+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2
Like Tree1Beğeni
  • 1 tarafından fanidünya...

Konu: hâkim-i mutlak olacak yalnız hakikat-ı İslâmiyettir

  1. #1
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart hâkim-i mutlak olacak yalnız hakikat-ı İslâmiyettir

    Muhakemat

    Şu fakir, garib Nursî ki, Bid'atü'z-zaman lakabıyla müsemma olmaya lâyık iken haberi olmadan Bedîüzzaman ile meşhur olan bîçare; tedenni-i milletten ciğeri yanmış gibi feryad u figan ederek, ah!. ah!.. ah!.. vâ esefâ der ki: İslâmiyetin mağz ve lübbünü terkederek kışrına ve zahirine vakf-ı nazar ettik ve aldandık. Ve sû'-i fehm ve sû'-i edeb ile İslâmiyetin hakkını ve müstehak olduğu hürmeti îfa edemedik. Tâ o da bizden nefret ederek evham ve hayalâtın bulutlarıyla sarılıp tesettür eyledi.
    Bid'atü'z-zaman: Zamanın bid'ası. Zamanın acib ve garibi.
    Müsemma: İsimlendirilen, adlandırılan, isimlenen.
    Tedenni-i millet: Milletin alçalışı, milletin gerilemesi.
    Feryad u figan: Bağırıp çağırma ve ağlayıp sızlama.
    Vâ esefâ: Vah, esefler olsun! Eyvah, çok yazık.
    Mağz: Öz, iç.
    Kışr: Kabuk, dış taraf.
    Vakf-ı nazar: Dikkati vermek, düşünceyi vermek ve bağlamak.
    Sû'-i fehm: Anlayış kötülüğü, kötü anlayış, yanlış anlama.
    Sû'-i edeb: Edepsizlik, terbiyesizlik, saygısızlık.
    Îfa: Yapma, yerine getirme.
    Hayalât: Hayaller, hülyalar.


    Hem de hakkı var. Zira biz İsrailiyatı usûlüne ve hikâyatı akaidine ve mecazatı hakaikine karıştırarak kıymetini takdir edemedik. O da ceza olarak bizi dünyada te'dib için zillet ve sefalet içinde bıraktı. Bizi kurtaracak yine onun merhametidir.
    İsrailiyat: İsrail oğullarından (yahudilikten) kalma asılsız ve uydurma bilgiler ve hikayeler.
    Hikâyat: Hikayeler.
    Akaid: İtikada ait hükümler, iman esasları.
    Mecazat: Mecazlar.
    Hakaik: Hakikatlar, gerçekler ve doğrular.
    Te'dib: Edeblendirme, terbiye etme, terbiye verme.
    Sefalet: Fakirlik, yoksulluk, perişanlık, düşkünlük.

    Öyle ise, ey ihvan-ı müslimîn!.. Geliniz, ona tarziye vereceğiz. El birliğiyle dest-i sadakatı uzatacağız, biat edeceğiz. Onun habl-ül metinine sarılacağız.
    İhvan-ı müslimîn: Müslüman kardeşler.
    Tarziye: Pişmanlık duyduğunu anlatarak özür dileme.
    Habl-ül metin: Sağlam ip. *Mc: İslamiyet . Kur'an-ı Kerim.


    Hem de bilâ-perva olarak ilân ederim: Beni geçmiş asırların efkârına karşı mübarezeye heyecan ve şecaate getiren ve yüzer senelerden beri sevk-ül ceyş ile kuvvet bulan hayalât ve evhamın müdafaasına beni gayrete getiren itikadım ve yakînimdir ki: Hak neşv ü nema bulacaktır, eğer çendan toprakta gizlense... Ve tarafdar ve mültezimleri muzaffer olacaklardır, eğer çendan zaman ve zeminin merhametsizliğinden az ve zayıf olsalar...
    Bilâ-perva: Korkmadan, çekinmeden.
    Efkâr: Fikirler, düşünceler.
    Mübareze: Çekişme, kavga, çarpışma, çatışma.
    Şecaat: Cesaret, cesurluk, yiğitlik, kahramanlık.
    Sevk-ül ceyş: Asker sevki.
    İtikad: İnanmak, inanç.
    Yakîn: Şüphesiz, sağlam ve kesin bilgi.
    Neşv ü nema: Büyüme ve gelişme.
    Çendan: Gerçi, her ne kadar.
    Mültezim: İltizam eden, üstlenen.

