+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 18

Konu: Güzel Gören Güzel Düşünür...

  1. #1
    Ehil Üye HüZnÜ HaZan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    4.454

    Standart Güzel Gören Güzel Düşünür...

    Bazı kasvetli, karamsar kişiler vardır. İnsanlarla, olaylarla, gelecekleri ile ilgili olabildiğince kötü beklentilere sahiptirler. “Ben çok şanssızım, hiçbir işim yolunda gitmez, çok mutlu zamanlarımda bile mutlaka hemen ardından bir üzüntü yaşarım, güvendiğim insanlardan hep darbe yedim, kimse beni anlamadı, herkes beni kullanmaya çalıştı, neye elimi atsam kuruyor” gibi sözleri sıklıkla kullanırlar. Siz de tanımışsınızdır böyle birisini mutlaka.


    Acaba nedir bu insanların problemi? Gerçekten bir felaket bulutu mu takip etmektedir onları gizli gizli? Niye hiçbir işleri yolunda gitmez? Neden hiç kimsede aradıklarını bulamazlar da devamlı şikayet ederler? Ve onlara nasıl yardım edebiliriz?
    Bu tür yakınmalarla ve genellikle de depresyona girerek bana başvuran birçok hastam oldu. İlk başlarda üzülerek ve acıyarak yaklaştığım bu kişilerin yine de beni rahatsız eden bir yanları vardı. Sanki onların da bu tersliklerde bir payı vardı gibi, ama nasıl? Tarif edemiyordum. Birgün alkol bağımlılığı ile ilgili bir araştırma okuduğumda “jeton düştü”.
    Bilirsiniz, alkol kullananların klasik sözüdür: “İçiyorsam sebebi var”.
    İşte bu sözün doğruluğunu test etmek için bir araştırma yapılmış. Alkolü bıraktığı halde yaşadığı stresler yüzünden, yeniden içmeye başlayan kişilerin son 6 ayda yaşadıkları üzücü olaylar sorgulanmış ve alkol problemi olmayan kontrol grubunun yaşadıkları benzer olaylarla kıyaslama yapılmış.
    Sonuç çok ilginç: Hemen hemen hiçbir fark yok. Yani “dertler beni içiriyor” diyenlerin dertleri, normal insanların dertlerinden çok da fazla değil aslında. Peki ne anlama geliyor bu? Demek ki aslında problem bu kişilerin yaşadıkları olaylarda değil, olayları yorumlama biçimlerinde.
    Ondan sonra hastalarımı bu mantıkla değerlendirmeye başladım. Gerçekten de öyleydi. Bu kişiler herkesin yaşayabileceği olayları, olabilecek en kötü şekilde değerlendiriyor ve kendi kendilerine azap çektiriyorlardı aslında.
    Güzel, sevindirici bir olay yaşadıklarında dahi olabildiğince olumsuz yönlerini görüyor yada “bekleyelim bakalım, mutlaka altından bir terslik çıkar” diye mutluluğu erteliyorlardı. Ve hep yakınıyorlardı: “Hiç gün görmedim, hep darbe yedim”.
    O arada (astrolojiyle de ilgilendiğimden) yay burcu ile ilgili bir tarifi hatırladım: “Tipik yay insanı hem iyimser hem de şanslıdır”. Bir de oğlak burcu tarifi geldi aklıma: “Karamsar olurlar, pek de şanslı değillerdir. Başarıları hep uzun zahmetlerden, sıkıntılardan sonra gelir”. Astroloji bir yana, acaba iyimserlikle şanslı olmak, karamsarlıkla da şanssızlık arasında bir bağ olabilir miydi?
    Hayalen bir deney yaptım. 2 kişi seçtim. Bay iyimser ve bay kötümser. Bir firmada işe girmek için başvurmuşlardı. Bay iyimser çok keyifliydi. “Bu iş tam bana göre, kesin alırlar beni, beklediğim fırsat bu, kendimi hemen gösterir, kısa zamanda yükselirim”. Bay kötümser ise çok farklı bir havadaydı. “Yok canım, bu işe beni almazlar, niye beni seçsinler ki, zaten işe alsalar da mutlaka bir problem çıkar, beni beğenmez, huzurumu kaçırırlar.”
    Sonuçta ne olacağı o kadar belliydi ki, hayalî deneyim çok kısa sürdü. Bay iyimser işe alınacak, kısa sürede yükselecek, aynı yeteneklere sahip olduğu halde bay kötümser ise, işe alınsa bile ilk terslikte “biliyordum zaten” diye pes edip istifa edecek, hayat boyu meslekî ve sosyal sıkıntılar çekecek ve “kötü kaderine” yanacaktı: “Benim işlerim hep ters gider”.
