+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Dünyaya Küsmek Ne Demektir?

  1. #1
    Ehil Üye havf_reca - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    1.322

    Standart Dünyaya Küsmek Ne Demektir?





    Eskiler, "bir lokma, bir hırka" demişler, adeta fakirliği yüceltmişler; sanki dünyayı terk etmişler. Bunların aslı esası nedir?

    Allah, insan için gerekli olan her şeyi yaratmış, ondan sonra Âdem aleyhisselamı dünya sarayına göndermiş. Demek ki her şey insan için...
    Aradan asırlar geçmiş, insanların anlayışı değişmiş. Böylece gayrimüslimler, Allah'ın nimetlerinden daha fazla faydalanırken, Müslümanlar bu hususta geri kalmış.
    İslamiyet'te fakirlik övülmemiştir. Tam tersine bir hadis-i şerifte, mealen buyruluyor ki: "Fakirlik neredeyse küfre denk oluyordu."
    Peygamberimizin ve sahabenin hayatından anladığımıza göre, Müslümanlar para kazanacak, fakat zengin olmayacak. Yani Müslüman, bencillikten kurtularak, akrabalarına, komşularına, milletine yardımcı olmaya çalışmalıdır.
    Peygamberimiz çok zengindi. Nasıl zengindi? İstese, Uhud Dağı altın olurdu. Amma o istemedi.
    Sevad-ı azama ittiba etmek lazım. Sevad-ı azam, insanların ekserisidir. Çoğu insan açken, lezzet peşinde koşmak bana göre yanlıştır. Baklava yiyelim, döner yiyelim, pirzola yiyelim... Böyle olmaz. Bir arkadaş her gün köfte, pirzola yerdi. Ona dedim ki, "Sence herkes her gün pirzola yiyebiliyor mu?" "Hayır." dedi. "O zaman sen de yeme." dedim. "Ne niyeyim?" dedi, "peynir, zeytin, ekmek" dedim.
    Bir Müslüman'ın işi, ticareti İslam'a uygunsa bu ehl-i dünya değil, ehl-i diyanettir. Namaz kılan müminin yaptığı helal işlerin bütünü ibadettir.
    Burada önemli olan husus şudur; Müslüman para, mevki kazanacağım diye dinini öğrenmeyi, ibadetlerini ihmal etmemeli. Hırs ile kaymamalı; yaptığı iş ona Allah'ı unutturmamalı.
    Dünya sebepler âlemidir; çalışan kazanır, Müslüman olup olmamak fark etmez.
    Dünya hayatı denince aklımıza haram-helal ayırmadan yaşamak gelir. Ahiret hayatı denince de haramlardan kaçmak, helalleri gücü yettiği kadar yaşamak gelir. Ahiretteki ebedi saadet, dünyada temin edildiğinden iki âlem bütünleşir.
    Allah dünyayı hiç kimseye cehennem etmez. Dünyayı cehennem eden, tembellik, cehalet, beceriksizlik, zevke ve menfaate düşkünlüktür.
    Bunun için "dünyaya küsmeyi" haramlardan uzaklaşmak şeklinde ele alıyoruz.
    "Bir kısım veliler veya ileri derecede hassas Müslümanlar, helallerin de çoğunu terk etmişlerdir." diyorlar.
    Allah'ı daha çok hatırlamak, O'nun hâkimiyetini her an hissetmek ve gaflete düşmemek için böyle bir şeyi tercih edebilirler. Çünkü insan için düşüşün de yükselişin de sınırı yoktur. Zengin olan, rahat bir hayat yaşayan Müslümanların düşmanla mücadele kabiliyeti kalmaz, düşman galip gelir. O zaman, her şey düşmanın insafına kalır ki, onda da insaf yoktur. İnsan dünyaya İslam'ı yaşamak için gelmiştir. İslamiyet ise dünyayı ve ahireti cennet eder. Bu sırrı kaçıran Müslüman, ebedi hüsrana düşer.
    NEYE YAKLAŞSAM SONU UZAKLIK VE KIRGINLIK; ANLA Kİ YOK ALLAH'TAN BAŞKASIYLA YAKINLIK...N.F.K

  2. #2
    Vefakar Üye karam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    394

    Standart

    valla dünyaya küsmenin anlatılan şekli olursa ne mutlu dünyadan küsen o insana... amma velakin gerçekler ve yaşananlar çok farklı zira dünyaya küsmek genelde bunalıp yaşananlardan herşeye rest çekmek oluyor...bu dünyaya küstürdüğü gibi ahiretide ziyan ediyor... allah muhafaza...

  3. #3
    Dost Leyli_Efruz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    41

    Standart

    Allah razı olsun Güzel bi paylaşımdı Nefsim adıma çok şey çıkardım...Kendi iç dünyamın muhasebesini yaptım...Teffekkür

    Hubayb (r.a) gibi yürek ve sadakat isteyen bir genç.


