+ Konu Cevaplama Paneli
1. Sayfa - Toplam 2 Sayfa var 1 2 SonuncuSonuncu
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 10 ve 13

Konu: Allah Sevgisinin Alameti...

  1. #1
    Müdakkik Üye esra aktürk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    767

    Standart Allah Sevgisinin Alameti...

    Allah sevgisinin alameti
    Allah sevgisinin alameti nedir, Allah sevgisini kimler anlayamaz?

    Allah sevgisinin alameti yedi şeyde belli olur:

    1- Allah’ı seven, ölümden korkmaz. Seven, daima ölüme hazır bekler. Çünkü ölümle, aşık maşuka, garip özyurduna kavuşmuş olur. Dinimize bir müddet daha hizmet edeyim düşüncesiyle, ölümün hemen gelmesini istememek Allah sevgisine zıt değildir.
    2- Seven, sevdiğinin sevdiklerini, kendi sevdiklerine tercih eder.
    3- Seven, her an sevdiğini düşünür, onu anar.
    4- Seven, sevgilisinin sevdiği her şeyi sever. Yaratılanı hoş görür Yaradandan ötürü.
    5- Seven, bütün engellerden sıyrılır, sevdiğini çok anar. Uykusundan fedakârlık eder. Allahü teâlâ, Hz.Davuda buyurdu ki:
    (Beni sevdiğini söyleyip de, sabaha kadar yatan, yalancıdır. Zira dost, dostla sohbet ister. Gafleti bırakıp beni anar, sohbetime kavuşur.) [M.Name]
    6- Sevene, bütün ibadetler kolay gelir. İbadetlere zevkle sarılır.
    7- Seven, sevgilisinin dostlarını dost, düşmanlarını düşman bilir. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
    (İmanın en sağlam temeli, Allah için sevmek Allah için buğzetmektir.) [Ebu Davud]
    İman eden ve imanın tadını bulan, Allah’ı çok sever. Kur’an-ı kerimde buyuruluyor ki:
    (İman edenlerin Allah sevgisi çok sağlamdır.) [Bekara 165]

    Allah’a tam ve kusursuz tâbi olabilmek için, Onu tam ve kusursuz sevmek gerekir. Tam ve olgun sevginin alameti de, onun düşmanlarını düşman bilmektir. Onu beğenmeyenleri sevmemektir. Sevgiye gevşeklik sığmaz.

    Aşıklar, sevgililerinin divanesi olup, onlara aykırı bir şey yapamaz. Aykırı gidenlerle uyuşamaz. İki zıt şeyin sevgisi bir kalbte bulunamaz. iki zıttan birini sevmek, diğerine düşmanlığı gerektirir.

    İnsan sevgisi, hayvanlarda olduğu gibi beş duyuya bağlı değildir. Altıncı hissi inkâr eden, insanı hayvan derecesine indirmiş olur. İnsan, akıl, nur, kalb gibi özellikleriyle hayvandan ayrılır. İnsanın kalb gözü, baştaki gözden daha kuvvetlidir. Aklın anladığı güzellik, gözün gördüğünden daha büyüktür. İşte bunun için, beş duyu ile anlaşılamayan ve ancak kalb ile idrak edilen, şerefli şeylerin zevki daha büyüktür. Beş duyudan başka şey olmadığını sanıp, insanı hayvan derecesine düşürenler, Allah sevgisini anlayamaz.

    Peygamber efendimizin, (Ya Rabbi, kendi sevgini, sevdiklerinin sevgisini, sevgine kavuşturacak işlerin sevgisini nasip et ve sevgini susuzluktan yanan kimsenin arzuladığı soğuk sudan benim için daha kıymetli kıl!) duası, Allah sevgisinin önemini bildirmektedir. Allah’ı seven, bilmediği bir aşk ile şaşkın haldedir. Uykusu kaçar, gözyaşları dinmez. Her işinde Allah’tan korkar, titrer. Allahü teâlânın sevgisine kavuşturacak işleri yapmak için çırpınır. Sevgi kuvvetli ise buna aşk denir. Allah’ı aşkla sevmek gerekir.
    *
    Bu konuda Yunus Emre diyor ki:

