Konu Kapatılmıştır
1. Sayfa - Toplam 3 Sayfa var 1 2 3 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 22

Konu: İnsan Nasıl Güzelleşir

  1. #1
    Müdakkik Üye vakti_nehar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    969

    Standart İnsan Nasıl Güzelleşir

    Simasına, hâl ve hareketlerine baktığımızda hayran kaldığımız, gıptayla seyrettiğimiz nezaket ve efendilik timsâli insanlar vardır. Bu sempatik insanlar gönüllerde taht kurmasını başarmış; sevilen, sayılan, başlar üstünde tutulan insanlardır.
    Hiç şüphesiz her güzel haslette olduğu gibi nezaket, efendilik, insaniyet ve erdemlilikte de Allah Resûlü (asm), herkesten öndeydi. İnsanlık adına ne varsa hepsi ondaydı. İnsaniyet-i kübra, yani en büyük insanlık onda gerçek kimliğini bulmuştu. En mükemmel, tek kelimeyle ideal insandı. Şefkat ve merhametiyle, yumuşak huyluluğuyla, hoşgörüsüyle, gönül alıcı söz ve davranışlarıyla gerçek bir sevgili olmuştu.
    Âlemlere rahmetti o. Her şeyiyle rahmetti; kendisi rahmetti, getirdiği kitap rahmetti, varlık için ne sunmuşsa hepsi rahmetti.
    Kur’ân, o rahmet Peygamberinin özelliklerine dikkat çekerken ümmetinin sıkıntıya uğramasının ona çok ağır geldiğini, ümmetine çok düşkün, çok şefkatli, çok merhametli olduğunu belirtir.1 Nezaketi ve yumuşak huyluluğuyla ilgili Kur’ân’da şöyle buyurulur: “Allah’tan bir rahmet eseridir ki, sen onlara yumuşak davrandın. Eğer sen huysuz ve katı kalpli birisi olsaydın muhakkak onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi.”2
    Son derece nazikti, kimseyi üzmez, kırıp incitmezdi Allah Resûlü (asm). Bu konuda öyle titizdi ki, “Allah’ım, ben bir insanım. Eğer kullarından birini üzüp incitmişsem, beni bu yüzden cezalandırma!”3 diye duâ ederdi.
    Kâinatın Efendisi (asm) aslâ yüzünü asmaz, ekşiltmez, hata ve kusurları yüze vurmaz, hoşlanmadığı birşey olursa yüz hatlarıyla belli ederdi. Birisinin hoş olmayan bir söz ve hareketini duyduğunda, “Bazılarına ne oluyor ki şöyle şöyle davranıyorlar. Bazıları şöyle şöyle yapıyorlarmış” diye isim vermeden genel olarak uyarır, o söz ve davranışın yanlışlığını dile getirirdi.
    İnsan nazik ve yumuşak huylu olmalıydı. Allah’ın şefkat ve yumuşak huylulukla davrandığını, yumuşak huylu olanları sevdiğini; 4 nezaket ve yumuşak huyluluğun hangi şeyde bulunursa bulunsun onu güzelleştirdiğini, bulunmadığında da çirkinleştirdiğini,5 yumuşak huyluluk ve nezaketten mahrum olan kimsenin bütün hayırlardan da mahrum kaldığını6 bildirirdi.
    Ruh, akıl, nefis ve hissiyâtlarına hitap ederek yetiştirdiği Sahabe adıyla andığımız talebeleri de nezaket, edep ve terbiye timsâlleriydi. Ebû Büreyde, Peygamberimizden (asm) yaşlı bir sahabiydi. Ona bir gün bir lâtife yapmak istedi, “Ey Ebû Büreyde! Sen mi büyüksün, ben mi büyüğüm?” diye sordu. Bir Peygambere karşı nasıl, “Ben büyüğüm” diye bir saygısızlık edebilirdi. “Küçüğüm” dese o da yalan olurdu. Şu nefis cevabı verdi: “Ya Resûlallah, siz benden büyüksünüz. Ben ise sizden yaşlıyım.”
    Edep ve nezaket timsâli olmak kadar önemli ne olabilir?

    Dipnotlar: 1- Tevbe Suresi: 128. 2- Âl-i İmran Sûresi: 159. 3- Müsned, 6: 180. 4- Buhârî, Edeb: 35; Müslim, Birr: 47. 5- Müslim, Birr: 78. 6- Müslim, Birr: 74-76.
    şaban dögen

    " Eğer şu fânî dünyada bekâ istiyorsan, bekâ fenâdan çıkıyor, nefs-i emmâre cihetiyle fenâ bul ki, bâkî olasın...."

