+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2
Like Tree2Beğeni
  • 1 tarafından fanidünya...
  • 1 tarafından CEVELAN

Konu: Lâhika mektublar hakkında

  1. #1
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart Lâhika mektublar hakkında

    Bu lâhika mektubları -ki "Yirmiyedinci Mektub'dur- Risale-i Nur'un ilk te'lifi ile başlayıp devam edegelmiştir. Risaleler Barla'da te'lif edilmeye başlanıp Isparta ve civarındaki kıymetdar talebeleri bu risaleleri okumak ve yazmak suretiyle istifade ve istifaza ettiklerinde hissiyatlarını, iştiyak ve ihtiramlarını bir şükran borcu olarak muhterem müellifi Hazret-i Üstad'a mektublarla takdim etmişler. Bazı müşkilâtlarının ve suallerinin halledilmesini rica etmişler; böylece hem Hazret-i Üstad'ın, hem talebelerin mektubları ile "Barla", "Kastamonu" ve "Emirdağ" lâhika mektubları vücuda gelmiştir.
    Lâhika: Ek, ilave.
    Te'lif: Eser yazmak.
    Kıymetdar: Kıymetli, değerli.
    İstifaza: Feyiz alma, manevî faydalanma.
    Hissiyat: Hisler, duygular.
    İştiyak: Şiddetli arzu ve istek.
    İhtiram: Hürmet etme, saygı gösterme.
    Müellif: Telif eden, kitap yazan.
    Müşkilât: Zorluklar, güçlükler.

    Barla Lâhikaları:
    Risale-i Nur'un Barla'da te'lif edildiği ve kalemle istinsah edilerek neşre başlandığından Eskişehir hapsi zamanına kadar olan devrede Nur'un ilk müştak talebelerinin, Nurların hemen te'lifi zamanında, ilk okuyup yazdıklarında duydukları samimî hissiyat, kalbî ve ruhî istifade ve istifazalarını dile getiren fıkralarını ve Hazret-i Üstad'ın da bazı mektublarını ihtiva etmektedir.
    Risale-i Nur: Bediüzzaman Said Nursinin (ra) Kur'anın imanla ilgili ayetlerini kaynak alarak imanın bütün şartlarını açıklayıp delillerle ispat ettiği çok değerli eserlerinin hepsine birden verilen isim.
    İstinsah: Çoğaltma, kopyalama.
    Müştak: Çok istekli, iştiyaklı.
    İhtiva: İçinde bulundurma, içine alma.

    Kastamonu Lâhikaları ise:
    Eskişehir hapsinden tahliyeden sonra Nur Müellifi Kastamonu'ya nefyedilmiş, Denizli hapsi zamanına kadar orada ikamete mecbur edilmiş; bu müddet zarfında Nur Müellifi Isparta'daki talebeleri ile daimî muhabere ederek Nurların hatt-ı Kur'an'la yazılıp çoğalması, neşri ve inkişafı ve eski yazı bilmeyen gençlerin istifadesi için de, Risale-i Nur Külliyatı'ndan bazı bahislerin daktilo ile çoğaltılması hususunda şedid alâka göstermiş ve Risale-i Nur'un mahiyeti, kıymeti, deruhde ettiği kudsî vazife-i imaniyesi ve mazhariyeti; hem talebelerinin tarz-ı hizmetleri, mütecaviz dinsizler karşısında sebat ve metanetleri ve ehl-i İslâm'ın birbiri ile muamelâtında takib edecekleri ihlaslı hareketleri gibi, dâhilî ve haricî bir çok mes'elelere temas etmiştir. Bu itibarla Kastamonu Lâhika mektubları bilhâssa yazıldığı zaman itibariyle de büyük ehemmiyet kesbeden bir devrin mahsulü olması ve birçok içtimaî mes'eleleri ve küllî imanî bir nazar-ı hakikatla mütalaa, mülahaza ve küllîleşmesi gibi cihetlerde büyük kıymeti haizdir.
    Nefy: Sürgün.
    Muhabere: Haberleşme.
    Hatt-ı Kur'an: Kur'an yazısı.
    İnkişaf: Açılma, meydana çıkma, gelişme, ilerleme.
    Şedid: Şiddetli, kuvvetli, sert.
    Deruhde: Üstlenme.
    Vazife-i imaniye: İmana ait vazife, imanla ilgili görev.
    Mazhariyet: Mazhar olma, nail olma, şereflenme.
    Tarz-ı hizmet: Hizmet tarzı, hizmet şekli.
    Mütecaviz: Tecavüz eden, hücum eden, saldıran, sataşan.
    Sebat: Yerinden oynamama, devam etme, dayanma, kararlı olma.
    Metanet: Sağlamlık, kararlılık.
    Ehl-i İslâm: Müslümanlar.
    Muamelât: Muameleler, hareketler ve davranışlar.
    Kesb: Kazanma, edinme, işi gerçekleştirmek için yönelme.
    İçtimaî: Cemiyetle alâkalı, toplumla ilgili.
    Küllî: Kapsamlı genel, bütünün özelliğini taşıyan parçalardan meydana gelen.
    İmanî: İmana ait, inançla ilgili.
    Nazar-ı hakikat: Hakikat nazarı, gerçeğin bakışı, gerçek ve doğru değerlendirme.
    Mütalaa: Okumak, incelemek, tedkik etme, okuyup inceleme.
    Mülahaza: Düşünme, düşünce.
    Haiz: Sahip.