  4. #4
    Ehil Üye Barla - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    May 2007
    Mesajlar
    1.108

    Standart

    Şimdi, dünyayı tahkir edenler dört sınıftır.
    Birincisi, ehl-i mârifettir ki, Cenâb-ı Hakkın mârifetine ve muhabbet ve ibâdetine sed çektiği için tahkir eder.
    İkincisi, ehl-i âhirettir ki; ya dünyanın zarûrî işleri onları amel-i uhrevîden men ettiği için, veyahut şuhud derecesinde İmân ile Cennetin kemâlât ve mehâsinine nisbeten dünyayı çirkin görür. Evet, Hazret-i Yûsuf Aleyhisselâma güzel bir adam nispet edilse, yine çirkin göründüğü gibi; dünyanın ne kadar kıymettar mehâsini varsa, Cennetin mehâsinine nispet edilse, hiç hükmündedir.
    Üçüncüsü, dünyayı tahkir eder; çünkü, eline geçmez. Şu tahkir, dünyanın nefretinden gelmiyor, muhabbetinden ileri geliyor.
    Dördüncüsü, dünyayı tahkir eder; zîrâ, dünya eline geçiyor, fakat durmuyor, gidiyor. O da kızıyor. Teselli bulmak için tahkir eder, "Pistir" der. Şu tahkir ise, o da dünyanın muhabbetinden ileri geliyor. Halbuki, makbul tahkir odur ki, hubb-u âhiretten ve Mârifetullâhın muhabbetinden ileri gelir.
    Demek, makbul tahkir, evvelki iki kısımdır. Cenâb-ı Hak, bizi onlardan yapsın.

    BİHÜRMETİ SEYYİD-İL MÜRSELİN
    Nurlarla alâkadar olduğum zamanlarda, dünyevî bütün lezzetlerin fevkinde büyük bir zevk ve havâssımda azîm bir şevk hissediyorum...

  5. #5
    Vefakar Üye karam - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    394

    Standart

    Alıntı Barla Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Şimdi, dünyayı tahkir edenler dört sınıftır.
    Birincisi, ehl-i mârifettir ki, Cenâb-ı Hakkın mârifetine ve muhabbet ve ibâdetine sed çektiği için tahkir eder.
    İkincisi, ehl-i âhirettir ki; ya dünyanın zarûrî işleri onları amel-i uhrevîden men ettiği için, veyahut şuhud derecesinde İmân ile Cennetin kemâlât ve mehâsinine nisbeten dünyayı çirkin görür. Evet, Hazret-i Yûsuf Aleyhisselâma güzel bir adam nispet edilse, yine çirkin göründüğü gibi; dünyanın ne kadar kıymettar mehâsini varsa, Cennetin mehâsinine nispet edilse, hiç hükmündedir.
    Üçüncüsü, dünyayı tahkir eder; çünkü, eline geçmez. Şu tahkir, dünyanın nefretinden gelmiyor, muhabbetinden ileri geliyor.
    Dördüncüsü, dünyayı tahkir eder; zîrâ, dünya eline geçiyor, fakat durmuyor, gidiyor. O da kızıyor. Teselli bulmak için tahkir eder, "Pistir" der. Şu tahkir ise, o da dünyanın muhabbetinden ileri geliyor. Halbuki, makbul tahkir odur ki, hubb-u âhiretten ve Mârifetullâhın muhabbetinden ileri gelir.
    Demek, makbul tahkir, evvelki iki kısımdır. Cenâb-ı Hak, bizi onlardan yapsın.
    BİHÜRMETİ SEYYİD-İL MÜRSELİN
    tatminkar... eyvallah

  6. #6
    Gayyur incizab - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Yaş
    40
    Mesajlar
    69

    Standart

    güzel bir paylaşım teşk.ederim...
    Evet, kırık bir tahta parçası üzerindeki fakir ve kalbi kırık bir mâsumun duası hürmetine, denizin fırtınası, şiddeti, hiddeti inmeye başlar. Demek dualara cevap veren Zat, bütün mahlûkata hâkimdir. Öyleyse, bütün mahlûkata dahi Hâlıktır.

    (mesnevi-ı Nuriye)


+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Dünyaya Ehemmiyet Verme!
    By Şahide in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 22.11.09, 03:56
  2. Beni Dünyaya Çağırma!
    By BiKeS_ in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 04.08.09, 12:45
  3. Dünyaya Veda
    By __tİryakİ in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 14.12.08, 10:48
  4. Dünyaya Niçin Geldik?
    By Hüsn-ü Sermedi in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 26.04.08, 01:35
  5. Dünyaya Aşk ve Alaka Pek Manasızdır
    By elff in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 30.12.06, 13:01

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0