+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Hidayet hakkında

  1. #1
    Müdakkik Üye Ali.ihsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2019
    Mesajlar
    912

    Standart Hidayet hakkında

    "Hidayetin neticesi, semeresi ve hidayetteki lezzet ve nimet nedir?" diye sual eden sâile cevabdır. Yani hidayette saadet-i dareyn vardır. Hidayetin neticesi, nefs-i hidayettir. Hidayetin semeresi, ayn-ı hidayettir. Zira hidayet haddizâtında büyük bir nimettir ve vicdanî bir lezzettir, belki ruhun cennetidir (nasıl ki dalalet, ruhun cehennemidir); ve bilâhere âhiretin felâh ve saadetini intac eder.

    Said Nursi


    Hidayet: Doğruluk. Hakkı hak, bâtılı da bâtıl olarak görüp doğru yola girmek. Dalâletten ve bâtıl yoldan uzaklaşmak.
    Semere: Meyve, netice, sonuç.
    Nimet: İyilik, ihsan, lütuf. *Rızık, yiyecek.
    Sâil: Soru soran.
    Saadet-i dareyn: İki dünya saadeti, dünya ve ahiret mutluluğu.
    Nefs-i hidayet: Hidayetin kendisi, tam hidayet.
    Ayn-ı hidayet: Doğruyu ve gerçeği göstermenin ta kendisi.
    Zira: Çünkü.
    Haddizâtında: Aslında, gerçekte.
    Vicdanî: Vicdana ait.
    Dalalet: Sapıtma, doğru yoldan ayrılma, iman ve İslam yolundan sapmak.
    Bilâhere: Sonra, sonradan, sonunda.
    Âhiret: Ölümsüz olan öbür dünya.
    Felâh: Kurtuluş, selamet.
    Saadet: Mutluluk.
    İntac: Netice verme, doğurma, meydana getirme.

  2. #2
    Müdakkik Üye Ali.ihsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2019
    Mesajlar
    912

    Standart Sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin

    Tarîk-ı hakta çalışan ve mücahede edenler, yalnız kendi vazifelerini düşünmek lâzım gelirken, Cenab-ı Hakk'a ait vazifeyi düşünüp, harekâtını ona bina ederek hataya düşerler.

    Edeb-üd Din Ve-d Dünya Risalesi'nde vardır ki: Bir zaman şeytan, Hazret-i İsa Aleyhisselâm'a itiraz edip demiş ki: "Madem ecel ve herşey kader-i İlahî iledir; sen kendini bu yüksek yerden at, bak nasıl öleceksin."

    Hazret-i İsa Aleyhisselâm demiş ki:
    ﺍِﻥَّ ﻟِﻠَّﻪِ ﺍَﻥْ ﻳَﺨْﺘَﺒِﺮَ ﻋَﺒْﺪَﻩُ ﻭَ ﻟَﻴْﺲَ ﻟِﻠْﻌَﺒْﺪِ ﺍَﻥْ ﻳَﺨْﺘَﺒِﺮَ ﺭَﺑَّﻪُ Yani: "Cenab-ı Hak abdini tecrübe eder ve der ki: Sen böyle yapsan sana böyle yaparım, göreyim seni yapabilir misin? diye tecrübe eder. Fakat abdin hakkı yok ve haddi değil ki, Cenab-ı Hakk'ı tecrübe etsin ve desin: Ben böyle işlesem, sen böyle işler misin? diye tecrübevari bir surette Cenab-ı Hakk'ın rububiyetine karşı imtihan tarzı sû'-i edebdir, ubudiyete münafîdir."

    Madem hakikat budur, insan kendi vazifesini yapıp Cenab-ı Hakk'ın vazifesine karışmamalı.

    Meşhurdur ki: Bir zaman İslâm kahramanlarından ve Cengiz'in ordusunu müteaddid defa mağlub eden Celaleddin-i Harzemşah harbe giderken, vüzerası ve etbaı ona demişler: "Sen muzaffer olacaksın, Cenab-ı Hak seni galib edecek."

