+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: İçki, Kumar, Fal -(Maide Suresi 90-91 Tefsiri) - Tefsir: Ruhu-l Furkan

  1. #1
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart İçki, Kumar, Fal -(Maide Suresi 90-91 Tefsiri) - Tefsir: Ruhu-l Furkan

    Mahmud Ustaosmanoğlu

    İçki, Kumar, Fal
    Tefsir: RUHU-L FURKAN
    (Maide Suresi 90-91 Tefsiri)
    cileweb.net


  2. #2
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart Kelime manasi (90) maide

    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ 90 سورة المائدة

    KELİME MANASI (90) MAİDE

    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ Ey iman edenler! إِنَّمَا الْخَمْرُmuhakkak ki şarap, daha? وَالْمَيْسِرُ kumar, daha? وَالأَنصَابُ dikili taşlar, daha? وَالأَزْلاَمُ fal okları, nedir? رِجْسٌbirer pisliktir, öyle pislik ki, مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ şeytan amelindendir, yani şeytanın tezyin ve tesvil (süslemesi ve iyi göstermesi)nden kaynaklanmaktadır, فَاجْتَنِبُو o halde kaçının, neden? هُ ondan (o pislikten), لَعَلَّكُمْ umulur ki siz, تُفْلِحُونَkurtuluşa erersiniz.
    MEALİ ŞERİF

    Ey iman edenler! şarap (içki), kumar, (tapılmak için) dikili taşlar (putlar), fal (ve şans) okları ancak birer şeytan işi pisliktir, bunlardan uzak durun ki, kurtuluşa eresiniz.
    İZAHAT

    İmam-ı Fahrurrazî (Rahimehullah) ın beyanına göre: "Hamr" kelimesinin neden iştikak ettiği (alındığı) hususunda iki açıklama vardır.
    1 - Hamr: Örtmek manasındadır. İçki de, aklı bürüyüp, ona karışarak, onu örtüp gizlediği için hamr adını almıştır.
    2 - İbnü'l-Arabî (Rahimehullah) ın beyanına göre, bu tabir;
    تُرِكَتْ فَخْتَمَرَتْ "Bir müddet bırakıldı da, böylece kokusu değişti" deyiminden almıştır.

    1 ـ عن ابنِ عُمَرَ عن عُمَرَ قالَ: "نَزَلَ تَحْرِيمُ الْخَمْرِ يَوْمَ نَزَلَ وَهِيَ مِنْ خَمْسَةِ أشْيَاء: مِنَ الْعِنَبِ وَالتّمْرِ وَالَعَسَلِ وَالحِنْطَةِ وَالشّعِيرِ وَالْخَمْرُ مَا خَامَرَ الْعَقْلَ،

    l- İbni Ömer (Radıyaliahu Anhuma) Hazreti Ömer (Radıyallahu Anh) ın şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "(Bu ayet-i celile ile) Şarabın haramiyeti inmiştir. Şarap; arpa, buğday, üzüm, hurma ve bal olmak üzere beş şeyden elde edilir. Şarap, aklı örten herşeydir." (ibni EbîHatim, No.6742,4/1196;
    Meysir: Kelimesi, arapların kesilecek develer hakkında oynamış oldukları kumarlarıdır.
    Ensâb: Kelimesi, onların dikip de ibadet ettikleri ilâhlarıdır.
    Ezlâm: Kelimesi ise, üzerinde "Hayır" ve "Şer" kelimelerinin yazılı olduğu fal oklarıdır.
    Şu bilinsin ki, hamr ve meysir kelimelerinin manaları, Bakara Suresinin 219. ayet-i kerimesinde (Ruhul Furkan: 2/557- 562), yine böylece "Nusub" ve "Ezlâm" kelimelerinin de, ne demek oldukları Maide suresinin 3. ayet-i kerimesinin tefsirinde (Ruhul Furkan: 6/233-235) zikredilmiştir. Dolayısıyla bu meselelere iyice vakıf olmak isteyen herkes buralara müracaat edebilir.
    Görüldüğü üzere, Allah-u Tealâ ayet-i celilede zikredilen dört şeyi şu iki sıfatla vasıflamıştır.
    l- Rics: "Pislik, murdar" anlamında olup, arapçada rics kelimesi pis ve çirkin sayılan amellere verilen isimdir. Bu kelimenin aslı, (ra) harfinin fethasıyla olan recsرجس kelimesindendir ki, bu da şiddetli ses anlamına gelir. Nitekim gök gürültüsünün sesi çok şiddetli olduğu zaman:سَحَابٌ رَجَّاسٌ "Gürleyen bulut" denir. Dolayısıyla: "Rics", çirkinlikte zirveye ulaşmış ve kötülükte derecesi çok kuvvetli olan amel (iş) manasına gelmektedir.
    2 - "Şeytanın amelinden" sıfatı: Bu da onun bir rics (pislik) olması manasını tamamlamaktadır, çünkü şeytan kâfir olduğu için necis (pis) tir.
    Kâfir de necistir. Zira Allah-u Tealâ:

    ...اِنَّمَاالْمُشْرِكُونَ نَجَسٌ

    "Müşrikler ancak bir neces (pislik) tir." (Tövbe suresi:28 den) buyurmuştur. Pis olan, ancak pis olan şeylere davet eder. Nitekim Mevlâ Tealâ:

    ...اَلْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ...

    "Kötüler (kadınlar veya sözler) kötüleredir" (Nur suresi: 26 dan) buyurmuştur. Ayrıca şeytana izafe edilen herşeydeki bu nisbet o şeyin çok aşırı derecede çirkin olduğuna delâlet eder, nitekim Mevlâ Tealâ:

    ... فَوَكَزَهُ مُوسَى فَقَضَى عَلَيْهِ قَالَ هَذَا مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ ...

    "Bunun üzerine (Musa (Aleyhisselâm)) ona bir yumruk vurup onu öldürdü ve 'Bu, şeytanın işindendir* dedi." (Kasas suresi:15 den) buyurmuştur.
    Mevlâ Tealâ, bu dört şeyi, belirtilen bu iki sıfatla vasfettikten sonra:

    فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

    "Ondan kaçının ki felah bulasınız" kavl-i şerifiyle, bu sayılan dört şeyden uzak bulununuz ki kurtuluşa eresiniz. buyurmak istemişti فَاجْتَنِبُوهُ emrindeki هُ zamiri geride geçen rics kelimesine râci'dir, bu kelime de, zikredilen dört şeye şâmil olduğundan, "Kaçının" emri hepsini içine almış olur.

    -وعن عبد الله بن عمرو رضي الله عنهما أن هذه الآية التي في القرآن: {يا أيها الذين آمنوا إنما الخمر والميسر والأنصاب والأزلام رجس من عمل الشيطان فاجتنبوه لعلكم تفلحون} قال: هي في التوراة: إن الله عز وجل أنزل الحق ليذهب به الباطل ويبطل به اللعب والكنارات والزمارات والزفن (الرقص) والمعازف والمزاهر والشعر وأقسم ربي بيمين لا يشربها عبد بعد ما حرمتها إلا أعطشه يوم القيامة ولا يدعها بعد ما حرمتها إلا سقيته بحظير القدس.(ومن تركها بعد ما حرّمتها لأُسقينّه إياها في جنة الفردوس)

    Abdullah ibni Amr (Radıyallahu Anh) şöyle buyurmuştur: Kur'an-ı Kerimdeki bu ayet, Tevrat-ı Şerifte aynen şöyledir:
    "Şüphesiz ki Allah-u Tealâ hakkı indirerek batılı gidermiş ve onunla (indirdiği hak hükümler vasıtasıyla tavla, satranç gibi) bütün oyunları (ney, kaval, flüt, klarnet, düdük gibi nefesle çalınan) çalgı aletlerini, raks (dönerek oynanan dans, bale gibi oyunlar) ı, gitar (davul, darbuka, dümbelek gibi elle çalınan çalgılar) ı, def ve tanburları (çalanlar ve dinleyenler için), şarkıyı (söyleyenler ve dinleyenler için), şarabı da tadanlar için iptal etmiş (yasaklamış) tır.
    Allah-u Tealâ, yeminine ve izzetine kasem ederek: 'Ben içkiyi haram ettikten sonra, herkim onu içerse, elbette kıyamet günü onu susuz bırakacağım, herkim ben onu yasakladıktan sonra, onu bırakırsa, elbette Firdevs cennetinde ona onu (cennet şarabını) içireceğim. buyurmuştur." (İbni Ebî Hatim, No:6744,4/1196, Süyûtî, Dürrül Mensur, 3/163, îbni Kesir: 2/90)
    İmam-ı Taberî (Rahimehullah) bu ayet-i celilede müminlere buyurulmak istenen manayı şöyle özetlemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in ashabından keşiş ve ruhbanlara benzemek için kadınları, uykuyu ve eti kendilerine haram eden kimseleri, bu yaptıklarından engellemek için:

    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تُحَرِّمُواْ طَيِّبَاتِ مَا أَحَلَّ اللّهُ لَكُمْ وَلاَ تَعْتَدُواْ إِنَّ اللّهَ لاَ يُحِبُّ الْمُعْتَدِينَ {87}

    "Ey iman edenler! Allah'ın size helâl kıldığı lezzetli şeyleri (kendinize) haram etmeyin ve haddi aşmayın, şüphesiz ki Allah haddi aşanları sevmez." (Maide suresi:87) ayet-i celilesini indirerek, "Benim sınırlarım hususunda haddi aşarak haram ettiğim şeyleri helâl etmeyin, zira helâl ettiğim şeyi haram etmeniz caiz olmadığı gibi, haram kıldığım şeyi helâl saymanız da sizin için caiz değildir." buyurmak istemiş, Sonra da onlara, evvelce helâl sayarak çok alıştıkları ve tüketiminde haddi aştıkları bazı haramları bildirmek üzere bu ayet-i celileyi indirerek şöyle buyurmak istemiştir:
    "Ey Allah ve Resulünü tasdik eden kimseler! İçtiğiniz şarap, oynadığınız kumar, yanında kurbanlar kestiğiniz dikili taşlar ve kısmet açmak için kullandığınız fal okları, Allah-u Tealâ'nın gazap ettiği ve çirkin saydığı günah ve pis olan şeyler olup, bütün bunlar rabbinizin, sizin için razı olduğu ve sizi teşvik ettiği amellerden olmayıp bilakis şeytanın süsleyerek, sizi kendisine çağırdığı kötü işlerindendir. O halde bunları bırakın ki, böylece rabbiniz katında kurtuluşa erişebilesiniz."
    Kurtubî tefsirinde zikredildiğine göre, içkinin haramiyeti Uhud vakasından sonra inmiştir. Uhud vakası hicretin üçüncü senesi şevval ayında meydana gelmiştir. Ashab-ı Kiram, şarab haram edilmeden evvel içkiye çok düşkün olduklarından şarabın haramiyeti dört merhalede tedricen (yavaş yavaş) inmiştir. Bu hususta ilk inen:

    وَ يَسْأَلُونَكَ عَنِ الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إِثْمٌ كَبِيرٌ وَمَنَافِعُ لِلنَّاسِ وَإِثْمُهُمَا أَكْبَرُ مِن نَّفْعِهِمَا...

    "Sana şarap ve kumar (ın hükmün) den sorarlar, de ki: İkisinde de hem büyük günah, hem de insanlara (bazı) menfaatler vardır. Fakat günahları menfaatlerinden daha çoktur." (Bakara suresi:219 dan) ayet-i kerimesidir.
    Bu ayet-i celile inince, bir takım insanlar: "Kendisinde büyük günah olan şeye bizim ihtiyacımız yoktur" diyerek içkiden vazgeçtiler, fakat diğer bir kısmı "Faydasını alırız, günahını bırakırız" diyerek içki içmeye devam ettiler, bunun üzerine:

    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ لاَ تَقْرَبُواْ الصَّلاَةَ وَأَنتُمْ سُكَارَى...43

    "Ey iman edenler! Sarhoş iken namaza yaklaşmayın" (Nisa suresi:43 den) ayet-i kerimesi inince bazı insanlar:
    "Bizi namazdan alıkoyan şeye ihtiyacımız yoktur." diyerek içkiyi bıraktılar. Yine de namaz vakitleri dışında bir kısımları içmeye devam edince, tefsirinde bulunduğumuz bu ayet-i celile inerek, içki bütünüyle haram oldu, o derece ki sahabe-i kiramdan bazısı: "Allah-u Tealâ şaraptan daha şiddetli bir şekilde hiçbir şeyi haram kılmamıştır." dediler.
    Ayet-i celilenin iniş sebebi hakkında müfessirler üç görüş üzere ihtilâf etmişlerdir:
    1 - Bu ayet-i celile Hazreti Ömer (Radıyallahu Anh) ın duası ve isteği üzerine inmiştir, nitekim:

    ـ عن عُمَرَ بنِ الْخَطّابِ قالَ: "لَمّا نَزَلَ تَحْرِيمُ الْخَمْرِ قالَ عُمَرُ: اللّهُمّ بَيّنْ لَنَا في الْخَمْرِ بَيَانَاً شِفَاءً، فَنَزَلَتْ الاَيةُ الّتي في الْبَقَرَةِ: {يَسْأَلُونَكَ عن الْخَمْرِ وَالْمَيْسِرِ قُلْ فِيهِمَا إثْمٌ كَبِيرٌ} الاَيةُ، فَدُعِيَ عُمَرُ فَقُرِئَتْ عَلَيْهِ، قالَ: اللّهُمّ بَيّنْ لَنَا في الْخَمْرِ بَيَاناً شِفَاءً، فَنَزَلَتْ الاَيةُ الّتي في النّسَاءِ {يَأَيّهَا الّذِينَ آمَنُوا لا تَقْرَبُوا الصّلاَةَ وَأَنْتُمْ سُكَارَى} فَكَانَ مُنَادِي رَسُولِ الله صلى الله عليه وسلم إذَا أُقِيمَتِ الصّلاَةُ يُنَادِي: ألاَ لا يَقْرَبَنّ الصّلاَةَ سَكْرَانٌ. فَدُعِيَ عُمَرُ فَقُرِئَتْ عَلَيْهِ، فقالَ: اللّهُمّ بَيّنْ لَنَا في الخَمْرِ بَيَاناً شِفاءً، فَنَزَلَتْ هَذِهِ الاَيةُ {فَهَلْ أنْتُمْ مُنْتَهُونَ} قالَ عُمَرُ: انْتَهَيْنَا".

