Iki yuz yildan beri cagdaslasma diye bir turku tutturmusuz. Bunun biricik yolu olarak da batililasmayi gormusuz. Hukumetin Avrupa Toplulugu’na (AT) tam uyelik basvurusu bu isin son raundu, son adimi olmaktadir. Bu girisimin, yabancisi oldugumuz ama benzemek icin can attigmiz bir dunyada belli bir yer edinme gayreti mi, yoksa bu bahane ile artik tasiyamadigimiz bize ait degerler sisteminden buyuk bir miras yedi hovardaligi icinde vazgecme tesebbusu mu veya ic politika kurnazlgi mi oldugunu tartismak ve degerlendirmek bu milleti seven, muslumanligi en buyuk seref bilen, istiklale asik herkesin en tabii hakkidir. Bu safhada her yorumun bize gore buyuk onemi vardir. Hangisinin isabetli oldugunu ise, hic suphesiz zaman gosterecektir. Bu cumleden olmak uzere, bu satirlarin yazari da konuya ait dusuncelerini, yegane olcu kaynagimiz Kur’an ayetleri cercevesinde sekillendirmek istemis ve biraz endise, biraz umut karisimi bir sualle mes’eleyi va’z etmeyi uygun bulmustur: Nobet Kimde?…

Bir Olay
Elmalili merhumun tefsirini mutalaa ederken Al-i Imran suresi’nin 140. ayetinin bir pasaji hakkinda su fikra ile karsilastim: Hafizin biri, “biz (zafer ve hezimet) gunleri(ni) insanlar arasinda degistiririz” anlamindaki ayeti okuyunca, bunu duyan bir dilbilgini, “arablar arasinda” olmali, demis. Kendisine dogru okundugu, ayetin “insanlar arasinda” seklinde oldugunu bildirilmis. Bunun uzerine bilgin; “oyleyse, inna lillah ve inna ileyhi raciun, Ka’be’nin rabbina andolsun ki, gitti arabin devleti” demis; ayetten, Islam devletinin araplara munhasir kalmayacagi, diger milletlerin de bu konuda nasip ve hizmetlerinin bulunacagi anlamini cikarmistir. Tarihin sehadeti de bu yorumu dogrulamistir.

Bir Gercek
Ayrica, bir sonraki ayetten anlasildigina gore bu “degistirme, evirip cevirme”nin temelinde, imani kufurden ayiklama ve mu’minleri yuceltme hikmet ve iradesi yatmaktadir. Yani kafirin zaferi bile bir cesit imani ile alakalidir. Eger kafirlerin batila imani, mu’minlerin hakka imanlarindan kuvvetli, kalite ve hazirlik acisindan ustun olursa, o kafirler boylesi mu’minlere galip gelirler. Bu, hic bir zaman batilin hakka galebesi degil, -inanilan seyin hak veya batil olusu bir yana-, bir imanin bir baska imana galebesi demektir. O halde mu’minler, varliklarini koruyabilmek ve galibiyetlerini surdurebilmek icin kafirlerin batila olan iman ve guvenlerinden cok ustun bir imana sahip olmak zorundadirlar.
Bilinen bir gercektir ki, ideolojilerin basarisi, aslinda onlara gonul vermis insanlarin fedekarligi ve samimiyetine baglidir. Kafirin kufrundeki ictenligi, munafigin nifak tutkusu, mu’minin imaninda bulunmazsa, sirf boylesi bir iman, zafer icin kafi gelmeyecektir.
Iki toplum
Ote yandan Maide suresinin 54. ayetinde soyle buyurulmaktadir:
“ Ey mu’minler, icinizden her kim dininden donerse, Allah ona karsilik, kendisi tarafindan sevilen ve O’nu seven bir toplum getirir. Bunlar mu’minlere karsi alcak gonullu, kafirlere karsi onurlu ve zorludurlar. Allah yolunda savasirlar, ayiplayicilarin ayiplamasindan korkmazlar. Bu Allah’in bir lutfudur, onu diledigine verir. Allah’in keremi buyuktur ve Allah ona kimin layik oldugunu bilir.”
Acikca goruldugu gibi ayet, iki toplumdan bahsetmektedir: Biri; Islam’dan dondugu, yuz cevirdigi, onu cagdisi gordugu icin silinip gidecek m u r t e d bir toplum. Digeri ise, oncekilerin biraktigi boslugu dolduracak, hakikat ve zafer nobetini devralacak, Islam ugrunda cihad edecek, yukselecek, sevecek ve sevilecek, ayiplamalara aldirmayacak bir toplum…