    Evet işin püf noktası buydu. Çoğu insanın depresyonunun sebebi de bu olmalıydı: Olayları çarpıtarak yorumlamak, herşeyi “kara bir gözlükten” görmek, olumsuz beklentiler içinde olmak ve moralini bozup kötü olayları da bir anlamda davet etmek. Ve o sıralarda öğrendim ki zaten bu bakış açısı “depresyonun kognitif teorisi” adıyla formüle edilmişti ve kullanılıyordu bile. En “moda” ve etkili psikoterapi yöntemi, kognitif terapiydi zaten.
    Kişinin kendisi ile, çevresi ile, geleceği ile ilgili karamsar yorumları, mantıksız genellemeleri, kötü beklentileri, otomatikleşmiş olumsuz düşünceleri fark edilmeli ve iradî olarak değiştirilmeliydi.
    Aslında bu formülasyonu Kur’an tefsirlerinde de pek üzerinde durmadan okuyorduk yıllardır. ‘Sekizinci Söz’de bir bahçeye giren iki kardeşin kıyaslamasında geçtiği gibi, “Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen hayatından lezzet alır; Fena düşünen fena hülyalar görür, hayatın lezzetini kaçırır”dı.
    Sonuçta kulağımı tersten de olsa göstermiştim. Artık hastalarıma da göstermeliydim bu püf noktasını.
    “Bakın Mahmut bey, yaşadığınız olaylar herhangi bir insanın yaşadıklarından çok farklı değil aslında. Ama siz sadece olumsuz yönlerini görüyor, güzel taraflarına hiç bakmıyorsunuz. Olumsuz ayrıntılardan genelleme yapıp “herşey kötü” diyorsunuz. Üstelik bu yüzden güzel şeyleri de atlıyor ve kaçırıyorsunuz.
    Mesela geçenlerde bir sohbette yaşadıklarınızı hatırlayın. Ne anlatmıştınız bana? Beş arkadaş tatlı tatlı sohbet ediyordunuz, bir ara arkadaşlarınızdan biri sizinle alay ediyormuş hissi uyandıran bir söz soylemisti ve siz üzerinize alınıp çok üzülmüştünüz, ardından da içinize kapanmış, “kimse beni sevmiyor” diye kendi kendinize yorumlar yapmış, iyice moralinizi bozmuştunuz. Oysa o sohbette o kadar kişi, o kadar zaman, size iyi davranmışlar, hatta iltifatlar etmişlerdi. Ama siz tek bir söz ile bütün iyi olayları unutup kendinize azap çektirmiştiniz. Hatırladınız değil mi?
    Evet, bu dünya cennet değil, ama cehennem de değil. Evet, insanlar melek değiller ama şeytan da değiller. Herşeyin ya beyaz ya siyah olması da gerekmiyor zaten. Gri tonları da var, unutmayın. Demiyorum herşey güzel.
    Burası cennet olmadığına göre çirkin, üzücü şeyler olacak muhakkak. Ama güzel şeyleri görüp moralimizi yüksek tutalım ki daha güzellerini de bulabilelim. Ve biz, insan olduğumuza, melek olmadığımıza göre mutlaka hatalarımız, eksiklerimiz olacak. Ama en günahkâr insanların bile birçok faziletleri, yetenekleri vardır mutlaka. Onları da görmeye çalışmalıyız (gerek kendimizde, gerek başkalarında).
    Az gayret edin; zihninizle, nefsinizle bir tür mücahede öneriyorum.
    Aklınıza geldiği gibi değil, olması gerektiği gibi düşünmelisiniz. Aklınıza otomatik olarak gelen karamsar yorumları denetlemelisiniz. Eldeki veriler bu kadar karamsar olmayı destekliyor mu, yoksa bütünün küçük bir parçasına takılıp, sonra onu genelleyip yanlış sonuçlara mı varıyorum diye kendi kendinizi sorgulamalısınız.
    İsterseniz, (dindar bir insan olduğunuza göre) şu şekilde de uygulayabilirsiniz bunu: Acaba Peygamberimiz (asm) olsaydı nasıl düşünürdü?
    Böyle kara kara yorumlar yapıp moralini mi bozardı, yoksa olayların iyi yönlerini görüp şükür mü ederdi?
    Size bir ipucu olarak şu hadisi hatırlatmak isterim: Peygamberimiz (asm) bir gün Medine civarında ashabı ile gezerken, çöplükte kokmuş bir köpek leşine rastlarlar. Ashab, “ne kötü çürümüş, fena kokuyor...” vs. derken Peygamberimiz (asm) “dişlerine bakın, ne güzeldir” buyurmuş.
    Sonuç olarak derim: Yeise, depresyona düşmemek için sadece davranışlarımızı değil, düşüncelerimizi de sünnete uydurmamız lazım. İşte o zaman hayatın güzel yönlerini görüp lezzetli bir ömür geçirebiliriz.
    Yani, “huz ma safa, da’ ma keder”. (Keyif vereni al, keder vereni bırak)
    Dr.Yusuf Karaçay...