    2 - Ömer ibni Şurahbîl ebî Meysere (Radıyallahu Anh) dan rivayet edildiğine göre, Ömer ibnil Hattab (Radıyallahu Anh): "Ey Allahım! Şarap hakkında bize yeterli bir açıklama yap." diye dua etmesi üzerine Bakara süresindeki: "Sana şarap ve kumardan sorarlar." ayet-i celilesi indi.
    Bunun üzerine Hazreti Ömer çağrılarak bu ayet-i kerime kendisine okunduysa da, O yine: "Ey Allahım! içki hakkında bizi şifaya kavuşturan bir açıklama yap." diye duada bulundu.
    O zaman Nisa süresindeki: "Ey iman edenler! Sarhoşken namaza yaklaşmayın." ayet-i celilesi indi (bu ayet-i celileden sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in müezzini kamet getirirken 'Sarhoş olan namaza yaklaşmasın diye nida ederdi).
    Tekrar Hazreti Ömer çağrılarak bu ayet-i kerime okundu. Sonra O tekrar: "Ey Allahım! İçki hakkında bizi tam manasıyla aydınlatan bir beyanda bulun." diye dua etti.
    Bu sefer Maide suresinin: "Şüphesizki şeytan, içki ve kumar ile aranıza düşmanlık ve kin sokmayı, sizi Allahın zikrinden ve namazdan menetmeyi ister. Artık bunlardan vazgeçmez misiniz?" ayet-i kerimesi nazil oldu.
    Yine Hazreti Ömer (Radıyallahu Anh) çağrılarak kendisine bu ayet-i kerime okunduğunda O: "Vazgeçtik, vazgeçtik" buyurdu. (Tirmizî,Tefsir:6, No:3049,5/253, Ebû
    Davud, Eşribe:!, No:3670, 2/349, Ahmet ibni Hanbel, Müsned, No:378, 1/118, Beyhakî, Sünen-i Kübra, Eşribe:l, No:l 7324,8/495)
    2 - Ayet-i kerime Sa'd İbni Ebî Vakkas (Radıyallahu Anh) hakkında inmiştir. Nitekim:

    مصعب بن سعد عن أبيه؛ أنه قَالَ: وَأَتَيْتُ عَلَىَ نَفَرٍ مِنَ الأَنْصَارِ وَالْمُهَاجِرِينَ، فَقَالُوا: تَعَالَ نُطْعِمْكَ وَنَسْقِيكَ خَمْراً. وَذَلِكَ قَبْلَ أَنْ تُحَرّمَ الْخَمْرُ. قَالَ: فَأَتَيْتُهُمْ فِي حَشَ وَالْحَشّ الْبُسْتَانُ فَإِذَا رَأْسُ جَزُورٍ مَشْوِيّ عِنْدَهُمْ، وَزِقّ مِنْ خَمْرٍ. قَالَ: فَأَكَلْتُ وَشَرِبْتُ مَعَهُمْ. قَالَ: فَذُكِرَتِ الأَنْصَارُ وَالْمُهَاجِرُونَ عِنْدَهُمْ. فَقُلْتُ: الْمُهَاجِرُونَ خَيْرٌ مِنَ الأَنْصَارِ. قَالَ: فَأَخَذَ رَجُلٌ أَحَدَ لَحْيَيِ الرّأْسِ فَضَرَبَنِي بِهِ فَجَرَحَ بِأَنْفِي. فَأَتَيْتُ رَسُولَ اللّهِ صلى الله عليه وسلم فَأَخْبَرْتُهُ. فَأَنْزَلَ اللّهُ عَزّ وَجَلّ فِيّ يَعْنِي نَفْسَهُ شَأْنَ الْخَمْرِ: {إِنّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنْصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشّيْطَانِ} (5 المائدة الاَية: ).

    3 - Mus'ab ibni Sa'd (Radıyallahu Anh) babasının şöyle dediğini rivayet etmiş-tir: "Benden sebep Kur'an-ı kerimde bir takım ayetler inmiştir....Bir keresinde ensar ve muhacirlerden oluşan bir topluluğa rast geldim.
    Onlar: 'Gel seni yedirelim ve sana şarap içirelim' dediler, bu hadise şarap haram edilmeden evveldi. Onların yanına, bir bostan içindeyken vardım. Birde baktım, yanlarında kızartılmış bir deve kellesi, bir testi de şarap var, onlarla beraber yedim, içtim...,
    Derken, onların yanında ensarla muhacirlerin lâfı oldu. Ben: "Muhacirler ensardan daha hayırlıdır" deyince, bir adam kızartılmış kellenin iki çene kemiğinden birini yakalayıp onunla bana vurarak burnumu yaraladı.
    Hemen Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in yanına gelerek bunu haber verdim. Bunun üzerine Allah-u Tealâ benim hakkımda şarabın hükmünü (beyan eden):

    إِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالأَنصَابُ وَالأَزْلاَمُ رِجْسٌ مِّنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ

    "Şarap, kumar, dikili taşlar ve oklar ancak şeytan işi pis şeylerdir." ayet-i kerimesini indirdi.
    (Müslim, Fezailü's-Sahabe:5, No:1748,4/1877, Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:1614,1/393)
    3 - Abdullah ibni Abbas (Radıyallahu Anhuma) bu ayet-i kerimenin ensardan iki kabile hakkında indiğini söylemiştir, onlar içki içmişler, sarhoş olunca da birbirleriyle şakalaşmışlar ve kavga etmişlerdir.
    Ayılınca yüzlerinde ve sakallarında bulunan kötek izlerini gördüklerinde herbiri kendi kendine: "Benim kardeşim bana bunu yaptı ha? Şayet o bana karşı esirgeyici ve acıyıcı olsaydı bana bunu yapmazdı" diye söylendi.
    Bu kişiler birbirlerine karşı kalplerinde kin taşımayan insanlar iken, bu hadiseden sonra birbirlerine karşı kin beslemeye başladılar, bunun üzerine
    bu ayet-i celile nazil oldu. (Taberî, Camiu'l-Beyan, No:12526,5/35)
    Müfessirler, bu ayet-i kerimenin sebebi nüzulü hakkında bir kaç sebep daha zikretmişlerse de, bunun iniş sebebi Hazreti Ömer (Radıyallahu Anh) ın duası da olabilir, Sa'd ibni Ebî Vakkas (Radıyallahu Anh) ın içine düştüğü hadise de olabilir, kumar oynama sebebiyle kişinin malını kaybetmesi de olabilir, elimizde buna dair kesin bir delil yoktur.
    Ancak şurası bir gerçektir ki, bu ayetin hükümleri bütün mükellefleri bağlamaktadır, iniş sebeblerinin kesin olarak bilinmemesi, kimse için bir özür sebebi sayılmaz, dolayısıyla bu ayet-i celileyi öğrenen her mükellefin içki, kumar, tapınmak için dikilen taşlar ve fal oklarından kaçınması farzdır.
    Kurtubî tefsirinde zikredildiğine göre, geride zikredilen rivayetler, evvelce şarap içmenin mubah olup, insanlar arasında tatbik edilen, kimse tarafından inkâr edilmeyen, hatta Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından bile ikrar edilen bir şey olduğuna delâlet etmektedir. Bu konuda hiçbir ihtilâf söz konusu değildir.
    Ancak sarhoş edecek kadar içmenin evvelce mubah olup olmadığı hususunda bir ihtilâf varsa da usul âlimlerinin beyanına göre sarhoş olmak her şeriatta haramdır, zira şeriatlar kulların faydalarını gözetmektedir, bütün menfaatların aslı ise akıldır, bütün kötülüklerin temeli, aklın kaybolması olduğuna göre, aklı giderecek veya bulandıracak her şeyin yasak olması icabeder.
    İçki haram edilmeden evvel bazı sahabelerin sarhoş olacak kadar içtikleri hakkında rivayetler varsa da muhtemeldir ki, onlar sarhoş olmak için içmemişler, lâkin anlamadan fazla kaçırarak içkiye mağlûp olmuş olabilirler.
    Her hâl-u kârda islâm dininde içkinin haram oluşu, ayet-i celilede geçen;فَجْتَنِبُوهُ "Ondan sakının." ifade-i celilesindeki emir sîğasından kesinen anlaşılmakla birlikte, diğer bir çok sağlam hadis-i şeriflerin nasları (delilleri) de bu haramiyeti tekidlemiş, ümmetin icmaı (görüş birliği) de bu hususta münakid olmuş (karar kılmış) tır.
    Müslümanların âlimleri arasında içkinin haramiyetinin Maide suresinde nazil (inmiş) olduğu hususunda hiçbir ihtilâf söz konusu değildir. Çünkü Maide suresi Medine-i Münevvere'de son inen surelerdendir.
    Lâşenin, atılan kanın ve domuz etinin haramiyeti Enam suresinin 145. ayet-i kerimesinde haber suretiyle bildirilmiş, Maide suresinin bu ayet-i kerimesinde içkinin haramiyeti ise nehy ve zecr (engelleme ve yasaklama) yoluyla açıklanmıştır ki, tahrim (yasaklama) ifadelerinin en kuvvetlisi de bu yoldur.
    İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) nın şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Şarabın haramiyeti inince Resulullah (SalMlahu Aleyhi ve Sellem) in ashabı birbirlerinin yanına gelerek "Şarap haram edildi ve şirke muâdil (benzer) kılındı." dediler. Onlar, bu manayı ayet-i celilede şarabın, şirk manasında olan dikili taşlara kurban kesme ile birlikte zikredilmesinden çıkarttılar.
    Ayrıca ayet-i celilenin sonunda kurtuluş ümidinin bu haramlardan sakınmaya bağlanması da, onların bu anlayışının doğruluğuna delâlet etmektedir.
    Cumhûr-u ulema, şarabın haram edilmesi, şeriatın onu pis sayması ve onun hakkında rics ismini kullanması ve ondan sakınılmasını emretmesinden yola çıkarak içkinin necasetine hükmettiler.
    Bazıları, sahabe-i kiramın içki haram edildiğinde ellerinde bulunan şarapları Medine-i Münevvere sokaklarına dökmelerinden delil alarak şarabın içilmesinin haram, fakat kendisinin temiz olduğunu söylemişlerse de, böyle bir istidlal (delil çıkartma) uygun değildir, zira o zaman sahabenin şarabı dökecek sarnıçları ve kuyuları yoktu, hatta evlerinde helâ çukurları bile yoktu. Nitekim Hazreti Aişe (Radıyallahu Anha) ashab-ı kiramın evlerinde kenef ittihaz etmekten iktizar ettiklerini (tiksindiklerini) açıklamıştır.
    O durumda ellerinde bulunan şarapları Medine dışına çıkarmakta büyük külfet ve meşakkat bulunduğundan, onlar da bu emri hemen uygulamak istedikleri için sokaklara dökmüşlerdir
    Ayrıca Medine sokakları geniş olup, şarap da ırmak gibi bütün yolu kaplamayacağından kenardan akan şaraptan sakınmak mümkün olmuştur, üstelik bu, haramiyet hükmünün yayılmasına ve içkiden hiç bir şekilde istifade edilemeyip telef edilmesi gerektiği fikrine yardımcı olmuştur. Nitekim birbirinden gören insanlar da bu şekilde uygulamada bulunmuşlardır.
    Katade (Radıyallahu Anh) ın rivayetine göre bu ayet-i kerime indiğinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

    "يا أيها الناس إن الله قد حرم الخمر فمن كان عنده شيء فلا يطعمه ولا تبيعوها،

    4 - "Ey insanlar! Şüphesiz ki Allah-u Tealâ şarabı haram kılmıştır. Yanında (içkiden) bir şey bulunan onu tatmasın ve onu satmayın" buyurmuştur. Bu emir üzerine Medine-i Münevvere sokaklarına o kadar şarap dökülmüştür ki, müslümanlar bir süre onun kokusunu duymuşlardır. (Süyûtî, Dürrül Mensur, 3/161)
    Şarabın satılmasının hükmü:
    Ayet-i celilede geçen: "Sakınma" ifadesinin mutlak oluşu şaraptan hiçbir surette faydalanılamayacağını ifade etmektedir, dolayısıyla içmek, satmak, tedavide kullanmak ve başka bir surette faydalanmak caiz değildir. Bu hususta varid olan hadis-i şerifler de bu görüşü tekid etmektedir, nitekim:

    عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيّ قَالَ سَمِعْتُ رَسُولَ اللّهِ صلى الله عليه وسلم يَخْطُبُ بِالْمَدِينَةِ قَالَ: "يَا أَيّهَا النّاسُ إنّ اللّهَ تَعَالَىَ يُعَرّضُ بِالْخَمْرِ، وَلَعَلّ اللّهِ سَيُنْزِلُ فِيهَا أَمْراً، فَمَنْ كَانَ عِنْدَهُ مِنْهَا شَيْءٌ فَلْيَبِعْهُ وَلْيَنْتَفِعْ بِهِ". قَالَ: فَمَا لَبِثْنَا إلاّ يَسِيراً حَتّى قَالَ النّبِيّ صلى الله عليه وسلم "إنّ الله تَعَالَى حَرّمَ الْخَمْرَ فَمَنْ أَدْرَكَتْهُ هَذِهِ الاَيَةُ وَعِنْدَهُ مِنْهَا شَيْءٌ فَلاَ يَشْرَبْ وَلاَ يَبِعْ" قَالَ: فَاسْتَقْبَلَ النّاسُ بِمَا كَانَ عِنْدَهُ مِنْهَا، فِي طَرِيقِ الْمَدِينَةِ، فَسَفَكُوهَا.

    5 - Ebû Saidil Hudrî (Radıyallahu Anh) şöyle buyurmuştur: "Ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Medine-i Münevvere'de hutbe okurken şöyle buyurduğunu işittim: "Ey insanlar! Allah-u Tealâ şaraba tariz (dokundurma) da bulunuyor; galiba onun hakkında yakında bir emir indirecek. Binaenaleyh kimde ondan bir şey varsa hemen satsın da faydalansın."
    Az bir zaman sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Şüphesiz ki Allah-u Tealâ şarabı haram kılmıştır, artık kimin elinde ondan bir şey bulunduğu halde bu ayet kendisine ulaşırsa ne içsin ne de satsın." buyurdu.
    Bunun üzerine yanında şarap bulunan bazı kimseler bu emri Medine yolunda duyar duymaz derhal şarapları döktüler. (Müslim, Müsâkât:12, No:1578,3/1205)

    عَنْ عَبْدِ الرّحْمَنِ بْنِ وَعْلَةَ (رَجُلٌ مِنْ أَهْلِ مِصْرَ) أَنّهُ جَاءَ عَبْدَ اللّهِ بْنَ عَبّاسٍ! ح وَحَدّثَنَا أَبُو الطّاهِرِ (وَاللّفْظُ لَهُ): أَخْبَرَنَا ابْنُ وَهْبٍ: أَخْبَرَنِي مَالِكُ بْنُ أَنَس وَغَيْرُهُ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ عَبْدِ الرّحْمَنِ بْنِ وَعْلَةَ السّبَإِيّ (مِنْ أَهْلِ مِصْرَ) أَنّهُ سَأَلَ عَبْدَ اللّهِ بْنُ عَبّاسٍ عَمّا يُعْصَرُ مِنَ الْعِنَبِ؟ فَقَالَ ابْنَ عَبّاسٍ: إنّ رَجُلاً أَهْدَىَ لِرَسُولِ اللّهِ صلى الله عليه وسلم رَاوِيَةَ خَمْرٍ، فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللّهِ صلى الله عليه وسلم "هَلْ عَلِمْتَ أَنّ اللّهِ قَدْ حَرّمَهَا؟" قَالَ: لاَ، فَسَارّ إنْسَاناً، فَقَالَ لَهُ رَسُولُ اللّهِ صلى الله عليه وسلم "بِمَ سَارَرْتَهُ؟" فَقَالَ: أَمَرْتُهُ بِبَيْعِهَا. فَقَالَ: "إنّ الّذِي حَرّمَ شُرْبَهَا حَرّمَ بَيْعَهَا" قَالَ: فَتَحَ الْمَزَادَةَ حَتّىَ ذَهَبَ مَا فِيهَا.

