+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 7 ve 7

Konu: Babama Mevlevi Dervişi Olduğumu Söylemeyin; O Beni Hâlâ Pizzacıda Hamurkâr Sanıyor

  1. #1
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart Babama Mevlevi Dervişi Olduğumu Söylemeyin; O Beni Hâlâ Pizzacıda Hamurkâr Sanıyor

    Sevgili anneciğim, mektubuma başlarken hasretle o pamuk gibi sıcacık, sevgi dolu ellerinden öperim; sizleri çok özledim ve inşallah bayram ertesi memlekete gelip sizleri görmek arzusundayım. Aslına bakarsan anneciğim, bu digital çağda dededen kalma usulle mektup yazmak biraz gülünç oluyor ama senin hatırın için katlanıyorum; inanmazsın, yarım saat önce bakkala gidip “Bir zarf bir kağıt verir misin?” dedim; hayretle yüzüme baktı, “Hani” dedim, “çook seneler önce büyüklerimiz mektup yazar, zarf diye bir şeye koyup yapıştırarak pullayıp da postaneye götürürlermiş ya ondan.” dedim. “Haa!” dedi, onda yokmuş, zarfı da köşedeki kırtasiyeciden buldum, onun için mektubu geciktirdim, kusura bakmayasın.
    Canım anneciğim, halimi soruyorsun, hamdolsun yuvarlanıp gidiyoruz işte. Biliyorsun buralarda iş arslanın ağzında, diploma filan da kâr etmiyor; dönem arkadaşlarımdan bazıları süpermarketlerde tezgahtarlık, korumacılık filan işi buldular, garsonluk yapan var, kahvelerde ortacılık yapanlar var. Artık diplomasını gösterene iş vermiyorlar, eskidenmiş o, haftada elli lira harçlıkla iş bulanlarımız bile şükrediyor. Ben de epey iş aradım, bulamadım; iyi işlere torpilsiz girilmiyor. Tam ümidimi kesiyordum ki ortaokuldan arkadaşım Necdet’le rastlaştık, hani bizim yukardaki sokakta oturan Zehra teyzenin ortanca oğlu. Biz bununla folklor kursuna gitmiştik, hatırlarsın. Hoş-beşten sonra iş aradığımı öğrenince, “Oğlum, bizim grupta birkaç kişiye iş var ama bilmem becerebilir misin?” dedi, “Nedir yav?” dedim. Bunlar bir grup kurmuşlar, şurada burada Mevlevi dervişleri gibi dönüyorlarmış. Bir hafta önce iki kişi gruptan ayrılınca ihtiyaç hasıl olmuş, “Bildiğin Mevlevi raksı oğlum” dedi, “yapabilir misin?”
    Hoppala dedim, yahu tamam yaparız da, başım döner, midem bulanır mı acaba? Haydi alıştık diyelim, ben ki hayatında kravat gömlek giyenlerle bile dalga geçmiş sportif ruhlu bir adamım; o derviş kıyafeti, o uzun etek, yelek, ayakta mest, başta kocaman keçe külâhla kendimi bir an düşündüm, “Olmaz” dedim, “Bir gören olursa ne der; katiyyen yapamam.”
    “Valla sen bilirsin.” dedi, “Aslında işin talibi çok, ben istedim ki beraber olalım; neticede bu da bir nevi folklor oyunu. Hatırlasana Silifke ekibinde oynarken giydiğimiz kıyafeti düşün. Şıkıdık şıkıdık zıplaya kalka oynuyorduk hani; olacak iş miydi? Bu da böyle bir şey; iş bitince kıyafetini çıkarıyor, bildiğin gibi giyinip yaşıyorsun!”
    “Doğru söylüyorsun be!” dedim, uzatmayalım beni ekibe aldılar, bir haftada acemiliği attım. Yere bir çivili tahta koyuyorlar, çiviyi ayak başparmağının arasına sıkıştırıp dön baba dönelim yapıyorsun; bu esnada müzik de çalıyor. Sıcak havalarda kıyafet biraz sıkıcı oluyor; ekip şefine dedim ki, “Abi, bu gibi sıcak havalarda Mevlevi sikkesi yerine beyzbol şapkası veya normal o bizim bildiğimiz hacıemmi takkelerinden giysek olmaz mı?” “Bana kalsa bal gibi olur” diye kafasını kaşıdı, “Hatta bana kalsa, Mevlevi tennuresinde de devrim yaparım, madem ki her işi gönülde bitiyor, kıyafetin ne önemi var; altta şort, üstte tişörtle de olur fakat müşteri kitlemiz hazmedemez; bu gibi reformlara toplum henüz hazır değil.” dedi.
    Neyse anneciğim, işte durumlar böyle, haftasına iş almaya başladım. Ekipte bir neyzen, bir tamburi arkadaş var; onlar bize göre çift kat ücret alıyorlar, çünkü ha deyince neyzen tanburi bulunmuyormuş. Bir ara, dervişliği bırakayıp tamburi olayım diye düşündüm, beceremedim, zor iş; üstelik tamburun sapı da uzun mu uzun, biraz kısa olsa, belki çalardım...
    Bazı geceler iki, hatta üç yere gittiğimiz bile oluyor anneciğim; Ramazan’da dersen hiç boş kalmadık. Öğleden sonra faaliyet başlıyor. Ekip şefi abi, “Hele durun, Ramazan’dan sonra size defile de ayarlayacağım.” dedi ama ben Ramazan’dan sonra böyle randımanlı çalışacağımızı zannetmiyorum. Necdet, “Arada düğün işi de çıkıyor; bu işte istikbal var oğlum, biraz dişini sık.” diyor, bakacağız artık, bilemiyorum...
    Canım anneciğim, babama sakın Mevlevi dervişi olduğumu söyleme; o beni hâlâ Pizzacıda hamurkâr zannetsin daha iyi; Mevlevilik kim, biz kim anneciğim; vaktiyle bunlar derli toplu, efendi, tahsilli, kibar adamlarmış. Geçenlerde bir kitapta okudum, eskiden dervişler öyle “ha” deyince bizim gibi dönmeye başlamazlarmış, uzun bir merasimi var bu işin. Aslına bakarsan bazen dönerken heyecana kapılıp güzel şeyler hissetmiyor değilim fakat genellikle utanıyorum bir tanıdık çıkar diye, o zaman gözlerimi kapatıyorum. Hani düğüncülük, şarkıcılık olsa neyse. Bu bir dini törenmiş aslında anne, hatta âyin diyorlar. Şimdi babam benim âyine katıldığımı, hatta bu işten para kazandığımı duysa yüreğine iner. Hâsılı kelâm içime bir türlü sinmiyor. Necdet’e kalsa, “Oğlum işin püf noktasını kaptım; gel beraber kendi ekibimizi kuralım.” filan diyor ama ben bu sektörde durmam artık. O yüzden hâtıra resmi bile çektirmiyorum. İlerde birilerinin eline geçerse ne derim sonra?
    Canım anneciğim, sana posta havalesiyle biraz para yolladım; nüfus kağıdınla postaneye gider alırsın. Babama haber vermesen de olur. Pek mühim bir miktar sayılmazsa da kendine bayramlık bir şey almanı isterim. Beni merak etme; terli terli su içmiyorum, evin içinde terliksiz gezmiyorum, abur-cubur şeyler tıkıştırmıyorum. Tırnaklarımı da haftada bir muntazaman kesiyorum; bazen uzamamış oluyor ama seni hatırlıyorum, sırf sen tembih ettin diye yine de uçlarından kesermiş gibi yapıyorum.
    Mektubuma son verirken hasretle ellerinden öper, hayır dualarını beklerim anneciğim benim; bayram ertesi yanına gelip, elceğizinle yaptığın yaprak sarmasından yemek üzere sana şimdilik Allahaısmarladık diyorum.
    Oğlun...

