Allahu Teâlâ buyuruyor ki:

“De ki: Ben, ağaran sabahın Rabbine sığınırım, yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfleyen büyücülerin şerrinden ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.” (Felak Sûresi, Ayet 1-5)

Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Hasetten kaçının. Çünkü o, ateşin odunu yiyip tükettiği gibi, bütün hayırları yer tüketir.” (Ebû Dâvud)

Haset (çekememezlik) hayırları yer, bitirir, tıpkı ateşin odunu yiyip tükettiği gibi. Sadaka hataları söndürür, tıpkı suyun ateşi söndürmesi gibi. Namaz müminin nurudur. Oruç ateşe karşı perdedir.

“Her hata ve günahın esası olan şu üç şeyden korunun: Kibirden sakının; çünkü şeytanı Adem’e secde etmemeye sevk eden kibirdi.
İhtirastan sakının; zira Adem’i cennette ağaçtan yemeye sevk eden hırstı.
Hasetten de sakının; çünkü Adem’in iki oğlundan birini, öbürünü katletmeye haset sevk etmiştir.” (İbni Asakir)

“Şu iki kişi dışında hiç kimseye gıpta etmek caiz değildir: Biri Allah’ın kendisine verdiği hikmetle hükmeden ve bunu başkasına da öğreten hikmet sahibi kimse. Diğeri de Allah’ın kendisine verdiği malı hak yolda sarf eden zengin kimse.” (Buhari, Müslim)

“Size geçmiş toplumların hastalığı sirayet etti: Bu, haset ve buğzdur. Bu, kazıyıcıdır. Bilesiniz ki, kazıyıcı derken saçı kazır demiyorum. O, dini kazıyıcıdır. Nefsimi kudret elinde tutan Zat-ı Zülcelâl’e yemin ederim, sizler iman etmedikçe cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olmazsınız. Birbirinizi sevmeye yardımcı olacak şeyi haber vereyim mi: Aranızda selamı yaygınlaştırın.” (Tirmizi)

Abdullah b. Ömer (r.a) rivayet ediyor:

“İki kişiye karşı haset caizdir: Birincisi o kimsedir ki, Allah kendisine Kur’an-ı Kerim’i nasip etmiştir, o da onu gece ve gündüz elden bırakmaz. İkincisi de o kimsedir ki, Allahu Teâlâ ona mal vermiştir de o da gece ve gündüz (hak yolda) infak eder.” (Buhari, Müslim, Tirmizi)

“Hafaza melekleri, bir takım meleklerle bir kulun amelini alıp yükselirler. Bu ameller, zevcinin zifafı için hazırlanan bir gelin gibidir. Melekler onu beşinci semaya kadar götürürler. Bu amel cihattır, iki namaz arası kılınan nafile namazdır.
O semanın kapıcı meleği şöyle der: Dur, bu ameli sahibinin yüzüne at, boynuna yükle. O kimse ilim öğrenen ve Allah için amel eden kimselere haset ederdi. Onları çekemez, onların gıybetlerini yapardı.
Hafaza melekleri, o ameli getirip sahibinin boynuna yüklerler. Hayatta kaldığı sürece, o amel boynunda kalır.” (Tembihu’l-Gâfilin)

Haset kalbin en büyük hastalıklarından biridir. Kalbi kemirir ve o insanı etkisi altına alır. Hasetçiyi memnun etmek mümkün olmaz. Çünkü o ancak nimetin zevâli ile razı olur.

Hasetçi zalimdir, gaddardır, onda iyi huylar durmaz. O, Allah’ın taksimine razı olmaz, nimeti yok etmek için başvurmadık çare bırakmaz. Ne kendisi rahat eder, ne de başkasına huzur verir. Haset, hasetçiyi maddeten ve manen yer bitirir. Hasetçinin alameti, yanındaki kimseye yaltaklanmak, ayrıldığı zaman onu gıybet etmek, felakete uğradığı vakit şamata ve sevinç gösterileri yapmaktır.

Kötü huylar arasında hasetten daha adil olanı yoktur. Zira kıskançlık, haset edilenden önce haset edeni mahveder. Hasetçinin şerrinden selamette kalmak isteyen Allah’a sığınmalıdır.

Derler ki, Allah bir kuluna merhametsiz bir düşman musallat kılmak istediği zaman, hasetçisini başına bela kılar.

Kaynak: Miftâhu’r-Rüşd