    6 - (Mısır ehlinden) Abdurrahman ibni Va'le es Sebeî (Radıyallahu Anh) bir kere Abdullah ibni Abbas (Radıyallahu Anhuma) ya üzümden sıkılan (şarab) ın hükmünü sorduğunda İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) şöyle dedi:
    Bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e bir tulum şarap hediye edince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Bilir misin ki Allah-u Tealâ bunu haram kılmıştır." buyurdu. Adam, "Hayır" dedi ve hemen birine bir şeyler fısıldadı.
    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :"Ona ne fısıldadın?" diye sorunca, O kişi: "Şarabı satmasını emrettim." dedi.
    Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :"Onun içilmesini haram kılan (Allah-u Tealâ) satılmasını da haram kılmıştır." buyurdu.
    O zaman adam tulumu açtı ve içindeki (şarap) akıp gitti. (Müslim, Müsakât:12, No:1579,3/1206)
    İşte bu hadis-i şerif şaraptan hiç bir şekilde faydalanmanın caiz olmadığını göstermektedir, eğer böyle olmasaydı elbette Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun bir faydasını açıklardı, nitekim lâşe'nin derisinden istifade edilebileceğini beyan etmiştir, şöyle ki:

    عَنِ ابْنِ عَبّاسٍ أَنّ النّبِيّ صلى الله عليه وسلم مَرّ بِشَاةٍ لِمَوْلاَةٍ لِمَيْمُونَةَ. فَقَالَ: "أَلاَ انْتَفَعْتُمْ بِإِهَابِهَا؟".

    7 - İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) dan rivayet edildiğine göre, bir kere Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Meymune (Radıyallahu Anha) validemizin cariyesine ait olan (ölmüş de atılmış) bir koyuna rastladığında: "Onun derisi ile neden faydalanmadınız?" buyurdu. (Müslim, Hayız:27, No:365,1/277, Ebu Davud, Libas:41, No:4121,2/464, Nesâî, Fere':4, No:4248,7/194, Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:2003,1/489)
    Bu hadis-i şeriflerin delaletiyle şarabı içmek ve satmak bütün ulemanın ittifakıyla haramdır ve Allah-u Tealâ'nın lanetine sebeptir. Nitekim:

    - عَنْ شَبِيبٍ؛ سَمِعْتُ أَنَسَ بْنَ مَالِكٍ (أَوْ حَدَّثَنِي أَنَسٌ) قَالَ: لَعَنَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم فِي الْخَمْرِ عَشَرَةً: عَاصِرَهَا، وَمُعْتَصِرَهَا، وَالْمَعْصُورَةَ لَهُ، وَحَامِلَهَا، وَالْمَحْمُولَةَ لَهُ، وَبَائِعَهَا، وَالْمَبْيُوعَةَ لَهُ، وَسَاقِيَهَا، وَالْمُسْتَقَاةَ لَهُ. حَتَّى عَدَّ عَشَرَةً مِنْ هذَا الضَّرْبِ.

    8 - İbni Ömer (Radıyallahu Anhuma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Re-sulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    "Allah-u Tealâ şaraba, içene, sakisine (içmek isteyenlere sunana), satana, satın alana, sıkana (içki yapılmak üzere üzüm veya benzeri bir maddeyi imal edene), sıktırana (imal ettirene), taşıyana ve taşıtana lanet etmiştir." (Ebu Davud, Eşribe:2, No:3674,2/350, İbni Mace, Eşribe:6, No:3380,2/1121)

    ـ عن عُرْوَةَ بنِ المُغِيرَةِ بنِ شُعْبَةَ عن المُغِيرَةِ بنِ شُعْبَةَ قالَ قالَ رَسُولُ الله صلى الله عليه وسلم: "مَنْ بَاعَ الْخَمْرَ فَلْيُشَقّصِ الْخَنَازِيرَ".

    9 - Muğiyre ibni Şu'be (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte de Resulullah (Sallallu Aleyhi ve Sellem): "Şarap satan, domuzları parçalasın (domuz kasaplığı yapsın, içki satışını helâl gören domuz yemeği de helâl Saysın)." buyurmuştur. (Ebu Davud, Büyû':66, No:3489, 2/302, Dârimî, Eşribe:9, No:2027, 1/549, Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:18240,6/343, Beyhakî, Sünen, Büyû':119, No:11046, 6/20)

    - عن عائشة رضي الله عنها: لما نزلت آيات سورة البقرة عن آخرها، خرج النبي صلى الله عليه وسلم فقال: (حرمت التجارة في الخمر).

    10 - Aişe (Radıyallahu Anha) şöyle buyurmuştur: Bakara suresinin son ayetleri (275. -Alış verişin helal kılınıp, faizin haramiyetiyle ilgili- 281. e kadar) inince, (her türlü ticaret helal sayılmasın diye) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), çıkıp (gelip): "Şarabın ticareti haram kılınmıştır." buyurdu. (Buharî, Büyû':.105, No:2113,
    2/775, Ebu Davud, Büyü ':66, No:3490,2/302)

    - عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُمَا أَنَّهُ سَمِعَ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَقُولُ عَامَ الْفَتْحِ وَهُوَ بِمَكَّةَ إِنَّ اللَّهَ وَرَسُولَهُ حَرَّمَ بَيْعَ الْخَمْرِ وَالْمَيْتَةِ وَالْخِنْزِيرِ وَالْأَصْنَامِ فَقِيلَ يَا رَسُولَ اللَّهِ أَرَأَيْتَ شُحُومَ الْمَيْتَةِ فَإِنَّهَا يُطْلَى بِهَا السُّفُنُ وَيُدْهَنُ بِهَا الْجُلُودُ وَيَسْتَصْبِحُ بِهَا النَّاسُ فَقَالَ لَا هُوَ حَرَامٌ ثُمَّ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عِنْدَ ذَلِكَ قَاتَلَ اللَّهُ الْيَهُودَ إِنَّ اللَّهَ لَمَّا حَرَّمَ شُحُومَهَا جَمَلُوهُ ثُمَّ بَاعُوهُ فَأَكَلُوا ثَمَنَهُ.

    <11 - Cabir ibni Abdillah >(Radıyallahu Anh), fetih senesi Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in Mekke'de şöyle buyurduğunu işitmiştir: "Şüphesiz Allah ve Resulü, şarabın, meytenin, domuzun ve putların satışını haram kılmıştır.>
    Bunun üzerine "Ya Resulallah! Murdar ölen hayvanın iç yağları hakkında ne dersiniz? Çünkü onunla gemiler cilalanır, deriler yağlanır ve onunla insanlar (mum yapıp) ışıklanır." diye sorulunca, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Hayır! O haramdır." buyurduktan sonra, "Allah yahudilere lanet etsin! Allah murdar ölen hayvanın iç yağlarını haram kıldığı zaman, onlar bu yağı eritip sattılar da parasını yediler." buyurdu. (Buharî, Büyû':in, No:2121, 2/779, ibni Mace,Ticaret:11, No:2167,2/732, Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:14479,5/71)
    İşte bütün bu hadis-i şerifler, gerek içkinin imali (yapımı), gerekse alım satımı veya içilmesiyle ilgilenen kimselerin hepsinin Allah ve resulü tarafından lanetlendiklerini ifade etmektedir. Lanetlenmek Allah'ın rahmetinden uzak olma anlamına gelir.
    Şaraptan sirke yapmanın hükmüne gelince; İmam-ı Şafiî, Ahmed ve Malik (Rahimehumullah) bunun haram olduğunu söylemişlerdir, ancak kendiliğinden sirkeye dönüşen şarap bilittifak temiz ve kullanılması mubahtır. Çünkü o, sarhoş edicilik vasfını kaybettiğinden şarap olmaktan çıkıp sirke ismini almıştır.
    İmam-ı Evzâ'î, Leys, İmam-ı Azam ve bir rivayette İmam-ı Malik (Rahimehumullah) şaraptan sirke yapmaya cevaz vermişlerdir. Zira:

    ـ عن جابر، عن النبي صلى اللّه عليه وسلم قال: "نعم الإِدام الخل".

    12 - Cabir (Radıyallahu Anh)dan rivayet edilen: "Sirke ne güzel bir katıktır." (Ebu Davud, Etime:40, No:3820,2/387, Tirmizi, Etime:35, No:1840,4/278, Nesâî, İman:21, No:3805, 7/19, ibni Mace, Etime:33, No:3316,2/1102, Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:14229,5/25) hadis-i şerifinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sirkeyi methetmiştir.
    Ayrıca şarabı sirke yapmak suretiyle şarabın ifsad edici olan sarhoş edicilik vasfı kaybolup, safrayı dindirmek, şehveti kırmak ve gıdalanmak gibi güzel sıfatlar meydana çıkmış olur ki, müfsit olan bir şeyi ıslah etmek görüş birliğiyle mubahtır, (îmam-ı Aynî, el Binâye fî şerhil Hidaye: 11/456)
    Cumhura göre şarap kapları kırılmaz, tulumları yarılmaz, yalnız içlerindeki şarap dökülür, içi sıcak suyla yıkandıktan sonra kullanılabilir.
    İmam-ı Malik (Rahimehullah) in kırılması hakkındaki fetvası ise aynı günaha dönmek ihtimali olan kimseleri caydırmak için olabilir. (Kazî İyaz, Şerhu sahih-i Müslim, 5/252)
    Yine yukarda geçen, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e şarap tulumu hediye eden kişinin hadisinden anlaşıldığına göre, haram olduğunu bilmeyerek bir masiyet işleyen kimseye dünyevî ve uhrevî bir ceza yoktur, ayrıca bir kimsenin bazı sırlarını sormak caizdir, sorulan şahıs gizlenmesi icap eden cihetleri gizler, diğerlerini söyler.

    Tefsir: RUHU-L FURKAN Mahmud USTAOSMANOĞLU

    Yayınevi: Siraç Kitabevi Manyasızade Cad. No:50/2 Çarşamba-Fatih İSTANBUL Tel:5327956


  3. #3
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart Üzüm satmanın hükmü

    -عن بريدة قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم:"من حبس العنب أيام القطاف حتى يبيعه من يهودي أو نصراني أو من يتخذه خمراً فقد تقحم النار على بصيرة".

    13 - Abdullah ibni Büreyde'nin babasından (Radıyallahu Anhüma) rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    "Her kim toplama günlerinde, yahudiye veya hristiyana ya da şarap yapacak bir kimseye satmak için üzümü saklarsa, muhakkak ki o, göre göre cehenneme girmiştir." (Taberanî, el-Mu'cemü'l-Evsat, No:5352, 6/170, Beyhakî, Şuabu'llman,No:5618,5/17)
    Bu hadis-i şeriften anlaşıldığına göre, üzümü meyva olarak yiyene yahut meşrubat olarak içene veya sirke yapmak isteyene ucuz fiatla satmayıp, illâ da şarap yapılması kastıyla bekletip yüksek fiata satmak, bütün âlimlerin ittifakı (sözbirliği) ile haramdır.
    Fakat böyle bir kastı olmayıp da, önüne gelene üzüm satmak, İmam-ı Azam Ebu Hanife (Rahimehullah) a göre, müşteriler arasında şarap yapmak için satın alan bulunsa bile caizdir, çünkü kişinin burada üzümün şarap olmasına dair bir kastı bulunmamaktadır, o sadece üzüm satmayı kastetmiştir ki, üzüm satmak masiyet olmayıp, ancak üzümün şaraba dönüştükten sonra satışı haramdır.
    Aksi takdirde üzüm aşinalarının, hurma ağaçlarının da fasıklara satılması haram olması gerekir, ayrıca fasıklara et ve meyva satmak da onları günaha karşı kuvvetlendireceğinden yasak olması gerekir, halbuki hiçbir kimse indinde böyle bir yasaklık söz konusu değildir.
    İmamı Ebu Yusuf ve İmam Muhammed (Rahimehumallah) a göre şarap yapacak kimseye üzüm satmak caiz değildir, imameynin sözü daha ihtiyatlı olmakla birlikte İmam-ı Azam (Rahimehullah) 'in görüşü kıyasa daha uygundur. Nitekim kendisinden evvel geçmiş olan İmam-ı Hasen, İmam-ı Ata (Rahimehumallah) gibi zatlar da bu görüştedirler.
    Devrinde muhaddislerin seyyidi olan Süfyan-ı Sevrî (Rahimehullah) hazretleri de: "Helâl olan şeyi dilediğine sat" sözü ile bu görüşünü açıklamıştır, (et-tehânevî, İ'lâü's-Sünen, 14/479)
    Yine de şunu ifade edelim ki: haramdan kaçmak gerektiği gibi, şüpheliden de sakınmak insana dünyada rızık, ahirette de saadet kapılarını açar. Nitekim Mevlâ Teala:

    وَيَرْزُقْهُ مِنْ حَيْثُ لاَ يَحْتَسِبُ وَمَن يَتَوَكَّلْ عَلَى اللَّهِ فَهُوَ حَسْبُهُ إِنَّ اللَّهَ بَالِغُ أَمْرِهِ قَدْ جَعَلَ اللَّهُ لِكُلِّ شَيْءٍ قَدْراً {3}

    "Her kim Allah (-u Tealâ' ya karşı gelmek) den sakınırsa, (Allah) ona (sıkıntılardan) çıkış yeri açar, ve onu hiç ummadığı yerden rızıklandırır" (Talâk Suresi: 23 den) kavl-i şerifiyle bu hakikati açıklamıştır.