    Ahmet Turan Alkan

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  2. #2
    Gayyur Ebu Bekir - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2008
    Bulunduğu yer
    aksaray-trabzon
    Yaş
    30
    Mesajlar
    99

    Standart

    yazı zamanımızın gerçekliğine çok güzel parmak basıyor.. sırf para için mevlevi olmak.. artık para için yapılmayan kalmadı.
    Rabbim bizleri ıslah etsin ve bizlere hidayet eylesin

    amin

    vesselam

    aahh! gönlüm divane gönlüm,


    nerelerdesin, uzaklara mı düştü yolun,

    yollarda hep seni bek ledim, yollarda gözüm

    kayıp mısın, ölü mü,yoksa kırık mı kanadın kolun..



    msa1989


  3. #3
    Ehil Üye HüZnÜ HaZan - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    4.454

    Standart

    Komik,güzel ve anlamlı
    Allah razı olsun...


    Hur bajo,Kur bajo
    Ga mêşine...








    Kendini tevil et!...






  4. #4
    Ehil Üye Muntesip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ....şehr-i güzin...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.241

    Standart

    yazıyı okudm çok beğendim ....Bir ATA klasiği

    Anlamaya başlama belirtilerinden birisi de ölme isteğidir...


  5. #5
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    trajikomik

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  6. #6
    Ehil Üye Muntesip - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Bulunduğu yer
    ....şehr-i güzin...
    Yaş
    33
    Mesajlar
    3.241

    Standart

    Alıntı Uşşak-ı Serbaz Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    trajikomik
    hayatımzı bunlarla dolu..artık normal bile ne yazık ki...

    Anlamaya başlama belirtilerinden birisi de ölme isteğidir...


  7. #7
    Ehil Üye Müellif-e - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Zindan-ı dünya'da bir garib yolcu
    Mesajlar
    4.073

    Standart

    Alıntı Ebu Bekir Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yazı zamanımızın gerçekliğine çok güzel parmak basıyor.. sırf para için mevlevi olmak.. artık para için yapılmayan kalmadı.
    Rabbim bizleri ıslah etsin ve bizlere hidayet eylesin

    amin

    vesselam


    Hal-i pürmelalimiz..Ağlanacak halimize gülüyoruz ne yazık ki..
    Bizi bu hale getirenler utansın..

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Babama
    By yu-suf in forum Şiirler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 27.08.19, 07:41
  2. Babama Dua
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 10.08.19, 18:22
  3. Sabahları Uyanmaktan Aciz Olan Şaşkın İnsan..Kendi Kendine Dirileceğini Sanıyor..
    By seyyah_salih in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 53
    Son Mesaj: 31.10.09, 21:01
  4. Benim Kim Olduğumu Biliyor musunuz?
    By vakti_nehar in forum Mizah
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 21.08.07, 01:32
  5. Babama Mektup
    By Mustafa Bayram in forum Şiirler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 03.05.07, 14:57

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0