+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Kur’ân, Herkese İnanç, Hatta İnançsızlık Hürriyeti Tanır

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Post Kur’ân, Herkese İnanç, Hatta İnançsızlık Hürriyeti Tanır

    Ali FERŞADOĞLU
    Kur’ân, herkese inanç, hatta inançsızlık hürriyeti tanır


    Risâle-i Nur’un her meselede olduğu gibi, irşad ve tebliğ meslek ile meşrebi, Kur’ân’a dayanır. Hiç kimse, İslâmiyetin kendisine zorla ve şiddetle tebliğ etmeye izin verdiğini söyleme hakkına sahip değil. Çünkü, İslâmiyet baştan ayağa rahmettir, sevgidir, şefkattir, güzelliktir, letafettir, yumuşaklıktır, nezakettir, nezahettir, kolaylıktır.

    Ve İslâmiyet hürriyettir. Başta inanç, düşünce, din ve vicdan hürriyeti olmak üzere bütün hak ve hürriyetleri kemâliyle tanımıştır. Dolayısıyla tebliğ edenlerin, şiddet ve zorlamaya başvurmadan, müsbet hareket, nezaket ve nezahete, iki yönden mecburiyeti var:

    1- Kur’ân’da böyle ferman ediliyor. Dünya imtihan meydanıdır. İnsanlar hür irade sahibi kılınmıştır. Yani dilediği gibi inanma ve hareket etme serbestisi tanınmıştır. Din, inanç, vicdan ve hatta inançsızlık hürriyeti verilmiştir:

    “Sizin dininiz size, benim dinim bana.” 1 “Dinde/inançta zorlama yoktur.” 2 “Sizi yaratan Odur. Böyle iken, kiminiz kâfir olur, kiminiz mü’min.” 3, “De ki, bu Kur’ân, Rabbinden gelen bir haktır. Dileyen iman etsin, dileyen inkâr etsin.” 4

    Peygamberler, hak ve hürriyetleri ihya için gönderilmiş, mücadelesini vermiş. Binlerce hadîs-i şerîf, hak ve hürriyetleri, en ince detayına kadar nakış nakış işler. Vedâ Hutbesi, temel hak ve hürriyetleri sıralar. Peygamber Efendimiz (asm) kâinatın yaratılmasının sebebi olduğu halde, hidayete erdirme, bekçilik, gözetleyicilik yapma ve zorla kabul ettirme vazifesi ve imtiyazı yoktur!

    Kur’ân’da, onun (asm) şahsında bütün mü’minlere hitaben “Eğer Rabbin dileseydi, yeryüzündekilerin hepsi elbette iman ederlerdi. O halde sen, inanmaları için insanları zorlayacak mısın?” 5 denilir.

    Diğer taraftan Asr-ı Saadet muhteşem model bir hak ve hürriyetler laboratuarıdır: Çapulcu, kan dökmekten zevk alan, diktatör, kızlarını diri diri gömecek kadar vahşi, bütün kötü alışkanlıkların bağımlılık haline geldiği insanları karıncayı ezemeyecek bir nezaket ve nezahete kavuşturdu.

    Âhirete/dirilişe imân, yani hesap, adâlet, mîzan, sırat, cezâ, Cennet, Cehennem vs. gibi mefhum ve hakikatler direkt hak ve hürriyetlerle ilgilidir.

    2- Yolunu şaşırmış, Kur’ân ile muaraza eden felsefî akımların tamamının birleşmesinden hâsıl olan Deccalizmin tahribâtı, ifsat ve zındıka komitelerinin ahlâksızlıklarına karşı mücadele ancak “mânevî cihad” ve “müsbet hareket”le mümkün.

    “Karıncaya ayak basmayı, insanlara sert, haşin bakmayı, asık suratla karşılamayı, eziyet etmeyi; arkadan konuşmayı, gıybeti bile dehşetli günah” sayıp, sözlü şiddetten dahi men eden İslâmiyet, nasıl şiddetin kaynağı olabilir?

    Buna rağmen, kişiler, gerek söylem ve gerekse davranışlarıyla İslâmiyetin istibdada/baskıya yatkın olduğunu îmâ dahi ederse, Kur’ân’a, Sünnet’e perde olduğu gibi; İslâmiyete büyük bir iftira da eder.

    Dipnotlar:
    1- Kur’ân, Kâfirun, 6.
    2- Kur’ân, Bakara, 256.
    3- Kur’ân, Tağabun, 2.
    4- Kur’ân, Kehf, 29.
    5- Kur’ân, Yûnus, 99.