    Bilmeyenler bilsin ki aşk bir güneşe benzer
    Aşkı olmayan gönül misâl-i taşa benzer.
    Taş gönülden ne biter dilinde ağı tüter
    Çok yumuşak söylese sözü savaşa benzer.
    Aşk dolu gönül yanar yumuşar muma döner
    Kararır taş gönüller sarp katı kışa benzer.
    ***
    Senin aşkının oku, demirden taştan geçer
    Aşkına düşen kişi can ile baştan geçer.
    Gece gündüz eder zâr, aşkın ile olur yâr
    Endişesi sen olan yemekten aştan geçer.
    Aşkına düşenlerin yanar durur yüreği
    Sana veren kendini lüzumsuz işten geçer.
    Başında aklı olan ücretle amel etmez
    Her güzele kapılmaz, göz ile kaştan geçer.
    Gerçek âşık olasın, can vermeye ivesin
    Dostla pazarlık eden nice bin baştan geçer.
    Yunus’un gönül evi doludur Hak sevgisi
    Tercih eden sohbeti dosttan tanıştan geçer...
    "Kendini başıboş zannetme,zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan,hiçbir şeyi nizamsız,gayesiz göremezsin.Nasıl sen nizamsız,gayesiz kalabilirsin..."
    'SÖZLER'

  2. #2
    Müdakkik Üye ZÜMRÜT - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2008
    Bulunduğu yer
    bılmem
    Yaş
    31
    Mesajlar
    651

    Standart

    ALLAH RAZI OLSUN CAN FAYDALI BI MEVZUYDU teşekürler

  3. #3
    Müdakkik Üye esra aktürk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Aug 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Mesajlar
    767

    Standart

    Ecmain olsun kardeşim,faydalı olabildiysem ne mutlu
    "Kendini başıboş zannetme,zira şu misafirhane-i dünyada nazar-ı hikmetle baksan,hiçbir şeyi nizamsız,gayesiz göremezsin.Nasıl sen nizamsız,gayesiz kalabilirsin..."
    'SÖZLER'

  4. #4
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Standart

    Selim GÜNDÜZALP

    Allah aşkıyla yanan, yanmaz

    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    “Her şeyde bir birlik var. Birlik ise Bir’i gösterir.” (Bediüzzaman)
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ***
    “Bu mülk, bu kâinat kimin?”
    “Allah’ın (cc)”
    “Bu dünya kimin?”
    “Allah’ın (cc)”
    “Biz kimin misafiriyiz?
    “Allah’ın (cc)”
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Allah diyen aldanmaz.
    Allah diyen mahrum olmaz.
    Allah diyen yolda kalmaz.
    Allah diyen diller kurumaz.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ***
    Her işinde bin bir hikmet var. Allah dağına göre kar, bağına göre kış verir. Allah her şeyi görür, Allah her şeyi bilir, Allah her sesi işitir.
    Nasıl mı? İşte size bir öykü:
    Meraklı bir çocuk, yaşlı bir Allah dostunun yanına gelerek:
    “Mabedde duâ eden insanları dinledim. Doğrusu Allah’ın işi çok zor olmalı” dedi.
    Allah dostu tatlı bir tebessümle çocuğa baktı ve neden böyle düşündüğünü sordu.
    Çocuk:
    “Oduncu havanın soğuk olması için duâ ediyordu” dedi.
    Allah dostu:
    “Evet, bu gayet normal” dedi. “Bizim sobalarımız için odun satarak hayatını kazanır. Hava ne kadar soğuk olursa, o kadar çok odun satar.”
    Çocuk:
    “Fakat meyveci ılık hava için duâ ediyordu” dedi.
    Allah dostu:
    “Meyveci kışın satmak için sonbahar meyvelerini saklar. Eğer hava çok soğuk olursa, meyveleri donar” diye karşılık verdi.
    Çocuk:
    “Çiftçi yağmur için, tuğla yapıcısı ise kuru hava için duâ ediyordu. Bu adamların hepsi Allah’ı seven insanlar. Allah hepsinin isteklerini nasıl yerine getirebiliyor?”
    Allah dostu:
    “Şimdi hava nasıl?” diye sordu.
    “Kuru ve ılık” dedi çocuk.
    “Geçen hafta nasıldı?”
    “Pazartesi ve Salı yağmur yağdı, Perşembe hava soğuktu.”
    Bunun üzerine Allah dostu yine tatlı bir tebessümle çocuğa bakarak şunları söyledi:
    “Şimdi anladın mı yavrum Allah’ın hepimizi birden nasıl memnun ettiğini…”
    ***
    Bu öyküyü her hatırlayışımda Allah'a karşı muhabbetim artar, sevgim coşar.
    Hem neden coşmasın, neden artmasın ki? Sevmek için verdiği kalp de Allah’ın değil mi?..
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Gönlün ağzı, dili yoktur ama gönül Rabbini tanır. Gönül Rabbini bilir. Gönül Rabbini sever. Ne kaybettinse orda ara. Kalbinde, gönlünde ara. Arayan bulur. Arayan gönül, Rabbini bulur. Allah’ı gönülden seven güzel olur. Gönül o zaman gönül olur.
    Ne güzel demiş şair:

