+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 1 ve 1

Konu: Tanrı Ulu mudur?

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Tanr? ulu mudur?..
    Ne kadar uludur?..
    Tanr?ya tap?n?l?r m??..
    Kimilerine göre, tanr? vard?r gökte bir yerde, arş? üstünde oturur, uludur; o ulu tanr?ya da tap?n?l?r; yoktur ondan başka tap?lacak; çünkü o tek krald?r, pardon tanr?d?r gökte!!!
    Oysa...
    Yeryüzünde yaşam?ş en muhteşem beyin ve Hakikatin dillenişi olan Allah Rasûlü Muhammed Mustafa’y? ve de aç?klad?klar?n?, çeşitli sebeplerle kavrayamayanlar?n, uydurduklar? “tanr?sall?k” dini, sonu teröre varan bir şiddet anlay?ş?yla toplumlar? kuşatmaya başlarken…
    Bir k?s?m düşünen beyinler de, her türlü kavga ve siyaset anlay?ş?ndan ötede; kendi ebedî yaşamlar?n? inşâ etmeye çal?şmaktalar, “Allah” ve “sünnetullah” isimlerinin işaret ettiği anlamlar?n doğrultusunda.
    Bir süre evvel düşünen beyinlere yeniden h?z vermek amac?yla şu cümleyi yaym?şt?m:
    “ALLAH” ismiyle neye işâret edildiğini fark etmeye çal?ş?n!
    Çünkü, “D?N” kelimesi kapsam?ndaki her şeyin ç?k?ş noktas?n?n hakk?yla anlaş?lmas? ve değerlendirilebilmesi, “ALLAH” isminin neye işâret ettiğinin fark edilmesine bağl?d?r.
    D?N”leri dedikodudan oluşmuş, taklitçi-tekrarc? beyinlerin bu tarz derin düşünsel konulara girmesi, elbette yarat?l?ş programlar? gereği mümkün değildir! Bu yüzden de onlar, “Yukar?da tanr? var, ölünce biz onun oturduğu yere, huzuruna ç?kacağ?z; o da bizi karş?lay?p yarg?layarak ya cennetine sokacak ya da cehennemine atacak! Şimdi gökten bizi seyrediyor; ne mezarda sorgu var, ne mahşer, ne k?yamet, ne de s?rat!” şeklindeki bir anlay?ş içinde ömürlerini tüketirler. Zaten bu konular? tart?şmaya ak?l ve mant?k kapasiteleri de müsait değildir! Sadece ezberledikleri, ama birbiriyle bütünleştiremedikleri bilgilerin hamall?ğ?yla ömür tüketmişlerdir.
    Oysa…
    O, en muhteşem bilinç ve hakikat zuhuru Zât, daha işin baş?nda “Lâ ilahe = Tanr? yoktur” (ve buna bağl? olarak tanr?l?k kavram? geçersizdir), diyerek; “D?N” olay?n?n, tanr?sall?k esas? üzerine değil, “Allah” ismiyle işâret ettiği üzerine, kurulu olduğuna dikkat çekmiştir!
    Özellikle “Hazreti Muhammed’in Aç?klad?ğ? ALLAH” isimli kitab?mda ve diğer yaz?lar?mda bu konuyu vurgulamaya çal?şt?m.
    Bu yaz?mda ise “ALLAH ?SM?YLE NEYE ?ŞARET ED?L?YOR konusuna biraz daha farkl? bir aç?dan yaklaşmak istiyorum.
    Bu konuda şu iki hususa çok iyi dikkat etmeliyiz:
    ALLAH âlemlerden Ganî’dir” âyeti vurgusuyla evrensellik ve boyutsall?k noktas?ndan öteye dikkatlerin yönlendirilmesi…
    ALLAH âlemlerin RABB?’dir” işaretiyle, her alg?lad?ğ?m?z veya alg?layamad?ğ?m?z zerrede, dilediği gibi aç?ğa ç?kan?n; ve dahi kendisi d?ş?nda varl?k müşahede edilemeyeceğinin, vurgulan?ş? yan?nda…
    String teorisi, derin düşünebilme yetisi olan beyinlere, evren içre evrenler gerçeğini boyutsal derinlikli “TEK KARE RES?M” olarak fark ettirmeğe çal?ş?rken…
    Holografik evren gerçeği de, her zerre olarak alg?lanan, gerçekteki “tek kare resmin” her bir noktas?n?n, tümel TEK’in aç?ğa ç?k?ş seyrinden başka bir şey olmad?ğ?n? vurgulamaktad?r!