    Anlam demek, Allah demektir.

    Sonuç, sevgi Allah demektir.

    "İnşallah" derse Yakaran...

    "İnşa" eder YARADAN.

    SaFLaRı eZeNi aSLaN SaNMA aSıL NeFSiNi eZeBiLeN aSLaNDıR
    MEVLANA


  2. #2
    Ehil Üye nur-35 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    izmir
    Mesajlar
    1.337

    Standart

    Ebû Büreyde, Peygamberimizden (asm) yaşlı bir sahabiydi. Ona bir gün bir lâtife yapmak istedi, “Ey Ebû Büreyde! Sen mi büyüksün, ben mi büyüğüm?” diye sordu. Bir Peygambere karşı nasıl, “Ben büyüğüm” diye bir saygısızlık edebilirdi. “Küçüğüm” dese o da yalan olurdu. Şu nefis cevabı verdi: “Ya Resûlallah, siz benden büyüksünüz. Ben ise sizden yaşlıyım.”
    Edep ve nezaket timsâli olmak kadar önemli ne olabilir?

    çok güzel bir paylaşım teşekkürler.... Rabb'im peygamberimizi (asm) örnek alabilmeyi nasip etsin inş
    İMAN TEVHİDİ TEVHİD TESLİMİ
    TESLİM TEVEKKÜLÜ
    TEVEKKÜL SAADET-İ DAREYNİ İKTİZA EDER (SÖZLER)

    ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR


  3. #3
    Müdakkik Üye vakti_nehar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    969

    Standart

    ecmaın olsun cankardesım saban abıyı cok sevıyorum bır abım olsa bu kadar yakın hıssederdım sanırım ALLAH cc ondan ebedı razı olsun .......

    " Eğer şu fânî dünyada bekâ istiyorsan, bekâ fenâdan çıkıyor, nefs-i emmâre cihetiyle fenâ bul ki, bâkî olasın...."

    Anlam demek, Allah demektir.

    Sonuç, sevgi Allah demektir.

    "İnşallah" derse Yakaran...

    "İnşa" eder YARADAN.

    SaFLaRı eZeNi aSLaN SaNMA aSıL NeFSiNi eZeBiLeN aSLaNDıR
    MEVLANA


  4. #4
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Şaban DÖĞEN
    Kâinatta tembelliğe yer yok




    Atomdan koca koca kürelere kadar başımızı kaldırıp baktığımızda hummalı bir faaliyet ve hareket görürüz. Bunlar nice gerçekleri anlatır bizlere.
    “Sa’y, asıl esastır”1 diyen Bediüzzaman, kâinatta bulunan bu bıkma bilmez faaliyetin, kâinattaki cins ve türlerin “sessizce bir konuşması ve konuşturması,” bu faaliyetten doğan hareket ve yok oluşların da bir “tekellümâtı tesbihiye”2 olduğunu söyler.
    Demek kâinat sessizce konuşuyor ve bu konuşmalarıyla yaratıcılarını tenzih ve tesbih ediyor, Onun bütün kemal sıfatlarıyla muttasıf olduğunu ilân ediyorlar.
    Tembelliğe yer yoktur kâinatta. Sükûn, sükûnet, monotonluk, durgunluk ve tembelliğin yokluk ve bütün bütün zarar olduğunu; hareket, faaliyet yenilik ve değişimin ise varlık ve hayır olduğunu belirten Bediüzzaman, bunu şöyle dile getirir: “Sükûn ve sükûnet, atalet, yeknesaklık, tevakkuf; bir nev'î ademdir, zarardır. Hareket ve tebeddül; vücuttur, hayırdır.”3
    Bu dünya çalışma ve hizmet yeri, ahiret de ücret diyarıdır. Burada dünya ve ahiret için çalışılacak, muaccel ücretler burada, müeccel ücretler de ahirette verilecektir. Onun için mükâfatı, ücreti, sonucu dünyada aramak kadar yanlış birşey olamaz. Bu dünya mükâfat ve istirahat yeri değildir ki insan çalışmasın, kendini tembelliğe atsın.
    Öyleyse insan, özellikle Müslüman tembelliğe; bütün bütün işler bitmiş, ücret, ödül alınmış gibi istirahata da yer vermemelidir hayatında. Tembellik, rahatlık arzusu aynı zamanda yokluk demektir. Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “Yeknesak istirahat döşeğindeki hayat, hayr-ı mahz olan vücuttan ziyade, şerr-i mahz olan ademe yakındır ve ona gider.”4
    Bu ve buna benzer sakıncaları sebebiyle Allah Resûlünün (asm), “Allah’ım, âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, düşkün ihtiyarlıktan sana sığınırım”5 duâsında tembellikten de sakınmaya yer vermesi ne kadar yerinde. Tembelliğe kâinatta en küçük bir yer dahi yokken nasıl olur da biz kendimizi tembelliğe atabiliriz?

