Dogru Sözlü olmak




أَلَمْتَرَكَيْفَضَرَبَاللّهُمَثَلاًكَلِمَةًطَيِّبَةًكَشَجَرةٍطَيِّبَةٍأَصْلُهَاثَابِتٌوَفَرْعُهَافِيالسَّمَاءتُؤْتِيأُكُلَهَاكُلَّحِينٍبِإِذْنِرَبِّهَاوَيَضْرِبُاللّهُالأَمْثَالَلِلنَّاسِلَعَلَّهُمْيَتَذَكَّرُونَ
“Görmedin mi Allah nasıl bir misal getirdi: Güzel bir sözü, kökü (yerde) sabit, dalları gökte olan güzel bir ağaca (benzetti). (O ağaç), Rabbinin izniyle her zaman yemişini verir. Öğüt alsınlar diye Allah insanlara misaller getirir.

وَمَثلُكَلِمَةٍخَبِيثَةٍكَشَجَرَةٍخَبِيثَةٍاجْتُثَّتْمِنفَوْقِالأَرْضِمَالَهَامِنقَرَارٍ
Kötü bir sözün misali, gövdesi yerden koparılmış, o yüzden ayakta durma imkânı olmayan (kötü) bir ağaca benzer.” (İbrahim: 14/ 24-26)
OĞRU SÖZLÜLÜK

قالاللهتعالى : ] يَآأيهاالَّذِينَاَمَنُوااتَّقُوااللَّهَوَكُونُوامَعَالصَّادِقِينَ [

“Ey iman edenler! Allahtan korkunuz! doğrulardan olun ve hem de doğrularla beraber olun.” (9 tevbe 119)

قالاللهتعالى : ] إنالْمُسْلِمِينَوَالْمُسْلِمَاتِوَالْمُؤْمِنِينَوَالْمُؤْمِنَاتِوَالْقَانتينَوالقانتاتوَالصَّادِقِينَوَالصَّادِقَاتِوَالصَّابِرِينَوَالصَّابِرَاتِوَالْخَاشِعِينَوَالْخَاشِعَاتِوَالْمُتَصَدِّقِينَوَالْمُتَصَدِّقَاتِوالصائمينوالصائماتوَالْحَافِظِينَفُرُوجَهُمْوَالْحَافِظَاتِوَالذَّاكِرِينَاللَّهَكَثِيرًاوَالذَّاكِرَاتِاَعَدَّاللَّهُلَهُمْمَغْفِرَةًوَأجراعَظِيمًا[

“Gerçek şu ki, Allah’a teslim olmuş bütün erkekler ve kadınlar, inanan bütün erkekler ve kadınlar, kendini ibadet ve taata vermiş erkekler ve kadınlar, niyet ve davranışlarında doğru ve samimi olan erkekler ve kadınlar, sıkıntılara göğüs geren erkekler ve kadınlar, gönülden saygı ile Allah’tan korkan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, nefislerini kontrol edip herşeyden kaçınarak oruç tutan erkekler ve kadınlar, iffet ve namuslarını koruyan erkekler ve kadınlar, Allah’ı durmaksızın çokça anan erkekler ve kadınlar var ya; işte Allah onlara bağışlanma ve büyük bir mükafat hazırlamıştır. (33 Ahzâb 35)

قالاللهتعالى : ]طَاعَةٌوَقَوْلٌمَعْرُوفٌفَإذاعَزَمَالأمرفَلَوْصَدَقُوااللَّهَلكانخَيْرًالَهُمْ [

“(Onların vazifesi) Allah’ın çağrısına uymak ve güzel söz söylemektir. İş ciddiye bindiği zaman, cihad işlerinde Allah’a karşı verdikleri sözde sadık kalsalardı, elbette

kendileri için daha hayırlı olurdu.” (47 Muhammed 21)

وأماالأحاديث :

Konuyla ilgili bazı hadisler :

54- الأول: عَنْابنمَسْعُودٍ t عَنِالنَّبِيِّ e قال : إنالصِّدْقَيَهْدِيإِلَىالْبِرِّ, وَإنالْبِرَّيَهْدِيإِلَىالْجَنَّةِ, وَإنالرَّجُلَلَيَصْدُقُحَتَّىيُكْتَبَعِنْدَاللهِصِدِّيقًا, وَإنالْكَذِبَيَهْدِيإِلَىالْفُجُورِ,وَإنالْفُجُورَيَهْدِيإِلَىالنَّارِ, وَإنالرَّجُلَلَيَكْذِبُحَتَّىيُكْتَبَعِنْدَاللَّهِكَذَّابًا.

