Y: Kaos-düzen ikilemindeki ana problem şu: Düzen tan?m? bizim kendi oluşturduğumuz bir tan?m. Alg?lad?ğ?m?z dünyay? tan?ml?yoruz ondan sonra o tan?ma düzen ad? veriyoruz. O tan?ma uymayan işleyişlere “düzensiz” şeklinde bir yak?şt?rmada bulunuyoruz. Acaba bizim tan?mlad?ğ?m?z düzen gerçekten de düzen mi?

    Mesela yukar?dan b?rakt?ğ?m?z şeyin belli bir ivme ile yere düşmesi ve her zaman b?rakt?ğ?n?zda yere düşmesi düzen tan?m?n?n bir parças?d?r. ?nsanda kendi tan?mlad?ğ? dünyan?n belirliliklerine uyum aray?ş? vard?r. O belirlilikler oran?nda, ve bunlara uyum sağlad?ğ? oranda varl?ğ? kendine yak?n hissediyor. T?pk? varl?ğa hükmedebilme, onu şekillendirebilme ve yönlendirebilme, bir sonraki anda ne olacağ?n? kestirebilme ve öncesine müdahale ederek sonucu da yönlendirebilme aray?ş? olduğu gibi. Tohumu att?ğ?n?z zaman fidan biter. Nedensellik ilkesinde yoğun olarak hissedilir bu. “?şlemiyorsa benim yapt?ğ?m bir şeyde eksiklik var demektir” mant?ğ?…

    Bu tabii atom alt? dünyada umulduğu gibi işlemiyor. Çok kurall? olan ve buradan b?rakt?ğ?n?zda daha sonra nerede olacağ?n? kestirebileceğiniz bir ortam yok. Bu da insan? çok rahats?z ediyor. Bu sebeple ona “düzensiz” deyip farkl? bir alan şeklinde tan?ml?yor. Zaten bu top yekûn insanl?k akl?n?n bir savunma mekanizmas? gibidir. Metafizik tan?m? da buna benzer bir tan?m. Yani kendi fizik dünyas?nda çözümleyemediği zaman, d?şa atarak, Descartes’in kartezyen yap?s?na benzer bir şekilde, bir alana indirgeyip o alanda tan?mlamak. Bu daha kolay. Yani bütünü kuşatan bir tan?mlama yapamad?ğ?n?z zaman iç dünyan?zda sizin istediğiniz tan?mlar? yapabilmenin rahatl?ğ?n? yaş?yorsunuz. Yani tam bir ego tatmini.



    Yarat?c?y? inkâr veya maddeyi inkâr



    U.Y: ?nsanl?ğ?n ortak şuuru böyle ikilemler içinde boğulurken, bir yandan süregelen tevhid ak?m?na da bakmak gerekiyor. Tevhid şuuru ne diyor bu konularda?



    H.Y: Asl?nda tevhidde şöyle bir çizgi varsay?labilir: Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e (asm) kadar gelen bir süreç var ve o süreç içerisinde k?r?lmalar, sapmalar ve bir aray?ş hali yok. Bir yanda Hz. ?brahim’in (as) varl?ğa muhatap oluşunda (Onun ay, güneş ve y?ld?zlarla muhatabiyeti), varl?ğ? anlamland?rma süreci içerisindeki bütün çözümleri vahye dayand?rman?n bir rahatl?ğ? yaşan?yor. Sisteme üstten bütünsel olarak bak?ş?n her zaman? kuşat?c? bir izah tarz? vard?r. Zaman içerisinde birbirini çürüten, değişen, yeni dönem içerisinde farkl?laşan bir sürece mukabil, sürekli aç?lan kâinat sayfas?na hep ayn? bak?ş?n getirdiği bir rahatl?k var. Bunun içerisinde de bir fikri zenginlik yaşan?yor tabii ki.

