Ellerimiz... Utandı dualara bile kalkmaya
Zalimin tepesine inmesi gereken ellerimiz...
Kapandı gözlerimiz sevgiye.
Kapandı, iki damla yaş için bile halimize, kendimize
Omuzlarımız...
Etten örülmüş,birbirine kenetlenmiş duvar gibi olmasi gereken omuzlarımız.
Uzaklaştı birbirinden, namazda bile...
Ayaklarımız..
Ayaklarımız sürünür oldu, küçücük bir iyiliğe,
Cihada çağrıldığında, bir an bile tereddüt etmeyen ayaklarımız.
Duymaz oldu kulaklarımız,selam vermeye çekinen ağızlardan fısıltıyla çıkan ALLAH'ın selamını;
Onu bile esirger olduk kardeşimizden,
Ve yüzlerimiz...
Param parça olan kalplerimiz gibi hala şuursuzca secdelere kapanan yüzlerimiz.
Dudaklarımız...
Dualarda titreyen ve her zaman hayır sözler söyleyen dudaklarımız vardı,
Öper oldu Ebu Leheb'lerin kuruyası ellerini
Dualarımız vardi içten,yürekten, Zalimlerden merhamet dilenir oldu
Dualarımız...
Sadece ALLAH'tan rahmet bekleyen...
Boyunlarımız eğildi insanlar önünde ALLAH'a eğilmeyen
Ve bunca isyanımız üzerinde,
bir tek umudumuz kalsin Rabbimiz'den...

Affetsin Bizleri, bağışlasin...
Ve yeniden, yeniden güç versin MÜSLÜMANCA yaşamak için...


SELAM VE DUA İLE...