+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: Bir İman ve Hidayet Yolcusu: Sanatçı Yaşar Alptekin

  1. #1
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Exclamation Bir İman ve Hidayet Yolcusu: Sanatçı Yaşar Alptekin

    M. Latif SALİHOĞLU
    Bir iman ve hidayet yolcusu: Sanatçı Yaşar Alptekin (1)


    Bundan dört yıl kadar önce iman ve hidayet dairesine giren sanatçı Yaşar Alptekin'in mukaddes beldelere gidip hac fârizasını yerine getirmesi, şu günlerde medyanın daha bir ilgi odağı haline geldi. Birçok medya organı ve özellikle televizyon kanalları, onunla ilgili haber yaptı, uzun söyleşilerde bulundu.

    Kimileri olanı biteni olduğu gibi yansıtmaya çalışırken, kimileri de kasıtlı bir çarpıtma ile sanatçıyı karalamaya, onu hiç de hak etmediği bir zan ve töhmet altına sokmaya tevessül etti.

    Biz de az–çok tanıdığımız değerli sanatçının son yaşadıklarını medyadan takip ettik, kendi konuşma ve beyanlarını dinledik, sıkıntılarını fark ettik, sevinçlerini hissettik ve bu çerçevede bazı düşünce ve mülâhazalarımızı hem sayın Alptekin'le, hem de sizlerle burada paylaşmak istedik.

    Sabancı'nın cenaze namazında büyük bir "inkılâb" yaşadı

    Halen kırk yedi yaşında olan Yaşar Alptekin, aslen Tekirdağ Şarköylü'dür. Sanat camiâsına dansçı, manken ve oyuncu olarak katıldı. Kısa zamanda büyük şöhret kazandı ve aranan bir sanatçı oldu.

    Şân ve şöhreti gibi maddiyatı da yerindeydi. Bu minval üzere yıllar birbirini kovaladı, gitti.

    Ne var ki, içinde büyük bir mânevî boşluk hissediyordu. Üstelik, bunu hiçkimseyle paylaşamıyordu. Çünkü, çevresinde dinden, mâneviyattan anlayan, yahut bu gibi şeylerden söz eden kimseler pek yoktu.

    İç dünyasındaki arayış hissi ise, aynen devam ediyordu. Bir sevk–i İlâhî ile, aradığı hakikati 2004 yılının Nisan ayı ortalarında buldu.

    * * *
    12 Nisan 2004 tarihinde, İstanbul Fatih Camiinde, Türkiye'nin en zengin işadamlarından biri olan Sakıp Sabancı'nın cenaze namazı kılındı. Sanatçı Alptekin'in dünyası da, işte o gün hayret ve hayranlık uyandıran bir ruhî ve bedenî inkılâp ile o gün değişti.

    Çeşitli röportajlarında ve bilâhare kaleme aldığı "Namazla Yeniden Doğdum" isimli kitabında anlattıklarına bakılarak, o tarihte yaşadıklarını şu şekilde özetlemek mümkün...

    Cenaze merasim programından bir gün önce tevâfuken haberdar olan Yaşar Alptekin, insiyakî bir duyguyla bu merasime katılmayı arzu eder.

    Hemen bir arkadaşını arar ve yardımcı olmasını ister. Çünkü, o güne kadar namaz kılmakla, camiye–cenazeye gitmekle hiç işi olmamış. Dolayısıyla, Fatih Camiinin nerede olduğunu dahi bilmiyor.

    Neyse, ertesi gün gelir ve arkadaşıyla birlikte Fatih Camiine giderler. Sakıp Sabancı'nın cenaze namazını ise uzaktan seyretmek durumunda kalırlar.

    İşte tam o esnada hiç umulmadık bir şey olur. Yaşar Alptekin, etrafa nazar gezdirirken, tam bir huzur ve huşû içinde duâlar eden yaşlıca bir teyze dikkatini çeker. Ona dikkatle bakar. Bakarken düşünür, düşünürken de iç dünyasında bir kaynama başlar. Bütün zerratı lerzeye gelir, baştan ayağa titrediğini hisseder.