Birinci Hadis :

54: Abdullah ibn Mes’ûd (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Şüphesiz sözde ve işte doğruluk iyiliğe götürür, iyilik te cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında çok doğru kişi diye yazılır. Yalancılık insanı kötülüklere, kötülükler de cehenneme götürür ki kişi yalan söyleye söyleye Allah katında çok yalancı diye yazılır.” (Buhârî, Edeb 69; Müslim, Birr 103)

55- الثاني : عَنْأبيمُحَمَّدٍالْحَسَنِبْنِعَلِيِّبْنِأبيطاَلِبِرضياللهعنهماقال: حَفِظْتُمِنْرَسُولِاللَّهِe دَعْمَايَرِيبُكَإِلَىمَالاَيَرِيبُكَ, فَإنالصِّدْقَطمأنينة, وَالْكِذْبَرِيبَةٌ .

İkinci Hadis :

55: Ebû Muhammed el Hasen ibn Ali ibn Ebû Tâlib (Allah Onlardan razı olsun) şöyle demiştir: Ben Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)’den: “Sana şüphe veren şeyleri bırak şüphe vermeyene bak. Çünkü doğruluk kalbin huzurudur, yalan ise kalbi şüphe ve kuşkuya yöneltir.” (tirmîzî, Kıyame 60)

56- الثالث : عَنْأبيسفيانصَخْرِبْنِحَرْبٍ tفِيحَدِيثِهِالطَّوِيلِفِيقِصَّةِهِرَقْلَ, قالهِرَقْلُ : فَمَاذايَأمركُمْ؟ -يعنيالنبيe-قال : أَبُوسُفْيان : قُلْتُ : يَقُولُ : اُعْبُدُوااللَّهَوَحْدَهُلاَتُشْرِكُوابِهِشَيْئًا, وَاتْرُكُوامَايَقُولُآبَاؤُكُمْ, وَيَأمرنَابِالصَّلاَةِ, وَالْعَفَافِ, وَالصِّلَةِ .

Üçüncü Hadis :

56: Ebû Süfyân Sahr ibn Harb (Allah Ondan razı olsun) Bizans Kralı Herakliyus ile aralarında geçen uzun konuşmayı naklederken şöyle demiştir: Herakliyus: O peygamber olduğunu söyleyen adam size neler emrediyor? diye sordu. Ben de: Sadece Allah’a kulluk etmeye, O’na hiç birşeyi ortak koşmamaya, atalarımızın din olarak kabul ettiklerini terketmeyi söylüyor ve bize namaz kılmayı, söz ve işlerimizde doğru olmayı, iffetli yaşamayı ve akrabayla ilgilenmeyi emrediyor dedim. (Buhârî, Salât 1; Müslim, Cihad 74).

57- الرابع : عَنْأبيثاَبِتٍوَقِيلَ : أبيسَعِيدٍوَقِيلَ: أبيالْوَلِيدِسَهْلِبْنِحُنَيْفٍوَهُوَبَدْرِيٌّ t أنالنَّبِيَّ e قال : مَنْسَأَلَاللَّهَتَعاَلَى, الشَّهَادَةَبِصِدْقٍبَلَّغَهُاللَّهُمَنَازِلَالشُّهَدَاءِ, وَإنمَاتَعَلَىفِرَاشِهِ .

Dördüncü Hadis :

57: Ebû Sabit, Ebû Saîd ve Ebû Velîd künyeleriyle tanınan Bedir mücahidlerinden Sehl ibn Huneyf (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Bütün kalbiyle, samimiyetle şehid olmayı isteyen kişi; yatağında ölse bile Allah onu şehitler mertebesine ulaştırır.” (Müslim, İmâra 157).