    Dipnotlar:

    1- Sözler, s. 685.
    2- Mektubat, s. 58.
    3- A.g.e., s. 49.
    4- Lem’alar, s. 16. 5- Buharî, Daavat: 38; Müslim, Zikir: 15.

    23.02.2009

    E-Posta: sdogen99@ttnet.net.tr



  5. #5
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Şaban DÖĞEN
    “Rahat zahmette, zahmet rahattadır”




    Allah’ın iki türlü âyeti vardır. Biri kâinat kitabının âyetleri, diğeri de Kur’ân âyetleri. Birincisine tekvinî, ikincisine de teşriî âyetler denir. Birincisi irade sıfatının, diğeri de kelâm sıfatının neticesidir.
    Allah en küçük yaratıklardan en büyüklerine varıncaya kadar kâinattaki herşeye yoğun bir gayret ve faaliyet vermiştir ki hedeflerine kolayca ulaşabilsinler.
    İşte bu tekvinî emri, teşriî emir teyid eder, insanoğluna çalışma emredilir, çalışmanın esas olduğuna dikkat çekilerek şöyle buyurulur: “İnsan için çalışmaktan başka birşey yoktur. Yaptıklarının karşılığını muhakkak görecektir.”1
    Çalışma ve hizmet yeri olan, hiçbir yaratığın boş durmadığı, tembelliğe kaçmadığı bir dünyada yeryüzünün halifesi olan insanın çalışmaması söz konusu değil. Nasıl kendini tembelliğe atabilir? Diğer mahlukata göre daha çok çalışacakken herşey bitmiş gibi nasıl rahata meyledip keyfe düşebilir?
    Aslına bakılırsa rahatlık meyli, istirahata çekilme arzusu bir insanı sarmayadursun daha yaşarken felâketin eşiğinde bulur kendini. Çünkü, Bediüzzaman’ın ifadesiyle, rahatlık meyli “Umum meşakkatin anası ve umum rezaletin yuvası”dır.2
    Sonra dünyada, “En bedbaht, en muzdarip, en sıkıntılı işsiz adamdır. Zira, atalet, âdemin biraderzâdesidir [yokluğun küçük kardeşidir]; sa’y, vücudun hayatı ve hayatın yakazasıdır.”3
    Onun içindir ki, “Rahatlık içinde boş olan insan, ömründen şikâyet eder. Çalışıp iş yapan kimse ise hâline şükreder” küllî bir düstur hâline gelmiştir. Bu sırdan dolayı da, “Rahat zahmette, zahmet rahattadır” sözü atasözü gibi kullanılır olmuştur.4
    Çalışmayı değil, tembelliği şiar edinen insanlara Mehmet Akif de çok yerinde olarak çatmış:
    “Yer çalışsın, gök çalışsın sen utanmazsan otur!
    Bunların hakkında bir bahanen var mı? Dur.…
    Ey, bütün dünya ayaktayken; yatan!
    Leş misin, davranmıyorsun. Bari Allah’tan utan.”

    Dipnotlar:
    1- Necm Suresi: 39-40.
    2- Münazarat, s. 138.
    3- Hutbe-i Şâmiye, s. 138. 4- Lem’alar, s. 128.

    24.02.2009

    E-Posta: sdogen99@ttnet.net.tr



  6. #6
    Vefakar Üye ahsen-i takvim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    501

    Standart

    insan ancak imanla güzelleşir ...........
    EN GÜR SADA İSLAM'IN OLACAKTIR

    ŞU ZAMANDA MÜHİM VAZİFE,İMANA HİZMETTİR. İMAN, SAADET-İ EBEDİYENİN ANAHTARIDIR.

  7. #7
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart

    ALLAH razı olsun çok güzeldi...