    Emirdağ Lâhika Mektubları, birinci kısmı:
    15 Haziran 1944'de Denizli hapsinden beraet ile tahliyeden sonra Heyet-i Vekile kararıyla Emirdağı'nda ikamete memur edilen Risale-i Nur müellifi Said Nursî Hazretleri 1947 sonlarına kadar, yani üçüncü büyük hapis olan Afyon hapsine kadar Emirdağı'nda ikamet ettiği müddetçe Isparta, Kastamonu, İstanbul, Ankara ve Üniversite talebeleri ve Anadolu'da Nurların neşre başlandığı yerlerdeki talebelerine hizmete müteallik bazı mektub ve suallerine cevaben yazdığı mektublardır.
    Heyet-i Vekile: Vekiller heyeti, bakanlar kurulu.
    Müteallik: Alakalı, bağlı, ilgili.
    Cevaben: Cevap olarak.

    İkinci kısım ise:
    1948-1949 Afyon Cezaevi'nde yirmi ay mevkufen kalıp tahliyeden sonra tekrar Emirdağı'na avdet edip orada bir müddet kaldıktan sonra 1951 yılında Eskişehir'de iki ay ikameti müteakib, oradan da "Gençlik Rehberi" mahkemesi münasebetiyle iki defa İstanbul'a gelip üçer ay İstanbul'da kaldığı 1952-1953 tarihlerinde ve daha sonra yine Emirdağı'nda iken talebelerine yazdığı mektublar ve mahkemelere ve davalara temas eden mes'elelere dair müteaddid bahislerdir. 1953'ten sonra ikamet eylediği Isparta'da da arasıra yazdığı mektublar da vardır.
    Mevkufen: Tutuklu olarak.
    Tahliye: Serbest bırakmak.
    Avdet: Dönüş, geri gelme, dönme.
    Müteaddid: Çok sayıda, birçok, çeşitli.
    İkamet: Oturma, yerleşme.

    Eskişehir, Denizli ve Afyon Cezaevleri'nde iken hapisteki talebelerine yazdığı pek kıymetdar hapishane mektubları ise, yine müellif-i muhterem Hazret-i Üstad'ın neşrini tensibiyle Şualar Mecmuası'nda aynen neşredilmiştir. Bu lâhikalarda geçen talebelerin mektubları, Nurlardan aldıkları feyz-i iman, ihlas ve sadakatlarını, şehamet-i imaniyelerini ifade ile üstadlarına arzetmek ve teşekküratlarını bildirmekle bu zamanda zuhur eden bu ders-i Kur'aniyenin muhatabları olduklarını izhar ediyor. Ve Risale-i Nur'un hakkaniyetine ve Hazret-i Üstad'ın davasına birer şahid hükmünde bulunuyor.
    Kıymetdar: Kıymetli, değerli.
    Müellif-i muhterem: Hürmet gösterilen yazar, saygı değer yazar.
    Neşr: Neşretmek, yaymak, herkese duyurmak.
    Tensibiyle: Uygun görmesiyle.
    Feyz-i iman: İmanın verdiği bereket ve bolluk, iman feyzi.
    Şehamet-i imaniye: İmanın verdiği kahramanlık ve yiğitlik.
    Teşekkürat: Teşekkürler.
    Zuhur: Meydana çıkma, ortaya çıkma, görünme.
    Ders-i Kur'an: Kur'an dersi.
    İzhar: Açığa vurma, meydana çıkarma, ortaya koyma, gösterme.
    Hakkaniyet: Haklılık, doğruluk, gerçeklik.

