+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Allah'ın Emri mi Cennet Arzusu mu?

  1. #1
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart Allah'ın Emri mi Cennet Arzusu mu?

    İbadetlerimizi yaparken Allah’ın emri diyerek mi yapalım, yoksa cennete gitmek gibi bir amaç ile mi yapalım?”

    “İhlâs, yapılan ibâdetin yalnız emredildiği için yapılmasıdır. Eğer başka bir hikmet ve bir fayda ibâdete illet gösterilse, o ibâdet bâtıldır. Faydalar, hikmetler yalnız müreccih (tercih sebebi) olabilirler; illet (ana sebep) olamazlar.”1

    Risâle-i Nûr’da ihlâs böyle tanımlanır ve Cenâb-ı Hakk’ın rızâsının ancak ihlâs ile kazanılacağı2 beyan edilir. Demek, ibâdet yalnız emredildiği için yapılmalıdır. Başka bir hikmet ve fayda ibâdetimize “ana sebep” olmamalıdır.

    Yalnız; hikmet ve faydaların ibâdetimize “müreccih”, yani tercih sebebi olmasında bir zarar söz konusu olmaz. Öyleyse ana sebep saymamak kaydıyla ibâdetimizin âhirette fayda sağlamasını isteyebiliriz. İbadetimizden sonra Cenâb-ı Allah’tan Cenneti isteyebiliriz. Âhiret yurdu tevhid dâiresi olduğundan, âhiret saadetini düşünerek gayrete gelip ibâdet yapmakta bir sakınca yoktur. Bunda ihlâsa aykırılık aramaya gerek de yoktur.

    Fakat, âhiret saadeti ibâdetimize ana sebep olur ve Allah rızâsını kazanma niyetinin önüne geçerse, bundan ihlâsımız elbette yara alır. Çünkü biz her şeyden önce Allah’ın kuluyuz, Allah’ın rızâsını kazanmakla mükellefiz. Üstad Bedîüzzaman Hazretlerinin ifâdesiyle Kur’ân’dan ders alan bir mü’min, tam bir kuldur. Fakat en büyük mahlûkata bile boyun eğmeyen ve Cennet gibi en büyük bir menfaati bile ibâdetine gâye kabul etmeyen izzet sahibi bir kuldur.3

    Kur’ân-ı Kerîm, “Ey insanlar! Rabbinize ibâdet ediniz!” emriyle insanları ibâdete dâvet ediyor. Bu çağrıya hâl diliyle, “Ne için ibâdet yapalım?” diye sorulan soruyu, yine Kur’ân-ı Kerîm: “Çünkü sizi yaratan Rabbinizdir” diye cevaplandırıyor.4 Böylece bizzat Kur’ân, Rabbimizin bizi yaratmış olmasını Rabbimize ibâdet yapmamız için yeterli sebep sayıyor. Âyetin sonundaki, “Böylece takvâya erişmeniz mümkün olur” cümlesi ise, ibâdetimiz için bir netice bildiriyor. Bu âyete göre ibâdetimizin neticesi, takvâya erişmektir. Cennete ulaşmak veya âhiretteki tükenmez nimetlere kavuşmak ise Allah’ın dilerse lütfudur.

    Esasen, Allah için yaşamak, Allah için var olmak bizim yaratılış gayemizdir. Nitekim bir musîbete uğradığımızda söylememiz sünnet olan: “İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râci’ûn” (Biz Allah için varız ve Allah’a döneceğiz) 5 âyeti de bize ne için yaşıyor olduğumuzun resmini net biçimde çizer. Allah için yaşayan, elbette yalnız Allah için ibâdet yapar.

    Yukarıdaki âyetin tefsîrini yapan Üstad Bedîüzzaman Hazretleri, âyette “takvâ”nın ibâdete yeterli bir hedef olarak gösterilmesi üzerinde önemle durur. Bediüzzaman’a göre, âyetten anlıyoruz ki, ibâdet ancak ihlâs ile ibâdettir. İbâdet, başka bir şeye (Meselâ dünyaya olmadığı gibi, Cennete ve âhiret saadetine dahi) vesîle olması gayesiyle yapılmaz. İbâdet vesîle değil; varılacak gâyedir. İbâdet maksûd-u bizzattır, yani yaratılışımızın ulaşmamız gereken tek maksadıdır. İbâdeti, kendisiyle bir şeye ulaşmak niyetiyle yapmıyoruz. İbâdeti sevap kazanmak ve azaptan sakınmak için yapmıyoruz. İbâdeti, yaratılışımızın bir gâyesi olduğu için yapıyoruz, ulaşmamız gereken bir maksat olduğu için yapıyoruz.6 İbâdeti yaptığımız zaman, yaratılış maksadımıza ulaştığımız için içimizde bir huzur ve rahatlık hissetmemiz bundandır.

    Çünkü biz, Cennete ulaşmak veya âhirette mutlu olmak için değil; ibâdet edelim diye yaratılmışız! Bu gâyemizi, şu âyet de çok net açıklar: “Ben cinleri ve insanları Bana ibâdet yapsınlar diye yarattım.” 7


    Bedîüzzaman Hazretleri ibâdetin, gelecek mükâfâtların bir ön adımı değil; geçmiş nimetlerin bir neticesi olduğunu bildiriyor. Öyle ki, Bedîüzzaman’a göre, biz ücretimizi önceden almışız. Öyleyse bu gün, bundan önce aldığımız ücreti hak etmek için, hizmetle ve ibâdetle mükellefiz.

    Bundan önce aldığımız ücretleri Bedîüzzaman şöyle sıralar:

    1- Mutlak şer olan yokluktan, mutlak hayır olan varlık alanına çıkışımız başlı başına bir peşin ücrettir.

    2- Bize iştihalı bir mîde veren Cenâb-ı Hakk’ın, Rezzâk ismiyle dünyayı bir nimet sofrası biçiminde donatması ve bütün nimetleri önümüze dizmesi ikinci bir büyük peşin ücrettir.

    3- Sonra Cenâb-ı Hakkın, bize gâyet duygulu ve duyarlı bir hayat vermiş olması ve hayat midesinin göz, kulak, dil, burun ve akıl gibi duygu ellerinin önüne de dünya kadar geniş bir istifade sahası açması bir başka büyük peşin ücrettir.

    4- Sonra Cenâb-ı Hakk’ın, mânevî bir çok rızık ve nimet isteyen insanlığı bize vermesi ve insanlığın önüne de varlıkların dış ve iç yüzlerini anlamaya kâbiliyetli aklın eli yetişecek derecede, görünen görünmeyen bütün âlemleri kapsayacak kadar geniş bir nimet ve istifade sahası açması bir başka yüksek peşin ücrettir.

    5- Sonra Cenâb-ı Hakkın, hadsiz nimetleri isteyip, hadsiz rahmet meyveleriyle beslenen ve “insaniyet-i kübrâ” olan İslâmiyet’i ve îmânı bize vermesi ve bizi Müslüman kılması, böylece dünya ve âhiret dâiresi ile birlikte Allah’ın isimlerini ve mukaddes sıfatlarını da içine alan geniş bir nimet, saadet ve lezzet sofrası bize açmış olması bir diğer yüksek peşin ücrettir.

    6- Sonra Cenâb-ı Hakk’ın, îmânın bir nûru olan muhabbeti bize vererek, kalbimizin önüne sonsuz bir nimet, saadet ve lezzet sahası açmış olması bir başka yüksek peşin ücrettir.

    Demek Cenâb-ı Hak; 1- Bize hayatı vermekle, cansız bir zerre iken, bizi, duyu organlarıyla donatılmış kapsamlı bir canlılığa, 2- Bize insanlığı vermekle şuurlu bir canlılığa, 3- İslâmiyet’i vermekle ulvî ve nûrânî bir şuura, 4- Allah’ı bilmeyi ve sevmeyi nasip etmekle de çok geniş ve her şeyi kuşatan bir nûra bizi çıkarmıştır.

    Bütün bu nimetler, peşin ve yüksek birer ücret olarak önümüzde durmaktadır. Öyle ise, biz ücretimizi almışız! Bu değeri yüksek ücretlere karşılık, yalnız “ibâdet” gibi lezzetli, onurlu, nîmetli, rahatlı ve gâyet hafif bir hizmetle mükellef tutulmuşuz! Buna da tembellik göstermemiz akıl kârı değildir.

    Biz bu niyetlerle, Allah’ın tevfik ve hidâyetiyle, inâyet ve yardımıyla, sırf Allah rızâsı için, sırf Allah’ın emrine itaat etmek niyetiyle ibâdetimizi yaparız. Ebedî âhiret yurdunda ise Cenâb-ı Hakk’ın Cennetini, rahmetini ve mağfiretini ibâdetimizin karşılığı olarak değil, Cenâb-ı Hakk’ın fazlından, lütfundan ve merhametinden bekleriz ve umarız.

    Dünyada ibâdet yapmamız ne kadar kulluğumuzun bir gereği ise, âhirette–ibâdetimizin karşılığı olarak olmasa da—Cenâb-ı Hakk’ın fazlından ve rahmetinden merhamet ummamız ve Cenneti vermesini beklememiz de bir o kadar kulluğumuzun gereğidir. Kula istemek, O’na vermek yakışır!

    S.KOSMENE

    Dipnotlar:

    1- İşârâtü’l-İ’câz, s. 142.
    2- Lem’alar, s. 156.
    3- Sözler, s. 122.
    4- Bakara Sûresi: 21.
    5- Bakara Sûresi: 156.
    6- İşârâtü’l-İ’câz, s.154.
    7- Zâriyât Sûresi: 56.




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


  2. #2
    Vefakar Üye enginemm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2009
    Bulunduğu yer
    Havf İle Reca Arası
    Yaş
    37
    Mesajlar
    546

    Standart

    Allah azimuşşan razı olsun.bi çırpıda okudum.bende kılarken nefsime:şu iki gözünün bedelini öde önce de,bırak köşkü,huriyi derim.

    Üstadım !

    Ben O Nurlarla Tanış Olalı,
    Doya Doya Gülemez Oldum.
    Kana Kana Yiyemez Oldum.
    Gözüm Dikip Semaya..
    Korkumdan Bakamaz Oldum.


  3. #3
    Dost Çaykaralı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    5

    Standart

    Allah Razı olsun ben de bir çırpıda okudum...

  4. #4
    Pürheves hafizsultan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Yaş
    34
    Mesajlar
    208

    Standart

    1-Ye'sin, ümitsizligin içimizde hayat bulup dirilmesi,
    2-Sıdkın içtimai ve siyasi hayatta ölmesi,
    3-Adavete muhabbet,
    4-Hastaliklar gibi intisab eden istibdat,
    5-Menfaat-i sahsiyeye himmet hasretmek,
    6-Ehli imani birbirine baglayan nurani rabitalari bilmemek.

    Asrımızın bu altı hastalığı ihlasımıza evvelen hücum eden marazıdır,zira hastalığımızı teşhis edip,Kuranı ve sünnet-i Muhammediyeyi ilaç yapmazsak ihlası tamme ulaşamayız vesselam
    Basiretli Nur naşirleri istedikleri taktirde dünya ganimetleri kendilerine yar olduğu halde,her türlü şahsi, dünyevi,varlıklardan feragatla ömürlerini RİSALE-İ NUR'un hizmetine vakfetmişlerdir.Aceba ;RİSALE-İ NUR şakirdlerindeki,bu feragat ve fedakarlığın ve bu derece sebat ve sadakatın sebebi nedir?diye bir sual edilse,elbette cevabı şu olacaktır.
    RİSALE-İ NURDA Kİ CERHEDİLMEZ YÜKSEK HAKİKATLER
    VE
    İMAN HİZMETİNİN SIRF RIZA-İ İLAHİ İÇİN YAPILMASI

  5. #5
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Bismillah diyerek başlayalım...
    Yazar: Osman Zengin


    Bismillah bizim şiarımızdır. Rahman ve Rahim isimlerini de içine alarak, geniş manadaki besmele olan “Bismillahirrahmanirrahim” ise, zaten şeair-i İslamiyedir. İslamın alametlerinden, işaretlerindendir. Ama biz, “Bismillah” diye başladık. Neden?

    Birinci sözün girişini hatırlayalım, ne diyor orada? “Bismillah her hayrın başıdır….” Niye, “ Bismillahirrahmanirrahim her hayrın başıdır” demiyor? Bize göre bundaki hikmet şu; Zaten şerli işlerde besmele çekilmez. Ama hayırlı işlerimizin bazıları da, zahirde Rahman ve Rahim isimlerine uygun gelmiyor. Mesela; kurban olarak veya olmayarak eti yenilen hayvanları kesmek gibi. Allah’ın bir emrine uyarken, diğer taraftan onun merhamet ve rahmetini zikrederek, sanki zahirde o isimlere münasib olmayan bir fiil işliyormuşuz gibi olduğundan, o gibi hayırlı işlerde “Bismillah (Allah’ın adıyla) diyoruz.” “Merhamet eden Allah’ın adıyla” demiyoruz.

    Bu girişten sonra esas maksadımıza, yani sadede gelecek olursak, Risale-i Nur hizmetlerinin, diyar-ı gurbetteki naşirleri olan hizmet ehli kardeşlerimiz, dünyanın çeşitli yerlerinde hizmet ediyorlar elhamdulillah. Genellikle bulundukları yerlerde de, internet üzerinden tesis ettikleri sitelerle; Kur’an’a, Nur’a hizmet ediyorlar. Bunlardan biri de, Almanya’da bulunan kardeşlerimizin idare ettiği “EuroNur” isimli, Avrupa Nur sitesidir. Zaten çoktandır bunları takip ediyoruz da.

    İşte bu sitenin hizmet erlerinden; gayyur ve fedakar Abdullah Efe kardeşimizle, bir müddettir mail yoluyla muhaveremiz oluyor. Abdullah kardeşimiz sağ olsun, ihlaslı ve samimi. Bize bir teklifte bulunarak, bu siteye de yazı yazmamızı arzu etti. Aslında Yeni Asya’da yazdığımız yazılardan da çok iktibas yapıyorlar ama, yine de o arzusunu kıramayarak, ayrıca yazmaya niyetlendik İnşaallah.

    Normalde gazetemizin neşir hayatına başladığı günlerden beri, seyrek de olsa sadece Yeni Asya’da yazmak prensibimiz vardı. Bazı yerlerden işaretler gelse de, biz pek aldırmıyorduk. Fakat, bu site de bizim olduğundan, kabul ettik ve İnşaallah yazmaya başladık. Dualarınızla da, bu ilk giriş yazısından sonra devam edeceğiz İnşaallah. Bu vesileyle hepinize “merhaba” diyoruz.
    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cennet Allah'ın Lütfu ve İhsanıdır..
    By havf_reca in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 30.07.08, 10:09
  2. Kün Emri Ne Demektir?
    By ademyakup in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.12.06, 09:10
  3. Avret ve Örtünme Emri!
    By Meyvenin Zeyli in forum Tesettür
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.09.06, 21:14
  4. Şehadet Arzusu
    By elff in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 08.09.06, 11:15

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0