+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Neden Sadece Deccali İsa as Öldürebilir?

  1. #1
    Ehil Üye ademyakup - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2006
    Mesajlar
    8.211

    Standart

    Neden Sadece ?sa aleyhisselam Deccal'i Öldürebilir?

    Kur'ân-? Kerîm'de Meryem'in ?sa aleyhisselâm'a hamile kal?ş? anlat?l?rken, "Biz ona ruhumuzdan nefh ettik (üfledik)..." (66/12) buyrulduğu için, ?sa aleyhisselâm "Ruhullah" olarak an?l?r.

    ?sa Ruhullah yani Allah'?n Ruh'undan, Allah'?n s?fat ve esmas?ndan veya Ruh-u ilâhî'den anlam?nda.. Asl?nda bu anlam?yla "Ruhullah" herkeste mevcuttur. Adem aleyhisselâm'?n yarat?lmas?ndan söz edilirken Allah meleklerine "Onu tesviye edip, düzeltip de ruhumdan ona üfledim mi derhal ona secde edin." (38/72) şeklinde buyurur. Bu anlamda Ruhullah her insanda vard?r. Yani Hz. ?sa’n?n sahip olduğu ruh ile Mehmet'in veya Ali’insahip olduğu ruh aras?nda temelde fark yoktur. Çünkü Ruh Tek'tir ve her yarat?lan?n hayatiyeti O Tek Ruh'tand?r.

    Ancak Cenab–? Hak, bunu, Hz. Meryem’e vas?tas?z (babas? olmadan) nefha etti (üfledi, yani bilinç boyutundan / meleki boyuttan geleni madde aleminde aç?ğa ç?kard?). Vas?ta beşer bir baba değil, bir meleki kuvvetti, ki O Cebrail isimli elçi melekti. Melek, salt bilincin kuvveleriyle varolan anlam?ndad?r. Melekler, Allah'a ait kuvvelerin saf bir biçimde bulunduğu, sadece Allah emri ile hiç bir irade koymaks?z?n güçlerini kullanmak üzere yarat?lm?şlard?r. Bu sebeple melekler doğrudan kat?ş?ks?z Allah elçisidir.

    Mutasavv?flara göre Cebrail isimiyle yarat?lan meleğin hayatiyet kaynağ? Ruh-ül Kuds'tür (Kudsi Ruh/Kutsal Ruh).. Ruh-ül Kuds de Evrensel Ruh olan Ruh-u Âzam'dand?r. Ruh-u Âzam'da potansiyel olarak bulunan bilincin kuvveleri, hayatiyeti, galaktik yap?larda aç?ğa ç?k?nca Ruh-ül Kuds ismini al?r.

    Bunun holografik evren gerçeğine göre de, y?ld?z sistemlerindeki hayatiyet de galaksidekinin bir mikro örneğidir. Yani y?ld?z sistemleri de böyle tek bir hayatiyet kaynağ?ndan gelir ve O Ruh'un mikro modelidir, yani Ruh-ül Kuds'tür bir anlamda.. ?şte bizlerde bulunan hayatiyet, yani ruh'un kaynağ? da ayn?d?r. Bu anlamda hepimiz ayn?, Tek Ruh'tan hayatiyetimizi ald?k.

    Ancak bilince ait kuvveleri taş?yan bu hayatiyet/ruh, size veya bana babalar?m?z vas?tas?yla geldi. Yani sperm hücresiyle.. Yani bizdeki beşeriyet anam?zdan, melekiyet babam?zdand?r.

    Ruh, sperm hücresinin potansiyelindeki hayatiyettir (Allah s?fat ve esmas?ndan kaynaklanan hayatiyet/bilinç), ki o da cenin 120. güne eriştiğinde aktive edilir.

    Vas?tal? veya vas?tas?z olmas? aras?ndaki fark da şudur. Melekle gelende hiç bir irade bulunmaz, saf olarak Allah'?n emriyle gelendir. Baba vas?tas?yla gelende ise, durum başkad?r. Baba o spermi anneye yollarken bir beşeri düşünce taş?yordu. O spermi kendi beşeri düşüncesiyle yada başka bir ifadeyle birim nefsinden kaynaklanan düşünceyle, tabiat?n?n arzusunu da katarak anneye verdi. Aradaki fark budur düşünceme göre..