    13.11.2008

    E-Posta: afersadoglu@hotmail.com fersadoglu@yeniasya.com.tr





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Ali FERŞADOĞLU
    Hıristiyan âlemi tevhide yaklaşıyor




    İslâmiyetin devlet anlayışlarından birisi sosyal olmasıdır. Bugün Avrupa, Müslümanlar da dahil herkese sosyal yüzünü gösteriyor. İşsizlere geçinecek kadar maaş veriyor. Her türlü haklardan yararlandırıyor. İslâm devletinin özelliklerinden birisi adalettir. Bugün, Türkiye bile, adalet konusunda AB, yani AİHM’e müracaat ediyor.
    Hıristiyan âlemi teslisten uzaklaştı… Gittikçe dinî değerlere, manevî hayata, aile değerlerine yöneliyor. Alman asıllı Papa 16. Benedict, selefi 2. Jean Paul gibi, komünizmle mücadele ettiği gibi, kendisi de bundan sonra seküler sistemlerle dini sosyal hayatın bir parçası haline getirmek için mücadele ediyor.
    “İnsanoğlu nereden geliyor ve nereye gidiyor?” “İyi ve kötü nedir?” “Yeryüzündeki hayatımızdan sonra bizi neler bekliyor?” Hıristiyanlık dünyasının ruhanî liderine göre, “derin tefekkürü” gerektiren bu sorulara cevap verebildiğimiz ölçüde gelecekteki barış ve emniyeti sağlam bir temele oturtmuş olacağız. Sekülarist dünyaya yine yüklenen Papa, “Öyle bir asırda yaşıyoruz ki, bu sorular maalesef marjinal kabul ediliyor. Fakat bunlar insan kalbinden silinemez sorulardır. Tarih boyunca insanlar, kadın-erkek, dünya hayatının geçiciliğinden duydukları huzursuzluğu dile getirmeye çalışmışlardır. Zebur âyetleri bunun misâlleriyle doludur.” Ona göre bu soruları insanların şuurlarına sunmak dinî liderlerin vazifesi, daha doğrusu salâhiyetlerinin gereğidir: “Böylece şu karışık dünyada tefekkür ve ibadete yer açılmış olur.”
    Papa sözlerini İslâm’da olduğu gibi şu cümleyle bitirir: “Selâm hepinizin üzerine olsun.”
    Avrupalı düşünür Edgar Morin, Batının, medeniyetin özellikle maddî ve teknik yönünü geliştirdiğini, ama manevîyat gibi konularda tamamen bir azgelişmişlik hâli sergilediğini belirterek, “Bu hususlarda başka medeniyetlerden destek alınabilir” dedi. Morin “Bugün olumlu etkilerinden çok olumsuz etkileri görülen Batı medeniyetinin bir reformdan geçmesi gerekiyor” diye konuştu.

    MÜSLÜMAN GİBİ İBADET
    ETMEK İSTEYEN KATOLİKLER
    Hollanda’nın önemli Katolik teoloğu Pim Valkenberg son kitabında özellikle Papa 2. Jan Paul’ün Müslümanların ibadet yapmalarına hayran olduğunu söylediğini, Hıristiyanların şimdilerde unuttukları eski orijinal ibadetleri eksiksiz yerine getirdikleri, Hıristiyanların mümkün olduğunca onlarla beraber ibadetlere, özellikle oruç ibadetine iştirak etmeleri, akşamları müşterek iftarlar düzenlemelerini tavsiye etmesini zikrederek, bundan hareketle Müslüman gibi inanıp ibadet etmek isteyen çok sayıda Katolik bulunduğundan söz eder. Sanki Valkenberg, Bediüzzaman’ın âhirzamanda geleceğini söylediği “Müslüman İsevîler”den söz eder gibidir. Bana göre Prof. Steenbrink de tam bir ‘Müslüman İsevî’dir. En son kitabı “Kur’ân’da İsa âyetleri” idi. Şimdilerde ise Meryem Sûresi’nin çok geniş bir Hollandaca tefsirini yazmakla meşgul.1

