+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 10

Konu: Birbirimizi Kıskanmadan Sevebilmek

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Post Birbirimizi Kıskanmadan Sevebilmek



    Birbirimizi kıskanmadan sevebilmek



    Ateş nasıl odunu yer yutarsa, haset te (kıskançlık da) iyilikleri yer, yakar ve mahveder.

    Hz. Muhammed (asm)



    Şöyle ya da böyle çoğumuz kıskançlığı tanımışızdır. Kıskançlık toplumsal duruma, ekonomik düzeye, yaşa veya cinsiyete bakmaz, geliverir.

    Bu rahatsızlık verici, hatta yakıcı, insanın kendi kendini mağlûp edici ve oldukça korkutucu hisleri yok saymak olmaz. Yok saymak insanı çözümsüzlüğe götürür. Sorunumuzu kabul edersek, kurtulma çareleri ararız.

    Kıskançlığa, tamahkârlığa, gurura, şehvete, aşırılıklara, bencilliğe düşmek veya düşmemek kendi elimizdedir.

    İçimizden geldiği gibi hareket edebilir, iştahlarımızı, heveslerimizi tatmin edebiliriz.

    Ya da içimizden geldiği gibi davranmadan, Allah’ın bizim için koyduğu kurallara uyarak sabır gösteririz.

    İhtiras, arzu ve zevklerimize direnmek zorundayız. İhtiraslarımız yüzünden sorumsuzca yaşamaya çalışmak, sorunlarla karşılaşmayı getirecektir.

    İyilikler ve güzellikler yapabilmek için ihtiras içinde olabiliriz. Yarışı kendimizle yaparak güzelliklere ulaşabiliriz. Bu olması gereken durumdur.

    Olmaması gereken ise; ihtirasa kapılmak ve başkasını kıskanmak, onun elindekine göz dikmektir.

    Onun sahip olduklarını kıskanıyor olmak, elinden çıkmasını istemek düşük ahlâklı olmaktır!

    İlk insanlardan olan Habil ve Kabil kardeşlerin kıskançlık hikâyeleri herkesçe bilinir. Allah onların hangisinin hâlis olduğunu imtihan ediyordu. (Allah bizi de imtihan ediyor.)

    Kabil, Habil'in yaptığı güzel işleri kıskandı. İntikam ateşine, ihtirasa kapıldı. Kabil, bu durumda oluşan (doğal olan) kıskançlık duygularını yenmeyince, açık kapı bulan şeytan o kapıdan saldırıya başladı. Sonunda Kabil'i kandırdı.

    Bu durumda Kabil için iki yol vardı: Ya kardeşinin yaptığı güzel işleri kabul edip takdir edecek, kıskandığı kardeşini sevgi ile destekleyecekti.

    Ya da, kıskançlık ateşi ile yanıp kardeşini yok edecekti.

    Ve Kabil ikinci yolu tercih etti. Kardeşini öldürdü. Yaptığı kötü işten sonra aldatıldığını anladı, ama geç olmuştu. İyi ve güzel işler yapan biricik kardeşini öldürmüş, katil olmuştu. (Biz böyle işler yapan kardeşlerimizi kıskanıyor muyuz, yoksa ellerinden mi tutuyoruz? Hangimiz Habil, hangimiz Kabil'iz?)

    Sorunlarımızı tetikleyen ihtiraslarımızdır, kıskançlıklarımızdır…

    Kabil'in kıskançlığı, bir ölü ve bir katille neticelendi.

    Kıskanarak oluşan son, ne kötü! Bu yolla terakki edileceğini sanmak, ne yanlış! Kabil kıskanarak alçaldı, alçaldı ve tâ Cehenneme kadar indi.

    Hani, nerede terakki? Hiç şeytanın ahlâkı olan kıskançlığını yenmeyeni Allah terakki ettirir mi?

    Kıskanan insan, olsa olsa sonunda âleme maskara olur. Ne hazin son!

    Hayat Allah'ın eseri değil midir?

    Hayata dair her şey Allah'a ait değil midir?

    Biz Allah'a ait değil miyiz?