    Hur bajo,Kur bajo
    Ga mêşine...








    Kendini tevil et!...






  2. #2
    Müdakkik Üye Dürre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    968

    Standart

    Güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen, güzel rüyalar görür ,güzel rüyalar gören mutlu olur...bu aralar ne hikmetse her sözüm çalıntı... ama denenmiş ve doğrulupu isbatlamış bir söz... ee abim derde hiç doğru olmaz mı?... inşallah hep her daim bildiğimiz bu satırları hayatımıza yerleştirelim...uygulayalım..inanaın etrafta ne olusa olsun zorluk adına... garip ama mutlu olunabiliyor... rabbim ne olur her daim bunu bizlere hatırlat ve yaşamıyı nasip et...aminnnnn...
    hüznü hazan rabbim senden de razı olsun bu kadar güzel konuları hatırlattığın ve paylaştığın için...

    Seherlerde eser bâd-ı tecellî
    “Uyan ey gözlerim vakt-i seherde.
    “İnâyethah zidergâh-ı İlâhi
    “Seherdir ehl-i zenbin tevbegâhı,
    “Uyan ey kalbim vakt-i fecirde,
    “Bikün tevbe, bicu gufran, zidergâh-ı İlâhî.


  3. #3
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Allah razı olsun Hüznü Hazanım emeğine sağlık ama keşke şöyle bir özet geçseydin...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  4. #4
    Pürheves karçiçegi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    165

    Standart

    çok gzl bi paylaşim emegine saglik..

  5. #5
    Ehil Üye Piri Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.663

    Standart


    Evet,Evet,Evet... Güzel Gören güzel düşünür...
    Alın size bir Örnek daha...

    Genc bir cift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine tasinmislar. Sabah kahvalti yaparlarken, komsu dacamasirlari asiyormus. Kadinkocasina
    -' Bak, camasirlari yeterince temiz degil, camasir yikamayi bilmiyor, belki de dogru sabunu kullanmiyor.' demis. Kocasi ona bakmis, hicbir sey soylememis, kahvaltisina devam etmis.

    Kadin, komsusunun camasir astigini gordugu her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmis.

    Bir ay kadar sonra, bir sabah, komsusunun camasirlarinin tertemiz oldugunu goren kadin cok sasirmis'Bak' demis kocasina
    -' Camasir yikamayi ogrendi sonunda, merak ediyorum, kim ogretti acaba ?'
    -'Ben bu sabah biraz erken kalkip penceremizi sildim' diye cevap vermis kocasi.

    Hayat boyle degil midir ?

    Baskalarini izlerken gorduklerimiz, baktigimiz pencerenin ne kadar temiz olduguna baglidir. Birini elestirmeden ve hemen yargilamaya davranmadan oncezihin durumumuzabakmak ve 'iyi' olani gormeye hazir olup olmadigimizi farketmek guzel bir fikir olabilir ...










    ''Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın zâhirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır.” (Lem’alar, İkinci Lem’a)

  6. #6
    Ehil Üye İNSan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Mesajlar
    2.341

    Standart

    [quote=Asa-yı Musa;356736]

    Evet,Evet,Evet... Güzel Gören güzel düşünür...
    Alın size bir Örnek daha...

    Genc bir cift, yeni bir mahalledeki yeni evlerine tasinmislar. Sabah kahvalti yaparlarken, komsu dacamasirlari asiyormus. Kadinkocasina
    -' Bak, camasirlari yeterince temiz degil, camasir yikamayi bilmiyor, belki de dogru sabunu kullanmiyor.' demis. Kocasi ona bakmis, hicbir sey soylememis, kahvaltisina devam etmis.