    -عن مالك بن الصباح رضي الله عنه عن رجل من ثقيف قال: لقي النبي صلى الله عليه وسلم رجل فقال يا رسول الله جئت ببضاعتي قال: وما بضاعتك ؟ قال: الخمر, قال: انطلق بها إلى البطحاء فحل أفواهها فأهرقها قال: فخرج بها فأبت نفسه فرجع إليه فقال: يا رسول الله مالي ولعيالي هارب ولا قارب غيرها, فقال له رسول الله صلى الله عليه وسلم: أخرج بها إلى البطحاء فحل أفواهها قال: ففعل ثم رجع إلى رسول الله صلى الله عليه وسلم فقال: قد فعلت يا رسول الله, فرفع رسول الله صلى الله عليه وسلم يديه حتى رئي بياض إبطيه فقال: "اللهم أغن فلاناً من فضلك" قال: إن كان الرجل من أهل ذلك البيت ليموت فيورث ألف بعير.

    14 - Malik ibni Sabah (Radıyallahu Anh) Sakif kabilesinden bir zatın şöyle anlattığını rivayet etmiştir: Bir adam Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e gelerek, "Ya Resulallah! Sermayemi getirdim" dedi, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Sermayen nedir?" diye sorunca:
    O: "Şaraptır" diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Selim): "O şarap küplerini sahraya götür, ağızlarını aç ve dök." buyurdu.
    O kişi küpleri alıp giderken nefsi, bu emri tutmak istemeyince, tekrar Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e dönerek: "Ya Resulallah! Benim ve ailemin bu şaraptan başka hiç bir malımız yoktur." deyince,
    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: "Onları sahraya götür ve ağızlarını çöz." buyurdu. O kişi gidip şarapları döktükten sonra, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e dönerek: "Buyurduğunu yaptım ya Resullallah" deyince,
    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mübarek koltuk altlarının beyazı görününceye kadar ellerini kaldırdı ve: "Ey Allahım! Filânı ve ailesini fazl-u kereminden zengin et." diye dua buyurdu.
    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in bu duası sebebiyle, o hane halkından kim Ölürse, bin tane deve miras bırakırdı. (İbni Hacer el-Askalânî, el Metâlibu'l-Aliye No:1776,2/104)



    Tefsir: RUHU-L FURKAN Mahmud USTAOSMANOĞLU



    Yayınevi: Siraç Kitabevi Manyasızade Cad. No:50/2 Çarşamba-Fatih İSTANBUL Tel:5327956


  4. #4
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart Içkinin zemmiyle ilgili hadis-i şerif ve rivayetler

    عن ابن عمر. قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم (كل مسكر خمر. وكل مسكر حرام. ومن شرب الخمر في الدنيا فمات وهو يدمنها، لم يتب، لم يشربها في الآخرة).

    38 - Abdullah ibni Ömer (Radıyallahu Anhuma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kim dünyada şarap içer de sonra tövbe etmezse, ahirette ondan (cennet şarabından) mahrum olur." (Buharı, Eşribe, No:5253,5/2119, Müslim, Eşribe:?, No:2003,3/1587)
    İmam-ı Beğavî (Rahimehullah) Şerhü's-Sünne de buyurmuştur ki: "Bu hadis-i şerif bu kişinin cennete giremeyeceğine dair bir tehdittir, çünkü cennet ehlinin içeceği şaraptır, ancak sarhoş etmez ve baş ağrıtmaz, cennete girense şarabından mahrum olmaz."
    Ancak bu görüşte bir düşünce payı vardır, zira imanla ölenin cezasını çektikten sonra cennete gireceği malûmdur, dolayısıyla bu kişi cennete girsede içki günahından tövbe etmeden öldüğü için cennet şarabından mahrum olabilir. Nitekim diğer bir rivayette: "Cennete girse de içemez." buyurulmuştur. (İbni Hacer Heytemî, ez Zevacir, 2/302)

    (عن ابن عباس) (اجتنبوا الخمر) (فإنها مفتاح كل شر)

    39 - İbni Abbas (Radıyaliahu Anhuma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Şaraptan sakının, çünkü o bütün şerlerin anahtarıdır." buyurmuştur. (Beyhaki, Şuabu'l-îman,No:5588,5/10,No:7231,4/162)

    أبو هريرة: إن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "لا يزني الزاني حين يزني وهو مؤمن. ولا يسرق السارق حين يسرق وهو مؤمن. ولا يشرب الخمر حين يشربها وهو مؤمن". قال ابن شهاب: فأخبرني عبدالملك بن أبي بكر بن عبدالرحمن؛ أن أبا بكر كان يحدثهم هؤلاء عن أبي هريرة. ثم يقول: وكان أبو هريرة يلحق معهن "ولا ينهب نهبة ذات شرف، يرفع الناس إليه فيها أبصارهم، حين ينتهبها، وهو مؤمن".

    40 - Ebu Hureyre (Radıyaliahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur. "Zina eden, zina ederken mümin olarak zina etmez, şarap içen, içerken mümin olarak içmez, hırsız çalarken, mümin olarak çalmaz, halkın gözleri önünde kıymetli bir şeyi zorla yağma ederken de mümin olarak yağma etmez." (Buharı, Mezalimdi, No:2343, 2/875, Müslim, İman:24, No:57, 1/76, Ebu Davud, Sünnet:16, No:4689, 2/633, Nesâî, Sârikıl, No:4885,8/435, Tirmizî, lman:ll, No/2625,5/15)
    Nesâî'nin rivayetinde burada şöyle bir ilâve vardır:

    "فإذا فعل ذلك خلع ربقة الإسلام من عنقه، فإن تاب تاب الله عليه."

    "Bu günahları yapan islâm ipini boynundan çıkarmış olur, tövbe ederse, Allah-u Tealâ tövbesini kabul eder." (Nesâî, sâriki, No:4887,8/436)

    من زنى أو شرب الخمر نزع الله منه الإيمان كما يخلع الإنسان القميص من رأسه التخريج (مفصلا): الحاكم في المستدرك عن أبي هريرة تصحيح السيوطي: صحيح

    41 - Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kim zina eder ve içki içerse, insan gömleği başından çıkarttığı gibi, Allah-u Tealâ ondan imanı Soyup alır." (Hakim, Müstedrek, No:57,1/73)

    13238- من شرب الخمر صباحا كان كالمشرك بالله حتى يمسي وكذلك إن شربها ليلا كان كالمشرك بالله حتى يصبح، ومن شربها حتى يسكر لم يقبل الله له صلاة أربعين صباحا، ومن مات وفي عروقه منها شيء مات ميتة جاهلية. (ت عن المنكدر) مرسلا (لدى الرجوع لسنن الترمذي كما عزاه المصنف لم أره ولكن ذكر عزوه في المنتخب (2/422) (عب) عن ابن المنكدر مرسلا. ص).‏

    42 - Muhammed ibni Münkedir (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Sabahleyin şarap içen, akşama kadar Allah'a ortak koşmuş gibi olur, gece içen ise sabaha kadar aynı durumdadır. Sarhoş oluncaya kadar içenin Allah-u Tealâ kırk sabah namazını kabul etmez, damarlarında içkiden bir şey bulunarak Ölen cahiliyyet Ölümü İle Ölmüştür." (Abdürrezzak, Musannef, No:17071,9/239)

    عَنْ عَبْدِ اللهِ بْنِ عَمْرٍو؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم: (مَنْ شَرِبَ الْخَمْرَ وِسَكِرَ، لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صلاةٌ أَرْبَعِينَ صَبَاحاً. وَإِنْ مَاتَ دَخَلَ النَّارَ. فَإِنْ تَابَ تَابَ اللهُ عَلَيْهِ. وَإِنْ عَادِ فَشَرِبَ فَسَكِرَ، لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صلاةٌ أَرْبَعِينَ صَبَاحاً. فَإِنْ مَاتَ دَخَلَ النَّارَ. فَإِنْ تَابَ تَابَ اللهُ عَلَيْهِ. وَإِنْ عَادَ فَشَرِبَ فَسَكِرَ، لَمْ تُقْبَلْ لَهُ صلاةٌ أَرْبَعِينَ صَبَاحاً. فَإِنْ مَاتَ دَخَلَ النَّارَ. فَإِنْ تَابَ تَابَ اللهُ عَلَيْهِ. وَإِنْ عَادِ كَانَ حَقّاً عَلَى اللهِ أَنْ يَسْقِيَهُ مِنْ رَدْغَةِ الْخَبَالِ يَوْمَ الْقِيَامَةِ) قَالُوا: يَا رَسُولَ اللهِ! وَمَا رَدْغَةُ الْخَبَالِ؟ قَالَ (عُصَارَةُ أَهْلِ النَّارِ).

    43 - Esma binti Yezid (Radıyaliahu Anha) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Şarap içenden Allah-u Tealâ kırk gece razı olmaz, ölürse kâfir olarak ölür, tövbe ederse Allah-u Tealâ tövbesini kabul eder, tekrar dönerse, Allah-u Tealâ'nın onu Tıynetü'l-Habâl'den içirmesi Allah-u Tealâ üzerine bir hak olur."
    Bunun üzerine ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e: "Tıynetü'l-Habâl nedir?" diye sorduğumda, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) "Cehennem ehlinin (akan) kan ve İrinleridir." buyurdu. (Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:27674, 10/443, Taberanî, el Mu 'cemü 'l-Kebir, No:428,24/168)
    Bu manada bir çok hadis-i şerifler mevcuttur, fakat ulema bunların manası hakkında ihtilâf etmişlerdir.
    Hasan-ı Basrî ve imam-ı Taberî (Rahimehumallah) a göre bu kişilerin imanı baki kalmakla beraber imanlarından dolayı övülecek bir şeyleri kalmaz demektir.
    Diğer bir takımları, bu günahları helâl kabul ederek yapanın dinden çıkacağını söylemişlerdir.
    İmam-ı Buhari'ye göre böylelerinden imanın nuru alınır. Bu mana İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) dan da rivayet edilmiştir. Bazılarına göre Allah-u Tealâ'ya taat hususunda basiretleri kapanır. Bütün bu teviller ihtimal dahilinde olmakla birlikte muhakkik âlimlere göre hadis-i şeriflerin en doğru manası, zikredilen günahı işleyenlerde imanın kemali kalmaz demektir. Zira:

    إِنَّ اللّهَ لاَ يَغْفِرُ أَن يُشْرَكَ بِهِ وَيَغْفِرُ مَا دُونَ ذَلِكَ لِمَن يَشَاءُ وَمَن يُشْرِكْ بِاللّهِ فَقَدْ ضَلَّ ضَلاَلاً بَعِيداً{116}

    "Şüphesiz ki Allah kendisine ortak koşulmasını mağfire etmez, onun dışındakiler! ise diledikleri için bağışlar." (Nisa suresi:117 den) ayet-i celilesi şirkin dışındaki günahları işlemekle insanın kâfir olmayacağını açıklamaktadır.
    Bu yüzden ehli sünnet uleması, büyük günah işleyenlerin günahları sebebiyle dinden çıkmadıklarına, bunların mümin fakat imanlarının noksan olduğuna ittifak etmişlerdir. Şayet tövbe ederlerse cezaları düşer, büyük günahlara devam ederlerken ölürlerse işleri Allaha kalır; dilerse onları affederek doğrudan cennetine koyar. Dilerse cezaları nisbetinde azabettikten sonra cennetine nail kılar. Ayrıca:

    -عَنْ الزُّهْرِيِّ قَالَ: أَخْبَرَنِي أَبُو إِدْرِيسَ عَائِذُ اللَّهِ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ أَنَّ عُبَادَةَ بْنَ الصَّامِتِ -رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ -وَكَانَ شَهِدَ بَدْرًا، وَهُوَ أَحَدُ النُّقَبَاءِ لَيْلَةَ الْعَقَبَةِ -أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ -صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ -قَالَ: وَحَوْلَهُ عِصَابَةٌ مِنْ أَصْحَابِهِ " بَايِعُونِي عَلَى أَنْ لَا تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا، وَلَا تَسْرِقُوا، وَلَا تَزْنُوا، وَلَا تَقْتُلُوا أَوْلَادَكُمْ، وَلَا تَأْتُوا بِبُهْتَانٍ تَفْتَرُونَهُ بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَأَرْجُلِكُمْ، وَلَا تَعْصُوا فِي مَعْرُوفٍ، فَمَنْ وَفَى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ، وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَعُوقِبَ فِي الدُّنْيَا فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَهُ، وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا ثُمَّ سَتَرَهُ اللَّهُ فَهُوَ إِلَى اللَّهِ: إِنْ شَاءَ عَفَا عَنْهُ، وَإِنْ شَاءَ عَاقَبَهُ " فَبَايَعْنَاهُ عَلَى ذَلِك.

    44 - Birinci Akabe gecesindeki on iki nakibden biri olan ve Bedir harbinde bulunmuş olan Ubade ibni Sâmit (Radıyallahu Anh) şöyle anlatmıştır:
    Bir kere Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), etrafında Sahabe-i kiramdan bir cemaat bulunduğu hâlde onlardan, "Çalmamak, zina etmemek ve asî olmamak" gibi sözler aldıktan sonra: "... Her kim sözünde durursa, onun ecri Allahın üzerindedir (sevabını vermek Allah'a aittir).
    Herkim bunlardan birini yapıp da, bu sebeple dünyada cezalandırılırsa bu ceza ona keffarettir. Bunlardan bir şey yapıp da Allah bunu örterse (işi mahkemeye intikal etmeyip ceza görmezse), işi Allah'a kalır, isterse affeder, isterse ona azabeder." buyurdu. (Buhari, iman:9, No:18, 1/15, Müslim, Hudud:10, No:170, 9/43-44, 3/1333, Ibni Mace, Hudud:33, No:2603, 2/868, Nesaî,Bey'at:18, No:4192, 7/168, Tirmizî, îman:11, No:2625,5/16) buyurmuştur.
    İşte bu hadis-i şeriften dolayı geride zikredilen hadis-i şerifleri te'vil etme zarureti hasıl olmuştur. Zaten bir meselede zahiren birbirine muarız (görünüşte çelişen) iki hadis bulunursa yapılacak iş onların aralarını bulmaktır.
    İbni Battal (Rahimehullah) ın beyanına göre: Bu hadis-i şerifler içki hususunda varid olan en şiddetli delillerdir. Ulema bu hadis-i şeriflerde bütün masiyet çeşitlerine ve onlardan sakınmaya tenbih bulunduğunu söylemektedirler.
    Zinayı zikretmekle bütün şehvetlere, şarapla Allah yolundan saptıran ve gaflete sürükleyen bütün eğlencelere, hırsızlıkla dünyaya dalmaya ve harama meyletmeye, yağmacılıkla da kulları hiçe sayarak utanmadan onlarla alay etmenin kötülüğüne dikkat çekilmiştir.

    من شرب شرابا يذهب بعقله فقد أتى بابا من أبواب الكبائر. (ابن أبي الدنيا هب وابن النجار عن ابن عباس) (طب عنه) موقوفا.