    Aniden, evet âniden basiret gözü açılır ve kendisi de namaz kılmayı, ibadet etmeyi arzu eder. Bu arzusunu arkadaşına anında iletir: "Bana namaz kılmayı öğretir misin?" der. Arkadaşı ise, "Kafana saksı mı düştü? Sen ne diyorsun?" tarzında mukabele eder.

    Ne var ki, mesele son derece ciddidir. Hayatın geçici ve fâni olduğu bütün çıplaklığıyla anlaşılmıştır. İşte, tabuttaki şahıs. Dünya serveti itibariyle zengin mi zengin. Ama, bunun faydası işte buraya kadar. Peki, ya ötesi? Ötesi ne yapmak lâzım? Mutlaka birşeyler yapmak lâzım...

    Bütün bu duygu ve düşünceler, Yaşar Alptekin'i almış, başka âlemlere götürmüş. O âlemde, artık sırf maddî ve dünyevî şeyler yok. İbadet var, mâneviyat var, mukaddesat var. Bunlara yönelmeli ve ona göre yeni bir hayata başlamalı.

    Kesin kararlıdır. Bunları yapmaya koyulacak. Arkadaşından bir kez daha yardım ister: "Bu akşam gelip bana namazı öğretir misin?" der.

    Meselenin ciddiyetini kavrayan arkadaşı, isteğine uyar ve evine giderek dediğini aynen yapar. Abdesti, namazı ona öğretir.

    Sanatçı, gecenin geç saatlerinde farzları öğrenmeye ve hatta tek başına tatbik etmeye başlamıştır. İçi içine sığmaz olmuştur. Gözleri de artık uyku tutmaz olmuştur. Şafağın sökmesini, namaz vaktinin girmesini bekler, gidip sabah namazını camide kılmak ister.

    Uyuyamayınca, gecenin bir vakti yürüyerek Kozyatağı Mehmet Çavuş Camii'ne gider. Ancak, vakit gecenin bir yarısı olduğu için, cami kapalıdır. Oracıkta henüz kimsecikler yoktur. Beklerken, bir yandan da korkuyla karışık tereddütler içindedir: "Beni tanıyanlar tarafından ya reddedilir, kovulursam? Ya, 'Senin gibilerin burada ne işi var!' azarına mâruz kalırsam?" diyor, kendi kendine...

    Neyse ki, korktuğu başına gelmez. Uzun süre bekledikten sonra, cami kapısına doğru Hızır gibi bir zât gelir. Gerisini şöyle anlatır Alptekin: "Ak sakallı, ak saçlı, kırmızı süveterli bir dede gelip beni içeri aldı. Rabbimin huzuruna ilk gelişimdi. Ezan okundu, tüm vücudum, hücrelerim titredi. Unutamadığım bir namaz kıldım. Bu camide ilk namaz kılışımdı."

    İşte, bu tarihten sonra iç dünyası gibi, iş dünyası da değişmeye başlar, Yaşar Alptekin'in. Kimi ona delirdi gözüyle bakar, kimi de haline akıl sır erdirmekte zorlanır.

    Ne var ki, bu bir sevk–i İlâhî'dir. Bir hidayete mazhariyet meselesidir. Rabbim isterse, bir anda yazı kışa, kışı yaza çevirir. O isterse, İbn–i Hattab'ı bir gün içinde hak ve adâlet timsâli olacak bir Ömer'e (ra) döndürür. O'nun yanında hiçbir zorluk yoktur. Ancak, O'nun bütün işlerinde hikmet dolu sırlar vardır.

    İşte o sırlı hikmetlerden biri de, sanatçı Yaşar Alptekin'in hayatında tecelli etmiştir. Başkasının bunu anlamaması, o mânânın tecellisine perde teşkil etmez.
    ....................................
    Bir sonraki yazıda, aziz din kardeşimiz Yaşar Alptekin ve onun durumunda olanlara önemli bazı tavsiyelerde bulunmak arzusundayız.