    “Sevgiliden sevgiliye hediye
    Ayva gider, elma gider, nar gider
    Sevenin yüreği bir renkli mevsim;
    Yağmur gider, rüzgâr gider, kar gider…

    Hey arkadaş bu sevdanın ardına,
    Şahlar bile tahtı tacı kor gider…”

    — Abdurrahim Karakoç
    ***
    Gönülden sevdi mi insan, ‘Allah’ dedi mi bir kez lisan, gerisini geç, sorma…
    Gönül bir kez sevdi mi, bir kez ‘Allah’ dedi mi, ötesini geç, arama. Uzaklara gidip bakma, arama. Gir gönlüne bak, neler var?... Ne arıyorsan orda var.
    Baharında, yazında, semânın yıldızında, iplik iplik dokunmuş her nakışında Senin ismin, Senin tecellin var.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Yaprağa yeşili katan, dalda, odunda meyveyi yaratan, gülde kokuyu unutmayan Sensin.
    Yatışımda kalkışımda, damarımda kanımda, kalbimin her atışında yalnız Sen varsın. Kalbimin her atışında yalnız Sen varsın, Senin ismin var.
    ‘Hû hû hûûûûûû’ deyip, döner zerreler… ‘Allah Allah’ deyip, devreder küreler. Yorulma, gitme çok uzaklara. Gönülde ara, kalpte ara, içinde ara. Ne arıyorsan orda var; orda ara.

    “Sağı solu gözler idim
    Dost yüzünü görsem deyu
    Ben taşrada arar iken;
    Ol can içinde can imiş…”

    — Niyâzî Mısrî

    Gönül bir ayine-i Samed’dir. Allah’ı arıyorsan orda ara, gönül içre ara.

    Ne güzel der Yûnus Emre:

    “Ben gelmedim dâvâ için,
    Benim işim sevi için…
    Dost’un evi gönüllerdir
    Gönüller yapmaya geldim!..”

    Gönüller tahtına yakışan güzel, gönül tahtına oturan Sultan sadece Sensin, sadece Sen. Birsin, yeksin, teksin. Gönül de Senin, sevgi de Senin, seven bu insancık da Senin.
    Birsin Allah, yeksin Allah, teksin Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

    “Seni aramam için beni uzağa attın,
    Âlemi benim, beni Kendin için yarattın”
    — Necip Fâzıl Kısakürek

    Firakının gönülde açtığı yara kapanmaz. Bu gönül Senden ırak, Senden uzak kalamaz, Senden ayrı yaşayamaz. Ne güzel yaratmış Allah, ne güzel bu gönül evini… Bu gönül, Allah’ım, Sensiz olamaz.
    Gönül deyip geçeriz; gönül dalgalı deniz… Gönlü boşlamaya gelmez. Diken de biter, gül de biter. Gönle değer verdin mi, gör gönülde neler biter…

    “Toprakta biten güller solar giderler. Gönülde biten güller ebedîdirler.”
    — Mevlânâ

    Gönülde neler biter, neler neler… Allah’ın sevgisi gönüllerde tüter.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ‘Allah’ der her daim diller; gönlün pasını gözyaşı siler…
    İnsan yaşlanıp kocasa da gönül kocamaz. Gönül hep tazedir, gençtir, diridir.
    Gönül, âyine-i Samed’dir. Gönülde ikilik olmaz. Hem Allah hem de gayrısı olmaz.
    İki sevgi bir gönüle sığmaz. Gönül Allahsız olmaz. Gönülden ‘Allah Allah’ demeyince, gönül, gönül olmaz. Allah için seven, gönülden sever. Gönülden seven, boşa sevmiş olmaz. Bunun dışında kalan aşk da yalan, söz de yalan, sevgi de yalan.
    Allah aşkıyla yanan yanmaz.