  8. #8
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Şaban DÖĞEN
    Allah’ın himayesi altına girmek




    Allah’ın himayesi altına girmek kadar daha önemli ne olabilir hayatta? Arkasında dayısı olan, yani güçlü birine dayayan insanın sırtı yere gelmez, denilir.
    Peki, ya bir kimse on sekiz bin âlemin Rabbine sırtını dayarsa onu kim yıkabilir?
    İşte bu himayeye girmenin yollarından bir kısmı:
    Peygamberimiz (asm) sabah ve akşam, “Bismilâhillezi lâ yedurru maasmihî şey’ün fil’ardı velâ fissemâi ve Hüve’s-Semî’ul-Alîm” (İsmiyle birlikte bulundukça yerde ve gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla (sabaha erdim / akşamladım). O herşeyi işiten ve bilendir” duâsını okuyan kimseye hiç birşeyin zarar vermeyeceğini bildirmektedir.1
    Yine Resûl-i Ekrem (asm), “Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve Hüve alâ külli şey’in kadîr” (Allah’tan başka hiçbir ilâh yoktur. Tektir; eşi ve benzeri yoktur. Mülk bütünüyle Onundur. Hamd de Ona mahsustur. O herşeye hakkıyla kadirdir) duâsı günde yüz defa okunduğunda bu zikrin akşama kadar şeytanın hilelerine karşı koruyucu bir kalkan olacağını müjdelemektedir.2
    Peygamberimizin (asm) bin bir ismiyle Cenâb-ı Hakk’a yaptığı harika Cevşenü’l-Kebir duası da sihir dahil nice belâ ve musibetlere karşı büyük bir koruyucudur. Yazar Arif Arslan bir medyumla görüştüğünde arkadaşları ısrarla kendisine baktırmasını isterler. Medyum tasla bir su getirip bakar. Cinlerini çağırır, büyü yapılıp yapılmadığını sorar. Birkaç defa suya, sonra da Arif Beye bakar ve “Ne ile korunuyorsun?” diye sormaktan kendini alamaz. Arif Arslan “Nasıl yani?” diye karşılık verince, merakla, “Hergün ne okuyorsun?” diye sorar. “Ne oldu ki?” der Arif Bey. O da, “Size pek çok kere büyü yapılmış, ama tutturamamışlar. Eğer bunları özel bir duâ ile korunmayan, normal bir insana yapmış olsalardı, şimdiye kadar ölürdü” der. O da hergün mutlaka Cevşenü’l-Kebir duâsını okuduğunu ve namazlardan sonra da sünnete uygun dua ve tesbihatları yaptığını belirtir.3
    Demek okuduğumuz sure ve duâlar her türlü kötülük ve musibete karşı birer kalkan oluyor.

    Dipnotlar:
    1- İbni Mace, Dua: 14.
    2- Buharî, Daavat: 64; Müslim, Zikr: 10. 3- Arif Arslan, Büyü, Fal, Kehanet, s. 41-42.

    05.03.2009

    E-Posta: sdogen99@ttnet.net.tr


  9. #9
    Müdakkik Üye ErekNUR - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Van-Horhor
    Yaş
    40
    Mesajlar
    854

    Standart

    Simasına, hâl ve hareketlerine baktığımızda hayran kaldığımız, gıptayla seyrettiğimiz nezaket ve efendilik timsâli insanlar vardır. Bu sempatik insanlar gönüllerde taht kurmasını başarmış; sevilen, sayılan, başlar üstünde tutulan insanlardır.
    Hiç şüphesiz her güzel haslette olduğu gibi nezaket, efendilik, insaniyet ve erdemlilikte de Allah Resûlü (asm), herkesten öndeydi. İnsanlık adına ne varsa hepsi ondaydı. İnsaniyet-i kübra, yani en büyük insanlık onda gerçek kimliğini bulmuştu. En mükemmel, tek kelimeyle ideal insandı. Şefkat ve merhametiyle, yumuşak huyluluğuyla, hoşgörüsüyle, gönül alıcı söz ve davranışlarıyla gerçek bir sevgili olmuştu.

