Konu Kapatılmıştır
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Ne Mutlu "Satılmış"lara!

  1. #1
    Dost siyah_zambak - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    45

    Standart Ne Mutlu "Satılmış"lara!



    Ne mutlu “satılmış”lara…

    Müşteri O
    Alışveriş için yalnız bizim tezgâhımızı tercih ediyor
    Başkaları ilgilendirmiyor O’nu
    Doğruca müminlerine dükkânına uğruyor
    “Muhakkak ki, Allah müşteridir…” 1 Yani, “satın almak ister…” Ama “ …müminlerden…” Sadece müminlerden
    Sadece inananlardan
    Yalnızca, “o yüce müşteri”yi bilenlerden, görenlerden, gözetenlerden
    Elinde olanın-şimdilik-elinde olduğunu bilenlerden
    Elinde olanın elinde kalmayacağını fark edenlerden


    “O Müşteri” çığırtkanlık etseler de yanaşmıyor diğerlerine
    Ellerinde satın almaya değer metaları olmadığını söylüyor pazarın gürültücülerine
    “Müşteri O…” “Müşteri Allah…” Daha iyisi var mı müşterinin? Daha çok kâr bırakacak çıkar mı? Daha fazla mal alacak olur mu ki?

    Satıcı benim
    Satıcı sensin
    “Mümin”ler
    İnananlar herkesi kabul etmiyor tezgâhına
    Kapıdan kovuyor diğerlerini
    Kılı kıpırdamıyor başkaca müşterilerin teklifleri karşısında
    Karnı tok diğerlerinin peşin pahalarına
    Vaadlerine de vadelerine de kanmıyor başkalarının
    Yüz vermiyor kof siparişlere
    “Bir”i görüyor; başkalarını görmüyor gözü, başkalarına iltifat etmiyor gönlü
    “Bir”i istiyor; başkalarını istemeye değer görmüyor
    “Bir”i bekliyor; başkaları beklese de gelmiyor, gelse de kalmıyor
    “Bir”i çağırıyor; başkaları duymuyor, duysa da cevap vermiyor
    “Bir”i biliyor; başkaları bilmeye değmiyor, terk edip gidiyor, arkasını dönüyor


    Canını vermek için, canını verenin teklifini bekliyor mümin
    Canlar canını bulunca, vardan da yoktan da geçiyor
    Ballar balını tadınca, kovanları yağmalıyor
    Ancak canını verenin canına canından fazlasını vereceğini biliyor
    Öylece varıyor “can pazarı”na
    Öylece geçiyor malından, mülkünden
    Canını can eyleyenin yoluna döküyor cümle emvali
    Canını verene malını vermiş ne yazar ki?

    Asıl müşteriyi kaçırıyor diğer satıcılar
    Kerem’ine kör gözleri, Aslı’nı göremiyor kutlu kârın
    Ferhat’ce vuramıyorlar kalplerini varlık dağının yamaçlarına ki; berilerde kalıp Şirin’ine erişemiyorlar alışverişin
    Ucuz karşılıklara fit oluyor kör ve sağır satıcılar
    İçinde bulundukları karanlığı bile görünmez kılan bir kara(n)lıkla aydınlıkta sanıyorlar kendilerini
    Bedenlerini kirli tezgâhlara koyuyorlar
    Varlıklarını hırsların ayakları altında kalmış kaldırımlara savuruyorlar
    Şehvetli bakışların bulaşığına bandırıyorlar tenlerini
    Yabancı gözlerin ucunda yağmalıyorlar yüzlerindeki inci mercanı
    Nefeslerine sarılı gülleri, yalanın ve riyanın, yalakalığın ve yaranmanın alevlerine atıyorlar, itiyorlar

    Müşterinin satıcıya sunduğu altın fırsatı göremiyorlar
    Zaten satıcının da elinde kalmayacak şeyleri satın almak istediğini fark edemiyorlar
    Her an değerinden kaybeden, kıymetsizleşen, eriyip yok olan malları emsalsiz bir karşılıkla satabileceklerini ummuyorlar
    “…Cennet karşılığı”dır müşterinin teklifi
    Canın cananla can bulduğu haldir cana karşılık teklif edilen
    Malın hiç bitmez, hiç yitmez bir doygunlukla tadıldığı yerdir satılan mala karşılık verilen


    Müşterinin sonsuz nezaketini fark edemiyorlar
    Satın almak istediğini söylüyor Müşteri
    Satın alıyor, el koymuyor

