+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Tesadüf mü Tevafuk mu?

  1. #1
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart Tesadüf mü Tevafuk mu?

    Tesadüf mü Tevafuk mu?


    Kâinat, Allah'ın kudret kalemiyle yazdığı muhteşem bir kitaptır. Bu kitap, baştan sona hikmetlerle doludur. Hiçbir yerinde bir abes, bir fazlalık söz konusu değildir. Kur'an'ın bildirdiği gibi "Çevir gözünü, bir bak! Herhangi bir kusur bulabilir misin? Sonra bir daha, bir daha çevir. Gözün yorgun ve mahrum olarak sana geri dönecektir " (Mülk, 3-4) Bu gerçeğin en güzel bir misali, insan vücududur. İnsan vücudunda, görevi olmayan hiç bir uzuv yoktur. Sadece karaciğer, dört yüzden fazla görevi başarıyla yürütmektedir.

    Kâinatta meydana gelen olaylar, tamamen Allah'ın kudreti ve tasarrufu iledir. Mesela, biz yağmurun yağdığını görürüz. Gerçekte ise, yağmur yağdırılır. Rüzgarlar rastgele değil, Allah'ın emrine göre eserler. Hiçbir olayda tesadüf yoktur. "Tesadüf, ancak cehlimizi örten bir perdedir." (Sözler, s. 632) Bizim tesadüf olarak gördüklerimiz, hakîkatta Allah'ın tasarrufudur. (Yazır, IV, 2802) Mesela, siz evinizde otururken, birden içinize dışarıya çıkıp dolaşma hissi doğsa ve çıktığınızda sokakta, yıllardır görmediğiniz bir dostunuzla karşılaşsanız, bu bir tesadüf, bir rastlantı değil; tevafuktur, ilâhî bir tasarruftur.

    Bediüzzaman'ın şu tesbiti son derece dikkat çekicidir: "Çok âdî (sıradan) perdeler içinde mühim işaretler verilir, ehli anlar." (Barla Lahikası, s. 313) Trafik işaretlerinden haberi olmayan birisi, polisin el-kol hareketlerine bir anlam veremez. Yoldaki işaretleri sadece seyreder. Fakat bilen birisi, o hareketlerden ve işaretlerden, sözlü birer ifade gibi mana çıkarır, istifade eder.

    Üstadımızdan tesadüfle ilgili bir ders:
    "Mesela, benim avucumda nohut, leblebi, üzüm, buğday gibi maddeler bulunsa, ben onları yere atsam, üzüm üzüme, leblebi leblebiye karşı sıralansa hiç şüphe kalır mı ki, elimden çıktıktan sonra, gaybî bir el müdahale edip sıralamasın. İşte, hurufat ve kelimat (harfler ve kelimeler) o maddelerdir, ağzımız o avuçtur. (Barla Lahikası, s. 65)

    Bu tarz tevafuklar, her şeyde bir kasıt ve iradenin cilvesi bulunduğunu, tesadüf olmadığını gösterir... "Hiçbir şey daire-i ilim ve kudretinden hariç olmadığı gibi, daire-i irade ve meşietinden dahi hariç değildir." (Kastamonu Lahikası, s. 65)

    Bediüzzaman bazı tefe'üllerini şöyle anlatır:
    "Bundan otuz sene evvel (I. Dünya Savaşı sonrası)eski Saîd'in gafil kafasına müthiş tokatlar indi. "Elmevtü hak" (ölüm haktır) kaziyyesini düşündü, kendini bataklık çamurunda gördü. Meded istedi, bir yol aradı, bir halaskar taharri etti. Gördü ki, yollar muhtelif, tereddüdde kaldı. Gavs-ı Azam olan Şeyh Geylani'nin (R.A), Fütûhu'l-Gayb namındaki kitabıyla tefe'ül etti. Tef'eülde şu çıktı: "Sen Dâr u'l-Hikmette iken, kalbini tedavî edecek bir doktor ara ."