    Âlemlere rahmetti o. Her şeyiyle rahmetti; kendisi rahmetti, getirdiği kitap rahmetti, varlık için ne sunmuşsa hepsi rahmetti.
    Mükemmel yazı Allah RAZI OLSUN



    Risale-i Nur bir derece muvaffak oluyorsa,
    bunun sırrı işte budur. Said yoktur.
    Said’in kudret ve ehliyeti de yoktur.
    Konuşan yalnız hakikattir,
    hakikat-i imaniyedir
    çünkü DAVAM DEVAM iledir
    vanasyanur


  10. #10
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Şaban DÖĞEN
    Allah’ın inayet ve himayesini hissetmek




    Birgün Hz. Ebû Bekir (ra) Allah Resûlüne (asm) sormuş: “Ya Resûlallah, sabah ve akşam okuyabileceğim bir duâ ve tesbih öğretir misiniz?”
    Allah Resûlü de (asm), “Şöyle de!” buyurarak şu meâldeki duâyı tavsiye etmiştir: “Ey gaybı ve şehadeti bilen Allah’ım! Ey gökleri ve yeri yaratan! Ey her şeyin Rabbi ve Sultanı! Ben şehadet ederim ki Senden başka ilâh yoktur. Nefsimin şerrinden Sana sığınırım. Şeytanın ve ortaklarının şerrinden Sana sığınırım.”
    Bu duâ o kadar önemliydi ki Allah Resûlü (asm), Hz. Ebû Bekir’e sabaha ve akşama eriştiğinde ve yatağına girdiğinde bu duâyı okumasını öğütlemişti.1
    Başka bir zaman da Allah Resûlü (asm) Sahabîlerine sabaha ve akşama eriştiğinde kişi “Radîtü billâ Rabben ve bi’l-İslâmi dinen ve bi Muhammedin nebiyyen” (Rab olarak Allah’a, din olarak İslâma, peygamber olarak da Hz. Muhammed’e razı oldum) derse, Kıyamet gününde Allah’ın o kulunu razı etmeyi Kendine bir vazife bildiğini belirtir.2
    Resûl-i Ekrem’in (asm) sabah ve akşam yapılmasını tavsiye ettiği duâlardan birisi de şu meâlde: “[Sabahleyin] Allah’ım, Senin lütuf ve kereminle sabaha erdik. [Akşamleyin] Senin lütuf ve kereminle akşama ulaştık. Senin verdiğin hayatla yaşarız. Senin iradenle ölürüz. Dönüş de ancak Sanadır.”3
    Sabah ve akşam Kâinatın Efendisinin (asm) şöyle bir duâ yaptığını da biliyoruz: “Allah’ım, ben Senden dünyada ve ahirette af ve âfiyet diliyorum. Allah’ım, dinim, dünyam, aile efradım ve malım hakkında Senden af ve âfiyet dilerim. Allah’ım, ayıplarımı ört, altından kalkamayacağım belâlardan beni emin kıl. Önümden, arkamdan, sağımdan, solumdan, tepemden gelecek belâlardan da koru! Alt tarafımdan gelecek belâlardan da Sana sığınıyorum.”4
    Allah Resûlü (asm): “Kim sabahleyin evden çıkarken, ‘Bismillâhi tevekkeltü alellah velâ havle velâ kuvvete illâ billâh’ (Allah’ın ismiyle yola çıkıyorum. O'na güvenip dayandım. Hayırlı işlerde muvaffakiyet ve günahlardan kaçınabilme ancak O'nun verdiği güç ve kuvvet sayesindedir) derse, ‘Sana doğru yol gösterildi, ihtiyaçların karşılandı, her türlü belâ ve felâketten korundun’ denilir ve şeytan da ondan uzaklaşır.”5
    Bu tür duâlara ne kadar muhtacız.

    Dipnotlar:
    1- Tirmizî, Daavat: 14.
    2- İbni Mace, Duâ: 14.
    3- A.g.e.
    4- A.g.e..
    5- Riyazü’s-Salihîn, 1:119 (Ebû Davud, Tirmizî ve Neseî’den).

    06.03.2009

    E-Posta: sdogen99@ttnet.net.tr



Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. İnsan Kendini Nasıl Keşfeder ?
    By DENİS in forum Beyin Fırtınaları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 06.09.12, 21:45
  2. İnsan Nasıl Nefsine Zulmeder
    By bEtüL in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 24.11.09, 21:06
  3. Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 04.02.09, 21:15
  4. Mehmed Kırkıncı'dan İnsan Nasıl Aldanır?
    By lasiyyema in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 19.02.08, 09:39
  5. İnsan Tabiat Bataklığına Nasıl Düşer?
    By gulsah in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 63
    Son Mesaj: 14.03.07, 17:48

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0