    45 - Ibni Abbas (Radıyallahu Anhuma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Herkim aklını giderecek bir içki içerse, muhakkak ki büyük günahlardan birini işlemiştir." (Beyhakî, Şuabu'l-İman, No:5599,5/13, Ebu Yâ'lâ,Müsned, No:2348,4/235)

    عن جابر أن النبي صلى اللّه عليه وسلم قال: "من كان يؤمن باللّه واليوم الآخر فلا يدخل حليلته الحمام، ومن كان يؤمن باللّه واليوم الآخر فلا يدخل الحمام بغير ازار، ومن كان يؤمن باللّه واليوم ولآخر فلا يجلس على مائدة يدار عليهم الخمر". هذا حديث حسن غريب لا نعرفه من حديث طاؤس عن جابر الا من هذا الوجه. قال محمد بن اسماعيل ليث بن أبي سليم صدوق وربما يهم في الشيء وقال محمد: قال أحمد بن حنبل ليث لا يفرح بحديثه.

    46 - Cabir (Radıyaliahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Herkim Allaha ve ahiret gününe iman ediyorsa, üzerinde şarap (kadehleri) döndürülen bir sofraya oturmasın." (Tirmizî, Edep: No:2801,5/113, Taberânî, el Mu 'cemü 'l-Evsat, No:8210,9/100)

    2307 - عن مُحَمَّدِ بنِ عمر بنِ عَليٍّ عن عَليِّ بنِ أبي طالبٍ قال: قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلِيهِ وسَلَّم (إذا فَعَلتْ أُمَّتي خمسَ عشَرةَ خَصلَةً حلَّ [ص 335] بِها البلاءُ قيلَ وما هي يا رسولَ اللهِ قال إذا كانَ المغنمُ دولاً والأمانَةُ مغنماً والزكاةُ مَغرماً وأطاعَ الرَّجلُ زوجَتَهُ وعقَّ أُمِّهُ وبرَّ صديقَهُ وجفا أباهُ وارتَفَعتِ الأصواتُ في المساجدِ وكان زعيمُ القومِ أرذلَهُم وأكرمَ الرَّجلُ مخافَةَ شرِّهِ وشُربتِ الخُمورُ ولُبسَ الحريرُ واتُّخذتْ القيانُ والمعازفُ ولَعَنَ آخرُ هذهِ الأمَّةِ أوَّلها فليرْتَقبُوا عندَ ذلكَ ريحاً حمراءَ أو خَسفاً أو مسخاً) . هذا حديثٌ غريبٌ لا نعرفهُ من حديثِ عَليٍّ إلاَّ من هذا الوَجهِ ولا نعلمُ أحداً روى هذا الحديثَ عن يحيى بنِ سعيدٍ الأنصاريِّ غيرَ الفَرجِ بنِ فَضَالةَ وقد تكلَّمَ فيهِ بعضُ أهلِ الحديثِ وضعَّفهُ من قِبَلِ حفظهِ وقد رَوى عنهُ وكيعٌ وغيُر واحدٍ من الأئمةِ.

    47 - Ali ibni Ebi Talib (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Ümmetim onbeş haslet (kötü şey) işlediği vakitte kendisine belâ iner." Bunun üzerine: "Ya Resulallah! Onlar nelerdir?" denince, Buyurdu ki:
    "Ganimet (devlet malı veya harp ganimetleri) muayyen kişiler arasında devrettiği (zenginler ve rütbe sahipleri fakirlerin haklarını gasbettiği), Emanet, ganimet, zekât ta ziyan sayıldığı (insanlar ganimet bulmuş gibi birbirlerinin emanetlerini alıp götürdüğü ve zekât vermekten zorlandığı) vakit, kişi karısına (Allah'ın emirlerine muhalif olan isteklerinde) itaat edip, annesine, (meşru isteklerinde) isyan ettiğinde, arkadaşına iyi davranıp, babasına eziyet ettiği zaman.
    Camilerde (kavga gürültü, alış-veriş, eğlence ve benzeri) sesler yükseldiği, aşağılık bir adamın millete lider olduğu, şerrinden korkularak kişiye ikram edildiği, şaraplar (sarhoş edici bütün maddeler çokça ve açıkça) içildiği, (erkekler tarafından zaruret olmaksızın) ipek giyildiği, şarkıcı kızlar edinilip çalgı aletleri çalındığı ve bu ümmetin sonu evveline lanet okuduğu (sonrakiler öncekilerin iyiliklerine uyacakları yerde, geçmiş büyüklerin aleyhinde konuştuğu) zaman ;
    İşte o zaman bir kızıl rüzgâr veya yere batma ve şekil değiştirilmesi (insan kılığından çıkarılıp başka bir surete sokulma gibi bir belâ) beklesinler." (Tirmizf, Fiten:38, No:2210,4/494, parantez içi şerhler "Tuhfetu'l-Ahvezî" den alınmıştır 6/377)
    Diğer bir rivayette: "Zelzele, batma, dönüşme, taşlanma, ve ipi kopmuş balya demeti gibi peşpeşe gelen ayetleri (tehditleri ve musibetleri) beklesinler." buyurulmuştur. (Tirmizî, Fiten:38, No:2211,4/495)

    عن ابن عباس عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: -والذي نفس محمد بيده ليبيتن ناس من أمتي على أشر وبطر ولعب ولهو فيصبحوا قردة وخنازير باستحلالهم المحارم والقينات وشربهم الخمر وأكلهم الربا ولبسهم الحرير.

    48 - İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Muhammed'in canı (kudret) elinde olan Allah'a yemin ederim ki, elbette ümmetimden bir takımları aşırı sevinç, taşkınlık, azgınlık, oyun ve eğlence ile geceleyip sonra, haramları, çalgıcı kadınları helâl görmeleri, içki içmeleri, faiz yemeleri ve ipek giymeleri yüzünden sabaha maymunlar ve domuzlar şeklinde çıkacaklardır." (Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:22854, 8/423, Hafız Münzirî, Tergib ve Terhib, No:3520,3/259, İbni Ebiddünya, Zemmü'l-Melâhî, Mevsû'a, 1/67)

    عَنْ أَبِي مَالِكٍ الأَشْعَرِيِّ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم (لَيَشَرَبَنَّ نَاسٌ مِنْ أُمَّتِي الْخَمْرَ. يُسَمُّونَهَا بِغَيْرِ اسْمِهَا. يُعْزَفُ عَلَى رُءُوِسِهِمْ بِالْمَعَازِفِ وَالْمُغَنّيَاتِ، يَخْسِفُ اللهُ بِهِمُ الأَرْضَ. وَيَجْعَلُ مِنْهُمُ الْقِرَدَةَ وَالْخَنَازِيِرَ).[ش - (يعزف على رؤوسهم بالمعازف) في النهاية: العزف اللعب بالمعازف، وهي الدفوف وغيرها مما يضرب.]

    49 - Ebu Malik el Eşarî (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    "Ümmetimden bir takımları muhakkak ki şarap içip ona adından başka isim takacaklar, baş uçlarında çalgılar çalınıp, şarkıcı kadınlar şarkı (türkü) söyleyecekler, Allah (-u Tealâ) onları yere batıracak ve onlardan maymunlar ve domuzlar yapacaktır." (Ibni Mace, Fiten:22, No:4020, 2/1333, Beyhakî, Sünen-i Kübra, No:20989, 10/373, Taberanî, el Mu'cemu'l-Kebir, No:3419, 3/283, Buharı, Tarih-i Kebir, No:967, 1/305, İbni Hibban, No:6758,15/160)

    عن معاذ وأبي عبيدة قالا قال رسول الله صلى الله عليه وسلم إن هذا الأمر بدأ رحمة ونبوة ثم يكون رحمة وخلافة ثم كائن ملكا عضوضا ثم كائن عتوا وجبرية وفسادا في الأرض يستحلون الحرير والفروج والخمور يرزقون على ذلك وينصرون حتى يلقوا الله عز وجل (1/ 157)

    50 - Muaz ve Ebu Ubeyde (Radıyallahu Anhuma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki bu iş rahmet ve nübüvvet olarak başlamıştır. Sonra rahmet ve hilâfet devam edecek, sonra zalim idareler zuhur edecek, sonunda da azgınlıklar, harpler ve fesatlar çıkacaktır.
    (O zamanda insanlar) İpeği (n erkekler tarafından giyilmesini), şarapları (n içilmesini) ve fercleri (zinayı) helâl görecekler, yine de Allah'a kavuşuncaya kadar rızık ve yardım görecekler (se de ahirette en büyük azaba düşecekler) dir." (Beyhakî, Şuabu'l-İman, No:5616, 5/16, Hatîb-i Tebrîzî, Mişkâtü'l-Mesâbîh, No:5375, 3/150, Dârimî, Eşribe:8, No:2026,1/549, Ebu Davud Tayalisî, Müsned, No:228, Sh.31, Taberanî, el Mu 'cemül-Kebir, No:91,92,20/53, Ebu Yâ'lâ, Müsned, No:873,2/177)
    Bu hadis-i şerifle önceki hadis-i şerifler arasında zıddiyet yoktur, zira geride zikredilen hadis-i şeriflerde geçtiği üzere, âhir zamanda içki ve diğer haramlar yüzünden azabadüşecek kavimler olacaksa da, diğer bir takım toplumlara da istidrac olarak dünya azabı gönderilmeyebilir, dolayısıyla dünyada azap olunmamaktan, ahirette azap olunmayacağı gibi bir mana çıkarılamaz.

    ‏" وللدارمي بسند لين من طريق القاسم عن عائشة " سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: إن أول ما يكفأ الإسلام كما يكفأ الإناء كفء الخمر، قيل: وكيف ذاك يا رسول الله؟ قال: يسمونها بغير اسمها فيستحلونها "

    51 - Aişe (Radıyallahu Anha) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki (islâmda) tersine döndürülecek ilk hüküm, kabın tersine döndürülmesi (kadeh dikilerek içki içilmesi) dir." Yani İslâmda hükmü haramlıktan helâllığa tam manasıyla döndürülecek ilk şey şarab olacaktır. İnsanlar su içmeye cesaret ettikleri gibi onu içeceklerdir.
    Bunun üzerine: "Ya Resulallah! Allah içki hakkında bu kadar beyanat yapmış iken bu nasıl olur?" denilince, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Ona isminden başka isimler takarak onu helâl sayacaklar." buyurdu. (Darimî, Eşribe:8, No:2025, 1/548, İbni Ebî Şeyhe, Musannef, Eşribe:1, No:39, 5/474, İbni Hacer, el Metalibu'l-Aliye, No:1794,2/109, EbuYâ'lâ,Müsned,No:4731,8/177)

    عن أبي موسى عن النبي صلى الله عليه وسلم قال:"ثلاثة لا يدخلون الجنة مدمن خمر،وقاطع رحم،ومصدق بسحر،ومن مات مدمن خمر سقاه الله من نهر الغوطة". قيل: وما نهر الغوطة؟ قال: "نهر يجري من قروح المومسات،يؤذي أهل النار بريح فروجهم". رواه أحمد وأبو يعلى والطبراني ورجال أحمد وأبي يعلى ثقات. ص.

    52 - Ebu Musa el Eşarî (Radıyallahu Anh) dan rivayete göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Üç kimse cennete giremez (bunlar da): İçki içmeğe devam eden, akraba ilişkilerini kesen ve sihri tasdikleyen (yapan, yaptıran, birde Allah'ın izni olmadan tesir ettiğine inanan). Şaraba devam ederek (tövbesiz) öleni Allah-u Tealâ guta nehrinden içirir."
    Bunun üzerine "Guta nehri nedir?" diye sorulduğunda, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Zina eden kadınların ferclerinden (tenasül uzuvlarından) akan bir ırmaktır. Onların ferclerinin kokusu cehennem ehline eziyet
    Verir." buyurdu. (Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:19586, 7/139, Ebu Yala, Müsned, No:5556, 9/408, İbni Hibban, No:5322, 7/366. Hakim, Müstedrek, No:7234,4/163)

    عن ابن عباس أنه قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: -مدمن الخمر إن مات لقي الله كعابد وثن.

    53 - İbni Abbas (RadıyallahuAnhuma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Şaraba devam eden (tövbesiz) Ölürse, Allah'a, puta tapan gibi kavuşur." (Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No: 2453, 1/583, Sahîh İbni Hibban, No:5323,7/367, Buharî,Tarih-i Kebir, 1/129, Beyhakî, Şuabu'l-İman, No:5597,5/12)

    عن جابر قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "ثلاثة لا تقبل لهم صلاة ولا تصعد لهم حسنة: العبد الآبق حتى يرجع إلى مواليه، والمرأة الساخط عليها زوجها، والسكران حتى يصحو".

    54 - Cabir (Radıyallahu Anh) dan rivayet edildiğine göre Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: Kaçak köle ağalarına dönüp elini ellerine koyuncaya (teslim oluncaya) kadar, kocası kendisine kızgın olan kadın (onu razı edinceye kadar), birde sarhoş ayılıncaya kadar, işte bu üç kişinin, hiç bir namazı kabul edilmez ve iyiliklerinden hiç biri (semaya) yükseltilmez. (Beyhakî, Şuabul iman, No:8727,6/417)

    وعن أبي هريرة قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم: "يراح ريح الجنة من مسيرة خمسمائة عام ولا يجد ريحها منان بعمله، ولا عاق، ولا مدمن خمر". رواه الطبراني في الصغير، وفيه الربيع بن بدر وهو متروك.

    55 - Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Cennetin kokusu beşyüz senelik yoldan duyulur, fakat yaptığını başa kakan, içki içmeğe devam eden ve ana-babasına isyan eden onun kokusunu bulamaz (duyamaz)." (Taberanî, el-Mu'cemü's-Sağîr, No:409, Sh.174, el-Heysemî, Mecmeu'z-Zevâid, No:13435,8/271, el- Münzirî, et-Terğîb, No:3501,3/254)

    أخبرنا سويد قال: أنبأنا عبد الله عن معمر، عن الزهري، عن أبي بكر بن عبد الرحمن بن الحارث، عن أبيه قال: سمعت عثمان رضي الله عنه يقول:-اجتنبوا الخمر فإنها أم الخبائث، إنه كان رجل ممن قبلكم تعبد فعلقته امرأة غوية فأرسلت إليه جاريتها فقالت له: إنا ندعوك للشهادة فانطلق مع جاريتها فطفقت كلما دخل بابا أغلقته دونه حتى أفضى إلى امرأة وضيئة عندها غلام وباطية خمر، فقالت: إني والله ما دعوتك للشهادة ولكن دعوتك لتقع علي أو تشرب من هذه الخمرة كأ سا أو تقتل هذا الغلام، قال: فاسقني من هذا الخمر كأسا فسقته كأسا، قال: زيدوني فلم يرم حتى وقع عليها، وقتل النفس، فاجتنبوا الخمر فإنها والله لا يجتمع الإيمان وإدمان الخمر إلا ليوشك أن يخرج أحدهما صاحبه.