    İHLÂS RİSÂLESİ’Nİ
    HERKES OKUMALI
    Prof. Thomas Michel, “Ben İhlâs Risâlesi’nin sadece Nur Talebelerine ve Müslümanlara yönelik olduğunu düşünmüyorum. Bütün insanların kendi niyetlerini temiz tutmak için okumaları gerekir. Özellikle de Hıristiyanların. Ben okuyorum ve niyetimi temiz tutmak için istifade ediyorum. Hatta bu sabah Allah’a duâ ettim ve dedim ki: ‘Allah’ım bu tebliği sunarken benim ihlâsımı koru. Tâ ki; senin rızandan başka maksatlar niyetime girmesin. Başkalarına iyi görünmek ve benim tebliğimin en iyi olduğunu göstermek için değil, sırf Senin rızanı kazanmak için iyi bir tebliğ sunmaya muvaffak olmak istiyorum, beni koru Allah’ım.’”2
    Müslümanların ve bazı Nur Talebelerinin kulakları çınlasın!

    Dipnotlar:


    1- Prof. Dr. Bünyamin Duran/Yeni Asya/11.03.2008. 2- Bediüzzaman Sempozyumu/İstanbul/27.10. 2008.

    22.04.2009

    E-Posta: afersadoglu@hotmail.com fersadoglu@yeniasya.com.tr



  3. #3
    Ehil Üye BiÇçare - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Bulunduğu yer
    Fabrika...
    Yaş
    26
    Mesajlar
    1.059

    Standart

    Ali FERŞADOĞLU
    İnsanlık, İslâmiyet’e akın ediyor
    Batı, ‘Lâilâhe İllallah’ diyordu, artık ‘Muhammedü’r Rasûlullah’ da dedi. Bediüzzaman Hazretleri bir eserinde, “Âhirzamanda Hz. İsa’nın (as) dini hakikîsi hükmedecek, İslâmiyetle omuz omuza gelecek”1 der.
    1984 yılında Avrupa’nın 114 kilisesi toplanıyor ve Hz. Muhammed’in (asm) peygamberlik kriterlerine uyup uymadığı tartışılıyor. Bunun için öne sürdükleri altı kriterin aynen Hz. Muhammed’de de (asm) bulunduğu görülüyor. Sonunda 114 kilise, müştereken Hz. Muhammed’in (asm) peygamber olduğunu açıklıyor.
    Olayı anlatan Hollandalı Protestan papaz Dr. Slomp, bu kararı Hollandaca, İngilizce ve Fransızca birer kitap halinde yayınlıyor. Meşhur teolog Hans Küng’ün de, ünlü İslâm Kitabı’ndaki “Biz Müslümanların, Yunan felsefesinin etkisi altında şekillenen teslis akidesine gelmesini mi bekleyeceğiz? Neden Muhammed (asm), bu fâsit felsefeyi tashih eden ve İncil ve Tevrat’ta anlatılan, beklenen peygamber olmasın”2 kanaati de ilginç değil mi? 13 Aralık 1992’de papalık tarafından yayınlanıp, bütün kiliselere dağıtılan, sadece Fransa’da 200 bin adet satılan 627 sayfalık diğer bir kitapta Hıristiyanlığın İslâmiyet doğrultusunda yorumlanışı da bir o kadar ilginç. Fatiha Sûresi’nin de yer aldığı bu kitapta şöyle deniliyor: “İnsanlar, diğer insanların yaptıkları kànunlara değil, İlâhî kanunlara itaat etmelidirler.”
    Tevhid inancının tüttüğü eserde teslis ise şöyle ele alınıyor:
    “Teslis akidesini tek Allah inancına göre izah etmek imkânı kalmamıştır. Hazreti İsa, sadece Allah’ın kendisine tebliğ ettiklerini nakleden bir peygamberdir.”