    Bu fark, ?sa aleyhisselâm'?n da tüm beşer gibi yarat?lm?ş bir mahluk ve bizim gibi beşer olduğu gerçeğini değiştirmese de, O'na baz? ayr?cal?kl? özellikler vermiştir. Bizlerin babalar?ndan sperm yoluyla gelen ruh (hayatiyet), babalar?m?z?n bedeninde madde aleminin (süfli boyutlar?n) enerjilerinden ve baban?n bilincinin saf olmay?ş?ndan etkilendi.

    ?sa aleyhisselâm'?n ki ise bir melek vas?tas?yla doğrudan Allah'tan idi. Bu sebeple madde alemine ait kuvvelerden etkilenmedi, olabildiğince saft?. Bu sebeple Allah s?fat ve esmalar?ndan oluşan hayatiyet /ruh, ?sâ aleyhisselâm'da tüm safl?ğ?yla aç?ğa ç?kt?. Bu sebeple daha beşikteyken konuştu; çamurdan yapt?ğ? kuşa üflediğinde, o suret hayat buldu; amay? ve abraş? şifaya kavuşturdu; ölüyü diriltti. Bu konuyu biraz daha açal?m.



    Bizlerde babadan ve anadan gelen bir biçimde beşeriyet ağ?r basarken, ?sa'daki beşeriyet (madde aleminin hat?ras?n? taş?yan hayatiyet/bilinç) sadece anas?ndand?. Bu sebeple O'nun varl?ğ?nda meleki yan (Ruh-ül Kuds) bizlerdekinden daha ağ?r bas?yordu. Meleki yan ise, bir anlamda bilinç boyutunun özellikleri daha ağ?r bas?yor anlam?na gelir. Yada saf olarak bilincin kuvveleriyle yaş?yor anlam?nda..

    ?şte bu sebeple hayalinde oluşturduğu suretlere kolayl?kla hayat verip, madde alemine getirebiliyordu. Saf bilincin kuvveleriyle yaşayan, hikmet aleminde değil de kudret aleminde yaş?yor gibidir. O t?pk? cennet yaşam?nda olduğu gibi, hayal ettiği surete hayat verebilir. Her birimiz için cennet yaşam? da böyle olacakt?r. Çünkü madde beden tabiat?n?n oluşturduğu beşeriyet o boyutta olmayacakt?r.

    Bu durum ?sa için doğuştan olmas?na rağmen, eğer herhangi bir kişide beşeri yan, birim nefs ve madde alemine ait bedenin tabiat?n?n bask?n özellikleri zay?flar ve meleki yan? kuvvetlenirse, o kişide de t?pk? ?sa'n?n varl?ğ?nda ağ?r basan meleki özellikler ağ?r basar, yani bilincin kuvveleriyle yaşamaya başlar. Yani ölmeden önce de bu durumu yaşayabilir ehlinin dediğine göre..

    Tasavvufta bu duruma, kişiye özel "?sa'n?n inişiyle kopan k?yamet" denir. Başka bir anlat?mla, bir kişinin nefsi birimsellikten kurtulup, o kişide beden tabiat?n?n getirdiği bask?n özellikler kontrol alt?na al?n?rsa, tasavvufi terimle, o kişinin ?sa's? inmiştir.

    Eğer seyreden seyreden gizli ikiliğine dair varl?k vehmi de tamamen kalkarsa, k?yameti kopmuştur. (?sa bir süre yeryüzünde/bedende yaşar, k?yamet sonra kopar) Yani o kişi beden tabiat?n?n kontrolünde değildir, hattâ sonunda k?yametin kopuşuyla varl?k olduğuna dair vehim dahi kalkar ve tamamen mutlak BEN'e ait bilincin kuvveleriyle yaşamaya başlar art?k...

    Yine tasavvufi olarak kişinin deccalinin ç?kmas? da şudur: Kişi hakikat ilmini ald?ğ?nda varl?ğ?n?n ilahi kaynağ?n? öğrenir, yani kendindeki ilahi kuvvelerin varl?ğ?n?n fark?na var?r. Fakat müşahadesi ek******. Çünkü enfüsi müşahadesini tamamlam?ş, ama afâki müşahadesi eksik kalm?şt?r.

    Yani kendindeki ilahi kuvveleri farketmiş, ama diğer yarat?lanlarda da varolan bu gerçeği farkedememiştir. Sadece kendinde müşahade edip fark?na vard?ğ? bu gerçeği hazmedemez ve kendini seyrettiği alemin rabb?, efendisi zannetmeye başlar. Bu sebeple hiç bir kural tan?maz, hiç bir yükümlülük kabul etmez ve dilediği gibi yaşamaya başlar. Bu yaşam da kişinin beşeri yan?n? daha da güçlendirir. Yani kişideki madde beden tabiat? ve birim nefs bask?s? tamamen kontrolden ç?kar ve bu şekilde yaşamaya başlar.