    Hem de itikadımdır ki: İstikbale hüküm sürecek ve her kıt'asında hâkim-i mutlak olacak yalnız hakikat-ı İslâmiyettir. Evet saadet-saray-ı istikbalde taht-nişin hakaik ve maarif yalnız İslâmiyet olacaktır. Onu fethedecek yalnız odur; emareler görünüyorlar... Zira mazi kıt'asında, vahşetâbâd sahralarında hayme-nişin taassub ve taklid; veyahut cehlistan ülkesinde menzil-nişin müzahrefat ve istibdad olanlara, Şeriat-ı Garra'nın galebe-i mutlak ve istila-i tâmmına sed ve mani olan sekiz emir, üç hakikat ile zîr ü zeber olmuşlardır ve oluyorlar. O maniler ise: Ecnebilerde taklid ve cehalet ve taassub ve kıssîslerin riyaseti. Ve bizdeki mani ise; istibdad-ı mütenevvi ve ahlâksızlık ve müşevveşiyet-i ahval ve ataleti intac eden ye'stir ki, şems-i İslâmiyetin küsufa yüz tutmasına sebeb olmuşlardır.
    Hâkim-i mutlak: Sonsuz hakimiyet ve güç sahibi.
    Hakikat-ı İslâmiyet: İslâm dininin temel gerçeği.
    Saadet-saray-ı istikbal: Geleceğin mutluluk sarayı.
    Taht-nişin: Tahta oturan.
    Maarif: İlim, bilgi, malumat.
    Emare: Belirti, ipucu.
    Vahşetâbâd: Issız, korku ve ürkeklik verici yer.
    Hayme-nişin: Çadırda oturan.
    Taassub: Tutucu olma, aşırı bağlılık.
    Cehlistan: Cehâlet âlemi. Cahilliğin olduğu yer.
    Menzil-nişin: Evde oturan.
    Müzahrefat: Pislikler, süprüntüler. *Sahtelikler, yalancılıklar.
    İstibdad: Zulüm ve baskı, kaksızlık ve zorbalık.
    Şeriat-ı Garra: Parlak ve nurlu şeriat, islâm dini.
    Galebe-i mutlak: Mutlak galibiyet, kayıtsız ve şartsız üstünlük.
    İstila-i tâmmına: Tam olarak istilasına.
    Zîr ü zeber: Alt üst, darmadağın.
    Cehalet: Cahillik, bilgisizlik.
    Kıssîs: Keşiş, papaz, Hıristiyan din adamı.
    Riyaset: Reislik, başkanlık.
    İstibdad-ı mütenevvi: Çeşit çeşit baskı ve zorbalık.
    Müşevveşiyet-i ahval: Hallerinin karışıklığı, durumlarının düzensizliği.
    Atalet: Tembellik, işsizlik, boş durma, hareketsizlik.
    İntaç: Netice verme, doğurma, meydana getirme.
    Ye's: Ümitsizlik.
    Şems-i İslâmiyet: İslâmiyet güneşi.
    Küsuf: Karanlık dönem, kararma.

    Sekizinci ve en birinci mani ve bela budur: Biz ile ecnebiler; bazı zevahir-i İslâmiyet ve bazı mesail-i fünun ortasında hayal-i bâtıl (!) ile tevehhüm eylediğimiz müsademet ve münakazattır. Âferin maarifin himmet-i feyyazanesine ve fünunun himmet-i merdanesine ki; meyl-i taharri-i hakikat ve muhabbet-i insaniyet ve meyl-i insaf olan hakaiki techiz ederek o manilere gönderip zîr ü zeber etmiş ve ediyor.
    Zevahir-i İslâmiyet: İslam dininin görünen ve göze çarpan kısımları.
    Mesail-i fünun: Fenlerin meseleleri, fenlerin konuları.
    Hayal-i bâtıl: Asılsız ve uydurma hayal.
    Müsademet: Çarpışmalar, vuruşmalar.
    Münakazat: Zıtlık, uymazlık, tutarsızlık.
    Fünun: Fenler, ilimler.
    Himmet-i merdane: Mertçe çalışma ve çaba.
    Meyl-i taharri-i hakikat: Gerçeği araştırma meyli.
    Muhabbet-i insaniyet: İnsanlık sevgisi.
    Meyl-i insaf: İnsaf meyli.
    Techiz: Cihazlandırma, donatmak.