    Risale-i Nur'un te'lifi ve neşriyle beraber bu lâhika mektublarının zuhuru, devamı ve neşri, bizzât muhterem müellifi tarafından yapılması ve tensib edilmesi ve müteaddid mektublarda da bu lâhikaların kıymetini ifade buyurmaları ve nazara vermeleri, herhalde bu lâhikaların ehemmiyetini tebarüze kâfidir.
    Te'lif: Eser yazmak, kitap yazmak.
    Lâhika: Ek, ilave.
    Tensib: Uygun görme, uygun bulma.
    Müteaddid: Çok sayıda, birçok çeşitli.
    Tebarüz: Belli olma, belirme, görünme.

    Evet Risale-i Nur'un te'lifi, zuhuru ve neşri ile beraber hizmet-i Nuriyenin ve ders-i Kur'aniyenin taliminde ve îfasında ve meslek-i Nuriyenin taallümünde ve uzun bir zamandaki hizmetin devamında vaki' olacak binler ahval ve hücuma maruz talebelerin cereyanlar karşısında sebat, metanet ve ihlasla hareketlerinde onlara yol gösterecek, hizmet-i Kur'aniyenin inkişafında sühulete medar olacak ikaz ve ihtarlara elbette ihtiyaç zarurîdir, kat'îdir, bedihîdir.
    Hizmet-i Nuriye: Nur'a ait hizmet, Risale-i Nur'la ilgili hizmet.
    Îfa: Yapma, yerine getirme.
    Meslek-i Nuriye: Nur mesleği, Risale-i Nur yolu.
    Taallüm: Öğrenme, ilim edinme.
    Vaki': Olan, gerçekleşen, olmuş, gerçekleşmiş.
    Ahval: Haller, vaziyetler.
    Sebat: Yerinden oynamama, devam etme, dayanma, kararlı olma.
    Metanet: Sağlamlık, kararlılık.
    İhlas: İçten, gönülden, samimi, Allah'ın (cc) emirlerini Allah (cc) emrettiğinden dolayı ve rızası için yapmak.
    İnkişaf: Açılma, meydana çıkma, gelişme, ilerleme.
    Sühulet: Kolaylık.
    Kat'î: Kesin.
    Bedihî: Açık, belli.

    İşte Hazret-i Üstad'ın bu gibi şübhe götürmez hakikatlara ve mes'elelere isabetle parmak basıp dikkati çekmesi, talebelerini ikazda bulunması, elbette bu hizmet-i kudsiyenin ehemmiyeti iktizasındandır. Hem bu lâhikaların bir kısmı, ihtiyaca binaen yazılmış ve yazdırılmış ihtarlar olması ve aynı ihtiyacın her zaman tekerrürü melhuz bulunduğundan, daima müracaat olunacak hikmetleri ve düsturları muhtevidir. Nitekim yüzer vakıalar, hâdiseler ve mes'elelerde bu ihtiyaç, kendini göstermiştir.
    Hizmet-i kudsiye: Kutsal hizmet,mukaddes hizmet.
    Ehemmiyeti: Önemi.
    Binaen: Dayanarak, dayalı olarak.
    Tekerrür: Tekrarlama.
    Melhuz: Düşünülebilen, olabilir, akla gelebilen.
    Hikmet: Gözetilen fayda ve gaye.
    Muhtevi: İçine alan, kaplayan.