    Fili tan?maya koşuşan körlerin her birinin, fili bir yerinden tutuşu ve tuttuklar? organa göre fili tarif edişleri örneğindeki gibi; gerek bilim dünyas? ve gerekse mistik dünya insanlar?, tanr?y? bir yerlere veya kendi içlerine oturtmaya çal?şmakta iken; Hakikat Güneşinin mesaj?n? anlam?ş bulunan beyinler, tenzih-teşbih dengesinde Vahdeti yaşayarak sonsuzluğa kanat açmaktad?rlar.
    Gelin önce âfâka (ufuklara), yani evrensel boyuta bir bak?ş atal?m…
    Dikkat!
    Unutmayal?m ki…
    Ya da…
    Fark edelim ki…
    Tüm bu sorgulamalar?, evrendeki say?s?z ve s?n?rs?z dalga boylu okyanus içinde, sadece santimetrenin onbinde 4’ü ilâ 7’si aras?ndaki dalga boylar?n? beynimize aktarabilen gözümüze GÖRE yapmaktay?z…
    Ya biraz daha kapsaml? alg?layan organ?m?z olsayd?!?
    Neyse…
    Hiç olmazsa bunu da hat?rlayarak irdeleyelim konuyu…
    1 milyon 303 bin dünya büyüklüğünde bir y?ld?z (güneş) çevresindeki uydu üzerinde yaş?yor ve evrenin s?rr?n? çözmeye çal?ş?yoruz!.. 1 milyon 303 bin Dünya büyüklüğünde olan o y?ld?z yan? s?ra, 400 milyar?n?n daha varolduğunu saym?ş bilim adamlar? Samanyolu Galaksisinde... Hani şu varoşlar?nda yaşad?ğ?m?z Galakside… Milyarlarca galaksi hesap edilmiş evrenimizin alg?lad?ğ?m?z kadar?nda; her biri kendi içinde milyarlarca y?ld?z? bar?nd?ran…
    Milyarlar kere milyarlar… Galaksiler… Y?ld?zlar… Parlayan veya sönük olan bize GÖRE!..
    Tanr? bunun neresinde? Tap?n?lacak ulu tanr?; yan?na var?l?p konuşulacak tanr?; kendisinden başka tap?n?lacak olmayan ulu tanr?; ya da oğlunu(!) yan?ndan yeryüzüne yollayan tanr?!!! Bu sonsuzluğun, neresinde oturmakta?
    Neyse devam edelim…
    Tüm bu, hayâlin alamayacağ?, sadece rakamlar?n tekrarland?ğ? boyutlardaki bir evrende lokalize olmuş “tanr?” anlay?ş?n?; veya bu anlay?şa “ALLAH” ismini etiketleyenleri bir yana b?rak?p; konuyu deşmeye devam edelim...
    Bilim göstermiştir ki, milyar kere milyarlarca ve milyarlarca(!?) y?ld?zlar, asl?nda birbirinden kopuk, bağ?ms?z bir halde boşlukta gezmiyorlar! Aralar?nda bir madde var gözümüzün göremediği! Her şey birbirine bağl? bir ara madde(!) ile, ve dahi gerçekte, evren tek bir bütün, onu alg?layabilecek bir göze veya beyne veya bir bilince göre!..
    Tek bir yap?, tek bir organik yap? evren; canl?, şuurlu!.. Uzay, bu şuurun bedeni!.. Hani şu eskilerin, “Allah’a ait ilim s?fat?” diye işaret ettikleri; “evrensel şuur-kozmik bilinç” ad? alt?nda aç?ğa ç?k?ş, Uzay ve sînesinde bar?nd?rd?klar?!
    Bilim derin dald? milyar kere milyar kere milyarlarca y?ld?zdan birinin içine… Bakt?, y?ld?z ad?n? verdiği kitle, yüz küsur atomdan bir k?sm?n?n bileşik hâli imiş meğer!