    Evet en büyük sebeb ki: Bizi dünya rahatından ve ecnebileri âhiret saadetinden mahrum eden, şems-i İslâmiyet'i münkesif ettiren, sû'-i tefehhüm ile tevehhüm-ü müsademet ve muhalefettir. Feya lil'aceb!... Köle efendisine ve hizmetkâr reisine ve veled pederine nasıl düşman ve muarız olabilir? Halbuki İslâmiyet, fünunun seyyidi ve mürşidi ve ulûm-u hakikiyenin reis ve pederidir. Fakat vâ esefâ bu sû'-i tefehhüm ve şu tevehhüm-ü bâtıl, şimdiye kadar hükmünü icra ederek vesvesesiyle ye'si ilka edip bâb-ı medeniyet ve maarifi Ekrad ve emsallerine kapattırdı. Zira bazı zevahir-i diniyeyi, fünunun bazı mesailine muarız tahayyül ederek ürktüler. Ezcümle: Küreviyet-i arz ki, fünunun en birinci derecesi olan coğrafyanın en birinci basamağıdır. İleride gelecek altı mes'eleye münafî zannettiklerinden, bu bedihî mes'elede mükâbere etmekten çekinmediler.
    Münkesif: Tutulmuş, tutulan.
    Sû'-i tefehhüm: Kötü anlayış, yanlış anlayış.
    Tevehhüm-ü müsademet ve muhalefet: Çatışmaların ve zıtlığın bulunduğunu sanma.
    Feya lil'aceb: Acayip şey! Şaşılacak şey, hayret!.
    Muarız: Karşı çıkan, karşı gelen.
    Seyyid: Efendi.
    Mürşid: Doğru yolu gösteren.
    Ulûm-u hakikiye: Gerçek ilimler.
    Vâ esefâ: Vah, esefler olsun! Eyvah, çok yazık.
    Tevehhüm-ü bâtıl: Asılsız ve uydurma düşüncelere kapılma, gerçek dışı kuruntulara kapılma.
    Bâb-ı medeniyet: Medeniyet kapısı.
    Ekrad: Kürtler.
    Zevahir-i diniye: Dinle ilgili görünüşler, dine ait görünüşler.
    Mesailine: Meselelerine, konularına.
    Tahayyül: Hayale getirmek, hayalde canlandırmak.
    Küreviyet-i arz: Yerin (dünyanın) yuvarlaklığı.
    Münafî: Zıt, ters, aykırı.
    Bedihî: Açık, belli.
    Mükâbere: Tartışmada kurala aykırı olarak ağız kalabalığıyla karşısındakini alt etmeye çalışma. *Haksızlığını bildiği halde laf kalabalığıyla karşısındakini susturmaya çalışma.


    Ey benim şu kitabıma im'an-ı nazar ile nazar eden zât, malûmun olsun! Bu kitabla istediğim hizmet budur: İslâmiyette olan tarîk-ı müstakimi göstermekle ehl-i tefrit olan a'da-yı dinin teşkikatını red ve yüzlerine vurmakla beraber; tarîk-ı müstakimin öteki canibini ve sadîk-ı ahmak ünvanına lâyık olan ehl-i ifrat ve zahirperestlerin tevehhümlerini tard ve asılsızlığını göstermek ve asıl rehber-i hakikat ve âlem-i İslâmiyetin ikbal ve istikbaline yol açan ve sırat-ı müstakimde kemal-i ümid-i zafer ile çalışan muhakkikîn-i İslâm ve âkıl sıddıklara yardım etmek ve kuvvet vermektir.
    İm'an-ı nazar: Dikkatlice ve inceden inceye bakmak.
    Tarîk-ı müstakim: İstikametli yol, doğru yol.
    Ehl-i tefrit: Tefrit edenler.
    Teşkikat: Şüpheler, şüphelendirmeler, şüpheler atma.
    Canib: Yön, taraf.
    Sadîk-ı ahmak: Ahmak dost.
    Ehl-i ifrat: İfrat edenler, aşırı gidenler.
    Zahirperest: Dış görünüşe kıymet veren, dış görünüşe dikkat edip iç yüze aldırış etmeyen.
    Tard: Kovma.
    Rehber-i hakikat: Gerçeğin yol göstericisi.
    Âlem-i İslâmiyet: İslâmiyet âlemi.
    Kemal-i ümid-i zafer: Tam bir zafer ümidi.
    Muhakkikîn-i İslâm: İslâm dini araştırmacıları.