    Nurların birinci talebesi Hulusi Bey, Hazret-i Üstad'a arzettiği bir mektubunda "Dünyayı unutmak isteseniz başka hiçbir sebeb olmasa dahi, yalnız bu mübarek Sözler'le rabıta peyda eden insanların rica edecekleri izahatı vermek isteyecek ve cevabsız bırakmayacaksınız... Allah için sizi sevenlere ve sizden istizahta bulunanlara yazdığınız pek kıymetli yazılarla meclis-i ilmînizde takrir buyurduğunuz mütenevvi ve Sözler'e bile geçmeyen mesail, kat'iyyetle gösteriyorlar ki; ihtiyaç da, hizmet de bitmemiştir." demekte ve Nurların hizmetinde, ikaz, ihtar ve irşadlara ihtiyaç bulunacağını ifade etmektedir ki, ondan sonra zuhur eden ihtiyaca muvafık lâhikalar o mübarek zâtın isabetli sözünü teyid etmiştir.
    Rabıta: Bağ, alaka, ilgi, bağlılık.
    Peyda: Ortaya çıkma, olma, meydana çıkma.
    İzahat: İzahlar, açıklamalar.
    Takrir: Bildirmek, anlatmak, söylemek, iyi ifade etmek.
    Mütenevvi: Çeşitli, çeşit çeşit, türlü türlü.
    Mesail: Meseleler, konular.
    Kat'iyyet: Kesinlik.
    İrşad: Doğru yolu gösterme.
    Zuhur: Meydana çıkma, ortaya çıkma, görünme.
    Muvafık: Uygun, yerinde.

    Bu lâhikalarda görüleceği gibi, Nur Müellifi Aziz Üstadımız Risale-i Nur'un neşri, okunup yazılması gibi bizzât Nurlarla iştigale ehemmiyet vermekte, talebelerini daima teşvik etmektedir. Bunun lüzum ve hikmeti ise, şübhesiz izahtan vârestedir. Zira asrımızda kâinat fenleri ve maddî ilimler revaçta olup, yeni yetişen nesiller bu ilim ve fenleri okudukları; hem tabiiyyun ve maddiyyunun din ve maneviyat aleyhindeki neşriyatı; hem küfr-ü mutlak cereyanı ki, hiçbir din ve maneviyatı tanımayan ve Allah'a iman hakikatına karşı muaraza ederek dinsizliği neşreden, İslâmî fikri zedeleyen ve bütün beşeriyeti tehdid eden, yeni nesillere ve gençliğe imansızlık fikr-i küfrîsini aşılamak isteyen kitab, broşür, gazete gibi neşir vasıtalarının İslâm ve iman düşmanlarınca ön plâna alındığı böyle acib ve dehşetli bir zamanda elbette Risale-i Nur'a, okunmasına, neşredilmesine şiddetle ihtiyaç ve zaruret var.
    Lâhika: Ek, ilave.
    Nur Müellifi: Risale-i Nur eserlerinin yazarı.
    Vâreste: Kurtulmuş, uzak, ilişiksiz, gerekmez durumda.
    Maneviyat: Manevîlik, mana dünyası ile ilgi olan.
    Küfr-ü mutlak: Tam ve kesin inkarcılık, koyu inkarcılık.
    Muaraza: Karşı çıkma, karşı gelme, mücadele.
    Beşeriyet: İnsanlık.
    Fikr-i küfrî: İnkarla ilgili düşünce, inkarcı düşünce.