    Acibtir ki, o vakit ben Dâru'l-Hikmeti'l-İslâmiye azası idim. Güya, ehl-i İslâm'ın yaralarını tedaviye çalışan bir hekim idim. Halbuki en ziyade hasta ben idim. Hasta evvela kendine bakmalı, sonra hastalara bakabilir. Sonra, İmam-ı Rabbanî'nin Mektubat kitabını gördüm. Elime aldım. Halis bir tefe'ül ederek açtım. Acaibtendir ki, bütün Mektubat'ında yalnız iki yerde "Bediüzzaman" lafzı var. O iki mektub, bana birden açıldı. Pederimin ismi Mirza olduğundan, o mektubların başında "Mirza Bediüzzaman'a mektub" diye yazılı olarak gördüm. "Fesübhanallah, dedim, bu bana hitab ediyor." İmam, o mektublarında tavsiye ettiği gibi, çok mektublarında musırrane şunu tavsiye ediyor: "Tevhid-i kıble et!" Yani, birini üstad tut, arkasından git, başkasıyla meşgul olma!

    (...)Cenab-ı Hakk'ın rahmetiyle kalbime geldi ki: Bu muhtelif turukların başı ve bu cetvellerin menbaı ve şu seyyaralerin güneşi, Kur'an-ı Hakîm'dir. Hakîkî tevhîd-i kıble bunda olur. Öyle ise, en âlâ mürşid de, en mukaddes üstad da odur." (Mektubat, s. 355-356)

    Görüldüğü gibi Bediüzzaman, Abdulkadir-i Geylanî ve İmam-ı Rabbanî'nin kitaplarıyla yaptığı tefe'ülde, haline uygun bir ders almış, hayatının akışına bir yön vermiştir.

    Bediüzzaman'ın ilk talebelerinden Sıddık Sabri'nin ayağında Bediüzzaman'da olduğu iki parmak bitişiktir. Bediüzzaman, bu talebesine gönderdiği bir mektubunda şöyle der: “Senin cisminde (ayağında) kardeşliğimin sikkesini gördüğüm zaman, bir hiss-i kable'l-vuku (önsezi) ile kalbime geldi: Bu zat, mühim bir vakitte bana çok ehemmiyetli bir kardeşlik edecek. Ve muvaffak oldun, yaptın.” (Kastamonu Lahikası, s. 30)

    İnanç ve itikad bakımından Allahın ilmini, iradesini ve kudretini reddeden materyalistlerin saplandığı tesadüf kelimesi tamamen inkara ve küfre götürdüğünden üstadımız bu konu üzerinde şiddetle durup ikaz ediyor. Fakat miraç risalesinde olduğu gibi “gözüne ve kulağına tesadüf eden” ve buna mümasil ifadeler aynı manaya gelmez.

    Buradaki tesadüf, Resulüllah (S.A.V) miraç merdiveniyle alemi gezerken kendi iradesinin dışında kendisinin kontrolü olmadan gözünün gördüğü kulağının işittiği kevni delil ve burhanlar için kullanılmıştır
    “Ben de kader-i İlahînin sevkiyle pek acib bir yola girmiştim. Ve pek çok belalara ve düşmanlara tesadüf ettim”. “Enes'e ferman etti ki: "Filân, filânı çağır. Hem kime tesadüf etsen davet et." Enes de kime rast geldiyse çağırdı.” ifadelerinde de tesadüf bu manada kullanılmıştır.