    Elhasıl:
    Maksadım: Ol elmas kılınca saykal vurmaktır.
    Elhasıl: Kısacası, özetle.
    Saykal: Cila, parlatıcı.

    Eğer sual edersen: Senin bu telaşın ve ulûm-u mütearife hükmüne geçen şeylere bürhan getirmeye ne lüzum vardır? Zira telahuk-u efkâr ve tecarübün keşfiyatıyla meydan-ı bedahete gelen mesaile bürhan getirmek, malûmu i'lam demektir?..
    Ulûm-u mütearife: Herkesçe bilinen ve tanınan ilimler.
    Bürhan: Kesin delil, ispat vasıtası.
    Telahuk-u efkâr: Fikirlerin eklenmesi, düşüncelerin birbirine katılması.
    Tecarüb: Tecrübeler.
    Keşfiyat: Keşifler, buluşlar.
    Meydan-ı bedahet: Görünme ve bilinme alanı, apaçıklık sahası.
    Mesail: Meseleler, konular.
    İ'lam: Bildirme, anlatma.

    Cevaben derim: Maatteessüf benim ile şu zamanın kıt'asında iştirak eden cümlesi; eğer çendan, sureten onüçüncü asrın evlâdıdırlar, fakat fikir ve terakki cihetiyle kurûn-u vustânın yadigârlarıdırlar. Güya muasırlarımız, üçüncü asrın nihayetinden onüçüncü asra kadar geçmiş olan asırların fihristesi veyahut enmuzeci veyahut melez bir kavimdirler. Hattâ bu zamanın çok bedihiyatı, onlarca mevhumat sayılır.
    Cevaben: Cevap olarak.
    Maatteessüf: Ne yazık ki, teessüfle beraber.
    İştirak: Katılma, ortak olma, ortaklık.
    Çendan: Gerçi, her ne kadar.
    Sureten: Şekil olarak, görünüşçe, suretçe.
    Terakki: İlerleme, yükselme, yükseliş.
    Cihetiyle: Yönüyle.
    Kurûn-u vustâ: Orta çağ, orta asırlar.
    Muasırlar: Aynı asırda yaşayan.
    Asır: Yüz yıl.
    Enmuzec: Nümune, misal, örnek.
    Bedihiyat: Açıklık, açık olma, belli olma.
    Mevhumat: Asılsız olanlar, gerçek dışı olanlar, hayal ürünleri.


    Said Nursi


  2. #2
    Ehil Üye fanidünya... - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2013
    Yaş
    39
    Mesajlar
    4.292

    Standart

    Evet ümidvar olunuz. Şu istikbal inkılâbı içinde en yüksek gür sadâ, İslâmın sadâsı olacaktır. Tarihçe-i Hayat

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Bush'un Belkide Akıbeti İslamiyettir
    By ŞİMŞEK MUSTAFA in forum Mizah
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 16.12.08, 09:15
  2. Kıymetli Abimiz Yalnız Seyyah Neden Yalnız
    By magnificentman in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 44
    Son Mesaj: 25.10.08, 12:11
  3. Yalnız Gezen, Yalnız Ölen, Yalnız Haşr Olacak Sahabi...Ebu Zerr
    By Hanedan19 in forum Sahabeler ve Sünnet-i Seniyye
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 29.08.08, 09:57
  4. Şevk-i Mutlak ve Şükr-ü Mutlak
    By elff in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 30.06.08, 20:04
  5. Hakim-i Mutlak & Mahkum-u Mutlak
    By gulsah in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 27.10.07, 03:12

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0