    “Gel gönül gidelim aşk ellerine
    Muradın yar ise bir tane yeter…”
    — Turabî

    Bir gönüle Allah kâfidir, Allah yeter. Gönlün Allah’a aşkıdır gerçek olan. Beri gelsin gönülden Allah’ı anan, Allah’ın aşkıyla yanan, ‘Allah’ diye yanan. Gerisi yalan, gerisi yalan... Allah’tan uzak ne varsa, hepsi yalan. Aşk da yalan, söz de yalan… Ey gönül! Ölmedinse uyan!... Yanacaksan O’nun aşkıyla yan. Allah aşkıyla yanan yanmaz. Bil de ayıl, bil de uyan!
    Ey bu sırra ermeyen nefsim, sen derdine yan. ‘Allah’ de yan, Allah de uyan, ‘Allah’ de dayan…
    “Ey gönül madenin ne kadar yufka / Yeter ağlamana bir kuş ötüşü” diyen Necip Fâzıl Kısakürek boşuna dememiş.
    Ağlar gönül, inler gönül ve arar. Gönlün yazı var, kışı var. Bir kararda kalmaz gönül. ‘Allah’ denince ayar olur, tamam olur gönül.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Onun içindir ki, gönül yıkan, onmaz. Gönül yıkmak değil, gönül yapmaktır hüner. Hünerlerin hüneri, Allah’ı gönülden sevmektir. Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ***
    Bir şair duâsıyla bitirelim yazımızı.
    “…
    Bebeklere has bir dille ağlayarak,
    SANA geliyorum SANA
    Çırıl-çıplak…

    Bir garip ağaç oldum aşk ülkesinde,
    Köklerim sığmadı zamana;
    Silktim ham meyvelerimi utandım da,
    Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak.
    SANA geliyorum SANA
    Dal-budak…

    Ne bir dürüm ekmek var heybemde.
    Ne içecek suyum kana kana…
    Bir tutam umutla düştüm yollara,
    Bazan yürüyerek, bazan koşarak
    SANA geliyorum SANA
    Yalınayak…

    Yollar uzadıkça yük ağırlaştı,
    Ateş düştü gönlümdeki harmana.
    Bıraktım ağrıyı, sızıyı bir yana;
    Hasretinle ıpıl ıpıl yanarak,
    SANA geliyorum SANA
    Bir avuç toprak…

    Seyrettim uzaktan benliğimi ki,
    Et, kemik, kan değilmiş mânâ.
    Habibin hakkına, İsmin hakkına
    Af dilemek için ağlayarak,
    SANA geliyorum SANA
    Yâ HAKK...”
    — Abdurrahim Karakoç
    ***
    İşte böyle bir gönül, böylesine bir diri gönül hoşluğu dilerim hepinize. Selâmetle kalın. Allah’a emanet olun. Allah aşkıyla yanın. Allah aşkıyla yanan yanmaz.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Tektir Allah, yektir Allah, birdir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ***
    İşte böyle bir gönül, böylesine diri bir gönül hoşluğu dilerim hepinize. Selâmetle kalın. Allah'a emanet olun. Allah aşkıyla yanın. Allah aşkıyla yanan yanmaz.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Tektir Allah, yektir Allah, birdir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ***
    Hacdan dönen kardeşlerimizi de unutmadık. Rabbim haclarını, ibadetlerini mebrûr eylesin. Onlara da bir hoş geldin hatırası ve bir gönül armağanı olsun asl-ı ve Asr-ı Saadet'ten.
    Abbas b. Mirdas naklediyor:
    Arefe günü akşamı Hz. Peygamber (a.s.m.) ümmetinin affı ve Allah'ın onlara merhamet etmesi için duâ etti.
    Hz. Peygamber (asm) bu konudaki duâlarını artırınca Cenâb-ı Allah ümmetinin birbirlerine yaptıkları zulümden dolayı işledikleri günahlar hariç, kul hakkını ilgilendirmeyen günahları affettiğini kendisine bildirdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm) şöyle duâ etti:
    "Ya Rabbi! Sen zulmeden kullarına, yaptıkları zulümden dolayı, işlemiş oldukları günahların yerine onlara sevap vermeye Kadirsin. Ve bu zalim kullarını affetmeye de Kadirsin."
    O akşam, Cenâb-ı Allah Resulüne bir şey bildirmedi. Ertesi sabah Müzdelife'de Hz. Peygamber (asm) duâsını tekrarladı. Cenâb-ı Allah ona şöyle mukabele etti: "Onları da affettim."
    Bunun üzerine Resulullah (asm) gülümsedi sahabelerden bazıları: "Ya Resûlullah, niçin tebessüm ettiniz?" diye sordular. Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu: "Allah'ın düşmanı şeytana güldüm; o, Azîz ve Celîl olan Allah'ın ümmetim hakkındaki duâmı kabul ettiğini öğrenince feryad-u figân etmeye ve başına topraklar atmaya başladı." (Beyhakî)
    Ey gönül! Dostun Allah ise ne gam, ne keder… Sen Allah aşkıyla yanmadığın günlere yan…
    Allah aşkıyla yanan, yanmaz. Yanmaz Allah aşkıyla yanan, yanmaz.