    H?z?n? alamad? daha da derinlere inmeye çal?şt?…
    Onyüzbinmilyarlarca büyüklük ve küçüklük aras?nda turlay?p durdu… Proton ismini takt?, kuark ismini takt?, “string” ismini takt? çeşitli oransal büyüklükler olarak alg?lad?ğ? terkiplere…
    Bir kuark bir dünya büyüklüğü ise, dünya üzerindeki bir ağaç büyüklüğüdür “string” dedi…
    Kuark, protona göre ne; proton, atoma göre ne; atom, dünyaya göre ne; dünya, y?ld?za göre ne; y?ld?z, galaksiye göre ne; galaksi, evrene göre ne?.. Gel sen, yan?na gidip huzuruna ç?kacağ?n, seninle konuşup hesaba çekecek olan o Tanr?n? oturt istersen bunlar?n aras?nda bir yere!.. Sonra da ister yollad?ğ? oğluyla(!) muhatap ol, ister yeryüzünden seçip yollad?ğ? postac?lar?yla, elçileriyle, peygamberleriyle!!!
    Fesubhanallah!.. Fe tebârekallahu ahsenül Halikiyn!.
    ?şte burada ak?l çivileri att? baz?lar?n?n!.
    Düşündüler...
    Anlam veremediler!
    ATE?ST oldular!.. “Tanr?” ve “tanr?l?k” kavram?n? reddedip!
    Ak?llar?, bu sonsuz büyüklük ve küçüklük aras?nda şaşk?na döndü… “Olmaz, n’olamaz, “tanr?” yoktur, din dedikleri de masald?r, afyondur! Ak?ll? kişilerin, toplumlar? uyutmak ya da gütmek için uydurmas?d?r din” noktas?nda karar k?ld?lar!.
    Hakl? yanlar? vard? elbette; ama fark edemedikleri pek çok gerçeklik; deşifre edemedikleri çok fazla şifreler, mesajlar ve kodlar da vard? fark edebildiklerinin çok ötesinde…
    Muhammedî şifre ve kodlara, kendilerine ulaşan şeklinden, ambalaj?ndan dolay? gereken değeri ve önemi veremedikleri için, evrensel gerçeklikleri değerlendiremediler.
    Yeryüzüne gelmiş en muhteşem bilinç okyanusunun k?y?s?nda, kumlarla oynay?p, okyanusun ihtiva ettiği güzellikleri tadamad?lar; derinliklerindeki gizlere ulaşamad?lar!.
    TEK karelik evrensel resmin sahip olduğu şuurun (insan-? kâmil), yeryüzündeki “halifesi” durumundaki bilinç olduklar?n? fark edip; evrensel şuur ile bir bütün olduklar?n? ve bunun getirisini yaşayamadan geçip gittiler bu dünyadan… Yaln?zca bedensel zevklerle s?n?rl? kalarak!.
    Yaşayamad?lar “AŞK” denileni! Yaşayamad?lar sevgiyi ve karş?l?ks?z vermenin zevkini… “Veren Allah’t?r”daki benliğin “yok”luğunu yaşaman?n hazz?n?!. Yarad?l?şlar?nda olmad?ğ? için, karş?l?ks?z verme kavram?n? ve olay?n? anlayamad?lar! Tanr?n?n yokluğunu farketmekle perdelendiler, özlerindeki, sonsuzluk boyutundan ve evrensel şuurdan!.
    Oysa…
    S?r…
    Derûnunda “G?Z”li idi her bir birimin!.
    HOLOGRAF?K EVREN gerçekliği, bilim dünyas?nda “Âlemlerin Rabb? ALLAH’t?r” gerçeğini-sistemini deşifre ederken; evrensel ruhtaki (RUH adl? melek) şuurun, her zerrede, o zerrenin yap?s?na göre aç?ğa ç?kmakta olduğunu vurgularken; düşünemediler bunlar?n sonuçlar?n?...
    Zerre küllün aynas?d?r” benzetmesiyle, en muhteşem evrensel gerçekliği 1400 küsur y?l önce insanl?ğa bildiren O yüce Zât’?n mesaj?n? kavrayamad?lar, değerlendiremediler...