    O demiş: "Ben Allah'ın emriyle, cihad yolunda hareket etmeye vazifedarım, Cenab-ı Hakk'ın vazifesine karışmam; muzaffer etmek veya mağlub etmek onun vazifesidir."

    İşte o zât bu sırr-ı teslimiyeti anlamasıyla, hârika bir surette çok defa muzaffer olmuştur.

    Evet insanın elindeki cüz'-i ihtiyarî ile işledikleri ef'allerinde, Cenab-ı Hakk'a ait netaici düşünmemek gerektir. Meselâ: Kardeşlerimizden bir kısım zâtlar, halkların Risale-i Nur'a iltihakları şevklerini ziyadeleştiriyor, gayrete getiriyor. Dinlemedikleri vakit zaîflerin kuvve-i maneviyeleri kırılıyor, şevkleri bir derece sönüyor. Halbuki Üstad-ı Mutlak, Mukteda-yı Küll, Rehber-i Ekmel olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm,
    ﻭَﻣَﺎ ﻋَﻠَﻰ ﺍﻟﺮَّﺳُﻮﻝِ ﺍِﻻَّ ﺍﻟْﺒَﻼَﻍُ "Peygambere düşen, ancak tebliğ etmekten ibarettir." Nur Sûresi, 24:54.) olan ferman-ı İlahîyi kendine rehber-i mutlak ederek, insanların çekilmesiyle ve dinlememesiyle daha ziyade sa'y ü gayret ve ciddiyetle tebliğ etmiş. Çünki ﺍِﻧَّﻚَ ﻻَ ﺗَﻬْﺪِﻯ ﻣَﻦْ ﺍَﺣْﺒَﺒْﺖَ ﻭَﻟَﻜِﻦَّ ﺍﻟﻠَّﻪَ ﻳَﻬْﺪِﻯ ﻣَﻦْ ﻳَﺸَٓﺎﺀُ "Sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin. Ancak Allah dilediğine hidayet verir." Kasas Sûresi, 28:56. sırrıyla anlamış ki: İnsanlara dinlettirmek ve hidayet vermek, Cenab-ı Hakk'ın vazifesidir. Cenab-ı Hakk'ın vazifesine karışmazdı.

    Öyle ise; işte ey kardeşlerim! Siz de, size ait olmayan vazifeye harekâtınızı bina etmekle karışmayınız ve Hâlıkınıza karşı tecrübe vaziyetini almayınız!

    Said Nursi


    Onları hidayete erdirmek sana ait değildir. Fakat Allah, dilediğini hidayete erdirir. Bakara, Ayet 272.

    Şûrâ, 48. Ayet: Eğer yüz çevirirlerse (bilesin ki), biz seni onlara bekçi göndermedik. Sana düşen, sadece tebliğdir. Gerçekten biz insana katımızdan bir rahmet tattırdığımızda ona sevinir; ama elleriyle yaptıkları işler yüzünden onlara bir kötülük dokunursa, o zaman da insan pek nankördür.

  3. #3
    Müdakkik Üye Ali.ihsan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2019
    Mesajlar
    912

    Standart

    Sanki hidayet-i İlahî, bir burak olup mü'minlere gönderilmiştir. Mü'minler tarîk-i müstakimde ona binerek arş-ı kemalâta yürürler. İşârât-ül İ'caz

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hidayet hakkında
    By CEVELAN in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 28.10.16, 05:15
  2. Zira hidayet...
    By fanidünya... in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 22.02.14, 16:22
  3. En Büyük Hidayet
    By xyz in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 05.10.08, 14:21
  4. Hidayet Nedir?
    By şahinöz in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 10.02.08, 19:16
  5. Hidayet
    By heldehli emrullah in forum Tanışma
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 03.10.07, 12:08

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0