58- الخامس : عَنْأبيهُرَيْرَةَ t قال : قالرسولُاللَّهِ e: غَزَانَبِيٌّمِنَالأنبياءصلواتاللهوسلامهعليهمفَقاللِقَوْمِهِ : لاَيَتْبَعَنِّيرَجُلٌمَلَكَبُضْعَامرأة. وَهُوَيُرِيدُأنيَبْنِيَبِهَاوَلَمَّايَبْنِبِهَا , وَلاَأَحَدٌبنيبُيُوتًاوَلَمْيَرْفَعْسُقُوفَهَا , وَلاَأَحَدٌاشْتَرَىغَنَمًاأَوْخَلِفَاتٍوَهُوَيَنْتَظِرُأَوْلاَدَهَا. فَغَزَافَدَنَامِنَالْقَرْيَةِصَلاَةَالْعَصْرِأَوْقَرِيبًامِنْذَلِكَفَقاللِلشَّمْسِ : إنكِمَأْمُورَةٌوَأنامَأْمُورٌ , اَللَّهُمَّأحبسْهَاعَلَيْنَا, فَحُبِسَتْحَتَّىفَتَحَاللَّهُعَلَيْهِ, فَجَمَعَالْغَنَائِمَفَجَاءَتْ -يَعْنِياَلنَّارَ -لِتَأْكُلَهَافَلَمْتَطْعَمْهَا, فَقال : أنفِيكُمْغُلُولاًفَلْيُبَايِعْنِيمِنْكُلِّقَبِيلَةٍرَجُلٌ , فَلَزِقَتْيَدُرَجُلٍبِيَدِهِفَقال : فِيكُمُالْغُلُولُ, فَلْتبَايِعْنِيقَبِيلَتُكَ , فَلَزِقَتْيَدُرَجُلَيْنِأَوْثَلاَثَةٍبِيَدِهِفَقال : فِيكُمُالْغُلُولُ. فجاءوابِرَأْسٍمِثْلِرَأْسِبَقَرَةٍمِنَالذَّهَبِ , فَوَضَعَهَافَجَاءتالنَّارُفَأَكَلَتْهَا, فَلَمْتَحِلَّلْالْغَناَئِمُلأَحَدٍقَبْلَناَ, ثُمَّأَحَلَّاللَّهُلَنَاالْغَنَائِمَلَمّاَرَأَىضَعْفَنَاوَعَجْزَنَافَأَحَلَّهَالَنَا.

58: Ebû Hureyre (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Önceki geçen peygamberlerden biri düşmanla savaşmaya çıktı. Hareketinden önce ümmetine şöyle dedi: İçinizde yeni evlenmiş ve gerdeğe girmemiş olan kimse, yaptığı evin çatısını henüz çatmamış olan kimse, gebe koyun ve deve alıp doğurmasını bekleyen kimse benim arkamdan gelmesin. Bu sözleri söyleyip yola çıktı, ikindi vakti veya ikindi vaktine yakın bir zamanda köye yani düşman yurduna vardı. Güneşe hitaben:

Sen de, ben de Allah’ın emriyle hareket ederiz, dedikten sonra: Allah’ım güneşin batmasını geciktir diye dua etti. Allah da orayı fethedinceye kadar güneşin batışını erteledi.

Nihayet elde edilen ganimetler bir araya getirildi. Onları yakmak için gökten ateş indi fakat yakmadı. Bunun üzerine peygamber (sallallahu aleyhi vesellem): İçinizde ganimette mal aşırmış hainler var, her kabileden bir adam bana biat etsin dedi. Biat esnasında bir adamın eli peygamberin eline yapıştı. O zaman peygamber hiyanet sizdendir, hepiniz kabile olarak bana biat edin dedi. Biat esnasında iki ya da üç kişinin eli peygamberin eline değince hiyanetle aşırılmış mal sizdedir dedi.

Adamlar sığır kafasına benzer altından yapılmış bir baş getirdiler. Peygamber bunu ganimet malları arasına koyunca ateş geldi ve hepsini yaktı. Çünkü ganimet bizden önce hiçbir peygamber ve ümmetine helal değildi. Allah zayıf ve acizliğimizi görünce ganimeti bize helal kıldı.” (Buhârî, Humus 8; Müslim, Cihad 32)

59-السادس : عَنْأبيخَالِدٍحَكِيمِبْنِحِزَامٍ t قال : قالرسولُاللَّهِ e: اَلْبَيِّعَانبِالْخِيَارِمَالَمْيَتَفَرَّقَا, فَإنصَدَقَاوَبَيَّنَابُورِكَلَهُمَافِيبَيْعِهِمَا , وَإنكَتَمَاوَكَذَبَامُحِقَتْبَرَكَةُبَيْعِهِمَا .

Altıncı Hadis :

59: Ebû Halid Hakîm ibn Hizâm (Allah Ondan razı olsun)’den rivayet edildiğine göre Rasûlul lah (sallallahu aleyhi vesellem) şöyle buyurdu: “Alıcı ve satıcı pazarlığı bitirip birbirlerinden ayrılmadıkları müddetçe alışverişi bozup bozmamakta serbesttirler. Eğer alıcı ve satıcı karşılıklı olarak doğru olurlar malın durumunu ve paranın ödeme zamanını güzelce açıklarlar ise alışverişleri bereketli olur. Eğer malın ayıbını gizler ve ödemeyi aldatarak yapıp yalan söylerlerse alış- verişlerinin bereketi kalmaz.” (Buhârî, Büyu’ 19; Müslim, Büyu’ 47)
Her ne kadar çu asırda güven zedelenmiş çürümeye yüz tutmuş ,söz verenler ve dogru sözlü olmayan insanlar sayısı çok olsana iman dolu kalbler de takvaya börünmüş dogru insanlar oldugunu umut ediyoruz biliyoruz elhamdülillah...
Selam ve Dualar ile ...
Hatice BAŞKAN