    Dünya Hıristiyan Ansiklopedisi’nden
    çarpıcı rakamlar
    David A. Barrett tarafından 2001 yılında yayınlanan “World Christian Encyclopedia” (Dünya Hıristiyan Ansiklopedisi) adlı bir ansiklopedi çalışmasıyla karşılaştık. Adından da anlaşılabileceği gibi bu eserin esas hazırlanış amacı, Hıristiyanlık dininin dünyanın en yaygın ve hızlı yayılan dini olduğu konusunda tezleri desteklemek. Ancak burada İslâmiyet’in yaygınlığı ve yayılma hızı konusunda da rakamlara yer verilmiş. Şimdi buradan çarpıcı bazı rakamlar aktarmak istiyorum. Zira madem bu kaynak, konuya karşı taraftan bakıyor ve Hıristiyan tarafgirliğiyle konuyu ele alıyor, o halde İslâmiyet’le ilgili verdiği rakamlar gerçeği “en minimum asgarî hâliyle” gösteriyor olabilir. Evet sözkonusu kaynakta, 1990, 2000 yılları arasındaki 10 yıllık dilimde dünya genelinde toplam 204 ülkede dünyamıza toplam 22.588.676 yeni Müslüman’ın katıldığı belirtiliyor. Bunların 21.723.118 tanesi tabiî yollardan, yani aileden Müslüman olanlar... Yine bu 10 yıllık süreçte 865.558 kişi ise ihtidâ ederek İslâmiyetle şerefleniyor. Bu katılımlarla birlikte dünya genelinde 2000 yılı itibariyle toplam 1.188.242.789 Müslüman yaşadığı görülüyor. Bu ise 2000 yılında belirlenen 6.055.049.000’lik toplam dünya nüfusunun yüzde 19.6’sını oluşturuyor. Neredeyse yüzde 20... Yani Bediüzzaman’ın tabiriyle yaklaşık olarak humsu beşer (insanlığın beşte biri) İslâmiyet’le şereflenmiş oluyor...
    Aynı kaynakta 2025 ve 2050 ile ilgili bazı projeksiyonlar da yer alıyor. Buna göre 2025 yılında Müslümanların toplam sayısının 1.784.875.653’e (yani dünya nüfusunun yüzde 22.8’ine) yükseleceği tahmin ediliyor. 2050 yılında ise bu rakam 2 milyarın üstüne çıkarak 2.229.281.610’a (yani dünya nüfusunun yüzde 25’ine) yükseliyor. Yani o zaman Müslümanlar artık humsu beşer değil rub’ubeşer, yani dünya nüfusunun dörtte biri, yahut çeyreği olacak... Tabiî bu olağan şartlarda gerçekleşmesi beklenen rakamlar... Âhirzamanda yaşadığımızı da göz önüne alırsak geleceğin bizlere neler getireceği, ne müjdeler sakladığı malûmumuz değil... Kimbilir belki de Kur’ânî ifadeyle söyleyecek olursak, insanlık İslâmiyet’e “fevc fevc” akın edecektir.3


    Dipnotlar:

    1- Nursî, Said, Kastamonu Lâhikası, s. 111
    2- Karaman, Hayreddin, Yeni Şafak, 31.8.2008
    3- Umut Yavuz/Yeni Asya/21.02.2009

    23.04.2009

    E-Posta: afersadoglu@hotmail.com fersadoglu@yeniasya.com.tr

    KaranLığın En k0yu Siyahndan K0ksaydım
    Sabahın AydınLığına KaLamazdım...

    Yzn Bn...

  4. #4
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    "1990, 2000 yılları arasındaki 10 yıllık dilimde dünya genelinde toplam 204 ülkede dünyamıza toplam 22.588.676 yeni Müslüman’ın katıldığı belirtiliyor. Bunların 21.723.118 tanesi tabiî yollardan, yani aileden Müslüman olanlar... Yine bu 10 yıllık süreçte 865.558 kişi ise ihtidâ ederek İslâmiyetle şerefleniyor. Bu katılımlarla birlikte dünya genelinde 2000 yılı itibariyle toplam 1.188.242.789 Müslüman yaşadığı görülüyor. Bu ise 2000 yılında belirlenen 6.055.049.000’lik toplam dünya nüfusunun yüzde 19.6’sını oluşturuyor. Neredeyse yüzde 20... Yani Bediüzzaman’ın tabiriyle yaklaşık olarak humsu beşer (insanlığın beşte biri) İslâmiyet’le şereflenmiş oluyor..."
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Evrim ile Yaratılış, İnanç ile İnançsızlık Mücadelesidir
    By SeRDeNGeCTi in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.03.09, 23:04
  2. Avrupa’da İnanç Mücadelesi
    By Müellif-e in forum İnanca ve Düşünceye Özgürlük Platformu
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 20.02.09, 21:11
  3. Herkese Lazım Olacak, Herkesin Bilmesi Gereken, Herkese Söylememiz Gereken Hakikatler
    By fütüvvet in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 21.12.08, 00:01
  4. Din Hürriyeti ve Laiklik
    By BiKeS_ in forum İnanca ve Düşünceye Özgürlük Platformu
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 01.11.08, 20:31
  5. İnanç ve de İnançsızlık Genleri
    By Abdulbaki in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 23
    Son Mesaj: 02.04.08, 18:25

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0