Sorunun Detayı

Bazı kardeşlerimizi aklını çelmeye çalışan bazı misyonerler var. İmanı zayıf arkadaşlara tesir ediyorlar. Birkaç kez ben de karşılaştım. Genellikle Hristiyan olan bazı misyonerler Müslüman gençlere:
"İslam çok karışık ve en ufacık bir konu ile alakalı bile net olmayan hükümleri olan bir din. Birçok ibadet var ve hepsi kurallara bağlı ve bu kurallara uymazsan dinden çıkabiliyorsun. Temel kurallar değil bu dediklerim mesela sakalını bir tutam uzatmazsan, az veya çok uzatırsan bu sünnete uymaz ve buna dikkat etmezsen veya bir tutamdan az olsa ve buna sünnet desen dinden çıkarsın. Namazda şunu yapmazsan namazın kabul olmaz, orucun şu şekilde tutmazsan orucun kabul olmaz. Zekatı şöyle vermezsen o zekat olmaz gibi. Yani her konu ile ilgili kurallar var ve bu kuralların ucu yok, birçok detayı var. İnsanlar bunları uygulamakta zorlanıyor ve yapamıyor sıkıntıya giriyor.
Ayrıca, bir konu ile ilgili herkes farklı bir şey söylüyor. Neyin doğru olduğu belli değil.
Hristiyanlık öyle değil, evet namaz gibi zekat gibi ibadetler belki yok, ama ibadet etmek istersen İncil okursun, zekat yok ama birilerine yardım etmek istersen yardım edersin. Şu kadar sakal bırak, ibadetini yaparken şöyle kuralları takip et, etmezsen dinden çıkarsın gibi bir durum yok.
İslam'da fıkhi bir konu ile ilgili bir çok detay var, ve hatta farklı fikirler var. İnsanlar uymakta zorlanıyor kafaları karışıyor, doğru mu yaptıklarından emin olamıyorlar.
Hristiyanlık öyle değil, gayet herkesin uyacağı ve huzurlu olacağı bir din. Belli başlı kurallar var ve bunlara uymanız yeterli. Bir ibadette içinde çıkılamayacak kadar detay yani kural yok." Diyorlar..
Bunlara bizzat şahit oldum. İlmimiz yeterli olamadığı için uygun cevap veremedik. Bu konuyla ilgili ne dersiniz?
Müslüman kardeşlere bu konuda yardımcı olmam gerekiyor.

Cevap

- Önce şunu belirtelim ki, bu misyoner efendi, her şeyden önce Hristiyanlık dinin temel taşı olan Teslis (baba-oğul-ruhu’l-kudüs) akidesi gibi saçma bir konuyu çözsün, bizi ikna etsin. Sonra İslam diniyle ilgili konuşsun.

- “İslam dininin karışık olduğu” iddiası kocaman bir yalandır. Bu yalanın delillerini bizzat sorudaki bilgilerden de çıkarmak mümkündür. Şöyle ki:

“Birçok ibadet var ve hepsi kurallara bağlı” olduğu kabul ediliyor, ancak kurallı olduğu için karmaşık olduğunu seslendirmeye çalıyor. Halbuki, zerre kadar aklı olan bilir ki, kural ve kaidelerin bulunduğu bir yerde nizam ve intizam vardır. Nizam ve intizamın bulunduğu yerde karışıklık değil, düzenli mekanizma, şeffaflık ve açık bilgi vardır.

Karışıklık ancak muğlak bırakılan, detayları açıklanmayan konular için söz konusudur. Namaz, oruç, zekât ve hac gibi ibadetlerin detaylarına kadar açıklanmış olmasını “karışıklık” olarak ifade etmek için aklını ekmek peynirle yemek bile yetmez..

- Soruda: “İslam'da fıkhi bir konu ile ilgili bir çok detay var, ve hatta farklı fikirler var. İnsanlar uymakta zorlanıyor kafaları karışıyor, doğru mu yaptıklarından emin olamıyorlar” iddiası, doğru değildir. İnsanların farklı yorumları her dinde vardır. İslam’da ehl-i sünnetin dört mezhebinde fıkhi ihtilaflar, ne o mezhep müntesiplerinin kafasını karıştırıyor, ne de o mezhebe göre ibadet etmekte zorlanıyor.

Bu konuda söz söylemek, “uzaktan kaval çalmaya benzemez”. Bu işi yapanların şahitliği esastır. Hristiyanların din kaynağı olan İnciller arasındaki derin ihtilaflar yüzünden asırlar boyu din kavgasını verip oluk oluk kan dökmüşlerdir. Şimdi aslı değiştirilmiş olan bu dini, İslamla kıyaslamak mümkün değildir.

Bediüzzaman hazretlerinin ifade ettiği gibi, İslam aleminde bir olay (Cemel, Sıffin vakası) dışında dahili/dini savaşlar hiç vuku bulmamıştır. Burada onun bizzat kendi ifadesine yer verelim ki, Misyonerimiz de dersini alsın:

“Sâlisen: İslâmiyet'i Hristiyan dinine kıyas etmek, kıyas-ı maalfarıktır (yanlış bir karşılaştımadır), o kıyas yanlıştır. Çünki Avrupa dinine mutaassıb olduğu zaman medenî değildi; taassubu terketti, medenîleşti. Hem din, onların içinde üçyüz sene muharebe-i dâhiliyeyi intac etmiş. Müstebid zalimlerin elinde avamı, fukarayı ve ehl-i fikri ezmeye vasıta olduğundan; onların umumunda muvakkaten dine karşı bir küsmek hasıl olmuştu.”

