+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Kaderin Herşeyi Güzeldir

  1. #1
    Vefakar Üye Mutella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    372

    Standart Kaderin Herşeyi Güzeldir

    HAYRI DA şerri de Allah yaratır. Her şeyin İlahi takdir ile yaratıldığını ders veren şu ayet-i kerimeyi inceleyelim:

    “Hazineleri yanımızda (nezdimizde, katımızda) olmayan hiçbir şey yoktur. Fakat biz onları belirli bir ölçüye göre indiririz.” Hicr Suresi, 21

    Bir çok tefsir âlimi, ayette geçen “hazineler” ifadesine “yağmurlar” diye mana vermişler ve “belirli bir ölçüye göre indirmeyi” de yağmurun belli zamanlarda ve safha safha yağdırılması olarak yorumlamışlar. Bir kısım âlimler ise, ayette “yağmur” kelimesinin geçmediğini, “hazineler” ifadesinin çok daha genel olduğunu, yağmurun da bu hazinelerden sadece birisi olabileceğini belirtmiş ve konuyu daha geniş boyularıyla ele almışlar.

    Buna göre, bütün insanlar da Allah’ın hazinesindedirler; ancak onları belli zamanlarda ve belli sayılarla yaratır.

    İnsanların daha önceden yaratılmış olup, yeryüzüne inecekleri devreyi bekledikleri bir başka âlem olduğuna dair ne naklî (ayet ve hadis), ne de aklî bir delil olmadığına göre, bu “insan hazinesini” manevî olarak anlamak durumundayız.

    Yani, bütün insanlar Allah’ın ilminde mevcutturlar. Her bir insan, “şekliyle, organlarının sayısı, yeri ve büyüklükleriyle, ruhundaki bütün özellikleriyle” Allah’ın ilminde mevcuttur. Bu ilmî varlıklara “mahiyet” de deniliyor.

    Muhyiddini Arabî hazretlerinin “ayan-ı sabite” dediği de bu mahiyetler âlemidir. Bunlar yaratıldıklarında “hakikat” olurlar.

    Diğer varlıkları da aynı şekilde düşünebiliriz. İnsanların birikip bekledikleri bir ayrı alem olmadığı gibi, başka canlıların, hatta cansızlar aleminin, dağların, ovaların, yıldızların da daha önce yaratılıp bir başka hazinede beklediklerini ve zamanı geldiğinde yaratıldığını söylemek gerçeğe uygun düşmüyor.

    O halde, söz konusu ayetin baş kısmı “kaderi”, ikinci kısmı ise “kazayı” ders vermektedir. Yani, her şey İlâhî ilimde, “her şeyiyle takdir edilmiş olarak” mevcuttur ve bunlar belli bir ölçü ile indirilmekte, yani yaratılmakta, kaza edilmektedirler.

    Nur Külliyatında güzel bir tespit var: İnsan şunu-u İlahiyenin bir mikyasıdır.

    İman, marifet ve ibadet için yaratılmış olan insana öyle kabiliyetler verilmiştir ki bunlarla İlâhî hakikatlere uzaktan da olsa bakabilisin. İşte, “kader, kaza, ilim dairesindeki varlıkların meydana çıkmaları” gibi büyük hakikatlerin de çok küçük bir örneği insanda vardır.

    Biz bir cümleyi zihnimizde kurduğumuzda artık o cümle yokluktan kurtulmuş, bizim ilmimizde bir varlığa kavuşmuştur. Bu ilmî varlığın ortaya çıkmasını irade ettiğimizde, kudretimizi de kullanarak ondaki manayı yazıya dökeriz. Biz o cümle gibi daha nicelerini zihnimizde kurabiliriz. Bütün bunların hazinesi bizim ilmimizdir. Onların bizim ilmimizde takdir ve tanzim edilmeleri “kaderden”, yazılıp kâğıda dökülmeleri ise “kazadan” haber verirler.