    20.12.2008

    E-Posta: latif@yeniasya.com.tr

    Konu Müellif-e tarafından (20.12.08 Saat 12:00 ) değiştirilmiştir.



  2. #2
    Vefakar Üye Hakkâni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    Alemi Lahut
    Mesajlar
    515

    Standart

    Alıntı Müellif-e Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    İşte tam o esnada hiç umulmadık bir şey olur. Yaşar Alptekin, etrafa nazar gezdirirken, tam bir huzur ve huşû içinde duâlar eden yaşlıca bir teyze dikkatini çeker. Ona dikkatle bakar. Bakarken düşünür, düşünürken de iç dünyasında bir kaynama başlar...
    Aniden, evet âniden basiret gözü açılır ve kendisi de namaz kılmayı, ibadet etmeyi arzu eder
    işte İhlas ve samimiyetin gücü ve çevreye kuvvetli tesiri...

    paylaşım için teşekkür ederim.

  3. #3
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart Bir iman ve hidayet yolcusu:Sanatçı Yaşar Alptekin (2)

    M. Latif SALİHOĞLU
    Bir iman ve hidayet yolcusu:Sanatçı Yaşar Alptekin (2)


    Hidayet dairesine girdikten sonra tefekkürî iman dersini almaya ve ibadetlerini de aynı iman şuuruyla yapmaya başlayan Yaşar Alptekin'in özellikle bu seneki hac fârizasını edâ etmesi, son derece medyatik bir hadiseye dönüştürüldü.

    Meselenin medyatik hale gelmesi, onun arzu ve iradesi haricinde oldu. Bunu defalarca söyledi. Fakat, bazılarına bunu bir türlü dinletemedi, kabul ettiremedi.

    O bazıları ki, illâ da niyet okuyacaklar ve kendilerinde başkasının niyetini sorgulama hakkını görecekler...
    Böyleleri için ne yapılabilir ki?

    Alptekin, ısrarla ve bütün samimiyetiyle şunları ifade etti: "Hacca giderken, bunu kimselere söylemedim. Yakın çevremden dahi çoğu kimse bilmiyordu. Maksadım gösterişten, riyâdan uzak bir şekilde ve sırf Rabbimin rızası için bu farzı yerine getirmekti. Medyatik olmak gibi bir niyetim asla yoktu. Şayet böyle bir niyetim olsaydı, giderken de medya organlarına haber verir, onlara kendimi takip ettirirdim. Sonradan olup bitenler, tamamıyla bir rastlantı eseridir.

    Ayrıca, işin bu boyutlara varacağını, havaalanına iner inmez takip edileceğimi, Eyüpsultan'da medyanın odak noktası haline geleceğimi ne düşünmüş, ne de tahmin edebilmiştim..."

    Yaşar Alptekin, bu minval üzere dil döküp duruyor, fakat bazı maksatlı kimselere bir türlü söz dinletemiyor. Onlar, işin içinde illâ da bir artniyet, bir riyâkârlık hissi, bir reklâmcılık hevesi, vesaire arıyorlar.

    Gördüğümüz ve anladığımız kadarıyla, Yaşar Alptekin, inandıklarını mânevî bir huzur ve huşû içinde yaşamak istiyor. Sâkin ve sâde bir hayatı arzuluyor. Geçimini temin için işini yaparken, inancına, ibadetine zarar gelsin istemiyor.
    Cenâb–ı Hak, onu ve onun gibileri bu hâlis niyetlerinde İnşaallah muvaffak eder.

    İfrat ve tefritten uzak durulmalı

    Sonradan iman ve hidayet dairesine giren şân–şöhret sahibi kimselerin hayatı, onların hemen her türlü hal ve hareketleri daha bir yakından takip edilir.

    Kimisi malzeme bulmak, kimisi de örnek almak maksadıyla yapar bu amansız takipçilik işini...