“İslâmiyette ise, tarihler şahiddir ki, bir defadan başka dâhilî muharebeye sebebiyet vermemiş. Hem ne vakit ehl-i İslâm, dine ciddî sahib olmuşlarsa, o zamana nisbeten yüksek terakki etmişler. Buna şahid, Avrupa'nın en büyük üstadı, Endülüs Devlet-i İslâmiyesidir. Hem ne vakit, cemaat-ı İslâmiye dine karşı lâkayd vaziyeti almışlar, perişan vaziyete düşerek tedenni etmişler.” (Mektubat, 325)

- Şunu da unutmamak gerekir ki, tarih boyunca bir Müslüman din adamının veya bir İslam aliminin İslam dinini bırakıp, akli bir muhakeme ve kesin bir delil ile Yahudi veya Hristiyan olduğunu -bu misyoner efendi dahil- kimse gösteremez. Oysa, tarihte olduğu gibi günümüzde de -onların din ve ilim adamları dahil- İslam dinine girenlerin sayısı azımsanmayacak kadardır. Bu konuda Bediüzzaman hazretlerinin şu tespiti dikkate değer:

“Hem zaman-ı saadetten şimdiye kadar hiç bir tarih bize bildirmiyor ki; bir müslüman muhakeme-i akliyesiyle başka bir dini, İslâmiyet'e tercih etmiş olsun ve delil ile başka bir dine dâhil olmuş olsun. Dinden çıkanlar var, o başka mes'ele.. taklid ise, ehemmiyetsizdir.”

“Halbuki edyan-ı saire(diğer dinlerin) müntesibleri mutlaka fevc fevc(grup grup), muhakeme-i akliye ile ve bürhan-ı kat'î ile daire-i İslâmiyet'e dâhil olmuşlar ve olmaktadırlar. Eğer biz, doğru İslâmiyet'i ve İslâmiyet'e lâyık doğruluğu ve istikameti göstersek, bundan sonra (da) onlardan fevc fevc (İslam dinine)dâhil olacaklardır.” (Münazarat, 45- 46)

- Soruda: İslami ibadetlerin kuralları için ortaya atılan “bu kuralların ucu yok” iddiası, sinsi bir kurnazlık ve sisli bir cehaletin bileşkesi bir yalandır..

- “ve bu kurallara uymazsan dinden çıkabiliyorsun” iddiası da önceki iddia gibi kocaman bir yalandır.

İslam dinini bilen herkes şunu iyi bilir ki, ehl-i sünnet akidesinin en belirgin bir prensibi, “Bir mümin inkâr etmediği sürece, ne kadar büyük olursa olsun hiç bir günahtan ötürü dinden çıkmaz.” (bk. el-Fıkhu’l-ekber, 1/43)

-Soruda: İnsanların kendi iradelerine bırakılan ibadetler, iyilik yapmak gibi hususlar, İslam’ın Allah’ın bir emri olarak söz konusu edilen ibadetlerle kıyaslanmış ve şu ifadelere yer verilmiştir: “..evet namaz gibi zekat gibi ibadetler belki yok, ama ibadet etmek istersen İncil okursun, zekat yok ama birilerine yardım etmek istersen yardım edersin.”

Misyonerin bu ifadeleri, “intak-ı bilhak” denilen bir keyfiyettedir. Yani istemeden hakkı seslendirmiş/Allah konuşturmuştur. Şöyle ki:

Burada; İslam’ın bir insani görev olarak zenginlere yüklediği zekâtı, Hristiyanlıktaki “isteğe bağlı” yardımlarla kıyaslanmıştır. Halbuki, zengin ve fakirlerin her zaman bulunduğu insanlık camiasında, fakirlere yardım etmek çok önemli bir iştir ve insanların inisiyatifine bırakılamaz. Belli bir miktar ile bu yardımların yapılması zorunlu olması gerekir. Bu bir insanlık gereğidir.

Deniliyor ki: “Namaza benzer bir ibadet yoktur, ama kişi isterse İncil okuyabilir..”

Oysa dinlerin en büyük gayesi, imandan sonra Allah’a kulluk etmektir. Bu kulluk görevi vahiy ile tespit edilir; kişilerin vicdanına terk edilmez.

Kaldı ki, İncil’in yazarları bellidir. Böyle vahiy olmayan bir kitabı okumakla nasıl ibadet edilir. Halbuki, Kur’an’da belirtildiği gibi, Hz. İsa’nın hakiki, dininde de bizzat rükulu ve secdeli namaz ibadet vardır..

- “Şu kadar sakal bırak, ibadetini yaparken şöyle kuralları takip et, etmezsen dinden çıkarsın..” iddiası, mesnetsiz ve cehalet mahsulü bir iftiradır.

Yukarıda belirttiğimiz gibi, İslam’da/ehl-i sünnetin akidesine göre, hiç kimse bir ibadet yapmadığı veya bir günah işlediği için dinden çıkmaz..

Kaldı ki, İslam alimlerinin önemli bir kısmına göre sakal bırakmak sünnettir. Sünneti terk etmek küfür değil, günah bile sayılmaz.

Bununla beraber, sakal bırakmayı vacip olarak görenlerden de hiç kimse “sakalı bırakmayan dinden çıkar” diye bir iddiada bulunmamıştır.

Allah, bizi son din ve son peygamber Hz. Muhammed’i hakkıyla tanıyan ve İslam dinine uyma şerefine nail olan kimselerden eylesin.. Amin!

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet