Güzel ve çirkin nitelendirmelerini günlük hayatımızda çokça kullanırız. İzafî olan böyle bir nitelendirme insandan insana değişir. Kimine göre çok güzel ve doğru olan nice şey, bir başkasına göre tam tersi olabilir. Bu farklılık bazen makul karşılanır; zevkler ve renkler tartışılmaz denilerek insanın bu tercihine ya da nitelendirmesine saygı gösterilir. Belli bir noktaya kadar doğal olan böyle bir duruma, kimsenin itirazı da olamaz. Ama biz burada şunu sormak istiyoruz. Vahyin dilinde güzel olan nedir? Hiç bunu merak ettik mi? Mesela; Allah(c.c.) neye güzel der? O’nun kelamında güzel ya da vahyin diliyle ifade edecek olursak cemil nitelendirilmesi, neler için kullanılmıştır? Bu soruyu sorduğumuz zaman vahiy bize şu cevapları verir:
- Sabrun Cemil: Güzelce sabretmek, gelen tüm bela, musibet ve imtihanlara göğüs germek. Felaketin boyutu ne olursa olsun Allah(c.c.)’a karşı isyan etme manasına gelen şeylerden uzak durmak.. İnsanın hayatının en zorlu imtihanının evlat ile sınanmak olduğu bilinciyle bu zorlu imtihanı yüzakı ile vermek. Yakup gibi Yusuf’unu kaybetme acısı ile yüreği dağlansa da Allah(c.c.)’ı gücendirmek yerine, O’nu memnun etme yollarına başvurmak.. Daha Yusuf’un acısı dinmeden, Bünyamin’inden olmak, buna rağmen bu dünya hayatının daralma dünyası değil, dayanma dünyası olduğu bilinciyle en güzel biçimde dayanmaya çalışmak.. (Yusuf Sûresi 12/18, 83) Başa gelen her bela ve musibeti, imtihanın bir gereği olarak anlamak.. Bütün bunlara güzelce sabrederek, Allah(c.c.)’ın rıza ve rıdvanına nail olunabileceği bilincinde olmaktır.
- Safhun Cemil: Hayatın en zor alanlarından biri hiç şüphesiz insan ile uğraşmak, insana yatırım yapmak, kendisini milletinin iman selameti yolunda feda etmektir. İnsan, içerisinde taşıdığı potansiyel ile bazen en şerefli olduğu gibi, bazen de aşağıların en aşağısına düşmektedir. İnsanın bu yönünü bilen Rabbimiz, derdi insan olan başta peygamberler olmak üzere tüm İslâm davetçilerini uyararak onlara der ki: “Sizin bu yolda başınıza çok şeyler gelecek. Belki siz bir pervane gibi insanlar etrafında dönüp duracak, varlığınızı bu yolda harcayacak, ama yine de bazılarına yaranamayacaksınız. İşte bu gerçeği bilin ve bu yolda size ne söylenirse söylensin siz onları affedin, bağışlayın, onların belki cahillikten, belki farklı bir mülahazadan dolayı size karşı çirkin tavırlarını engin bir hoşgörü ve müsamaha ile karşılayın. Kötülüğe karşı iyilik ile, cimriliğe karşı cömertlik ile, çirkinliğe karşı güzellik ile karşılık verin.” Böyle yapmak vahyin dilinde en büyük güzellik olarak nitelendirilmektedir. (Hicr Sûresi 15/85) Çünkü Allah(c.c.)’ın hatırını tüm hatırlardan âlî/yüce bilip, başta nefsi olmak üzere tüm şeyleri O’nun (cc) hatırına feda etmek; her kişinin değil, er kişinin yapacağı bir davranıştır. Bunun için en büyük güzelliklerden biri de hiç şüphesiz böyle bir tavır ortaya koyabilmektir.
- Sırahun Cemil: Olur ki hayatınızı birleştirdiğiniz insan ile anlaşamaz, ayrılmak zorunda kalabilir, yıllarca birlikte olduğunuz iş ve yol arkadaşlarınızla yollarınızı değiştirmek durumunda kalabilirsiniz. Böyle istenmeyen haller başa gelince daha dün göklere çıkardığınız insanları bir çırpıda silip süpürmeyin. Düne kadar hep güzelliklerinden bahsettiğiniz bu insanları şimdi ayrıldınız diye yerin dibine batırmayın. O insanların güzel yönlerini inkâr etmeyin, adil olun ve ayrılmak zorunda kalırsanız güzellikle ayrılın. (Ahzab Sûresi 28 ve 49.ayetler) Her insan ile ömrünüzün sonuna kadar aynı yolda yolculuk yapamayabilirsiniz. Gün gelir belki sizden, belki ondan kaynaklanabilen sorunlardan dolayı ayrılmak zorunda kalırsanız; birbirinizi karalamayın, ayrılmanızı başkalarına meşru göstermek ve haklılığınızı ispat etmek için olmadık şeyleri olmuş gibi göstermeyin. En doğru olanı; vahyin dediği gibi güzellikle yolları ayırmak, hiçbir çirkinliğe meydan vermeden farklı yollara yönelmektir.
- Hecrun Cemil: Senin kutsallarına saldıranlara, senin değerlerini alaya alanlara karşı tepkisiz kalma. Ama tepki göstereceğim diye de o inkâr cephesinin oyununa gelip, onların ekmeğine yağ sürme.. Vahyin insanı tepkisinde bile ölçülü olur. Batıldan Hakk’a her haliyle hicret eder. Asıl güzelliğin, olgunluğun, iyinin, mutlak doğrunun adresini çok iyi bilir ve bunları yanlış yerlerde aramaz. Nerede neyi söyleyeceğini çok iyi kavrar. Hak karşısında konuşmaz, haksızlık karşısında ise susmaz. En güzel olanı güzelliğin kaynağı olan ilahî kelamdan öğrenir ve ona göre de davranır. (Müzzemmil Sûresi 10.ayet)
İşte vahiy cemil/güzel derken bu sayılanları seçiyor. Öyleyse güzel ve çirkin nitelendirmelerini yaparken biraz daha dikkatli olmak zorundayız. Bu nitelendirmeleri yaparken vahyin aynasına bakarsak; “Ben güzele güzel demem, güzel benim olmadıkça” yerine “Ben güzele güzel demem, Allah(c.c.) güzel demedikçe” demeye başlarız.


SELAM VE DUA İLE....