    Molla Câmi Baharistan'da şöyle der:

    "Ey gönül! Eğer bir gün başına bir dert gelirse, dert ortağı bir dostun olduktan sonra hiç tasa etme. Dost, insana sıkıntılı gün için lâzımdır. Yoksa ki iyilik ve ferahlık günü dost çok bulunur."

    Dost istersen Allah yeter. Allah diyen aldanmaz. Allah aşkıyla yanan yanmaz.
    "Allah dost, toprak post…"

    Haydi, hoşça kalınız. Allah ile olunuz. Yolunuz, "Hamdım, piştim, yandım..." diyenlerin yolu olsun. Başkasıyla, gayrısıyla değil, Allah aşkıyla yanınız.

    Yanmaz Allah aşkıyla yanan, yanmaz.

    Allah aşkıyla yanan yanmaz…

    Yeni Asya
    12.12.2009





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  5. #5
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Dost istersen Allah yeter. Allah diyen aldanmaz. Allah aşkıyla yanan yanmaz.
    "Allah dost, toprak post…"

    Haydi, hoşça kalınız. Allah ile olunuz. Yolunuz, "Hamdım, piştim, yandım..." diyenlerin yolu olsun. Başkasıyla, gayrısıyla değil, Allah aşkıyla yanınız.

    Yanmaz Allah aşkıyla yanan, yanmaz.

    Allah aşkıyla yanan yanmaz…
    -------------------
    Cenâb-ı Hak bize gayet karibdir; biz Ondan gayet derecede uzağız.