    Satma zorunluluğu yok satıcının
    İsterse satabileceğini ima ediyor
    Ezmiyor satıcıyı
    Hiç yoktan adam ettiğini, adam yerine koyuyor
    Karşılıksız sermaye verdiğini, sermaye sahibi sayıyor
    Alışveriş teklifiyle onurlandırıyor satıcının iradesini
    Hiç hesapsız, hiç ummadığı yerden, hiç hak etmediği halde verdiği canı ve malı, sanki kendisi vermemiş gibi, sanki hep satıcının elindeymiş gibi, kendi verdiğini unuttururcasına istiyor
    Karşılık teklif ederek istiyor
    Karşılıksız verdiğini, karşılıksız istemiyor
    İstetmeden verdiğini almak için satıcının istemesini bekliyor
    Hiç hesapta yokken verdiğini, hesapsız bir kârla satın alıyor
    Ne kadar da önemsiyor satıcıyı! Ne kadar incitmeksizin yanaşıyor mümin dükkânına


    Müşterinin hoş sürprizinden de habersiz duruyorlar
    Diğer müşterilere benzemiyor O Müşteri
    Satın aldığına da, satın almaya da ihtiyacı yok
    Satın aldığını çekip almıyor satıcının elinden
    “Sende kalsın!” diyor
    “‘Ben’ dediğin de sende kalsın
    ‘Benim’ diye/bildiklerin de elinde kalsın
    ” Bensiz bırakmıyor beni
    Benim dediklerimden koparmıyor benliğimi
    Yüklerini üzerimden alıyor; kârını bana bırakıyor


    Böylesi bir müşteriye satılmayacak bir şeyim var mı ki? Kendime saklayabilir miyim kendimi bile? Elimde bırakır mıyım elimi bile? Sonraya saklayabileceğim bir şey var mı sonraların hepsini bana Verenden? O Müşteri bana geldikten sonra, başka müşterilere de kalsın diye tezgâhın gerisinde bırakacağım, başkaları da görsün diye vitrinde tutacağım, sonra lazım olur diye depoda saklayacağım kıl kadar bir şeyim kalmalı mı?

    Ve cümle varımı sattıktan sonra, tezgâhın berisinde hâlâ “Ben! Ben!” diyerek beklemeli miyim? Alıp da kendimi, tutup da “ben” diye/bildiğimi, paketleyip “bana göre” dediklerimi, alelacele sarıp sarmalayıp “benim işime gelenleri”, en nadide mal diye, paha biçilmez antika diye, pazarlık bile etmeksizin, karşılığında ne vereceğini sormaksızın seve seve koymaz mıyım tezgâhın üstüne, Müşteri’min önüne?

    “Ben”i özne ettiğim her eylemimi, “benim” dediklerimle yaptığım her işimi tezgâha sürüp de geriye “ben”den de eser kalmazsa, “satıcı” değil de “satılmış” olmaz mıyım ben?
    S.Demirci
    Konu yasemenn tarafından (11.11.08 Saat 17:05 ) değiştirilmiştir.

  2. #2
    Ehil Üye elff - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2006
    Bulunduğu yer
    Kocaeli
    Mesajlar
    4.016

    Standart

    Kardeş asagidaki linkte daha once eklenmisti, konu açmdan once forumun arama seçenegini kullanmanizi oneriyoruz:

    Ne Mutlu "Satılmış"lara…
    İmân, insanı insan eder; belki, insanı sultan eder. Öyle ise, insanın vazife-i asliyesi İmân ve duâdır.

    ***


    ....Sevgili Üstâdım, evvelce arz ettiğim vech ile, ben artık birşey için yaşadığımı zannediyorum.


    O da, üstâdım olan dellâl-ı Kur'ân'ın vazife-i memuriye-i mânevîsini îfâ etmekle kendilerine pek cüz'î bir yardım ve Kur'ân hesâbına cüz'î bir hizmetkârlıktan ibârettir....



    ***


Konu Kapatılmıştır

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. "Ene" ve "Zerre"den İbaret Bir "Elif" Bir "Nokta"dır.
    By Ene-Zerre in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 29
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:29
  2. Hayatıyla bir "Elif" yazar, "Vav" vuslatıyla yürür, yüreği "Hu" okur..
    By gamze-i_dilruzum in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 21.04.17, 20:28
  3. Ne Mutlu "Satılmış"lara…
    By akıncı in forum Edebiyat
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 29.06.08, 20:59
  4. "Satılmış!"
    By Majâz in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 27.10.07, 14:02
  5. "Satılmış!''
    By emaneten in forum Gündem
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 20.10.07, 17:35

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0