    56 - Hazreti Osman (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Pisliklerin anasından sakının, çünkü sizden önce geçenler içersinde ibadete devam edip kadınlardan uzak duran bir adam vardı. Zinakâr bir kadın onu görüp (ona aşık olup) hizmetçisini göndererek 'Bir hususta şahitlik için seni davet ediyoruz' dedi.
    Bunun üzerine o kişi (hizmetçinin peşinden gidip, gösterdiği eve) girince, o hizmetçi her girdiği kapıyı arkasından kapattı, neticede o kişi çok güzel bir kadının yanına vardı. O kadın oturmuş, yanında da bir çocuk ve içinde şarap bulunan bir kap vardı.
    Kadın o zata: 'Ben aslında seni bir şahitlik için çağırmadım velâkin seni çağırdım ki, ya bu çocuğu öldüresin ya benimle zina edesin veya bu şaraptan bir kâse içesin, bunlardan birini yapmadığın takdirde bağırıp seni rezil ederim' dedi.
    O kişi başka çaresi olmadığını anlayarak, 'Bari bana şu şaraptan bir kâse içir' deyince, kadın ona şaraptan bir kâse sundu, sonra o,'Yine ver' diye şarap içmeğe devam etti. Neticede kadınla zina etti ve çocuğu öldürdü.
    O hâlde şaraptan sakının, çünkü bir kişinin göğsünde iman ile şarap içmeğe devam etmek vallahi asla birleşmez. Onlardan birinin diğerini çıkarması yakındır." (Beyhakî, Şuabu'l-iman, No:5586, 5/10, Nesâî, Eşribe:44, No:5682, 8/718, İbni Hıbban, Mevâridü 'z-Zam 'ân, No:1375,4/342, Abdürrezzak, Musannef, No:l 7060, 9/236)

    إن الله تعالى بنى الفردوس بيده، وحظرها على كل مشرك وعلى كل مدمن الخمر سكير. (هب - عن ابن عباس).

    57 - Enes ibni Malik (Radıyaliahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki Allah-u Tealâ Firdevs cennetini (kudret) eliyle bina etmiş, ve onu her müşrik ve içkiye devam eden, her ziyade sarhoş kimseye yasak etmiştir." (Beyhakî, Şuabu'l-îman, No:5590,5/11, Ebu Nuaym, Hilyetü'l-Evliya, 3/95)

    من لبس الحرير في الدنيا لم يلبسه في الآخرة، ومن شرب الخمر في الدنيا لم يشربه في الآخرة؛ ومن شرب في آنية الذهب والفضة لم يشرب بها في الآخرة؛ لباس أهل الجنة وشراب أهل الجنة وآنية أهل الجنة. (ك، كر عن أبي هريرة)

    58 - Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Dünyada ipek giyen (erkek) kimse, ahirette onu giyemez, dünyada içki içen, ahirette onu (cennet şarabını) içemez, dünyada altın ve gümüş kaplarda (yeyip) içen, ahirette onlarla içemez."
    Sonra buyurdu ki: "(Çünkü bunlar) Cennet ehlinin elbisesi, Cennet ehlinin içeceği ve Cennet ehlinin kaplarıdır." (Hakim, Müstedrek, No:7216,4/157)

    وعن ابن عمر أن أبا بكر الصديق رضي الله عنه وعمر بن الخطاب وناساً من أصحاب رسول الله صلى الله عليه وسلم جلسوا بعد وفاة رسول الله صلى الله عليه وسلم فذكروا أعظم الكبائر،فلم يكن عندهم فيها علم،فأرسلوني إلى عبد الله بن عمرو أسأله عن ذلك،فأخبرني أن أعظم الكبائر شرب الخمر،فأتيتهم فأخبرتهم فأنكروا ذلك،ووثبوا إليه جميعاً فأخبرهم أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "إن ملكاً من بني إسرائيل أخذ رجلاً فخيره بين أن يشرب الخمر،أو يقتل صبياً،أو يأكل لحم خنزير،أو يقتلوه إن أبى فاختار أن يشرب الخمر،وأنه لما شرب لم يمتنع من شئ أرادوه منه". وأن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال لنا حينئذ: "ما من أحد يشربها فتقبل له صلاة أربعين ليلة،ولا يموت وفي مثانته منها شيء،إلا حرمت عليه الجنة،وإن مات في الأربعين مات ميتة جاهلية". رواه الطبراني في الأوسط ورجاله رجال الصحيح خلا صالح بن داود التمار وهو ثقة.

    59 - Salim ibni Abdillah ibni Amr babasının (Radıyallahu Anhum) şöyle dediğini rivayet etmiştir, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in vefatından sonra, Ebu Bekr-i Sıddık, Ömer ibnil Hattab ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in ashabından bir takımları (Radıyallahu Anhum) bir yerde oturup günahların en büyüğünün ne olduğunu müzakere ettiler.
    Fakat yanlarında bu hususta müracaat edecekleri bir bilgi bulunmadığından beni bu hususta sormam için Abdullah ibni Amr (Radıyallahu Anh) a (babama) gönderdiler.
    O bana, büyük günahların en büyüğünün içki içmek olduğunu bildirince, ben de gelip bunu onlara haber verdiğimde bu görüşü kabullenmeyerek hep birden onun yanına gitmek üzere fırladılar ve böylece onun evine vardığımızda, O onlara Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in şöyle buyurduğunu haber verdi:
    "Benî İsrailin meliklerinden bir hükümdar bir adamı yakalayarak onu, içki içmek, adam öldürmek, zina etmek, domuz eti yemek, bunların hiçbirini yapmadığı takdirde ise öldürülmek arasında muhayyer bıraktı. O kişi içki içmeyi tercih etti ve içer içmez istedikleri hiçbir şeyi yapmaktan geri kalmadı."
    Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu hususta bize şöyle buyurdu: "Her hangi bir kimse onu içerse, Allah-u Tealâ onun namazını kırk gece kabul etmez, mesanesinde ondan bir zerre bulunarak (tövbesiz) ölene mutlaka o sebeble cennet haram edilir, kırk gece içinde (tövbesiz) ölürse, cahiliyyet Ölümü İle Ölür." (Hakim, Müstedrek, No:7236,4/163, Heysemî, Mecmeu 'z-Zevâid, No:8173,5/104)

    عَنِ ابْنِ عَمْرٍ اِنَّهُ سُئِلَ عَنِ الْخَمْرِ فَقَالَ ـ سَئَلْتُ عَنْهَا رَسُول اللَّه ـ فَقال ـ هِى اكبر الكبائر, و ام الفواحش, من شرب الخمر ترك الصلأة ووقع على امه وخالته وعمته

    60 - İbni Amr (Radıyallahu Anh) a, içki içmenin hükmü sorulduğunda şöyle dedi: Ben onu Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimize sorduğumda: "O, büyük günahların en büyüğüdür ve çirkinliklerin anasıdır, içki içen, namazı terk eder ve anasıyla, teyzesiyle, halasıyla bile zina eder." buyurdu. (İbni EbîHatim, No:5197,3/930, Heysemî, Mecmeu'z-Zevaid, 5/68)

    وعن ابن عباس عن النبي صلى الله عليه وسلم قال: "ثلاثة لا تقربهم الملائكة: الجنب والسكران والمتضمخ بالخلوق".

    61 - İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Üç kimseye melekler yaklaşmaz (bunlar da): Cünüp, sarhoş ve safranlı kokuyu çokça sürünen (kadın kokusunu sürmekle onlara benzemeye çalışan) kimselerdir." (Ibni Hacer-i Askalânî, Müsned-i Bezzâr, No:1128,1/628)

    رواه البزار ورجاله رجال الصحيح خلا العباس بن أبي طالب وهو ثقة. ‏زيادة الجامع الصغير للإمام السيوطي، والدرر المنتثرة
    379- إذا حلفت على معصية فدعها واقذف ضغائن الجاهلية تحت قدمك وإياك وشرب الخمر فإن الله لم يقدس شاربها. (ك) عن ثوبان.

    62 - Sevban (Radıyallahu Anh) şöyle rivayet etmiştir: Bir kere Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana: "Bir günah (ı işlemek) üzerine yemin ettiğin zaman onu terket (yemin kefareti vererek onu boz), cahiliyyet kinlerini ayağının altına at ve içki içmekten sakın, çünkü Allah-u Tealâ onu içeni mukaddes kılmaz (kutsamaz)." buyurdu. (Hakim, Müstedrek, No:6037,3/548)

    وعن ابن عباس قال: سمعت رسول الله صلى الله عليه وسلم يقول: "من شرب حسوة من خمر لم يقبل الله منه ثلاثة أيام صرفاً ولا عدلاً،ومن ص.111 شرب كأساً لم يقبل الله منه أربعين صباحاً،والمدمن الخمر حق على الله أن يسقيه من نهر الخبال". قيل: يا رسول الله وما نهر الخبال؟ قال: "صديد أهل النار".رواه الطبراني وفيه حكيم بن نافع وهو ضعيف وقد وثقه ابن معين وغيره.

    63 - İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Bir yudum şarap içenin Allah-u Tealâ ne farzını, ne de nafilesini üç gün kabul etmez, bir kâse içenin amellerini kırk sabah kabul etmez, şaraba devam edeni, "Habal ırmağın" dan içirmesi Allah-u Tealâ üzerine bir haktır."
    Bunun üzerine "Ya Resulallah! Habal ırmağı nedir?" diye sorulduğunda Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): "Cehennem ehlinin irinleridir." buyurdu.(Taberanî,el-Mu-cemü'l-Kebir,No:11465,ll/192)

    من فارق الدنيا وهو سكران، يدخل القبر سكران، ويبعث من قبره سكران، ويزج في النار سكران، ويؤمر به إلى حبل يقال له سكران فيه عين يجري منها القيح والصديد وهو طعامهم وشرابهم، مادامت السموات والأرض، كما أخبر بذلك رَسُول اللَّهِ صَلى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمْ في الحديث الشريف (ملخص من شرح الترغيب والترهيب).

    64 - Enes (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Dünyadan sarhoş olarak ayrılan, kabre sarhoş olarak sokulur, kabrinden sarhoş olarak diriltilip, sekran (sarhoş) olarak cehennemdeki sekran isimli dağa (çıkması) emredilir, o dağda bir göze vardır ki, ondan kan ve irin akar. (Ahiretin) gökler ve yer (i devam ettiği sürece) o (kan ve irin) onların yiyeceği ve içeceğidir." (İbni Hacer, el Askalânî, el Metalibu 'l-Aliye, No:1783,2/106, Busayrî, İthâfu 'l-Hıyeret 'il-Mehere, No:5157,5/453)

    عن عبد الله بن عمرو عن رسول الله صلى الله عليه وسلم أنه قال من ترك الصلاة سكرا مرة واحدة فكانما كانت له الدنيا وما عليها فسلبها ومن ترك الصلاة سكرا أربع مرات كان حقا على الله عز وجل أن يسقيه من طينة الخبال قيل وما طينة الخبال يا رسول الله قال عصارة أهل جهنم.

    65 - Abdullah ibni Amr (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Sarhoş olduğu için bir kere namazı terkeden kimse , sanki bütün dünya ve üzerindekiler onun iken elinden alınmış gibidir. Sarhoşluk nedeniyle dört kere namazı terkeden kimseyi Tıynetü'l-Habal'den içirmesi Allah üzerine bir hak olur."
    Bunun üzerine "Tıynetül-habal nedir? Ya Resulallah!" denildiğinde: "Cehennem ehlinin usaresi (yanmaktan dolayı vücudundan çıkan) dır." buyurdu.(Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:6671, 2/593, Hakim, Müstedrek, No:7233,4/162, Beyhakî, Sünen, No:17338,8/499)

    يبيت قوم من هذه الأمة على طعم وشرب ولهو وحب فيصبحون قد مسخوا قردة وخنازير، ليصيبنهم خسف ومسخ وقذف حتى يصبح الناس فيقولون: خسف الليلة ببني فلان، وخسف الليلة بدار فلان خواص؛ وليرسلن عليهم حاصب حجارة من السماء كما أرسلت على قوم لوط وعلى قبائل فيها، وعلى دور فيها، وليرسلن عليهم الريح العقيم التي أهلكت عادا على قبائل فيها وعلى دورهم، بشربهم الخمر، ولبسهم الحرير، واتخاذهم القينات، وأكلهم الربا، وقطيعتهم الرحم. (ط، عم، وسمويه والخرائطي في مساوي الأخلاق؛ ك، هب - عن أبي أمامة؛ ط - عن سعيد بن المسيب مرسلا؛ عم - عن عبادة بن الصامت).