    Durum böyle iken, tevhidi temsil eden dünyada da materyalizmin kendisini ciddi hissettirmesinin s?k?nt?s?n? yaş?yoruz son zamanlarda. Yani bir taraftan Allah’?n var olduğuna inanmak, diğer taraftan da maddeyi bat?l?lar?n anlad?ğ? tarzda anlamak… Bu ak?m ?slâm alemini de etkilemiş. Bu güçlü bir rüzgar. Tevhidin bak?ş?n? ana sistemden uzaklaşt?rarak, metafizik yaklaş?ma benzer bir yaklaş?m? kendi dünyas?nda yaşaman?n s?k?nt?s?n? ?slam dünyas? yaşad?, yaş?yor. ?şte bu noktada Bediüzzaman’?n Risale-i Nur’da ortaya koyduğu en önemli bak?ş aç?s? maddi alemi yarat?c?yla bağlant?l? olarak alg?lamakt?r.



    U.Y: Halbuki -felsefenin yapt?ğ? şekilde yarat?c?y? madde hesab?na inkar etmek gibi-, tevhid taraf?n?n düştüğü problem de maddeyi yarat?c? hesab?na inkar etmek olmuştur.



    H.Y: Bu sofestai anlam?nda olmasa da maddeyi yarat?c?dan kopuk bir şekilde alg?lay?p müstekreh, çirkin, üzerinde durulmamas? gereken belki sadece istifade edilebilecek bir yap?ya indirgemektir. Bu anlay?ş büyük çelişkiler doğuruyor. ?çinde bulunduğunuz, istifade etmek istediğiniz ve etkisini hayat?n?zda çok güçlü bir şekilde hissettiğiniz bir alan? kabul etmemek, insan?n kendi içerisinde çelişmesini doğuruyor. Bediüzzaman ise burada varl?ğ?n asl?nda bir kitap olduğunu her an Yarat?c? taraf?ndan yaz?ld?ğ?n? ve her yeni günün bu kitapta yaz?lan yeni bir sayfa olduğunu söylemiştir. Kainat?n okunacak bir kitap şeklinde alg?lanmas? gerektiğini söylemiştir. Bu asl?nda tam anlam?yla Hz Muhammed’in (asm) ortaya koyduğu bak?ş aç?s?d?r. ?slâm’?n ilk dönemlerinden sonra ise varl?k ile yarat?c? aras?ndaki bağlarda bir kopukluk yaşanm?ş ve varl?ğ?n kendi içinde tan?mlanarak yarat?c? ile irtibat?n?n sağland?ğ? küllenmiş süreç ve bunun insanlara yaşatt?ğ? s?k?nt?lar?n ortadan kald?r?lmas? için bir anlamda Bediüzzaman’?n bak?ş? gereklidir.

    Maddede kendi içinde işleyen bir teklik varken, madde belli bir dualite (ikilik) içerisinde alg?lanmazsa çözüm çok zorlaş?yor. Bir arka plan var ve o arka plan, maddenin tan?mlar?n?n olmad?ğ? bir alan. Buna anlamlar alan?, manalar alan? ya da Eflatun’un dediği gibi idealar dünyas? denebilir. S?n?rlanmam?ş, soyut gerçekliklerin iç içe var olduğu bir alan. Bu alg? dünyam?zla keşfedemeyeceğimiz, belki de sadece hissedebileceğimiz bir alan. Bediüzzaman’?n meleküt dediği alan.

    Bediüzzaman buna meleküt veya daire-i itikad diyor. ?mani veya sezgisel yaklaş?mlarla ulaşabileceğimiz bir alan bu. Bir de bu alan?n uzant?s?nda maddi alem her şeyin şekliyle, görüntüsüyle, hareketiyle işlediği alan var. ?şte bu iki alan aras?nda asl?nda atom alt? dünyaya inildikçe şu ortaya ç?k?yor ki, maddenin özünde kat? bir yap? yok ve gittikçe flulaşan, gittikçe soyutluğa doğru giden, maddenin kendi iç yap?s?nda elle tutulamayan, buharlaşan bir özellik arz eden bir yap?ya ulaş?yoruz.



    Her şey, her şeyle alakal?



    U.Y: Çok net tan?ml? olmayan bir arka plan var atom alt?nda. Bu noktada bir de her şeyin, her şeyle irtibatl? olduğu ortaya ç?k?yor. Ne alakas? var, diyemiyoruz.