    Nasıl ki, güneş, elimizdeki ayna vasıtasıyla bize gayet yakındır ve yerde herbir şeffaf şey, kendine bir nevi arş ve bir çeşit menzil olur. Eğer güneşin şuuru olsaydı, bizimle aynamız vasıtasıyla muhabere ederdi. Fakat biz ondan dört bin sene uzağız. Bilâ teşbih velâ temsil, Şems-i Ezelî, herşeye herşeyden daha yakındır. Çünkü Vâcibü’l-Vücuddur, mekândan münezzehtir. Hiçbir şey Ona perde olamaz. Fakat herşey nihayet derecede Ondan uzaktır.
    İşte, Miracın uzun mesafesiyle, in ifade ettiği mesafesizliğin sırrıyla, hem Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın gitmesinde, çok mesafeyi tayyederek gitmesi ve ân-ı vahidde yerine gelmesi sırrı bundan ileri geliyor. Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâmın miracı, onun seyr ü sülûküdür, onun ünvan-ı velâyetidir.
    Ehl-i velâyet, nasıl ki seyr ü sülûk-i ruhanî ile, kırk günden tâ kırk seneye kadar bir terakki ile, derecât-ı imaniyenin hakkalyakin derecesine çıkıyor. Öyle de, bütün evliyanın sultanı olan Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm, değil yalnız kalbi ve ruhuyla, belki hem cismiyle, hem havassıyla, hem letâifiyle, kırk seneye mukabil kırk dakikada, velâyetinin keramet-i kübrâsı olan Miracı ile bir cadde-i kübrâ açarak hakaik-i imaniyenin en yüksek mertebelerine gitmiş, Mirac merdiveniyle Arşa çıkmış, Kab-ı Kavseyn makamında, hakaik-i imaniyenin en büyüğü olan iman-ı billâh ve iman-ı bil’âhireti aynelyakin, gözüyle müşahede etmiş, Cennete girmiş, saadet-i ebediyeyi görmüş, o Miracın kapısıyla açtığı cadde-i kübrâyı açık bırakmış. Bütün evliya-yı ümmeti seyr ü sülûk ile, derecelerine göre, ruhanî ve kalbî bir tarzda o Miracın gölgesi içinde gidiyorlar.
    Beşinci Nükte
    Mevlid-i Nebevî ile Miraciyenin okunması, gayet nâfi ve güzel âdettir ve müstahsen bir âdet-i İslâmiyedir. Belki hayat-ı içtimaiye-i İslâmiyenin gayet lâtîf ve parlak ve tatlı bir medar-ı sohbetidir. Belki, hakaik-i imaniyenin ihtarı için en hoş ve şirin bir derstir. Belki, imanın envârını ve muhabbetullah ve aşk-ı Nebevîyi göstermeye ve tahrike en müheyyiç ve müessir bir vasıtadır. Cenâb-ı Hak bu âdeti ebede kadar devam ettirsin. Ve Süleyman Efendi gibi Mevlid yazanlara Cenâb-ı Hak rahmet etsin, yerlerini Cennetü’l-Firdevs yapsın. Âmin.
    HÂTİME
    Madem şu kâinatın Hâlıkı, her nevide bir ferd-i mümtaz ve mükemmel ve câmi halk edip, o nevin medar-ı fahri ve kemâli yapar. Elbette, esmâsındaki İsm-i Âzam tecellîsiyle, bütün kâinata nispeten mümtaz ve mükemmel bir ferdi halk edecek. Esmâsında bir İsm-i Âzam olduğu gibi, masnuatında da bir ferd-i ekmel bulunacak ve kâinata münteşir kemâlâtı o fertte cem edip kendine medar-ı nazar edecek.
    O fert, herhalde zîhayattan olacaktır. Çünkü envâ-ı kâinatın en mükemmeli zîhayattır.

    "Biz ona [O' bize, yani memlûküne] şahdamarından daha yakınız."
    Kaf Sûresi, 50:16.


    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  6. #6
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Senin aşkının oku, demirden taştan geçer
    Aşkına düşen kişi can ile baştan geçer.
    Gece gündüz eder zâr, aşkın ile olur yâr
    Endişesi sen olan yemekten aştan geçer.
    Aşkına düşenlerin yanar durur yüreği
    Sana veren kendini lüzumsuz işten geçer.
    Başında aklı olan ücretle amel etmez
    Her güzele kapılmaz, göz ile kaştan geçer.
    Gerçek âşık olasın, can vermeye ivesin
    Dostla pazarlık eden nice bin baştan geçer.
    Yunus’un gönül evi doludur Hak sevgisi
    Tercih eden sohbeti dosttan tanıştan geçer...

  7. #7
    Ehil Üye Bîçare S.V. - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul/Üsküdar
    Mesajlar
    2.407

    Standart

    Alıntı 1kul Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Senin aşkının oku, demirden taştan geçer
    Aşkına düşen kişi can ile baştan geçer.
    Gece gündüz eder zâr, aşkın ile olur yâr
    Endişesi sen olan yemekten aştan geçer.
    Aşkına düşenlerin yanar durur yüreği
    Sana veren kendini lüzumsuz işten geçer.
    Başında aklı olan ücretle amel etmez
    Her güzele kapılmaz, göz ile kaştan geçer.
    Gerçek âşık olasın, can vermeye ivesin
    Dostla pazarlık eden nice bin baştan geçer.
    Yunus’un gönül evi doludur Hak sevgisi
    Tercih eden sohbeti dosttan tanıştan geçer...
    ***************
    Can kardeşim 1kul'a akşam çayı...!


    Konu Bîçare S.V. tarafından (12.12.09 Saat 15:50 ) değiştirilmiştir.
    "İyyake nâ'büdü ve İyyake nesteîn."

    'Ancak Sana kulluk eder, ancak Senden yardım isteriz' (Fâtiha Sûresi)


    "İnsanlara teşekkür etmeyen, Allah'a da şükretmez.!" (H.Ş.)

    'Bırak bîçare feryâdı, belâdan; gel tevekkül kıl' (17.Söz.)

    "Şimdi 'OKU' kabirde okuyamazsın" (Z.Gündüzalp)

    'ASYA'NIN BAHTININ MİFTAHI , MEŞVERET VE ŞÛRÂDIR' (YENİASYA)

    Selâm ve duâyla. Bîçare S.V.