    Sınırlı irademiz ve sınırlı gücümüz neye müsaade ediyorsa, biz oyuz.

    Tüm çalışmalarımıza ve duamıza rağmen isteklerimize ulaşamıyorsak, Sınırsız İrade ve Sınırsız Güç Sahibi neticeyi böyle dilediği içindir.

    Kıskanarak niye itiraz ediyoruz?

    Niye yanıyoruz?

    Bu durumda, bedenimiz ve ruhumuzu "okuyabilmek" için akıl cihazı verilmemiş mi?

    Her şeyin bir tek ve gerçek sahibi varken, iddialarımız yüzünden birbirimizi sevmek yerine kıskanıveriyoruz.

    Varlık ve benlik iddialarımız taşıması ağır bir emanettir.

    Âlemimize gurur ve kıskançlığı doğuruverirler.

    Birbirimizi gurur ve kıskançlığa kapılmadan sevmemize engel olurlar.

    Kıskançlığımızla yaktığımız ateşle ise, bizdeki sevgimize, dahası sevdiklerimize kendi ellerimizle zarar veririz.

    İnsan temel ihtiyaçlarının peşinde koşarken, kıskançlığın kıskacına düşünce artık sürüklenmeye başlar.

    Hızla kayar…

    Oysa rızkımız Allah'a aitti, bunu çoğu zaman unuttuk.

    Unutkanlığımız tevekkülsüzlüğümüzü, bu da hırsımızı, hırsımız da kıskançlık hastalığımızı besleyip büyüttü.

    ***

    Sahibi olduğumuz varlıkların kıymetini fark ederek şükür içinde yaşayamazsak kanaate ulaşamıyoruz.

    Açgözlü ve doyumsuz oluyoruz.

    Kanaatsizliğimizle hırsımız artıyor.

    Hırslarımız baş edilemez ihtiraslara ve en acısı da yakıcı olan kıskançlığa dönüşüyor.

    Aslında biz kendi kendimizi Nemrut’un ateş kuyularına dönüştürüyoruz.

    Ve yanıyoruz…

    Nemrut ta çok kıskanmıştı; ona göre ilâh kendisiydi.

    Ateş kuyusunun içinde bulunan tüm güzellikler yanar kül olur. Onun gibi bizim kıskançlık hislerimizle dönüştüğümüz ateş kuyusu halimiz de, içimizdeki hayırları ve güzellikleri yakar.

    Başkalarındaki güzellikler, onların ulaştığı mal-mülk-mevki, v.s. Yaratıcıya ait olan ve Ondan yansıyan, Onu hatırlatan değerlerden başka bir şey değildir aslıında.

    Evrenin Sahibi, kâinatı ve içindekileri kendi sanat eserleri olarak yaratıp sergilemektedir. "Gizli bir hazineydim, bilinmeyi murat ettim" diyor Cenab-ı Allah. İnsanın gizli hazineleri bulup açığa çıkarmasını ve onlara bakarak Allah'ı tanımasını, sevmesini istiyor.

    Oysa biz ne yapıyoruz? Nerede bir güzellik, bir iyilik varsa kıskanıp yok olmasını diliyoruz. Sadece ben iyi ve güzel olayım diyoruz. Bunu yapan insan gerçekten cahil ve zalim olmalı.

    Oysa her şey ve herkes bu anlamda birer hazinedir. Biz kendimizdeki hazinelerimizi bulup çıkarmaya çalışalım. Biz kendimizle meşgul olalım. Başkasının elindekileri ise kıskanmadan ona destek olalım. Kim kendindeki ve başkasındaki hazinelerin açığa çıkmasına destek olursa, kendi değerini arttırır. Hazine zaten değerlidir.

    Değerimizin artması için hazine olduğumuzu bilelim ve hazineyi bulalım. Mükemmel surette yaratıldığımızı biliyoruz.

    Başkasının mükemmelliklerini kıskanmak yerine kendimizdeki mükemmellikleri bulup çıkaralım.