    H.Y: Üstelik irtibatlar?n da yak?nl?kla alakas? yok. Mekan ve zaman mesafesinin etkilemediği bir irtibat var. Örneğin, Kuantumda var bu. Her an her şey birbiriyle bağlant?l? olmal?. Hareketler bağ?ms?z olamaz. 1 milyar ?ş?k y?l? uzakta bir y?ld?z var. Oradaki atom ile bizim vücudumuzdaki atomlar irtibat halinde. Ancak burada ciddi bir problem var. En büyük h?z ?ş?k h?z?. 15 milyar y?lda ?ş?k bu mesafeyi kat ediyor ama ayn? uzakl?ktaki iki atom rahatça iletişim kurabiliyor. Anl?k bir zaman diliminde irtibat sağlan?yor. Burada telepati mi var diye de bir soru ak?llara geliyor. Çünkü maddi dünyada bunu izah edecek herhangi bir sistem bulunmuyor.

    Bediüzzaman bu telepati olabileceği söylenen hali Yarat?c?ya vermenin rahatl?ğ?n? yaş?yor. S?n?rlar kalk?yor, zaman ve mekân kalk?yor.

    Bir ressam bizim gözlerimizin göreceği, saniyede 24 karelik bir görüntüyü bir anda çizerse biz sanki onu sinemada oynuyor gibi görebiliriz. Kâinat perde üzerinde bir tablo olarak alg?lan?rsa, bütün kainat? saniyenin 1/24’ünde baştan sona ayn? anda çizecek bir kudret kalemi tahayyül edersek, bir anda bütün kudretin ayn? anda bunu şekillendiriyor olmas? laz?m.



    U.Y. Bediüzzaman da bunu Allah’?n kudret kaleminden başka bir iradenin gerçek k?lmas?n?n mümkün olmad?ğ?n? belirtir ve maddede boğulan felsefecileri işaret ederek: Onlar?n içinde boğulduklar? meseleler benim ayağ?m? dahi ?slatamad? diyebilmiştir...



    Dipnot: Bilim her bir zaman diliminde baz? şeyleri gerçeklik olarak alg?lad?. Dünyan?n düz olduğunu düşünenler bir yan?lg? içindeydi. Şu anda esas gerçekliğe ulaş?ld? m?? Bunlar sadece süreç içerisinde belli zamanlarda alg?lar?n oluşturduğu birer gerçeklik. Yar?n bir gün kuantumun ötesinde bir kuantum, varl?ğa bak?ş?m?z? belki çok değiştirecek. Ama değişmeyen tek gerçeklik var o da yarat?c?ya muhatab olmakt?r. Yarat?c?y? alg?lamak veya anlamland?rmak… Kuantum hiçbir şeyin sonu değil. Bize şu an çok çarp?c? gelen birçok şey, belki dünyan?n uzaydaki konumu ile ilgili yorumlar?m?z ve tan?mlar?m?z dahi değişecek. O yüzden kainat? idare eden şu anki alg?lad?ğ?m?z dünyada tablonun bize yans?tt?ğ? güzelliği alg?lamak gereklidir. Yarat?c?n?n kuantuma mahkum olmad?ğ?n? her an alg? dünyam?za yeni ve farkl? yorumlar sunabileceğini de unutmamak laz?m. Bize yans?yan güzelliklerin fark?nda olarak da mutlu olmak laz?m.

    Genç Yaklaş?m - Haziran 2006 Say?s?
    Konu MuhammedSaid tarafından (27.05.07 Saat 01:15 ) değiştirilmiştir.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Varlık..
    By gamze-i_dilruzum in forum Edebiyat
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 06.06.13, 09:08
  2. Dindar Erkeklerin Dindar Olmayan Yanları
    By Şahide in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 15
    Son Mesaj: 09.09.09, 15:21
  3. Varlık-Yokluk
    By Tılsım in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 02.09.08, 15:26
  4. Dindar Eş - Dindar Aile Çöküşü Paylaşma Istırabı
    By delailinnur in forum İslam'a Göre Kadın ve Aile
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.02.08, 03:19

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0