    Çünki Risale-i Nur, Kur'an-ı Hakîm'in bir mu'cize-i maneviyesi ve bu zamanın dinsizliğine karşı manevî atom bombası olarak solculuk cereyanlarının maneviyat-ı kalbiyeyi tahribine mukabil, maneviyat-ı kalbiyeyi tamir edip ferden ferda iman-ı tahkikîden gelen muazzam bir kuvvet ve kudrete istinadı okuyucuların kalblerine kazandırıyor. Ve bu vazifeyi de yine mukaddes Kur'anımızın ilham ve irşadıyla ve dersiyle îfa ediyor. Tefekkür-ü imanî dersiyle tabiiyyun ve maddiyyunun boğulduğu aynı mes'elelerde tevhid nurunu gösteriyor; iman hakikatlerini madde âleminden temsiller ve deliller göstererek izah ediyor. Liselerde, üniversitelerde okutulan ilim ve fenlerin aynı mes'elelerinde iman hakikatlerinin isbatını güneş zuhurunda gösteriyor. Bu gibi çok cihetlerle Risale-i Nur, bu zamanda ehl-i iman ve İslâm için ön plânda ele alınması îcabeden, ehl-i iman elinde manevî elmas bir kılınçtır. Asrın idrakine, zamanın tefehhümüne, anlayışına hitab eden, ihtiyaca en muvafık tarzı gösteren, ders veren ve doğrudan doğruya feyz ü ilham tarîkıyla âyetlerin yıldızlarından gelen ders-i Kur'anîdir, küllî marifetullah bürhanlarıdır.
    Kur'an-ı Hakîm: Hikmetlerle dolu Kur'an.
    Mu'cize-i maneviye: Manevî mucize.
    Maneviyat-ı kalbiye: Kalbe ait maneviyat, kalpteki iman ve din duyguları.
    Mukabil: Karşılık.
    Ferden ferda: Tek tek, fert fert.
    İman-ı tahkikî: Tahkiki iman, araştırmaya, delil ve ispata dayanan ve yaşanan sağlam iman. Allah'ın (cc) varlığı ve birliği ile ilgili her bir şeydeki delillerden faydalanarak kazanılan sarsılmaz kuvvetli iman.
    İstinad: Dayanma.
    Îfa: Yapma, yerine getirme.
    Tefekkür-ü imanî: İmanla ilgili düşünme ve düşünceyi çalıştırma.
    Tevhid: Birleme, birlik, bir tek Allah'tan (cc) başka ilah olmadığına inanmak.
    Ehl-i iman: İman edenler, inananlar.
    Tefehhüm: Anlama.
    Muvafık: Uygun, yerinde.
    Feyz ü ilham: Feyz ve ilham, manevi bereket ve kalbe doğan manalar.
    Tarîk: Yol.
    Marifetullah: Allah'ı (cc) isim ve sıfatlarıyla bilme ve tanıma.
    Bürhan: Kesin delil, ispat vasıtası.

    Asrımızın efkârının anlayışına ve idrakine hitab edici mahiyeti ve Kur'an-ı Hakîm'in bu zamanın fehmine bir dersi olması noktasından Nur Risaleleri, bilhâssa bu memlekette büyük ehemmiyet kazanmıştır. Asırlarca Kur'an'a bayraktarlık yapan ve dünyayı diyanetiyle ışıklandıran bu necib millet, yine dünyaya örnek, ahlâk ve fazilette üstad olarak insanlığın geçirdiği müdhiş buhranlardan halas için çare-i necatı göstermektedir. Beşeriyeti dehşetli sadmelere uğratan, tehdid eden anarşiliğin ifsad ve tahribin yegâne çaresi ancak ve ancak İlahî, semavî bir dinin ezelî ve ebedî hakikatlarıdır, hakikat-ı İslâmiyettir. Risale-i Nur, hakikat-ı İslâmiye ve Kur'aniyeyi müsbet ve müdellel bir şekilde insanlığın nazar-ı tahkikine arz u ifade etmektedir.
    Efkâr: Fikirler, düşünceler.
    Fehm: Anlayış.
    Diyanet: Dindarlık, dinin emir ve yasaklarına bağlılık.
    Necib: Soylu, asil, temiz, güzel ahlaklı.
    Halas: Kurtulma, kurtuluş.
    Çare-i necat: Kurtuluş çaresi.
    Sadme: Darbe, çarpma, vurma, vuruş. *Musibet.
    İfsad: Fesat çıkarma.
    Hakikat-ı İslâmiyet: İslâm dininin temel gerçeği.
    Hakikat-ı İslâmiye: İslâma ait hakikat, islâm dini ile ilgili gerçek.
    Müdellel: Delilli, delili gösterilmiş olan, delillenmiş.
    Nazar-ı tahkik: Araştırıcı ve inceleyici bakış.
    Arz u ifade: Bildirme ve anlatma, takdim edip söylemek.