    Bu zor durum için çözüm, sevgide görünüyor sanki…

    Severken dikkat etmemiz gereken çok önemli bir nokta da şu: Sevgi, sadece sahip olunan varlığın kendisine ise veya isteyip de sahip olamadığımız varlığa ise, kıskançlık hisleri insanı yakmaya başlar.

    Oysa her şey Allah hesabına seviliyorsa, kıskançlık yerini hayranlığa ve muhabbette bırakır.

    İnsan; ilk hitap "Yaradan Rabbinin adı ile oku" tavsiyesine uyarsa, sadece kıskançlık değil, diğer tüm kötü duygular da yerini iyi duygulara bırakır.

    Kur’ân’ın önerdiği "oku"mayı yapabilmekle, aslında Yaratıcı kudreti fark etmemiz istenmektedir. Yoksa yarattıkları ile oyalanıp Yaratıcıyı fark edememek istenilen "Oku!" muradına uzak kalır. "Gizli bir hazine idim, bilinmeyi istedim" demesindeki murat bu olmasın?

    İnsan Hazinelerin Sahibini bilirse ve Onu bulursa, hiç bir hazineyi kıskanmak durumuna düşmez.

    Kıskanmayan insan ise daha verimli, üretken, ruh ve beden sağlığı yerinde, başarılı, mutlu yaşar.

    Herkesi kucaklayabilir, ayırt etmeden...

    Oysa kıskanan insan; kıskançlık hisleri ile âdeta Allah'ın yarattığı her şeyi yağmacılar gibi talan etmektedir.

    Benim olsun, sende olmasın demektedir.

    Hazineler kimin elinde olursa olsun Allah'ı bilmemizi sağlıyorsa, kıskançlık gelişmeyecektir. Allah hesabına sevgi oluşacaktır. Güzellikler sevilmek ve takdir edilmek içindir, kıskanmak için değildir.

    Kıskanmayan kalbimizle ve ruhumuzla özgürlüğün tadını tadabiliriz.

    Daha sağlıklı ve mutlu yaşayabiliriz.

    Atike Özer

    Bizim Aile Dergisi





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    Pürheves müzeyyen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    161

    Standart

    Aslında biz kendi kendimizi Nemrut’un ateş kuyularına dönüştürüyoruz.

    Ve yanıyoruz…

    Allah razı olsun çok güzel bir yazı

    Devamı olmayan birşeyde lezzet yoktur. Sen zâilsin. Dünya da zâildir. Halkın dünyası da zâildir. Kâinatın şu şekl-i hâzırı da zâildir. Bunlar saniye ve dakika ve saat ve gün gibi birbirini takiben zevale gidiyorlar(risale-i nur)


    Tarife kalkma bizi;

    Ne şuyuz, ne de buyuz

    Adem denen denizi

    Arayan birer suyuz

    Döner, kıvrılır fakat

    Daire olmaz bu hat

    Ne kadar sürse hayat,

    O yolun yolcusuyuz

    ...


  3. #3
    Vefakar Üye Teenni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    486

    Standart

    inat ,giybet ve taraftarligi mabeydimizden kaldirirsak hersey dahada güzel olucak insallah.
    Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.

    Bediüzzaman Said Nursi

  4. #4
    Vefakar Üye Teenni - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    486

    Standart

    Sizler, koca Isparta'yı değil, belki büyük bir memleketi tenvir edecek elektriklerin makinistleri hükmündesiniz… Makinenin çarkları birbirine muavenete mecburdur. Birbirini kıskanmak değil, belki bilâkis birbirinin fazla kuvvetinden memnun olurlar. Şuurlu farz ettiğimiz bir çark, daha kuvvetli bir çarkı görse memnun olur; çünki vazifesini tahfif ediyor. Hak ve hakikatın, Kur'ân ve îmanın hizmeti olan büyük bir hazine-i âliyeyi omuzlarında taşıyan zatlar; kuvvetli omuzlar altına girdikçe iftihar eder, minnettar olur, şükreder. Sakın birbirinize tenkid kapısını açmayınız. Tenkid edilecek, kardeşlerinizden hariç dairelerde çok var. Ben nasıl meziyetinizle iftihar ediyorum;
    o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum; kendimindir telâkkî ediyorum. Siz de üstadınızın nazariyle birbirinize bakmalısınız.. âdeta her biriniz, ötekinin faziletlerine nâşir olunuz.