    66 - Ebu Umame (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerife göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Bu ümmetten bir topluluk yiyip-içip eğlenerek geceleyip, sabaha maymunlar ve domuzlar olarak çıkacaklardır. Ve elbette onlara yere batırılma ve gökten taşlanma gibi cezalar isabet edecektir.
    Neticede insanlar sabaha çıktıklarında özel bir takım bilinen kimseler için: 'Bu gece filân oğulları batırıldı, bu gece filânın evi yerin dibine battı' diyeceklerdir. Ve elbette Allah-u Tealâ onlar içinde bulunan bir takım kabileler ve mahallelere Lût kavmine gönderildiği gibi gökten taş yağdıran bir kasırga gönderecektir.
    Ve yine muhakkak ki Allah-u Tealâ onların bir takım aşiret ve ocaklarına Ad kavmini helak eden, kısır rüzgâr (ortalığı kasıp kavuran, köklerini kurutan bir kasırga) gönderecektir. (Bütün bunlar) onların içki içmeleri, ipek giymeleri, şarkıcı kadınlar oynatmaları, faiz yemeleri ve akraba ile ilişkileri kesmeleri yüzündendir."
    Burada bir haslet daha vardır ki, Cafer isimli ravî onu unutmuştur.(Beyhakî Şuabu'l-İman, No:5614, 5/16, Hakim Müstedrek, No:85724/560, İbni Ebid-Dünya, Mevsûa', Zemmü'l-Melâhî, 1/68, Ebu Davud, et-Tayalisî, No:1137, Sh.155, Harâitî, Mesâvi'l-Ahlâk, No:284, Sh.136)

    عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَيْلَةَ أُسْرِيَ بِي رَأَيْتُ مُوسَى وَإِذَا هُوَ رَجُلٌ ضَرْبٌ رَجِلٌ كَأَنَّهُ مِنْ رِجَالِ شَنُوءَةَ وَرَأَيْتُ عِيسَى فَإِذَا هُوَ رَجُلٌ رَبْعَةٌ أَحْمَرُ كَأَنَّمَا خَرَجَ مِنْ دِيمَاسٍ وَأَنَا أَشْبَهُ وَلَدِ إِبْرَاهِيمَ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ بِهِ ثُمَّ أُتِيتُ بِإِنَاءَيْنِ فِي أَحَدِهِمَا لَبَنٌ وَفِي الْآخَرِ خَمْرٌ فَقَالَ اشْرَبْ أَيَّهُمَا شِئْتَ فَأَخَذْتُ اللَّبَنَ فَشَرِبْتُهُ فَقِيلَ أَخَذْتَ الْفِطْرَةَ أَمَا إِنَّكَ لَوْ أَخَذْتَ الْخَمْرَ غَوَتْ أُمَّتُكَ

    67 - Ebu Hureyre (Radıyaliahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Seliem) şöyle buyurmuştur: "Geceleyin yürütüldüğüm zaman, Musa (Aleyhisselâm) ı gördüm baktım ki O, Yemenin şenûe kabilesinin erkeklerinden biri gibi uzun boylu, fazla şişman olmayıp dolgun vücutlu, saçı ne kıvırcık, ne de düz bir zattı.
    İsa (Aleyhisselâm) ı da gördüm, baktım ki O, orta yapılı, sanki hamamdan çıkmış gibi pembe beyazdı. (İbrahim (Aleyhisselâm) ı da gördüm, baktım ki) Çocukları içinde İbrahim (Aleyhisselâm) a en çok benzeyeni benim, sonra bana birinin içinde süt, diğerinde şarap bulunan iki kap getirildi, Cibril (Aleyhisselâm) bana 'Bunlardan hangisini istersen iç' dedi.
    Ben sütü alıp onu içince bana 'Fıtratı (kolay, lezzetli, faydalı olduğu için islâm dinine işaret olan sütü) aldın, eğer sen şarabı almış olsaydın elbette Ümmetin azgın olurdu.' denildi." (Buharı, Enbiya:26, No:3214, 3/1243, Müslim, İman:74, No:168,1/154, Tirmizî, Tefsir.18, No:3130,5/300, Nesâî, Eşribe:41, No:5673,8/715, Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:10652,3/590, Beyhakî, Şuabu'l-îman, No:5568,5/4)

    13255- يلقى الله شارب الخمر يوم القيامة حين يلقاه وهو سكران فيقول: ويلك ما شربت؟ فيقول: الخمر، فيقول: ألم أحرمها عليك؟ فيقول: بلى، فيؤمر به إلى النار. (عب عن معمر عن أبان عن الحسن) مرسلا.

    68 - Hasen (Radıyaliahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "içki içen kıyamet günü sarhoş olarak Allah-u Tealâ ile karşılaştığında ona, 'Yazık sana! Ne içtin?' diye sorunca,
    O: 'Şarap' diye cevap verir. Bunun üzerine Mevlâ Tealâ 'Ben onu sana haram etmemiş miydim?' buyurur, O: 'Evet' diye suçunu itiraf edince, cehenneme gönderilmesi emrolunur. (Abdürrezzak,Musannef,No:17061, 9/237)

    3409- حدّثنا مُجَاهِدُ بْنُ مُوسى. حدّثنا الْوَلِيدُ عَنْ صَدَقَةَ أَبِي مُعَاوِيَةَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ وَاقِدٍ، عَنْ خَالِدِ بْنِ عَبْدِ اللهِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ؛ قَالَ: أُتِيَ النَّبِيُّ صلى الله عليه وسلم بِنَبِيذِ جَرٍّ يَنِشُّ فَقَالَ: (اضْرِبْ بِهذَا، الْحَائِطَ. فَإِنَّ هذَا شَرَابُ مَنْ لاَيُؤْمِنُ بِاللهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ). [ش - (ينش) في النهاية: إذا نش الشراب فلا تشرب، أي إذا غلا. يقال: نشّت الخمر تنشي نشيشا.]

    69 - Ebu Hureyre (Radıyaliahu Anh) şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) e bir cer (topraktan mamul büyük testi) getirildi. Şıra kabarıp kaynıyordu, bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bana: "Bunu bahçeye dök çünkü bu, Allah'a ve ahiret gününe inanmayanın içkisidir." buyurdu, (İbni Mace, Eşribe:15, No/3409,2/1128, Ebu Davud, Eşribe:12, No:3716,2/361, Nesâi, Eşribe:25, No:5626,8/700)
    Bu hadis-i şeriften anlaşıldığına göre bozulup şarap hâline dönüşen şıra, ister topraktan mamul testi içinde olsun, ister kuru kabaktan yapılmış kapta olsun haramdır, dökülmesi gerekir.

    عن أبي أمامة قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم إن لهذا الدين إقبالا وإدبارا ألا وإن من إقبال هذا الدين أن تفقه القبيلة بأسرها حتى لا يبقى إلا الفاسق والفاسقان ذليلان فيها إن تكلما قهرا واضطهدا وإن من إدبار هذا الدين أن تجفو القبيلة بأسرها فلا يبقى إلا الفقيه والفقيهان فهما ذليلان إن تكلما قهرا واضطهدا ويلعن آخر الأمة أولها ألا وعليهم حلت اللعنة حتى يشربوا الخمر علانية حتى تمر المرأة بالقوم فيقوم إليها بعضهم فيرفع بذيلها كما يرفع بذنب النعجة فقائل يقول يومئذ ألا وار منها وراء الحائط فهو يومئذ فيهم مثل أبي بكر وعمر فيكم فمن أمر يومئذ بالمعروف ونهى عن المنكر فله أجر خمسين ممن رآني وآمن بي وأطاعني وتابعني (8/ 199)

    70 - Ebû Umame (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki bu din için bir ilerleme, bir de gerileme vardır. Agâh olun ki! Bir kabilenin bütünüyle dinini bilmesi, içlerinde ancak zelil duruma düşmüş bir veya iki fasık bulunup, onlar da (yanlış bir şey) konuşmak istediklerinde yenik duruma düşüp susturulmaları şüphesiz ki bu dinin ilerlemesindendir.
    Şu da muhakkak ki, bir kabilenin bütünüyle cahil kalıp, içlerinde bir veya iki âlimin zelil durumda bulunup konuşmak istediklerinde horlanıp susturulmaları elbette ki dinin gerilemesindendir. (İşte o zaman) bu ümmetin sonda gelenleri öncekilerine lanet edecektir ki, dikkat edin! (O vakit) Onlar üzerine lanet yağar.
    (O devirde insanlar o kadar bozulacak ki) Açıkça şarap içecekler, bir kadın bir topluluğun yanından geçerken, biri kalkıp koyunun kuyruğunu kaldırdığı gibi kadının eteğini kaldıracak da (ona, 'Ne yapıyorsun' diye soran olmayacak);
    O gün, (o adama) 'Şu kadını (hiç olmassa) duvarın arkasına götür' diyen kimse, o devirde bulunanlar içersinde, sizin içerinizde bulunan Ebû Bekr ve Ömer gibidir. İşte o günde iyiliği emredip kötülükten nehyeden kimseye, beni görüp de bana iman eden, bana itaat edip bana tâbi olan elli kişinin ecri vardır." (Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebir, No:7807, 8/198, No:7863, 8/214, Heysemî, Mecmeu 'z-Zevâid, No:12109,7/517)

    13231- من شرب الخمر بعد أن حرمها الله تعالى على لساني فليس له أن يزوج إذا خطب، ولا يشفع إذا شفع، ولا يصدق إذا حدث ولا يؤتمن على أمانة، فإن اؤتمن أمانة فأكلها أو استأكلها، فليس لصاحبها على الله أن يأجره ولا يحلف عليه. (ابن النجار عن علي).‏

    71 - Ali (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    "Allah-u Tealâ benim lisanımla şarabı yasak ettikten sonra onu içen, kız isterse evlendirilmez, şefaat (herhangi bir işte aracılık) isterse şefaat edilmez (işi görülmez), (bir şey) söylerse tasdik edilmez, kendisine bir emanet teslim edilmez, eğer ona bir şey emanet edilip de onu yer veya yedirirse, o emanetin sahibi ne Allah'tan bir sevap alabilir, ne de Allah ona emanetini geri verir."(Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummal, No:13231,5/361)

    13165- لا يزال العبد في فسحة من دينه ما لم يشرب الخمر؛ فإذا شربها خرق الله عنه ستره، وكان الشيطان وليه وسمعه وبصره ورجله يسوقه إلى كل شر، ويصرفه عن كل خير. (طب عن قتادة بن عياش).

    72 - Katade ibni Ayaş (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    "Kişi, içki içmedikçe dini hususunda bir genişlik içersinde olmakta daim olur. içki içtiğinde ise, Allah-u Tealâ onun perdesini yırtar (dosta düşmana rüsvay eder), artık şeytan onun velisi (dostu) kulağı, gözü ve ayağı olup, onu her şerre çeker, her hayırdan engeller." (Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummal, No:13165,5/346)

    من زوج ابنته أو واحدة من أهله ممن يشرب الخمر فكأنما قادها إلى النار.
    (الديلمي عن ابن عباس).

    73 - İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur. "Kızını veya ailesinden birini içki içen biriyle evlendiren, sanki onu cehenneme sürüklemiştir." (İmam-ı Zebîdî, İthaf, 5/350, Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummal, No:13219,5/357)

    إذا تناول العبد كأس الخمر بيده ناشده الإيمان بالله لا تدخله علي فإني لا أستقر أنا وهو في وعاء واحد، فإن أبى وشربه نفر الإيمان منه نفرة لن يعود إليه أربعين صباحا فإن تاب تاب الله عليه وسلبه من عقله شيئا لا يعود إليه أبدا.
    (الديلمي عن أبي هريرة).

    74 - Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kul şarap kâsesini eliyle tuttuğu zaman, imanı ona Allah adı vererek 'Onu benim üzerime sokma, çünkü o ve ben bir kapta duramayız' der, Eğer o, imanın bu çağrısına kulak vermeyip içerse, iman ondan öyle bir kaçışla kaçar ki, kırk sabah ona dönmez, tövbe ederse Allah tövbesini kabul eder, yine de onun aklından öyle bir parçayı alır ki ebediyyen ona dönmez." (Deylemî, Müsned-i Firdevs, No:1151,1/292)

    وعن ابن عباس قال: لما فتح رسول الله صلى الله عليه وسلم مكة قال: "إن الله ورسوله حرم عليكم شرب الخمر وثمنها وحرم عليكم أكل الميتة وثمنها وحرم عليكم الخنازير وأكلها وثمنها وقصوا الشوارب وأعفوا اللحى ولا تمشوا في الأسواق إلا وعليكم الإزار إنه ليس منا من عمل سنة غيرنا". رواه بطوله الطبراني في الأوسط والكبير باختصار وفيه يوسف بن ميمون وثقه ابن حبان وضعفه الأئمة أحمد وغيره.

    75 - İbni Abbas (Radıyallahu Anhuma) dan rivayet edildiğine göre, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Mekke-i Mükerreme'yi fethettiğinde şöyle buyurmuştur:
    "Şüphesiz ki Allah ve Resulü içki içmeyi ve parasını size haram kılmıştır, lâşeyi yemeği ve parasını size yasaklamıştır, domuzlan, onları yemeği ve parasını da size haram etmiştir. Bıyıklan kısaltıp sakalları salıverin, peştemalsız sokaklarda gezinmeyin, bir başkasının âdetini yapan şüphesiz ki bizden değildir." (Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat, No:4922,10/194)

    أول ما نهاني ربي: عن عبادة الأوثان، وعن شرب الخمر، وعن ملاحاة الرجال. (حب) عن عروة بن رويم مرسلا، وسنده صحيح.

    76 - Muaz (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallalhhu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki putlara tapmaktan sonra Rabbimin bana yasak ettiği ilk şey, şarap içmek ve insanlarla kavga etmektir." (Bezzar, Müsned, No:1115, 1/622, Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebir, No:157, 20/83, Beyhakî, Şuöim 'l-İman, No:8440,6/342)

    عن معاذ بن جبل أن رجلا قال يا رسول الله علمني عملا إذا ما عملته دخلت الجنة قال لا تشرك بالله شيئا وإن حرقت وأطع والديك وإن أخرجاك من مالك ولا تشرب الخمر فإنها مفتاح كل شر لا تتركن الصلاة متعمدا فإنه من ترك الصلاة متعمدا برئت منه ذمة الله لا تنازع الأمر أهله وإن رأيت أن لك أنفق على أهلك من طولك ولا ترفع العصا عنهم أخفهم في الله لا تغلل لا تفر من الزحف (20/ 83)

    77 - Muaz ibni Cebel (Radıyaliahu Anh)danrivayet edildiğine göre bir adam 'Ya Resulallah! Bana bir amel öğret ki onu yaparsam cennete gireyim' dediğinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    "Yakılsan da Allah'a hiçbir şeyi ortak koşma. Seni bütün malından çıkarsalarda ana-babana itaat et. Şarap içme, çünkü o bütün serlerin anahtarıdır, kasten namazı sakın terketme, çünkü namazı kasten terkedenden Allah'ın zimmeti berî olur (azap etmeme teminatı kalkar).
    İdare makamının sana lâyık olduğunu bilsen de, yetkililerle münazaa etme (çekişme), lütfundan ailene infakta bulun, fakat onlardan sopayı kaldırma, Allah yolunda onları korkut. Ganimet malında hainlik yapma ve harpten kaçma." (Taberânî, el-Mu'cemü'l-Kebir, No:156, 20/82, Ahmed ibni Hanbel, Müsned, No:22136,8/249, Müsnedü'ş-Şâmiyyîn, No:2204,3/256, İbni Mace, Fiten:23, No:4034,2/1339)

    إن الله تعالى كنس عرصة جنة الفردوس بيده ثم بناها من فضة ولبنة من ذهب مصفى، ولبنة من مسك مدراء وغرس فيها من جيد الفاكهة وطيب الريحان، وفجر فيها أنهارها، ثم أتى ربنا إلى عرشه فنظر إليها فقال: وعزتي لا يدخلك مدمن خمر، ولا مصر على الزنا. (أبو نعيم في المعرفة عن سلامة) * وقال لا يصح له صحبة.