    Aşağıda risalelerde geçen tesadüfle alakalı bazı cümleler yer almaktadır:
    “Tesadüf onun işine karışamaz." (S: 197)

    "Zelzele gibi vakıalar olan şu hâdisat-ı kevniye, tesadüf oyuncağı değiller." (S: 170)

    “Hangi tesadüf bu işlere karışabilir?" (S: 673)

    “Tesadüf ise, cehlimizi örten gizli bir hikmet-i İlahiyenin perdesidir"
    “Demek tesadüf yok, hâdisat başıboş gelmiyor, intizamsız değillerdir." (M: 349)

    “Fakat rububiyet-i âmmedeki daire-i esbab-ı zâhiriyede, ehl-i gafletin nazarında hikmeti ve sebebi bilinmeyen işlerde, tesadüf namını vermişler." (M: 379)

    “Karışık tesadüf karışamaz." (Ş: 45)

    “Evet fennî bir nazarla dikkat edilirse anlaşılır ki, o zerrenin hareketi, körükörüne, tesadüf eseri değildir." (İ: 57)

    “Âlemde tesadüf yoktur." (Ms: 243)

    “Bu tevafuk kat’iyen tesadüf değil." (B: 255)

    “Birincisi: Her şeyde -ne kadar cüz’î de olsa- bir kasd ve iradenin cilvesi bulunmasıdır; tesadüf, hakikî olarak olmamasıdır." (K: 65)

    En cüz’î işlerimiz de tesadüf değil, kasdî tevafuktur." (K: 221)

    “Gözümüzle bu latif tevafuktaki şirin inayet-i İlahiyenin cüz’î cilvelerini gördük ve anladık ki, kör tesadüf işimize karışmıyor." (K: 222)

    “Bu kadar kesret ve vüs’atle tesadüf olamaz." (STİ: 5)

    “Bu işler tesadüfî olamaz." (S: 35)

    “Demek ki, şu enharın nebeanları, âdi ve tabiî ve tesadüfî bir iş değildir." (S: 250)

    Doç. Dr. Şadi Eren - http://www.risalehaber.com/54670_Tes...vafuk-mu-.html

    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  2. #2
    Dost pervasız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    38

    Standart

    üstadın Sikke-i tasdik eserinde "tesadüf" lafzını zikretmesinde hikmet nedir acaba

    Hüsrev'in bin kusuru olsa ben onun aleyhinde bulunmaktan korkarım.



    Mazi ve istikbali râyiha-i tayyibesiyle muattar edecek bir gül fabrikası (hüsrev) semâdan bizim imdadımıza gönderilmiş ve benim arkamda kuvvetü'z-zahr olarak duruyor ve mütemadiyen çalışıyorlar diye mesrur oluyorum. Yüz binler Elhamdülillâh!


    Hüsrev gibi bir nur kahramanından, benim yerimde ve Nur’un şahs-ı manevisinin çok ehemmiyetli bir mümessili olmasından hiçbir cihetle gücenmemek elzemdir.



    Bediüzzaman Said Nursi



  3. #3
    Vefakar Üye enes71 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Yaş
    48
    Mesajlar
    413

    Standart

    Alıntı pervasız Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    üstadın Sikke-i tasdik eserinde "tesadüf" lafzını zikretmesinde hikmet nedir acaba
    nerde, nasıl geçiyor.

  4. #4
    Yönetici SeRDeNGeCTi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2006
    Bulunduğu yer
    Ankara
    Yaş
    34
    Mesajlar
    5.901

    Standart

    Bir değil, aynı şekilde 3 yerde "tesadüf" ibaresi geçiyor. Bunu üniversitede okurken Üstad'ın talebelerinden Nevşehirli Hasan Okur Abi'ye sormuştuk, sağolsun o da uzun uzadıyal çok güzel bir surette açıklamıştı. Fakat insan-nisyan, ne yazık ki hiç aklımda kalmamış şimdi.
    Anlamını Bilmediğiniz Kelimelerin Üzerine Çift Tıklayınız...