    Tarihce-i hayat...
    Ey uykuda iken kendilerini ayık zannedenler! Umûr-u diniyede müsamaha veya teşebbühle medenîlere yanaşmayın. Çünkü, aramızdaki dere pek derindir; doldurup hatt-ı muvasalayı temin edemezsiniz. Ya siz de onlara iltihak edersiniz, veya dalâlete düşer, boğulursunuz.

    Bediüzzaman Said Nursi

  5. #5
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı Teenni Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Sizler, koca Isparta'yı değil, belki büyük bir memleketi tenvir edecek elektriklerin makinistleri hükmündesiniz… Makinenin çarkları birbirine muavenete mecburdur. Birbirini kıskanmak değil, belki bilâkis birbirinin fazla kuvvetinden memnun olurlar. Şuurlu farz ettiğimiz bir çark, daha kuvvetli bir çarkı görse memnun olur; çünki vazifesini tahfif ediyor. Hak ve hakikatın, Kur'ân ve îmanın hizmeti olan büyük bir hazine-i âliyeyi omuzlarında taşıyan zatlar; kuvvetli omuzlar altına girdikçe iftihar eder, minnettar olur, şükreder. Sakın birbirinize tenkid kapısını açmayınız. Tenkid edilecek, kardeşlerinizden hariç dairelerde çok var. Ben nasıl meziyetinizle iftihar ediyorum;
    o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum; kendimindir telâkkî ediyorum. Siz de üstadınızın nazariyle birbirinize bakmalısınız.. âdeta her biriniz, ötekinin faziletlerine nâşir olunuz.


    Tarihce-i hayat...




    Alıntı yalnız_seyyah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Hayat, vahdet ve ittihadın neticesidir. İmtizaçkârâne ittihad gittiği vakit, mânevî hayat da gider.






    işâret ettiği gibi, tesanüd bozulsa cemaatin tadı kaçar. Bilirsiniz ki, üç elif ayrı ayrı yazılsa kıymeti üçtür. Tesanüd-ü adedîyle içtima etse, yüz on bir kıymetinde olduğu gibi, sizin gibi üç-dört hâdim-i Hak, ayrı ayrı ve taksimü'l-a'mâl olmamak cihetiyle hareket etseler, kuvvetleri üç-dört adam kadardır. Eğer hakikî bir uhuvvetle, birbirinin faziletleriyle iftihar edecek bir tesanüdle, birbirinin aynı olmak derecede bir tefâni sırrıyla hareket etseler, o dört adam, dört yüz adam kuvvetinin kıymetindedirler.


    Sizler koca Isparta'yı değil, belki büyük bir memleketi tenvir edecek elektriklerin makinistleri hükmündesiniz. Makinanın çarkları birbirine muavenete mecburdur. Hem birbirini kıskanmak değil, belki bilâkis birbirinin fazla kuvvetinden memnun olurlar. Şuurlu farz ettiğimiz bir çark, daha kuvvetli bir çarkı görse memnun olur. Çünkü vazifesini tahfif ediyor. Hak ve hakikatin, Kur'ân ve imanın hizmeti olan büyük bir hazine-i âliyeyi omuzlarında taşıyan zatlar, kuvvetli omuzlar altına girdikçe iftihar eder, minnettar olur, şükreder.

    Sakın birbirinize tenkit kapısını açmayınız. Tenkit edilecek şeyler kardeşlerinizden hariç dairelerde çok var. Ben nasıl sizin meziyetinizle iftihar ediyorum, o meziyetlerden ben mahrum kaldıkça, sizde bulunduğundan memnun oluyorum, kendimindir telâkkî ediyorum. Siz de Üstadınızın nazarıyla birbirinize bakmalısınız. Adeta, herbiriniz ötekinin faziletlerine naşir olunuz. Kardeşlerimizden İslâm Köylü Hâfız Ali Efendi, kendine rakip olacak diğer bir kardeşimiz hakkında gösterdiği hiss-i uhuvveti, çok kıymettar gördüğüm için size beyan ediyorum:




    O zat yanıma geldi; ötekinin hattı, kendisinin hattından iyi olduğunu söyledim. "O daha çok hizmet eder" dedim. Baktım ki, Hâfız Ali kemal-i samimiyet ve ihlâsla, onun tefevvukuyla iftihar etti, telezzüz eyledi. Hem Üstadının nazar-ı muhabbetini celb ettiği için memnun oldu. Onun kalbine dikkat ettim, gösteriş değil, samimî olduğunu hissettim. Cenab-ı Allah'a şükrettim ki, kardeşlerim içinde bu âli hissi taşıyanlar var. İnşaallah bu his büyük hizmet görecek. Elhamdü lillâh, yavaş yavaş o his bu civarımızdaki kardeşlere sirayet ediyor.Barla Lâhikası

    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  6. #6
    Müdakkik Üye vakti_nehar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Mesajlar
    969

    Standart

    yırmıbırıncı lemanın dusturlarını hayatımıza gecırsek ıns boyle bır sorun kalmaz hayatımızda meslagımızdekı tefanı set cekıyor ko kotu hasletlere..
    hak razı olsun kardesım guzel bıryazıydı emegıne saglık

    " Eğer şu fânî dünyada bekâ istiyorsan, bekâ fenâdan çıkıyor, nefs-i emmâre cihetiyle fenâ bul ki, bâkî olasın...."

    Anlam demek, Allah demektir.

    Sonuç, sevgi Allah demektir.

    "İnşallah" derse Yakaran...

    "İnşa" eder YARADAN.

    SaFLaRı eZeNi aSLaN SaNMA aSıL NeFSiNi eZeBiLeN aSLaNDıR
    MEVLANA


  7. #7
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Alıntı vakti_nehar Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yırmıbırıncı lemanın dusturlarını hayatımıza gecırsek ıns boyle bır sorun kalmaz hayatımızda meslegımızdekı tefanı set cekıyor kotu hasletlere..
    hak razı olsun kardesım guzel bıryazıydı emegıne saglık
    Ecmain olsun kardeşim..





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  8. #8
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Kardeşlerim, enâniyetin işimizde en tehlikeli ciheti kıskançlıktır. Eğer sırf lillâh için olmazsa, kıskançlık müdahâle eder, bozar. Nasıl ki bir insanın bir eli bir elini kıskanmaz ve gözü kulağına haset etmez ve kalbi aklına rekabet etmez. Öyle de, bu heyetimizin şahs-ı mânevîsinde, herbiriniz bir duygu, bir âzâ hükmündesiniz. Birbirinize karşı rekabet değil, bilâkis birbirinizin meziyetiyle iftihar etmek, mütelezziz olmak bir vazife-i vicdaniyenizdir.
    Bir şey daha kaldı; en tehlikesi odur ki: İçinizde ve ahbabınızda, bu fakir kardeşinize karşı bir kıskançlık damarı bulunmak, en tehlikelidir. Sizlerde mühim ehl-i ilim de var. Ehl-i ilmin bir kısmında bir enâniyet-i ilmiye bulunur. Kendi mütevazi de olsa, o cihette enâniyetlidir; çabuk enâniyetini bırakmaz. Kalbi, aklı ne kadar yapışsa da, nefsi, o ilmî enâniyeti cihetinde imtiyaz ister, kendini satmak ister, hattâ yazılan risalelere karşı muaraza ister. Kalbi risaleleri sevdiği ve aklı istihsan ettiği ve yüksek bulduğu hâlde, nefsi ise, enâniyet-i ilmiyeden gelen kıskançlık cihetinde zımnî bir adâvet besler...