    Kadin, komsusunun camasir astigini gordugu her sabah ayni yorumu yapmaya devam etmis.

    Bir ay kadar sonra, bir sabah, komsusunun camasirlarinin tertemiz oldugunu goren kadin cok sasirmis'Bak' demis kocasina
    -' Camasir yikamayi ogrendi sonunda, merak ediyorum, kim ogretti acaba ?'
    -'Ben bu sabah biraz erken kalkip penceremizi sildim' diye cevap vermis kocasi.

    Hayat boyle degil midir ?

    Baskalarini izlerken gorduklerimiz, baktigimiz pencerenin ne kadar temiz olduguna baglidir. Birini elestirmeden ve hemen yargilamaya davranmadan oncezihin durumumuzabakmak ve 'iyi' olani gormeye hazir olup olmadigimizi farketmek guzel bir fikir olabilir ...





    pencerenin camı kirliyse,dışarı çıkıp manzarayı parlatmanız boşunadır.......





  7. #7
    Dost bisrikenan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2009
    Mesajlar
    1

    Standart

    NUR_say'e


    pencerenin camı kirliyse,dışarı çıkıp manzarayı parlatmanız boşunadır.......




    elinize sağlık gerçekten güzel bir nükte(bu arada ilk mesajım + hüznü azan a da payalaşımı için teşekkürler)

    Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Peygamber ve onunla beraber mü’minler, “Allah’ın yardımı ne zaman?” diyecek kadar darlığa ve zorluğa uğramışlar ve sarsılmışlardı. İyi bilin ki Allah’ın yardımı pek yakındır.(bakara 124)


  8. #8
    Gayyur .:Alamet-i Farika:. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2009
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    64

    Standart

    Beşer sanki görmek istediğini görür ... Neyi nasıl görmek istediğimize karar vermeliyiz iç dünyamızda ... Bu da ancak ilim ile vizyon kazanır sanırım.

    Allah c.c. rızasını versin size ...

    Su-i Zan ederek isabet etmektense; Hüsn-ü Zan ederek yanılmayı tercih ederim.

    ..: M. F. GÜLEN :..



  9. #9
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    40
    Mesajlar
    854