    Diğer bir anlamda, kişinin meleki yan? zay?flar ve bilincin kuvveleriyle yaşamdan büsbütün uzaklaş?r. Eğer bu haldeyken, Allah'?n lutfu erişir de afâki müşahadesini de tamamlarsa, kurtulur. Tasavvufi anlay?şla o kişinin ?sa's? inince deccali ölür.

    Yukar?da anlatt?ğ?m?z tasavvufi aç?dan nefs deccali konusuydu.

    Bir de bildiğimiz anlamda Deccal var biliyorsunuz. Yukar?da anlatt?ğ?m?za benzer bir durum vard?r Deccal'de de..

    Deccal, Allah'?n lutfu erişmemiş ve öylece zann? (gerçekle alakas? olmayan inan?ş?)içinde kalm?ş bir kişi olacak.

    Allah hidayet ve lutfunun ona erişmemesindeki en büyük etken ise, Deccal'in körlüğüdür. Deccal'i körleştiren ise, kendisinde doğuştan esma terkibinde ağ?rl?kl? olarak bulunan kudrettir.

    Yani kudreti oluşturan isimler Deccal'in terkibi yap?s?nda ağ?rl?kl? olarak bulunduğu için, çok büyük kerametler gösterebilecektir. Fakat bu kerametler, ?sa'daki gibi meleki yan?n ağ?r basmas?ndan ve dolay?s?yla bilincin kuvveleriyle yaşamas?ndan kaynaklanmaz.

    Sadece doğuştan kudreti oluşturan esmalar?n, yap?s?nda daha ağ?rl?kl? olmas?ndan kaynaklan?r. Hepimizin esma (mânâ) terkibi bulunur ve bu terkipte baz? esmalar (mânâlar) daha ağ?rl?kl?d?r. Deccal'deki büyük güç ve kudreti bu mânâlar oluşturur, meleki yan?n kuvvetli olmas? değil..

    Fakat o, bu gücün kaynağ?n? ilmi yeterli olmad?ğ? için kavrayamaz; çünkü basireti kördür, ki Deccal'in sağ gözü kör olmas? basireti gör, ilmi yetersiz, kavray?ş? eksik anlam?ndad?r. Bunu biraz daha açal?m.

    Deccal kendindeki kudretin meleki yan?n ağ?r basmas?ndan değil de doğuştan, terkibi yan?ndan geldiğini anlayamaz. ?lmi de halini göremeye yetmediği için, bu gücün verdiği üstünlük hissiyle nefsi iyice kabar?r ve hakikati görmekten büsbütün perdelenir.

    Deccal'in sağ gözünün körlüğü basiretinin körlüğüne de işaret eder, ama ondaki bu basiret körlüğüne sebep de kendindeki bu esma kaynakl? büyük güçtür bir bak?ma.

    Bu öyle büyük bir güçtür, ki perde olmaktan ç?km?şt?r. Çünkü perde çekilip ortadan kalkar, ama ondaki bu büyük kudret gerçeği görmesine perde değil bir engeldir. Çünkü bir beşer doğultan böylesi güçlerle yaşarken kendisiyle ilgili gerçeği görmesi imkâns?zd?r. Hiç bir ar?nma süreci yaşamadan bu güçlere kavuşan birine kimse de yard?m edemez art?k..

    ?şte bu sebeple, bu üstün gücün oluşturduğu zan, bir gün kalkacak bir perde değil, ebedi bir engeldir, körlüktür. Bu sebeple Deccal kendini rab zannetmeye başlar ve herkesi kendine tapmaya çağ?r?r. Veya kimine ben ?sa Mesih'im der, kimine Mehdi'yim der, kimine de ?lah olduğunu iddia eder.

    Herkesin kafas?ndaki kutsal kabulüne bir şekilde yerleşmeye çal?ş?r. ?lmi yeterli olmay?p bu gerçekleri farkedemeyenler de ona inan?r.

    Oysa birim nefsi ve tabiat? oldukça ağ?r basan birinin meleki boyuttan nasibi olmayacağ?n? bilen biri onun kerametlerine de, kutsall?k ve ilahl?k iddias?na da aldanmaz.