    Sual: Belki onlar eski hali istiyorlar?
    Cevap: Size kısa bir söz söyleyeceğim; ezber edebilirsiniz: İşte, eski hal muhal; ya yeni hal veya izmihlâl...
    (Bediüzzaman Said Nursi)


    Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.
    Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!.. (Osman Yüksel SERDENGEÇTİ)




  5. #5
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Dilimizde kullandığımız birçok kelime vardır ki mânasını kesinlikle bildiğimizden kullanıyor değiliz. Kimi kelimeleri aslında ifade ettiği mânanın aksine bir niyetle kullanmaktayız. Sözünü edeceğimiz tesadüf kelimesi de bunlardan biridir.

    Tesadüfte şuursuzluk, hesapsızlık ve başıboşluk vardır.İnanç ve itikad bakımından Allahın ilmini, iradesini ve kudretini reddeden materyalistlerin saplandığı tesadüf kelimesi, insanı tamamen inkara ve küfre sürükler.

    Gerçekten kâinata bu gözle bakılırsa, yüzümüzde, gözümüzde; ağaçta, meyvede; atomda, güneşte; ve yörüngelerinde velhasıl kâinatın tamamında gizli bir pergel ve cetvelin ve diğer geometri aletlerinin sürekli çalıştığını fark ederiz. Zaten Kur'ân-ı Kerim'deki bir çok ayette de, Cenâb-ı Hak "Biz her şeyi ölçüyle yarattık" demektedir.
    Zerreleri ve güneşleri başıboş ve ölçüsüz bırakmayan âlemlerin Rabbi, elbette insanların tüm fiillerini de kontrol etmekte ve amelleri, zerrelerde gösterdiği aynı hassas ölçülerle, hesap gününde değerlendirecektir.

    - Öyle ise hikmetsizlik ve başıboşluk mânasına gelen tesadüfü neden kullanıyorsunuz?
    - Canım, ne bileyim herkes kullanıyor, ben de kullanıyorum. Alışmışız bir defa... Bir âyeti kerîme bizlere ışık tutuyor: "Denizde, karada ne cereyan ediyorsa, Allah'ın ilmi dâhilinde cereyan ediyor. Bir yaprak düşmez ki Allah'ın ilmi dâhilinde olmasın!."(En'am,59.) Anlaşılan, tesadüfî sandığımız kâinat hâdiselerinin hiçbirinde tesadüf yoktur. Bir yaprağın düşüşünde dahi.
    - Ya ne vardır?
    - Tevafuk.. Muvafık olmak, münasip düşerek cereyan etmek, bir İlâhî maksat, bir İlâhî hikmet için cereyan etmiş olmak... Bunun içindir ki kelimeleri yanlış mânada kullanmak istemeyenler tesadüfü terk eder, tevafuku tercih ederler.

    - Tevafuken böyle oldu, tevafuken şöyle cereyan etti, diyerek her hâdisenin altında bir İlâhî hikmet, Rabbanî maksat ararlar. Yaratandan alâkasını kesmek gibi bir dalgınlığa düşmezler.

    Allah'ın tüm olaylar,tüm canlılar üzerindeki mutlak güç ve hakimiyetini gözardı eden tesadüf kelimesini terkederek,onun yerine meydana gelen herşeyde Yüce Allah'ın bilgisi,izni ve kudreti olduğunu bizlere hatırlatan "tevafuk" kelimesini kullanmak,kendisine müslüman diyen herkesin boynunun borcudur.

    SELAM VE DUA İLE....

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Size tevafuk dokundu mu?
    By ecma in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 14.12.11, 15:30
  2. Kur'an ve Tevafuk
    By Hamdım.Pişdim.Yandım in forum Klip, Video, Film ve Animasyon
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03.12.08, 13:47
  3. Tevafuk--- Tesadüf
    By burcuzehra in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 18
    Son Mesaj: 22.08.08, 18:16
  4. TesadÜf MÜ Tevafuk Mu?
    By ecrin54 in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 18.10.07, 21:50
  5. Kur'an'dan Güzel Bir Tevafuk
    By Abdullah Ubeydullah in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 02.09.07, 15:20

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0