    Question Siyaset, cemaat veya devrim

    TÜRKİYE’NİN SİYASET havası ne zaman hareketlense cemaatlerin içinde de bir hareketlenme görülür. Resmi otoriteler kabul etse de etmese de Türk siyasetinde cemaatlerin azımsanmayacak bir etkileri vardır. Geçmişte Demirel’i, Özal’ı hep cemaat destekleri ayakta tuttu. Bugün de cemaatlerin pek çoğunun AKP’ye destek verdiklerini devlet haricinde! herkes biliyor. Ne gariptir ki parti liderleri cemaatlerin oylarını kazanmak için seçim dönemlerinde pek çok stratejiler geliştirirlerken, iktidara geldiklerinde cemaatlerin tanınması için hiçbir şey yapmazlar. Sonuç olarak cemaatlerin belki yüz yıldır bu ülkede varlığını herkes bilir. Ancak bu gerçek resmen inkar edilir. Bu hal devletin çarpıklığını gösteren en güzel örneklerden biridir. Var, biliyoruz, ama üç maymunları oynayıp yokmuş gibi davranıyoruz.
    Benim burada asıl değinmek istediğim konu devletin cemaatler karşısında takındığı anormal tutum değil. O ayrı bir problem. Asıl burada cemaatlerin siyaset karşısında aldıkları tavra değinmek istiyorum.
    Tabii ki bu tavır gruplar arasında farklılıklar arz etmektedir. Ben, maalesef bazı cemaatlerin gereğinden çok fazla siyasetin içinde olduklarını düşünüyorum. Tamam, cemaatler ülkenin umumi meselelerinde, önemli konularında bir tavır gösterip, partileri daha iyiye yönlendirsinler. Ancak kendilerine inanmış insanları oy potansiyeli olarak görüp, parti liderleriyle pazarlıklar yapılmasını hiç de ahlaki bulmuyorum. Veya partilerin iç işlerine karışarak, mesela liderlik yarışında birilerine taraf olup, diğerlerini dışlamayı doğru bulmuyorum. Bu anlamda cemaatler kendi kendilerini tekrar gözden geçirmeliler.
    Cemaatler ne için vardır, hedefleri, amaçları, dünyevi mi, uhrevi midirler? Sanırım cemaatler siyasete battıkça siyasiler gibi düşünmeye ve siyasi davranmaya başlıyorlar.
    Bu yazının asıl gayesi ise, cemaatlerin veya üst düzey insanların kendi müntesiplerini belli bir parti doğrultusunda yönlendirmeleri problemidir. Geçmiş zamanlarda cemaatin gösterdiği partiye oy vermeyen veya sorgulayan insanların nasıl dışlandıklarını çok gördük.
    Sanırım cemaatler bu siyaset meselesini fazla abartıp dini bir emir haline dönüştürüyorlar. Bir ara bir arkadaşımız “Partilerin başındaki liderler bile sizin kadar bu partici değil, koltuğu kaybetsinler bak nasıl kaçıp gidiyorlar.” demişti de bir türlü inanamamıştım. Sonra Cumhurbaşkanı olan Demirel’i, Cindoruk’u, Çiller’i görünce hak verdim. Koltuğu kaybettikleri an nasıl da partilerinden uzaklaşıyor, hatta önceki söylemlerinin tam aksi tavır alabiliyorlardı. Bu işi fazla abarttığımızı, hatta siyaset ve siyasetçiler yüzünden birbirimizi çok kırdığımızı hatırladıkça, bu konunun tekrar gözden geçirilmesine olan inancım kuvvetleniyor. Üstad ısrarla siyaset sizi tefrikaya atmasın diyor. Biz de O’nu utandırırcasına siyaseti kardeşlerimize karşı kullanıyoruz. Pek çok cemaate göre kendi seçtikleri partiye oy vermek en kutsal görev. Aksini düşünen ve davrananlar düşmana yardım ediyorlar!
    İyi de cemaatler hep aynı partiye de oy vermiyorlar. Hatta Risale odaklı gruplar farklı farklı partilere oy verebiliyorlar. Ve hepsi de bu tercihlerini Risalelerden delillendiriyorlar. Bir kısmı Üstadın Risalelerde anlattığı prensiplere AKP’nin, bir kısmı DP’nin, bir kısmı ise ANAP’ın uygun olduğunu iddia ediyorlar. Hepsinin de kaynağı Risaleler. Ne acıdır ki bir partiye karar veren grup asla diğer partiyi destekleyen grubu dinlemiyor, hatta onları Risaleleri anlamamakla suçluyor.
    Aslında tüm bu iddialar bize tek bir şey anlatıyor: Bu konu Risalelere bakış açımıza, Risalleri yorumlamamıza, mahalli şartlara göre değişebilen, en azından tartışmalı bir konudur. Ben bilhassa Risale menşeli cemaatlerin böylesine değişken bir konuda, özellikle mahalli seçimlerde çok sınırlayıcı ve İslami bir nas gibi zorlayıcı bir karar almalarını hiçbir zaman doğru bulmadım. Mesela cemaatiniz ANAP/DP dedi. Oysa siz Diyarbakır’da oturuyorsunuz ve bu şehirde sadece DTP ve AKP’var. Ankara’da ise sadece Gökçek ve Karayalçın var. Diyarbakır’da AKP’ye, Ankara’da Gökçek’e verilmeyen her oy karşı tarafın hanesine yazılmayacak mı? Mahalli şartların ya o, ya bu noktasına getirdiği yerlerde oyları bölmenin bir vebali yok mudur? DTP’nin Diyarbakır’a ve belediyeyi kullanarak ülkeye verdiği zararı sanırım anlatmaya gerek yok.
    Bu yazının ana konusu şu veya bu partiye oy vermek değil. Zaten siz bu yazıyı okuduğunuzda seçimler bitmiş olacak. Sadece cemaatlerin siyaset karşısındaki tavırlarıdır. Üst paragrafta anlatılan çıkmazı şimdiye kadar hiç kimse Risaleler ile izah edemedi. Öyle olunca cemaat ileri gerekenleri karar alıp X partisi dedi. Ve bu karara sorgusuz sualsiz uyulması istendi. Aldığımız kararı Risalelerle delillendirme yerine kolayı seçtik, partimizi destekleyen ve diğerlerini karalayan günlük olaylardan bol miktarda kanıtlar, malzemeler bulduk. Bazen Demirel’i Nur’lu Demirel yaptık, bazen Özal’ı Fatih’e benzettik, bazen de Tayyip’i göklere çıkardık
    Bununla beraber yıllardır pek çok şehirde dillendirilen bu tenkitlerin bazı bölgelerde yansımasını bulmak güzel. Nitekim bazı bölgelerde heyetlerin, arkadaşlarımızın belediye başkanı seçimlerinde bağlayıcı kararlar almayıp, tercihi adaylara göre mahaldeki arkadaşlarımıza bırakmaları bana yeni bir dönemin nefesi gibi geldi.
    Sanki artık siyaseti o kadar abartmayan bir nesil geliyor. Siyaset için kavga etmeyi, kardeşiyle küsmeyi basitlik gören bir gençlik geliyor. Geçmişin sevabıyla da günahıyla da herkes ahrette karşılaşacak. Ama bugünün, siyaseti ve siyasi davranmayı kendi ulvi hizmetine karıştırmayan, alet etmeyen, sertliğe, rijitliğe pirim vermeyen anlayışını seviyorum. Üstadın siyasi meseleler sizi birbirinize düşürmesin vasiyetini bu gençliğin gerçekleştireceklerine inanıyorum.
    Bu yeni tavır pek çok arkadaşımız için siyasette bir ilk.
    Acaba bir devrim mi?
    Öze dönüş mü?
    Yoksa şartların geçici bir zorlaması mı?
    Bunu zaman gösterecek.
    Sanırım “ya yeni hal ya izmihlal” anlayışını durup tekrar düşünmeliyiz…