    “Ahad” ve Samed” tan?mlamalar?yla kendini, Rasûlullah ad? ve kisvesi alt?nda aç?klayan?n seslenişini işitemediler, “holografik gerçekliğin” ne olduğunu kapsaml? düşünemedikleri için!. Zerrede yans?yan küllü, mikroda aç?ğa ç?kan tümel Tek’i fark edemediler!
    Oysa işin s?rr?, evren içre evrenler gerçeğini aç?klayan “string teorisi” ile “holografik evren” gerçekliğini bir arada düşünerek, Mutlak TEK’liğin aç?l?m?n? fark edebilmekte gizliydi...
    Subhanallah” kavram?n?n, string boyutundaki stringlerin alt? yönlü hareketiyle, evren içre evrenlerin “her an yeni bir şan” al?ş?n?n dillenişi olduğuna...
    Elhamdulillah”?n, bu boyuttaki tekil hareketin (çokluktaki tekilliğin), ancak, onu meydana getiren taraf?ndan değerlendirilebileceğinin dile gelişi olduğuna...
    Allahuekber”in, “tanr? uludur” demek olmad?ğ?n?, bu yüzden ezan?n böyle Türkçeleştirilemeyeceğine; sonsuz boyutlar? ilminde yaratan?n, yarat?lm?ş ilimle kavranamayacağ?na, işaret ettiğini...
    Hiç düşünmediler… Ak?llar?na hayallerine bile getiremediler!
    Arş? taş?yan meleklerin tesbihidir bu” denildiğinde, varl?ğ?n oluşumundaki derinlikleri fark etmek yerine, gökte oturan tanr?n?n koltuğudur arş, demeyi daha kolay veya yerinde gördüler!..
    Evet…
    Evren içre boyutsal evrenler, paralel evrenler, bir evrende olup bitenin diğer evrende aç?ğa ç?kmas? (suya at?lan taş?n yay?lan dalgas? gibi), ya da ayn? anda değişik evrenlerde yer alan ayn? bilinç türünden yaklaş?mlar; hakikati noktas?ndan hareketle “külden zerreye gidişi” ifade etmektedir…
    “Tüm çokluk görüntüsü (alg?layandan kaynaklanan), gerçekte, TEK şuurun (ilmin), her mikroda, onun yap?sal özelliğine göre aç?ğa ç?kmas?d?r” gerçeğini vurgulamaktayd? “holografik gerçeklik”…
    ?yi, peki bütün bunlar hoş da...
    O zaman gelelim “peygamber neden gelmiş; kuran neden inmiş; tanr? yoksa kime hesap verilecek; berzah, mahşer, s?rat, k?yamet masal m?; bizi kim cehenneme atacak ya da cennete sokacak” sorular?na… Adaletin bu mu tanr?; 60 y?l yaşat?p 600 bin milyon milyar sene yakacaks?n; bu ne biçim adalet” falan lâk?rd?lar?na...
    Ak?l çivisi olmayan, tahtalar? bir araya bağlay?p tekne yapamaz ve okyanusa da aç?lamaz!. O zaman da, tahta parçalar? denizde kopuk kopuk kal?r. Ancak bir tanesine tutunup belki hayatta kalabilir!.
    Bu konuyu çözmenin s?rr?n? eskiler şöyle aç?klamaya çal?şm?şlar o günün mecazlar? aras?nda:
    Kul Allah’a eremez, Allah kulunu kendine erdirmedikçe!
    Bunu günümüzde y?llar önce şöyle aç?klamaya çal?şm?şt?k…
    Çokluktan TEK’liğe giden yol kapal?d?r; TEK’ten çoka bakmas?n? öğrenenler s?rlara ererler!
    Allah Rasûlü Muhammed Mustafa’y?, gökteki arş üzerinde oturan tanr?n?n, taht?n? taş?yan kanatl? melekleriyle yeryüzünde seçilmiş özel ulak peygamberi şeklinde kabullenen ilahiyatç?lar?n kapasitesiyle değerlendirenler, elbette ki yukar?da s?ralad?ğ?m?z say?s?z soru dalgalar? aras?nda bocalay?p kalacaklard?r.
    Sistemi ve düzeni kavrayamayan s?n?rl? düşünce sahipleri, “D?N”i dogma olarak kabullenirler!.