    Hem Nur Müellifi bir mektubunda "Dâhilde tarafgirane adavet ve münakaşalara vesile olan füruatı değil, belki bütün nev'-i beşerin en ehemmiyetli mes'elesi olan erkân-ı imaniyeyi ve beşerin medar-ı saadeti ve umum İslâm'ın esas ve rabıta-i uhuvveti bulunan Kur'anın hakaik-i imaniyesini bulmak ve muhtaçlara buldurmaya hayatımı vakfettim" demek suretiyle hizmet-i İslâmiyenin ve mesail-i diniyenin umumunu tazammun eden vüs'at ve câmiiyeti haiz bulunduğunu; dinî hizmetlerin her nev'ini teyid ve teşvik ettiğini ve bir cadde-i kübra-yı Kur'aniye olan Risale-i Nur dairesinin umum ehl-i iman ve İslâma şamil bulunduğunu ifade ediyor. Ve yine aynı mektubunda devamla "Hattâ değil Müslümanlarla, belki dindar Hristiyanlarla dahi dost olup adaveti bırakmağa çalışıyorum. Harb-i Umumî ve komünizm altındaki anarşistlik tehlike ve tahribatlarının lisan-ı haliyle "Dünya fânidir, firaklarla doludur. Ey insanlar adaveti bırakınız, Kur'an dersini dinleyip birleşiniz; yoksa sizi mahvedeceğiz." diye beyanıyla bu zamanın şartları ve îcabları karşısında tarz-ı hizmeti yine Kur'anın nuruyla göstererek hakîmane irşadın ve tevfik-i İlahiyeye muvafık hareketle isabetli hizmetin îfası gibi noktalardan Risale-i Nur'un lüzum ve ehemmiyetini tebarüz ettiriyor.
    Tarafgirane: Taraf tutarcasına.
    Adavet: Düşmanlık.
    Füruat: Dallar, kollar, ayrıntılar.
    Nev'-i beşer: Beşer nevi, insan türü.
    Erkân-ı imaniye: İmana ait esaslar, imanın şartları.
    Medar-ı saadet: Mutluluk sebebi.
    Rabıta-i uhuvvet: Uhuvvet rabıtası, kardeşlik bağı.
    Mesail-i diniye: Dinle ilgili meseleler.
    Tazammun: İçine almak.
    Vüs'at: Genişlik.
    Câmiiyet: Toplayıcılık, çok sayıda özellikleri kendinde bulundurma.
    Haiz: Sahip.
    Şamil: Çevreleyen, içine alan, kaplayan, içeren.
    Firak: Ayrılık, ayrılma.
    Tarz-ı hizmet: Hizmet tarzı, hizmet şekli.
    Hakîmane: Hikmetli olarak, herşeyde faydalar ve gayeler gözetircesine.
    Tevfik-i İlahiye: Allah'ın (cc) yardımı.
    Îfa: Yapma, yerine getirme.
    Tebarüz: Belli olma, belirme, görünme.

    İşte Lâhika mektubları bu gibi hususlara da işaret ediyor. Değişen dünya hâdiseleri, geniş ve küllî mes'eleler ve şartlar altında isabetli hizmet-i Kur'aniyenin esaslarını ders veriyor.



    Bedîüzzaman Said Nursî Hazretleri'nin Hizmetkârları
    Tahirî, Zübeyr, Hüsnü Bayram, Mustafa Sungur, Bayram


    Barla Lahikası / Takdim

    yolcu_ bunu beğendi.

  2. #2
    Müdakkik Üye CEVELAN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2016
    Mesajlar
    828

    Standart

    Merak etmeyiniz, Nur galebe edecek. Emirdağ Lahikası
    *SAHRA* bunu beğendi.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bu lâhika mektubları
    By fanidünya... in forum Bediüzzaman'ın Talebeleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 06.04.15, 07:10
  2. Lahika geleneği
    By YİĞİDO in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 15.09.11, 11:50
  3. Lahika Sayfası - Gençlerdeki Şiddetin Önü Ne ile Alınır?
    By Bîçare S.V. in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 27.12.08, 20:27
  4. Lahika Mektublarının Ehemmiyeti
    By ademyakup in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 04.03.08, 14:20

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0