    Ayr?ca ilmi olan yine bilir, ki bir kişide ?sa gibi meleki yan? ağ?r bassa dahi (Allah'a ait s?fat ve esmayla, yani bilincin kuvveleriyle yaşasa dahi) hiç kimse alemlerin rabbi Allah olamaz, çünkü Allah alemlerden Gani'dir. Alemde her ne var ise, O'nun yaratt?ğ? bir mahluktur ancak..

    Deccal'i sadece ?sa aleyhisselâm'?n öldürecek olmas?n?n sebebi de, yukar?da anlatt?ğ?m?z gibi, O'nun yap?s?ndaki bu ağ?rl?kl? meleki özelliklere bağl? kudrettir. Bilincin kuvvelerinden olan kudret bu kadar saf bir biçimde, yeryüzündeki beşer aras?nda sadece Meryem oğlu ?sa'da aç?ğa ç?km?şt?r.

    Sadece anadan ald?ğ? beşeri özellikler zay?f kald?ğ? için, O ilahi kuvvelerle yaşam?şt?r aram?zdayken..

    O'ndaki kudret, bilinç boyutundan (s?fat boyutundan) kaynakland?ğ? için, Deccal'den çok daha üstün ve güçlüdür. Bu sebeple Deccal'i de sadece O öldürebilecektir. Enbiyadan bir başkas? değil de ?sa olmas?n?n sebebi de budur.

    Yani ?sa'daki beşeriyetin, meleki özelliklerinin yan?nda zay?f kalmas?na bağl? olarak aç?ğa ç?kan kudret dolay?s?ylad?r. Keza O'nun semaya refh edilişi ve tekrar madde boyutuna inecek olmas? da, bu ilahi kuvvelerle yarat?lmas?ndan kaynaklan?r ehlinin dediğine göre...

    ?lâhi evrensel senaryoda bu olayla bizlere anlat?lan ve idrak etmemiz istenen gerçek de yukar?da anlatt?klar?m?n tümüdür düşünceme göre...

    Yoksa hiç bir olay sebepsiz meydana gelmez. Bu sebeple umar?m konuyu tam manas?yla idrak edebiliriz. Umar?m yeryüzünün en büyük fitnesi olan Deccal'den Allah'?n lutfuyla korunabiliriz. Ve yine umar?m nefs deccali ç?kanlara Allah ruhundan üfler de (?sa iner de) kurtulur.

    ALINTI
    Konu MuhammedSaid tarafından (26.05.07 Saat 13:41 ) değiştirilmiştir.
    iman insanı insan eder, belki sultan eder..

  2. #2
    Vefakar Üye emaneten - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    445

    Standart İsevİlİĞİn Deccali ÖldÜrmesİ

    Hadis-i şeriflerde, Âhir Zaman'da çıkacak birtakım şahıslardan söz edilir. Her zaman, her şart ve her seviyeye hitap eden Kur'ân-ı Kerim'de nasıl yer yer mecaz, temsil, istiare gibi san'atlar kullanılmışsa, aynı şekilde, benzer özellikteki hadis-i şeriflerde de yine söz konusu san'atlara yer verilmiştir.
    Bunun yanı sıra, mutlak hakikatlerin zamana, şartlara ve kişilere bağlı izafî yansımaları ve hayatımızda izafî hakikatlerin mutlak hakikatlerden daha çok bulunması sebebiyle Kur'ân-ı Kerim'de ve hadis-i şeriflerde müteşabih ifadeler yer almakta, hattâ Kur'ân âyetleri arasındaki münasebetler ve her bir âyetin Kur'ân'ın bütünüyle münasebeti açısından Kur'ân'ın tamamı müteşabih olma özelliği arz etmektedir. Özellikle Âhir Zaman'la ilgili hadis-i şerifler de müteşabih olma özelliğine sahiptir. Dolayısıyla, Âhir Zaman'da çıkacağından söz edilen Deccal, Süfyan ve onların karşı kutbu olarak Mehdî gibi zatlar, mutlak manâda belli şahıslar olmaktan çok, elbette ve öncelikle lider konumunda belli şahıslarca temsil edilmekle birlikte birer akım, birer şahs-ı manevî olarak ele alınmalıdır.

    Hadis-i şeriflerde, Deccal'ın gayrimüslim dünyada çıkıp Tanrılık iddia edeceğinden, yani "Tanrı"nın yerini alma iddiasında bulunacağından, Süfyan'ın ise Müslümanlar arasında çıkıp, özellikle hayatı tanzim edici yanı itibarıyla İslâm ile mücadele edeceğinden söz edilir. Âhir Zaman hadiselerini söz konusu hadis-i şerifler çerçevesinde ele aldığımızda, Bediüzzaman hazretlerinin de yorumları üzere Deccal, fen ve felsefeden gelen ve Allah'ı (cc) ve ulûhiyeti inkârı esas alan akım veya akımlardır. Nasıl Kur'ân Allah'ın Kelâm Sıfatı'ndan gelen bir kitap ise kâinat da O'nun İrade ve Kudret sıfatlarından gelen bir kitap olup, bu iki kitap, Allah'ın varlık âleminde tecelli ettirdiği bütün İsimlerine mazhar bir başka kitap olan insan ile birlikte Allah'ı bize tanıtan üç küllî tanıtıcı, aynı manânın farklı malzemelerce ifade edilmiş üç tezahürüdür. Bundan dolayı Müslüman hikmet ehli, Kur'ân'a "Vahyedilmiş Kitap", kâinata "Yaratılmış Kitap" demişlerdir. Gerçek bu iken ve kâinat, baştan sona Allah'ı tanıtan âyetler meşheri olmasına rağmen, son asırlarda Batı'da gelişen bilim ve felsefe, bu muhteşem kitabı inkâra vesile yapmış, bilim ve felsefeden gelen tarihte görülmemiş inkâr fırtınaları, insanlığın içtimaî hayatında da korkunç sarsıntılara sebep olmuştur ve olmaya devam etmektedir.

    İşte, hadis-i şeriflerde Deccal ve Süfyan'ın karşısında Mehdî olarak adlandırılan zat, söz konusu fırtınalar karşısında insanlığın hidayetine vesile olacak iman akımıdır. Bu iman akımının en önemli ve temel özelliği, iman ve Kur'an hizmetini esas alması, inkâra vesile yapılan kâinat kitabını aynen Kur'ân gibi okuyup, iman adına Tasavvuf'taki şühudî yakînden daha öte ve hem zihni hem kalbi doyuran ilmî yakîn vermesidir. Kesin kanaatimce ve bir asra yakındır gelişen hadiselerin de doğruladığı üzere, bu akımın en azından en önemli temsilcisi Risale-i Nur'dur. Fakat ne yazık ki, Türkiye'de ve İslâm âleminde milyonlarca insanın imanına vesile olmuş olmasına rağmen Risale-i Nur'un henüz Kur'ân ile kâinat kitabı arasındaki özdeşliği âyet âyet, cümle cümle, kelime kelime, harf harf görebilecek şekilde okunup anlaşıldığı söylenemez. Bunu yapacak olan da öncelikle, kâinata Kur'ân gibi baştan başa Allah'ı anlatan âyetler meşheri olarak bakabilecek ve bu bakışla bilimlere yepyeni bir menfez açacak ilim adamları olacaktır. Bunların bilhassa Batı'dan çıkacağına inanıyorum. Risale-i Nur hakkında okuduğum değerlendirmeler içinde onu en özlü ve aslî mahiyetiyle en güzel tanıtan yazı, İngiltere'nin Durham Üniversitesi'nden Collin Turner'e aitti ve şu ana kadar Fethullah Gülen Hocaefendi'nin eğitimcilik yanını en güzel değerlendiren de, kanaatimce Thomas Mitchell oldu. Âhir Zaman'da Hz. İsa'nın ineceğiyle ilgili hadis-i şerifler de büyük oranda bu gerçeğe bakmakta, "Fethullah Gülen Hareketi"yle ilgili en son İngiltere'de yapılan sempozyum türü çalışmalar da yine bu gerçeğe ışık tutmaktadır.

    29 Ekim 2007, Pazartesi
    ALİ ÜNAL

    ne attan düşmedik yiğit ne de

    sürçmedik at vardır...


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Neden,Neden,Neden Sorusuna Cevap Aranıyor...
    By EZCÜMLE in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 12.05.17, 10:58
  2. neden sadece risale okuyorsunuz?
    By nurcuyum_ben in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 21
    Son Mesaj: 10.08.12, 13:40
  3. Sadece gözleri büyüyor... Neden
    By Sirdugumu in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.08.11, 10:23
  4. Neden Sadece Baş Örtüsü?
    By yatağanlı in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 20
    Son Mesaj: 09.01.08, 19:19
  5. Neden Sadece Risaleler?
    By elff in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 25.04.07, 10:05

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0