Sumul
Hemen belirtelim ki bu ayêti belli zaman ve belli olaylarla sinirlandirma ve yorumlama imkani yoktur. Ayet, butun zamanlar, mekanlar ve milletler icin gecerli olan bir ilahi kanunu, s u n n e t u l l a h ‘i dile getirmektedir. Bir zaman arablar, sonra Iranlilar daha sonra da Turkler Islam’a hizmet nobetini tutmuslardir. Bin yili askin bir sureden beri surdurdugumuz bu serefli nobette, baska milletlerin ve topluluklarin nasibi bulunmadigini dusunmek ve iddia etmek kaideten mumkun degildir. Kimbilir daha nice toplumlar bu konuda hizmete talib olacaklardir…
Bizim acimizdan onemli olan, boyle bir nobete ve serefe talip olup olmamak noktasinda belirecek milli irade ve tutumdur. Yani bizim bu ise devam mi, tamam mi dedigimizdir. Otesini Allah bilir.
Bu acidan geriye baktigmiz zaman gorunen odur ki, iki yuz yildan daha fazla bir suredir, dis kaynakli propogandalarin tesiri ile, -hakli olarak degilse de- okumus kesim ve resmi tavir olarak bu nobeti baskalarina devretme girisimleri icinde oldugumuz, tarihimizi dolduran ve bizi millet olarak imparatorluga goturmus olan bu guc ve seref kaynagini butun sonuclariyla birlikte reddetmek egiliminde bulundugumuzdur. Zira gereceklestirilmis olan siyasi, kulturel ve hukuki degisiklikler ve bunlarin elde mevcut yazili metinleri ve kurumlari bunu gostermektedir.
Hristiyan birligi oldugu ve Roma Imparatorlugu’nu diriltmek maksadiyla olusturuldugu kesinlik kazanmis olan Avrupa Toplulugu’na uyeligin bedelini odemeye hazir oldugumuz tam uyelik basvurusuyla ortaya konulmus bulunmaktadir. Bu basvuru, Avrupa Birlesik Devletleri’nin ikinci sinif bir eyaleti olmaya riza gosterildiginin butun dunyaya resmen ilani anlamina gelmektedir. Eger netice bu ise, Islam’a hizmet nobetine daha ne zamana kadar devam edebilecegimizi merak etmemek, endiselenmemek elde degildir...

Nobet Degil, Nobetci Degisir
Ayette israrla uzerinde durulan gercek, her murted toplulugu, mutlaka mucahid milletlerin izleyecegi ve Islam’in kiyamete kadar yenilenen mu’minler vasitasiyla i’tila ve iktidarini surdurecegidir. Bu demektir ki, Islam’a karsi olmak, Islam’i degil, cihad ve hizmet nobetini tutanlari degistirir. Yani Islam’a hizmet nobetini bir batili ulke veya millet de tutabilir. Bu onun icin de seref olur. Batili aydinlarin birer birer musluman olmalari batili toplumlarin boyle bir goreve hazirlandigi anlaminda dusunulebilir. Bir baska ifade ile gunes batidan da dogabilir. Islam batida da Islam’dir.