    Ayetteki “indirme” tabirini yazma olayına uyguladığımızda, ilmimizde mevcut olan ve ancak bizim bildiğimiz bir cümlenin yazıya dökülmesi sanki ilmimizden kağıda inmesi gibidir.

    O halde, ayet-i kerimede geçen “belirli bir ölçüye göre indiririz” ifadesi, Allah’ın ilminde mevcut olan tüm varlıkların belli zamanlarda, belli miktarlarla yaratılmasını ifade eder.

    Demek oluyor ki, gerek kendi varlığımızda gerek bizi kuşatan şu muhteşem âlemde gördüğümüz her şey, bir yönden Allah’ın varlığını ve birliğini ilan ederken, diğer yönden de O’nun takdiriyle tanzim edildiğini ders verir. Böylece her şey, kaderden haber verir ve kadere iman konusunda müminin ruhuna pencereler açar.

    Bu manayı, “O ki yarattığı her şeyi güzel yarattı.” (Secde,7) ayetinin verdiği dersle birlikte düşündüğümüzde şu hükmü bütün ruhumuzla tasdik ederiz:

    “Kaderin her şeyi güzeldir.”

    Misal olarak, gözlerimize şöyle bir bakalım. Dikdörtgen, kare, altıgen ve daha nice şekillerde olabilirlerdi. Gözümüz bunların hiçbiriyle değil, hazır haliyle yaratılmış. Ve böylesi en güzeli.

    Bir de bunların büyüklüğüne bakalım. Gözümüz bir nokta kadar da olabilirdi, kulağımız kadar, çenemiz yahut yanağımız kadar da. Ne o büyüklükte, ne başka bir büyüklükte değil şu bildiğimiz büyüklükte yaratılmış. Ve böylesi en güzeli.

    Düşüncemizi gözün yeri konusunda da sürdürelim. Gözlerimiz, ensemizde de olabilirdi. Midemizin içinde, ayağımızın altında da bulunabilirdi. Ama ne orada yer almış, ne başka bir mekanda; yüzümüzde yaratılmışlar. Ve böylesi en güzeli.

    Bunun gibi gerçeği her şeyde rahatlıkla seyreder ve kolaylıkla anlar, kabul ederiz.

    İşin zor yanı, kaderin, hikmetini bilmediğimiz başka tecellilerini de aynı şekilde değerlendirmek; musibetlerde, hastalıklarda, maruz kaldığımız ağır imtihanlarda ve nihayet ölüm hadisesinde aynı isabetle karar verebilmek. Bu sahalarda insan oldukça zorlanabiliyor.

    Ama şahit olduğu şu sonsuz rahmetleri, nihayetsiz güzellikleri ölçü alarak, “Nefsimin hoşuna gitmeyen bu olayların da mutlaka güzel yönleri vardır.” demeye çalışmalıdır. Bunu başarabilen kişi, kadere imanın zevkine erer ve “Kadere iman eden, kederden emin olur.” hakikatinin sırrına erer.

    Karşılaştığımız olaylar, ya gündüz veya gece gibidirler. İnsan, her ikisinden de faydalanmayı bilmelidir. Gecenin faydası ve güzelliği gündüzden geri değildir. İnsan, güneşten ayrıldığına üzülmeyip yıldızlarla buluşmanın sefasını sürebilmelidir.

    Kâmil insanlar, bunu başarmış örnek şahsiyetlerdir. Onlar, ölümü de hayat kadar büyük bir nimet bilirler. Kabrin ötesinin ve daha ötesinin bu dünyadan çok daha güzel olduğunun şuurundadırlar. Ölümden korkmak yerine ölüme en güzel şekilde hazırlanmakla meşguldürler.

    Hastalıkların günahlara kefaret olduğunu bilirler.