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  10. #10
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Güzel Oku!

    Güzel oku! Her zerrede coşkun birer mânâ var,

    Derd ehline bu mânâda canlar sunan edâ var.

    Vermek için parlaklığı, gamlı gönül evine,

    Bir bak hele, her cilâdan üstün olan cilâ var.

    Derin, güzel düşünce ile incelersen bunu sen,

    Zaiflemiş ruhlar için dağlar gibi gıdâ var.

    Hem dilersen, tükenmeyen sermaye-i serveti,

    Aç gözünü Nurlara bak, işte sana tûfan gibi gına var.

    Beni tanı, yürü kulum, yürü diye bizlere,

    Her nefeste şefkat ile Rabbimizden nidâ var.

    Duymuş isen bu nidâyı her zerrenin dilinden,

    Müjde olsun, artık sana Cennet denen safâ var!

    Uzaklara bakma! "Nurlara bak, yürü!" lem Onun âyinesi;

    Görmez misin, her yüzünde aynı renkte ziya var.

    Bir güneştir her zerrede cilve yapıp parlayan;

    Bilmez misin, sende dahi o edâdan edâ var.

    Eller açıp yürü bugün kana kana Risale-i Nurdan ışık al!

    Aşka uyan, nura kanan her zerrede rehâ var,

    Hüner değil; dostu, düşman; yârı, ağyâr eylemek;

    Yâdı biliş yapasın ki, ancak dostta vefa var.

    Hünerdir ki; yaprak, atlas; toprak, elmas olmalı!

    Çünki bir bak, ne yaprakta ne toprakta beka var.

    Kısa görüp denizleri damlalara çevirme;

    Hakikatta, her damlada gizli birer derya var.

    Damla iken aslın senin, dağı taşı aşarsın,

    Hem gökleri keşfedersin, sende ey Nur, böyle dehâ var.

    Bir noktayı bir cihan yap, o cihana hâkim ol,

    Zira senin bir noktanda, güneş kadar zekâ var!

    Her zerrenin kâbesidir kalbi, yine kendine,

    Dikkat eyle, herbirinde yine ancak Huda var.

    Sakın Feyzî!. Sen gözünü hak yüzünden ayırma,

    Hakkı gören gerçeklere, hakkı kadar atâ var.


    (Denizli Kahramanı Merhum)

    HASAN FEYZİ





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Güzel gören, güzel düşünür. Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.MEKTUBAT
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 27.02.14, 13:35
  2. Güzel Gören Güzel Düşünür
    By Ömer Said in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 17
    Son Mesaj: 16.12.12, 12:27
  3. "Güzer Gören, Güzel Düşünür."deki Güzel'den Kastedilen Nedir?
    By Sağ Yolun Yolcusu in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 26.01.08, 16:05
  4. SeyriNur | "Güzel Gören Güzel Düşünür..."
    By SaidAltuner in forum Tavsiye Edilen Siteler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 13.12.07, 21:24
  5. Hayata Bir de Bu Yönde Bakın.Güzel Gören...
    By insirah in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 28.06.07, 02:02

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0