Bir Dua ve cevabi
Bakara Suresi’nin son ayetiyle biz “… Sen bizim mevlamizsin, kafirler toplumuna karsi bize yardim et!.” diye dua ediyoruz. Mevlamiz da bize Al-i Imran Suresi’nin son ayetiyle; “Ey mu’minler, sabredin, direnipustun gelin, cihada hazirlikli, uyanik bulunun ve Allah’a karsi saygili olun ki, basariya eresiniz” diye cevap veriyor.
Kafirlere karsi zafer kazanmak icin ayetin alinmasini istedigi tedbirleri soylece siralamak mumkundur:

Inanmak,
Sabretmek, aceleci olmamak, telasa kapilmamak,
Sabir yarisinda bulunmak, direnmek, guclukleri goguslemek, fedakarlik,
Ribat, sinir bekciligi, uyaniklik, degerlere mukayyed olmak, cihada dusmanlardan daha hazirlikli olmak,
Allah’a karsi saygili olmak, Allah’tan korkmak, emirlerine karsi gelmekten sakinmak.
Bu maddeler uzerinde israrla ve samimiyetle duruldugu zaman icte ve dista yapilmasi gerekenleri tesbit etmek kolaylasmaktadir. Icte, kafa (fikir-kultur), kalb (iman-ahlak) ve karin (ekonomi-sehvet)’dan olusan uc onemli etkilenme merkezlerini korumak, dista da iletisim ve haberlesme vasita ve kurumlarina tam bir hakimiyet gerekmektedir. Toplum degerlerinin savunulmasi ve sinirlarin korunmasi musluman sermayenin, - rizikolu ve oynak olmasina ragmen, - basin-yayin organ ve kurumlari kurup calistirmaya baslamasiyla cok yakindan ilgilidir. Kafa ve gonulleri yabanci iletisim ve haberlesme organlarinin propagandalariyla fesada ugratilmis insanlar, karinlarina hitabetle, ekonomiye ceki-duzen vermekle yonlendirilemezler. Cunku insan, mide ve sehvetten ibaret degildir.
Ayet cok acik bir sekilde muslumanlardan, dusmanlari ile guclukleri goguslemekte sabir yarisinda bulunmalarini ve surekli teyakkuz icinde olmalarini istemektedir. Bu ise, gunluk gidisati takip etmek, hatta etkilemekle mumkun olacaktir. O halde artik yatirimlari k u l t u r e l z e m i n l e r d e gerceklestirmek gerekmektedir. Aksi halde tarih ve cografya verileri inkar edilerek ve Avrupali oldugumuzu gostermek icin buyuk bir acele ve tehalukle girmeye clistigimiz Avrupa Toplulugu, simdi degilse, bir zaman sonra milli mezarimiz olabilir.
Aziz milletimize boyle aci bir sonu reva gorecek olanlari, kim olursa olsun, anlamak, affetmek, benimsemek, saygi duymak ve hurmetle anmak bu buyuk cinayete ortak olmak demektir. Kimse bu cinayete istirak etmemeli, bu vebali asla yuklenmemelidir.
Duamiz, Andimiz
Ya Rabbi! “Icimizdeki beyinsizler yuzunden” bizleri asirlardir hizmetiyle seref duydugumuz Islam’dan ve imandan mahrum birakma. Kiyamete kadar bu seref nobetini bizden alma... Dusmanlarin hilesi buyukse, inaniyoruz ki senin de gucun sonsuzdur. Uyaniklik ve gayret ver bize, Avrupa ufuklarinda da hizmet edelim t e v h i d ‘e...
Imandan dogan hakli bir umid ve sonucuna katlanmak va’di ile haydi sevgili okuyucu birlikte haykiralim: “Nobet bizde; yeniden, yeni bastan yine bizde!.. Avrupa iclerinde olsa bile...”(1)
Davamizin sonu Allah’a hamdetmekten ibarettir.

(HADISLERLE GERCEKLER3, 265)



selam ve dua ile..