    78 - Selâme (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    "Şüphesiz ki Allah-u Tealâ Firdevs cennetinin arsasını kendi (kudret) eliyle süpürmüş, sonra onu gümüşten, bir tuğla som altından, bir tuğla halis misk'ten (olmak üzere) bina etmiştir. En güzel meyveleri, hoş kokulu bitkileri oraya ekip ırmaklarını fışkırtmıştır.
    Sonra Rabbimiz (mekândan ve şekilden münezzeh olduğu hâlde) Arşına gelerek oradan cennete bakıp ona hitaben 'İzzetim hakkı için şarap içmeye devam eden ve zinaya ısrar eden sana giremez' buyurmuştur." (Ali el-Müttakî, Kenzü'l-Ummal, No:13216,5/356, İbni Hacer el-Askalânî, el-İsabe, No:3337,3/111)

    وأخرج ابن عدي والحاكم والبيهقي في الشعب وضعفه عن أبي هريرة عن النبي صلى الله عليه وسلم قال "والذي بعثني بالحق لا تنقضي هذه الدنيا حتى يقع بهم الخسف والمسخ والقذف. قالوا: ومتى ذاك يا رسول الله؟ قال: إذا رأيتم النساء ركبن السروج، وكثرت المعازف، وفشت شهادات الزور، وشربت الخمر لا يستخفى به، وشربت المصلون في آنية أهل الشرك من الذهب والفضة، واستغنى النساء بالنساء والرجال بالرجال، فإذا رأيتم ذلك فاستدفروا واستعدوا، واتقوا القذف من السماء".

    79 - Ebu Hureyre (Radıyallahu Anh) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    "Beni hak ile gönderen Allah'a yemin olsun ki, Hasf (yere batmalar), Mesh (maymun ve domuza dönüşme), ve kazf (gökten taş yağması) ümmetim hakkında vuku bulmadan bu dünya sona ermez"
    Bunun üzerine: "Ey Allahın peygamberi! (Bunlar ne zaman olacak?" dendiğinde, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
    "Kadınların eğerli atlara bindiğini (erkeklere benzediğini) gördüğünüzde, çalgı aletleri çoğalıp, yalan şahitlikler yayıldığında, içki gizlenilmeyerek (açıkça) içildiğinde, namaz kılanlar şirk ehlinin kapları olan gümüş ve altın tabaklarda (yeyip) içtiğinde, kadınlar kadınlarla, erkekler de erkeklerle (cinsi yönden) müstağni (tatmin) olduğunda, işte bunu gördüğünüzde felaketi bekleyin, (belalara) hazırlanın ve gökten taşlanmaktan sakının." buyurdu. (Süyûtî, Dürrü'l-Mensûr, 3/179, Beyhakî, Şuabu'l-îman, No:5466, 4/376, Hakim, Müstedrek, No:8349,4/483, Taberânî, el-Mu'cemü'1-Evsat, No:5057, 6/28, îbni Adiyy, el-Kâmil fi'z-Zu'afâ, 3/276, Bezzar, Müsned,No:1661,2/185)

    80- روى عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "من كان في صدره آية من كتاب الله وصب عليها الخمر يجئ كل حرف من تلك الآية فيأخذ بناصيته حتى يوقفه بين يدى الله تعالى فيخاصمه القرآن خُصِم, فالويل لمن كان القرآن خصمه يوم القيامة"

    00 - Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kimin göğsünde Allahın kitabından bir ayet bulunup da onun üzerine şarap dökerse (içki içerse) o ayetin her bir harfi (kıyamet günü) gelip o kişinin perçeminden tutarak onu Allah-u Tealâ'nın huzurunda durdurarak onunla çekişir, Kur'an kiminle çekişirse o yenik düşer, kıyamet günü Kur'an gibi bir hasmı olanın vay hâline." (İbni Hacer, el-Heytemî, ez-Zevacir, 2/316)

    81- روى عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "ما من قوم اجتمعوا على مسكرٍ في الدنيا إلاّ جمعهم الله في النار فيقبل بعضهم على بعض يتلاومون يقول أحدهم للأخر: يا فلان لا جزكالله عني خيراً فأنت الذي أوردتني هذا المورود فيقول له الأخر مثل ذلك"

    81 - Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Her hangi bir topluluk dünyada sarhoş edici bir şey içmek için toplanırlarsa, Allah-u Tealâ mutlaka onları ateşte cemeder, onlar birbirini tenkid ederek 'Ey filân! Allah benden sebep sana hayır vermesin, beni buraya sen soktun' der, diğeri de ona aynısını söyler." (ibni Hacer, el-Heytemî, ez-Zevadr, 2/316. Bu manada rivayet edilen diğer bir hadis-i şerif için bak: Taberânî, el-Mu 'cemü 'l-Evsat, No:3756,4/447)

    82- روى عن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال: "من شرب الخمر في الدنيا سقاه الله من سمّ الأساود وسمّ العقارب إذا شربه تساقط لحم وجهه في الإناءِ قبل أن يشربها, فإذا شربها تفسخ لحْمه كالجيفة يتأذى به أهل الموقف, ومن مات قبل أن يتوب من شرب الخمر كان حقاً على الله أن يسقيه بكل جرعة شربها في الدنيا شربة من صديد جهنم"

    82 - Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Dünyada şarap içene, Allah-u Tealâ siyah yılanların ve akreplerin zehirinden öyle bir şerbet içirir ki, içmeden evvel yüzünün etleri (içtiği) kaba düşer, içtiğinde ise, etleri leş gibi kokuşur, mahşer halkı ondan eziyet duyar.
    Şarap içmekten tövbe etmeden ölene, dünyada içtiği her yuduma karşılık cehennem irininden bir şerbet içirmesi Allah üzerine bir hak olur." (İsmail Hakkı Bursevî, Ruhu 'l-Beyan, 2/436, Ibni Hacer el-Heytemt, ez-Zevacir, 2/316)

    83- عن ابن عمر رضى الله عنهما قال: قال رسول الله صلى الله عليه وسلم:"لا تجالسوا شربة الخمر, ولا تعودوا مرضاهم ولا تشهدوا جنائزهم فإن شارب الخمر يجئُ يوم القيامة مسوداً وجهه مدلعاً لسانه على صدره, يسيل لعابه على بطنه يقذره كل من رآه"

    83 - İbni Ömer (Radıyallahu Anhuma) dan rivayet edilen bir hadis-i şerifte Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
    "İçki içenlerle oturmayın, hastalarını ziyaret etmeyin, cenazelerinde bulunmayın, şüphesiz ki içki içen kıyamet günü yüzü karartılmış, dili göğsüne sarkıtılmış, salyası karnı üzerinde akarak gelecektir, her gören Ondan tiksinecektir." (Ibni Adiyy, el-Kâmil, 2/214, Abdürrezzak, el-Musannef, No:17074,9/240)
    İbni Mesud (Radıyallahu Anh) şöyle buyurmuştur: "içki içen öldüğü zaman onu gömün, onu gömdükten sonra beni bir dar ağacına asın, sonra onun kabrini açıp bakın, eğer yüzü kıbleden dönmüş görmezseniz, beni asılı olarak bırakın."
    Rivayete göre kötü yoldan dönen bir kimseye tövbesinin sebebi sorulduğunda: "Ben kefen soyucu idim, açtığım kabirlerde yüzleri kıbleden döndürülmüş bir takım ölüler gördüm, ailelerine onların durumunu sorduğumda 'Onların, dünyada içki içtiklerini ve tövbesiz öldüklerini' söylediler.
    Salihlerden biri şöyle buyurdu: "Bir çocuğum ölmüştü, bir zaman sonra onu rüyamda başı beyazlamış gördüğümde 'Ey oğlum! Ben seni küçük yaşta defnettim, seni ihtiyarlatan ne oldu?' diye sordum,
    O da: 'Babacığım sen beni gömdükten sonra yanıma dünyada içki içen bir adam gömüldü, onun kabre girişiyle cehennem öyle bir gürledi ki, bütün çocukların başı o sesten beyaz oldu' dedi."
    Rivayete göre şarap içenler sırat köprüsüne vardığında zebaniler onları kapıp Habal ırmağına götürürler, eğer o ırmağın bir damlası gökten dökülecek olsa elbette onun sıcaklığından yedi kat gökler yanardı.
    İmam-ı Gazali (Rahimehullah) "Minhacu'l-Abidîn" isimli eserinde naklettiğine göre, Fudayl ibni lyaz (Rahimehullah) in bir talebesi vefat ederken, Fudayl (Rahimehullah) onun yanma girip, baş ucuna oturarak yâsîn suresini okumaya başlayınca, o: "Ey Üstad! Bunu okuma" deyip sustu. Sonra Fudayl hazretleri ona tevhid telkin edince, O,"Ben bu sözü söylemiyorum, çünkü ben ondan beriyim." deyip bu hâl üzere öldü.
    Bunun üzerine Fudayl hazretleri kırk gün evinden çıkmayarak ağladı. Sonra, onu rüyasında cehenneme doğru götürülürken görüp, "sen benim en bilgili talebem iken Allah-u Tealâ ne sebeple senden marifeti (imanı) söküp aldı?" diye sorunca,
    O, "üç şey sebebiyle; Birincisi: Nemime (söz taşır lak), çünkü ben arkadaşlarıma sana dediğimin tersini söylerdim.
    İkincisi: Arkadaşlarımı kıskanırdım.
    Üçüncüsü: Bir kere hasta olduğumda doktora gidip ilâç sorduğum zaman O, her sene bir kadeh şarap içeceksin, böyle yapmazsan bu hastalık sende kalır dedi, ben de onun dediği gibi yapardım" diye cevap verdi.
    Allah-u Tealâ'nın dayanamayacağımız gazabından yine O'na sığınırız.
    (Minhacü'l-Abidin, Sh.324, İbni Hacer, el-Heytemî, ez-Zevâcir: 2/316-317)
    Abdullah ibni Amr (Radıyaliahu Anh) şöyle buyurmuştur: "İçki içenlere Selâm vermeyin." (Buharî,îsti'zan:21,5/2308)
    Ulemanın beyanına göre, içki içen fasık ve mel'undur. Üzümü alıp kendi şarap yaparsa iki kere lanete uğrar, başkasına içirdiğinde ise üç kere mel'un olur. Bundan dolayı tövbe etmedikleri sürece bu kişilerin hastalandıklarında ziyaret edilmeleri ve kendilerine selâm verilmesi yasaklanmıştır. Tövbe edenin ise Allah-u Tealâ tövbesini kabul eder.
    Bütün bu hadis-i şeriflerin ve rivayetlerin sarahati ve delaletiyle anlaşılmaktadır ki, bir damla da olsa şarap içmek günah-ı kebair'dendir.
    Yine böylece şarabın dışındaki diğer bütün sarhoş edici sıvı veya esrar, eroin gibi katı maddelerden her hangi birini içmek veya kullanmak aynen haramdır ve büyük günahlardandır.
    Zira bu ayet-i celilede ve hadis-i şeriflerde zikredilen, "İnsanlar arasına kin ve nefret sokmak, zikirden ve namazdan alıkoymak, hanımını kıskanmamak, aklı kaybetmek, Lût kavminin ameline düşmek gibi zemmedilen sıfatlar, diğer uyuşturucularda da mevcuttur.
    Bu husustaki diğer hadis-i şerif ve malûmat Ruhu'l-Furkan tefsirimizin 2/553-565 de mevcuttur. Mütâleasında faydalar vardır.

    Tefsir: RUHU-L FURKAN Mahmud USTAOSMANOĞLU



    Yayınevi: Siraç Kitabevi Manyasızade Cad. No:50/2 Çarşamba-Fatih İSTANBUL Tel:5327956


  5. #5
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart Dikili taşlar ve fal oklarinin haramiyeti ile ilgili diğer bir ayet-i kerime:

    سورة المائدة (5) ص 107
    حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالْدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْزِيرِ وَمَا أُهِلَّ لِغَيْرِ اللّهِ بِهِ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّطِيحَةُ وَمَا أَكَلَ السَّبُعُ إِلاَّ مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَأَن تَسْتَقْسِمُواْ بِالأَزْلاَمِ ذَلِكُمْ فِسْقٌ الْيَوْمَ يَئِسَ الَّذِينَ كَفَرُواْ مِن دِينِكُمْ فَلاَ تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِ الْيَوْمَ أَكْمَلْتُ لَكُمْ دِينَكُمْ وَأَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَتِي وَرَضِيتُ لَكُمُ الإِسْلاَمَ دِينًا فَمَنِ اضْطُرَّ فِي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِّإِثْمٍ فَإِنَّ اللّهَ غَفُورٌ رَّحِيمٌ {3}

    "Ölü (kesilmeden kendiliğinden ölen leşin eti), o (atılan) kan, domuz eti, Allahtan başkası için kendisi (nin kesimi) ile ses yükseltilen (Allah'tan başkası adına boğazlanan), boğulmuş, (taş, ağaç gibi şeylerle) vurul ( up öldürül) müş, (yukardan) yuvarlan (ıp öl) müş, boynuzlan (ıp öl) müş (hayvanlar ile), Canavarın yediği (parçalayıp öldürdüğü hayvanlar) - (ölmeden yetişip) kestikleriniz müstesna-, dikili taşlar üzerine (putlar adına) boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. İşte bunlar (geride zikredilen haramlardan her hangi birini işlemeniz) büyük bir fısk (büyük bir günah ve Allah'ın taatından masiyetine çıkış) tır.
    Bu gün kâfirler dininiz (i iptal etmek) den ümit kesmişlerdir. Artık onlar (ın size galip gelmesin) den korkmayın, ben (im emrime karşı geldiğiniz takdirde azabımın sizin üzerinize yönelmesin) den korkun. Bu gün sizin için dininiz (in, farzlar, helâl ve haramlarla ilgili hükümlerin) i ikmal'ettim (kemale erdirdim) ve sizin üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslama razı oldum (sizin için dinler arasından, Allah indinde tek muteber din olan islâmı seçip beğendim).
    Her kim son derece açlık hâlinde çaresiz kalırsa, bir günaha meyletmeksizin (ruhsat miktarını geçmeden ve lezzet gayesine yönelmeden haram olan bu etlerden ölmeyecek kadar yiyebilir) çünkü Allah ziyade mağfiret eden, çok acıyandır (bundan dolayı dara düşeni, bu etlerden yediği için cezaya çarptırmaz)."

    Tefsir: RUHU-L FURKAN Mahmud USTAOSMANOĞLU

    Yayınevi: Siraç Kitabevi Manyasızade Cad. No:50/2 Çarşamba-Fatih İSTANBUL Tel:5327956


  6. #6
    Yasaklı Üye Lebid24 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    alem-i muhabbet
    Mesajlar
    2.298

    Standart KELİME MANASI (Maide 91)

    ....

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Hayvan gibi, hatta onlardanda aşağıdırlar. (Furkan Suresi: 44.)
    By fanidünya... in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 13.07.15, 11:51
  2. Üç Yuva Yıkıcı:İçki,Kumar ve İç Mimar
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 23.08.13, 21:56
  3. Maide 51. ayet ve yanlış tefsiri ..!
    By asiminnos in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.12.11, 21:20
  4. Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 19.11.08, 16:18

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0