    ALLAH” ismiyle neye işâret edildiğini fark edemedikleri için, “tek tanr?l? bir dindir ?slâm derler!.
    Lâ ilâhe….” mesaj?n? alg?layamam?şlard?r.
    Bu yüzden de kabullenişlerini, gökte tanr?, yerde özel ulak postac? peygamber anlay?ş? üzerine bina etmişlerdir!
    ?slâm” kitab?ndaki “Materyalist Müslümanl?k” başl?kl? yaz?mda işaret ettiğim üzere, her şeyi beş duyu - madde boyutuyla ele alm?ş, anlamaya çal?şm?şlard?r.
    Olay?n, noktadan aç?lan string konisi içinde aç?ğa ç?kan şuursal alg?laman?n sonsuzluğu şeklinde, sonsuzluk yolculuğu olduğunu, hiç fark edememişlerdir.
    Evren içre evrenlerin, tek bir noktan?n konisel projeksiyonu olduğunu kavrayabilmek; ayr?ca, içinde bulunan her şeyin dahi, o projeksiyon içindeki kendi noktas?ndan oluşan konisel bir projeksiyon olduğunu alg?layabilmek!
    Bunun ötesinde, bilinmeli ki, evren içre evrenleri oluşturan stringler projeksiyonunun meydana geldiği nokta, sonsuzluk platformundaki sonsuz noktalardan yaln?zca biri mesabesindedir!.
    ?şte “ALLAH“ ismiyle, bu sonsuz noktalar? kapsayan ve her bir “nokta”dan sonsuz âlemler yaratana işaret edilmektedir ki, bu özellik “EKBER” kelimesiyle anlat?lmaya çal?ş?lm?şt?r.
    Bu yüzdendir ki, Kurân-? Kerîm’deAllah’?n âlemlerden Ganî oluşu” vurgulanm?şt?r. (Ganî: Alg?lananla s?n?rl? olmaktan beri olan!)
    Evren içre evrenler, adeta koni içre koniler olmas? itibariyle, ortak bir “nokta”dan varl?klar?n? almaktad?rlar.
    Çünkü “nokta”n?n varl?ğ?, “ilim s?fat?” diye anlat?lan “nokta”lar düzlemindeki, ilmî-şuursal aç?l?mlard?r. “Akl-? evvel” diye bahsedilen, ilim s?fat?n?n “nokta”daki şuursal aç?l?m?d?r.
    Holografik gerçeklik doğrultusunda tüm konisel projeksiyonlar ve bunun hâs?las? olan “göresel bilinçler”, varl?klar?n?, kendi derûnlar?ndaki “nokta”lar?ndan al?rlar. “Allah âlemlerin Rabbidir” işareti de, müşahede edebildiğimiz kadar?yla bize bunu anlat?r...
    ?şte bütün bu gerçeklikler doğrultusunda…
    Allah Rasûlü Muhteşem Bilinç, bize, içinde yaşad?ğ?m?z, “sünnetullah” denen sistem ve düzenin yap?s?n? anlatm?şt?r; kendindeki Hakikat “nokta”s?ndan, bilincine gelen Cebrâil’î kuvve bilgisi doğrultusunda; “?KRA” hükmüyle “OKU”yarak sistemi ve “sünnetullah”?!..
    Bildirmiştir ki Allah Rasûlü ve son Nebîsi Muhammed Mustafa aleyhisselâm…
    Tanr? yoktur ve tanr?l?k kavram? sözkonusu değildir; yaln?zca ALLAH ismiyle işaret edilen vard?r! ALLAH, tap?n?lacak d?ş?m?zdaki bir tanr? değil, kulluk edilen özümüzdeki Rabbimizdir (varl?ğ?m?z? meydana getirip her an onu yeni hale sokan).
    Dünya yaşam? süresince kişiden ne yolda bir kulluk aç?ğa ç?km?şsa (düşünsel-bedensel), ötesinde (âh?retinde) bunun getirisini-sonuçlar?n? yaşayacakt?r.
    Kabir âlemi hakt?r; bu boyuta geçen kişi dünyada yaşad?klar?yla geçtiği boyutun gerçekliğini sorgulayacakt?r kendisindeki melekî kuvvelerle... Sorgu melekleri d?şardan gelmeyecektir; kendi varl?ğ?nda mevcuttur ve aç?ğa ç?kacakt?r.