    İnsan kalbinin dünyadan soğumasına ve ebedi âleme yönelmesine sebep olan bu gibi olayları birer İlâhî rahmet bilir ve onlardan azamî ölçüde faydalanmaya çalışırlar. Bunu yaparken, vücudun bir emanet olduğunu da unutmaz, onu en güzel şekilde korumaya çalışır, hastalandıklarında tedavi olurlar.

    Ağır imtihanların sonuçlarının da o nispette büyük olduğunu çok iyi bilirler. Musibetleri birer “sabır imtihanı” olarak değerlendirirler. Onlardan kurtulmaya çalışmakla birlikte, şikayet ve itiraz yoluna da asla girmezler.

    “Acılara sabırla karşılık verdiler, tatlı oldu.” Abdulkadir Geylanî

    Onlar Allah’ın bütün isimlerinin güzel olduğunu bilir, onların tecellilerinin de hepsini güzel görürler. Bununla birlikte, hatalardan, günahlardan ve kusurlardan sakınmaya ve hayatlarını istikamet üzere geçirmeye azamı dikkat gösterirler. Kendi iradeleri dışında tahakkuk eden İlahi icraatlarda ise teslim ve tevekkül yoluna girerler.

    “Çalışmak adetim, tevekkül halimdir.” hadis-i şerifi onların hayat programlarıdır. İster sanat ve ticaret, ister tedavi ve sıhhat konularında olsun, üzerlerine düşeni eksiksiz yaptıktan sonra Allah’a tevekkül eder ve doğacak her türlü sonucu rıza ve memnuniyetle karşılarlar.


    Prof. Dr. Alaaddin Başar
    Eşhâsın keyfine tebaiyet edilmez
    ve etmeyiz!


  2. #2
    Ehil Üye yakaza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    2.467

    Standart

    ''kadere iman eden ,kederden emin olur''
    sagol kardesim ,allah razi olsun.




    ''Madem ben de bu vatanın evlâdıyım,bu vatanın saadetine hizmet etmek benim için farzdır.''

    Emirdağ Lahikası

    ...EN GÜZELİ SİNELERDE BİR YAD-I CEMİL OLARAK KALIP GİTMEK...


  3. #3
    Pürheves *reşha* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    200

    Standart

    iki konu grift olmuş kader bahsinde

  4. #4
    Pürheves *reşha* - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2008
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    200

    Standart

    harika bir yazı ama tebrik etmek lazım

  5. #5
    Vefakar Üye Mutella - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    372

    Standart

    Amiin..cümlemizden inşaallah..
    Eşhâsın keyfine tebaiyet edilmez
    ve etmeyiz!


  6. #6
    Vefakar Üye ışıkadam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Bulunduğu yer
    KONYA
    Yaş
    32
    Mesajlar
    462

    Standart

    Alıntı *reşha* Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    harika bir yazı ama tebrik etmek lazım
    Alaaddin başar ağebeyin yazılarını okumayı tavsiye ederim.ayrıca http://www.sorularlarisaleinur.com/s...ticle&aid=9803 adresinde muhtelif konular hakkındaki sohbetleri var.
    Güzel değil batmakla gâib olan bir mahbub.. Çünkü zevâle mahkûm, hakiki güzel olamaz; aşk-ı ebedî için yaratılan ve âyine-i Samed olan kalb ile sevilmez ve sevilmemeli!..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sebepler Perde , Herşeyi Allah Yaratıyor
    By KATREM in forum Sesli ve Görüntülü Risale-i Nur Sohbetleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 30.10.19, 04:35
  2. Nur Talebesi Herşeyi Sineyemi Çeker ?
    By karatoprak1975 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 12
    Son Mesaj: 14.06.09, 13:00
  3. Kaderin Varlığı İspatlandı
    By Firdevsi-ala in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 66
    Son Mesaj: 13.12.07, 11:51
  4. Allah (c.c) Herşeyi Güzel Yaratır?
    By acizizfakiriz in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.08.07, 12:52
  5. Herşeyi Bilenlere İthaf!
    By yagmur in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 21.12.06, 15:43

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0