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  9. #9
    Ehil Üye Beste-i Rana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    Doğanın Derinlikleri
    Mesajlar
    4.544

    Standart

    Alıntı Beste-i Rana Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kardeşlerim, enâniyetin işimizde en tehlikeli ciheti kıskançlıktır. Eğer sırf lillâh için olmazsa, kıskançlık müdahâle eder, bozar. Nasıl ki bir insanın bir eli bir elini kıskanmaz ve gözü kulağına haset etmez ve kalbi aklına rekabet etmez. Öyle de, bu heyetimizin şahs-ı mânevîsinde, herbiriniz bir duygu, bir âzâ hükmündesiniz. Birbirinize karşı rekabet değil, bilâkis birbirinizin meziyetiyle iftihar etmek, mütelezziz olmak bir vazife-i vicdaniyenizdir.
    Bir şey daha kaldı; en tehlikesi odur ki: İçinizde ve ahbabınızda, bu fakir kardeşinize karşı bir kıskançlık damarı bulunmak, en tehlikelidir. Sizlerde mühim ehl-i ilim de var. Ehl-i ilmin bir kısmında bir enâniyet-i ilmiye bulunur. Kendi mütevazi de olsa, o cihette enâniyetlidir; çabuk enâniyetini bırakmaz. Kalbi, aklı ne kadar yapışsa da, nefsi, o ilmî enâniyeti cihetinde imtiyaz ister, kendini satmak ister, hattâ yazılan risalelere karşı muaraza ister. Kalbi risaleleri sevdiği ve aklı istihsan ettiği ve yüksek bulduğu hâlde, nefsi ise, enâniyet-i ilmiyeden gelen kıskançlık cihetinde zımnî bir adâvet besler...

    Umûr-u diniye ve uhreviyede rekabet, gıpta, haset ve kıskançlık olmamalı. Ve hakikat nokta-i nazarında olamaz. Çünkü kıskançlık ve hasedin sebebi: Birtek şeye çok eller uzanmasından ve birtek makama çok gözler dikilmesinden ve birtek ekmeği çok mideler istemesinden, müzâhame münakaşa, müsabaka sebebiyle gıptaya, sonra kıskançlığa düşerler. Dünyada bir şey-i vâhide çoklar talip olduğundan ve dünya dar ve muvakkat olması sebebiyle insanın hadsiz arzularını tatmin edemediği için, rekabete düşüyorlar. Fakat, âhirette tek bir adama beş yüz sene Haşiye mesafelik bir cennet ihsan edilmesi ve yetmiş bin kasır ve huriler verilmesi ve ehl-i Cennetten herkes kendi hissesinden kemâl-i rızâ ile memnun olması işaretiyle gösteriliyor ki, âhirette medar-ı rekabet bir şey yoktur ve rekabet de olamaz. Öyleyse, âhirete ait olan a'mâl-i salihada dahi rekabet olamaz; kıskançlıkKıskançlık eden ya riyâkârdır; a'mâl-i saliha suretiyle dünyevî neticeleri arıyor. Veyahut sadık cahildir ki, a'mâl-i saliha nereye baktığını bilmiyor ve a'mâl-i salihanın ruhu, esası, ihlâs olduğunu derk etmiyor. Rekabet suretiyle evliyaullaha karşı bir nevi adâvet taşımakla, vüs'at-i rahmet-i İlâhiyeyi itham ediyor.




    Hest-i Nist-Nümâ



    "Müslümanın müslümana gülümsemesi sadakadır" sırrıyla espri yapıyorum...


    Hepimiz Cennette Kavuşalım...


  10. #10
    Gayyur denizebrar07 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    59

    Standart

    Öyle hareket edeceksin ki kardeşini kıskandırmayacaksın.Bunun çareside,sen

    başkasını kıskanmayacaksın ki başkası da seni kıskanmasın!
    (Ceylan abinin notlarından)

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Deccal Hakkında Birbirimizi Bilgilendirelim
    By mirza-bey in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 11.03.17, 23:16
  2. Birbirimizi Anlatalım
    By SeRV-i SiMiN in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 700
    Son Mesaj: 14.04.09, 18:15
  3. Birbirimizi Sevmedikçe...
    By Garip_Maznun in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20.01.09, 21:31
  4. Sevebilmek
    By Sonsuz-Nur in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 10.02.07, 18:47
  5. Birbirimizi İncitmeyelim!!!
    By mesnevi in forum İstek, Öneri ve Forum Yardımı
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 05.12.06, 00:04

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0