    Kabir azab? ve kâbir cenneti hakt?r. Otomatik yaşanacakt?r, kaç?n?lmazd?r.
    K?yamet kopacakt?r! Dünya eriyip yok olacakt?r! Tüm insan ruhlar?, bilinçli olarak, bir ortamda toplanacakt?r. O ortamda kişiler dünyada inand?klar?na göre topluluklar oluşturacak ve inand?klar? kişinin peşinden gideceklerdir.
    Cehennem o ortamdaki tüm insanlar?n içine girecekleri bir ortamd?r. Mahşerden ç?kanlar, cehennem ismiyle tan?mlanan boyut veya ortamdan geçecekler ki bu yol “s?rat”; ç?kabilenler bir başka boyutta (cennet) yaşamlar?na devam edeceklerdir sonsuza dek...
    Bu konuda detayl? bilgi “?NSAN VE SIRLARI” isimli 1985 y?l?nda yazm?ş olduğum kitapta mevcuttur.
    Bu bir süreçtir. Herkes bunu yaşayacakt?r Allah Rasûlü’ne göre…
    Dünya yaşam?nda insana “ibadet” ad? alt?nda tavsiye edilen tüm çal?şmalar, hep insan?n ölüm ötesi yaşamda s?k?nt? çekmemesi ve geleceğinin daha güzel olmas? içindir. Yap?lacak çal?şmalar?n gökteki tanr?ya yaranmakla ilgisi yoktur. Hasta olmamak için tedbir almak veya hasta olunca iyi olmak için ilaç almak neyse, ölüm ötesi yaşam için de bu çal?şmalar? yapmak ve o ortama kendini haz?rlamak ayn? şeydir. Kişi ne yapacaksa kendi için yapacakt?r.
    Yukar?da kimse yoktur yarat?lm?şlardan başka!.
    Kişi Rabbini kendi derûnunda keşfedecektir!.
    Ölümü TADARAK boyut değiştiren kimse, yaşam?n ve bulunduğu boyutun gerçekliğine göre, kendi kendini sorgulayacakt?r derûnu itibariyle ki, bu durum “hesaba çekilmek” şeklinde tavsif edilmiştir!. “O gün hesap görücü olarak nefsin yeter” âyeti bu gerçeği vurgulamaktad?r.
    Zerre kadar hay?r işleyen bunun karş?l?ğ?n? görecek, zerre kadar kötülük yapan da bunun sonuçlar?n? kaç?n?lmaz biçimde yaşayacakt?r. Zelzele suresi bir kere daha ölüm tad?ld?ktan sonra yaşanacakt?r.
    Bunlar? bilmemek veya duymam?ş olmak gibi bir mazerete yer yoktur sistemde!
    Çünkü mazeret serdedilecek bir tanr? yoktur kimsenin karş?s?nda!
    ?şte dostum anlat?labilir kadar?yla, “D?N” olay?n?n geçmişteki mecâzlarla bezenmiş anlat?m?n?n, çağ?m?z gerçekleri ?ş?ğ?ndaki bir k?s?m kodlar?...
    Yaşam senin yaşam?n!. Ne yapacağ?na kendi akl?nla kendin karar ver! Olay? kendin değerlendir!
    ?ster Allah Rasûlü’nün dediklerini değerlendir; ister onun d?ş?nda bir yol seç kendine!.. Tercih senin; sonucuna katlanmak da sana ait olacak!. Bu yüzden de D?N zorlama kabul etmez. Herkes kendi akl?n?n getirisini ve sonuçlar?n? yaşar. Kimsenin kendi inanc?n? zorla başkas?na kabul ettirmesi mümkün değildir.

    Konu MuhammedSaid tarafından (26.05.07 Saat 11:18 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Tanrı Ulu mudur?
    By ademyakup in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 21
    Son Mesaj: 31.05.11, 09:26
  2. Allah'a Tanrı Denilir mi ?
    By ademyakup in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 151
    Son Mesaj: 05.07.09, 22:40
  3. Tanrı Sana Küsmedi ' den...
    By nefes in forum Edebiyat
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 03.02.09, 16:24
  4. Tanrı ve Şeytan
    By insirah in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.08.07, 14:01

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0