    Kimisi fazlasıyla rahatsız olur onların hidayete ermesinden, kimisi de bir kuru yaprak misâli kaptırıverir kendini onların estirdiği bu değişim rüzgârlarına...
    İkisi de yanlışa düşer.

    Zira, hidayet büyük bir nimettir. Bu nimete mazhar olanı alkışlamalı, tebrik etmeli, istikametten ayrılmaması için ona çokça duâ edilmeli.

    Ayrıca, şöhretli kişi hidayet dairesine girdi diye, gözünde onu çok büyütmemeli, haddinden fazla bir teveccüh göstererek onu uçurumun eşiğine getirmemeli.

    Yani ifrat ve tefrit denilen her iki türlü aşırılıktan da uzak durmalı. Tâ ki, hem kendimize, hem onlara bir zararımız dokunmasın, faydamız dokunsun.

    Şahit olabildiğimiz kadarıyla, mü'min kardeşimiz Yaşar Alptekin de, kendine dikkat ediyor, yanlışa düşmemeye âzamî derecede gayret gösteriyor.

    Rabbim, muhafaza ve inayet buyursun.

    Suâllere güzel ve dengeli cevaplar

    Yaşar Alptekin'in çeşitli medya organlarındaki röportajlarını takip ettik. Suâllere mümkün olduğunca doğru, mâkul ve dengeli cevaplar veriyordu. Yalnız, bazı doğrular vardır ki, onlar her yerde söylenmez.

    Meselâ, "Benim eski hayatım çöplük oldu. Ona bir daha özenip de dönmem. Hâ, bazıları o eski hayatımı karıştırıp duruyor. Tıpkı, kedi ve köpeklerin yaptığı gibi..." şeklindeki ifadeleri kesinlikle doğrudur. Ne var ki, kedi ve köpeğe benzettiği kişiler zaman zaman tam da karşısında, onunla röportaj yapan kimseler oluyor.

    İşte, böyle durumlarda daha bir dikkatli davranmak lâzım. Tâ ki, o kimseler nasırlarına basılmış gibi rahatsız olmasınlar ve düşmanlıklarını daha da şiddetlendirmesinler. Zira, bir düşmanı düşmanlıktan vazgeçirmek de bir hizmettir.

    Öte yandan, değerli Alptekin'in imandan ve ibadetten bahsetme tarzının çok güzel, yerinde ve isabetli olduğunu ifade edelim. Muhataplara iyi tesir ediyor.

    Keza, sanatçı kardeşimizin henüz 16 yaşında olan kızıyla münasebetleri hakkında söyledikleri de takdire şayan oldu. Ona dinini öğretirken, onu ibadete teşvik ederken, ona ahlâk dersini telkin ederken, hiç baskı yapmaması, onun iradesini ipotek altına almaya çalışmaması, onu kontrollü bir serbestlik içinde bulundurmaya çalışması, cidden alkışlanacak bir davranıştır.

    Bir taraftan evlâdına tam bir şefkat hissiyle davranması, bir yandan da yıllardır ona hizmet etmesi, eminim ki, pekçok kimseyi derin derin düşünmeye sevk etmiş, onlara çok tesirli dersler vermiştir.
    Aradığını bulan, bulduğuyla kanaat eden ve huzurlu bir hayata mazhar olan Alptekin ailesine, bundan sonra da aynı istikamet üzere bir hayat sürdürmelerini Rabbimizden niyaz ederiz.

    22.12.2008

    E-Posta: latif@yeniasya.com.tr


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İman ve Hidayet Nasip İşimidir?
    By ademyakup in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 08.07.11, 21:32
  2. Yaşar Alptekin: Hac'da Sonsuz Huzur Duydum
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 7
    Son Mesaj: 15.12.08, 16:56
  3. Ten Yolcusu, Can Yolcusu Şiir
    By Muntesip in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.10.08, 10:40
  4. Namazla Yeniden Doğdum - Yaşar Alptekin
    By nidaul_islam in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 12.06.08, 21:38

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0