  8. #8
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı Bîçare S.V. Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ***************
    Can kardeşim 1kul'a akşam çayı...!
    Allah razi 0lsun ABİM...

  9. #9
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Alıntı Bîçare S.V. Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ***************
    Can kardeşim 1kul'a akşam çayı...!

    Baktim iki kirmizi var bende üçüncüsünü koyum dedim..

  10. #10
    Dost leon - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    23

    Standart

    Alıntı Şahide Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster

    Selim GÜNDÜZALP



    Allah aşkıyla yanan, yanmaz



    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    “Her şeyde bir birlik var. Birlik ise Bir’i gösterir.” (Bediüzzaman)
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ***
    “Bu mülk, bu kâinat kimin?”
    “Allah’ın (cc)”
    “Bu dünya kimin?”
    “Allah’ın (cc)”
    “Biz kimin misafiriyiz?
    “Allah’ın (cc)”
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Allah diyen aldanmaz.
    Allah diyen mahrum olmaz.
    Allah diyen yolda kalmaz.
    Allah diyen diller kurumaz.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah… Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ***
    Her işinde bin bir hikmet var. Allah dağına göre kar, bağına göre kış verir. Allah her şeyi görür, Allah her şeyi bilir, Allah her sesi işitir.
    Nasıl mı? İşte size bir öykü:
    Meraklı bir çocuk, yaşlı bir Allah dostunun yanına gelerek:
    “Mabedde duâ eden insanları dinledim. Doğrusu Allah’ın işi çok zor olmalı” dedi.
    Allah dostu tatlı bir tebessümle çocuğa baktı ve neden böyle düşündüğünü sordu.
    Çocuk:
    “Oduncu havanın soğuk olması için duâ ediyordu” dedi.
    Allah dostu:
    “Evet, bu gayet normal” dedi. “Bizim sobalarımız için odun satarak hayatını kazanır. Hava ne kadar soğuk olursa, o kadar çok odun satar.”
    Çocuk:
    “Fakat meyveci ılık hava için duâ ediyordu” dedi.
    Allah dostu:
    “Meyveci kışın satmak için sonbahar meyvelerini saklar. Eğer hava çok soğuk olursa, meyveleri donar” diye karşılık verdi.
    Çocuk:
    “Çiftçi yağmur için, tuğla yapıcısı ise kuru hava için duâ ediyordu. Bu adamların hepsi Allah’ı seven insanlar. Allah hepsinin isteklerini nasıl yerine getirebiliyor?”
    Allah dostu:
    “Şimdi hava nasıl?” diye sordu.
    “Kuru ve ılık” dedi çocuk.
    “Geçen hafta nasıldı?”
    “Pazartesi ve Salı yağmur yağdı, Perşembe hava soğuktu.”
    Bunun üzerine Allah dostu yine tatlı bir tebessümle çocuğa bakarak şunları söyledi:
    “Şimdi anladın mı yavrum Allah’ın hepimizi birden nasıl memnun ettiğini…”
    ***
    Bu öyküyü her hatırlayışımda Allah'a karşı muhabbetim artar, sevgim coşar.
    Hem neden coşmasın, neden artmasın ki? Sevmek için verdiği kalp de Allah’ın değil mi?..
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Gönlün ağzı, dili yoktur ama gönül Rabbini tanır. Gönül Rabbini bilir. Gönül Rabbini sever. Ne kaybettinse orda ara. Kalbinde, gönlünde ara. Arayan bulur. Arayan gönül, Rabbini bulur. Allah’ı gönülden seven güzel olur. Gönül o zaman gönül olur.
    Ne güzel demiş şair:

    “Sevgiliden sevgiliye hediye
    Ayva gider, elma gider, nar gider
    Sevenin yüreği bir renkli mevsim;
    Yağmur gider, rüzgâr gider, kar gider…

    Hey arkadaş bu sevdanın ardına,
    Şahlar bile tahtı tacı kor gider…”

    — Abdurrahim Karakoç
    ***
    Gönülden sevdi mi insan, ‘Allah’ dedi mi bir kez lisan, gerisini geç, sorma…
    Gönül bir kez sevdi mi, bir kez ‘Allah’ dedi mi, ötesini geç, arama. Uzaklara gidip bakma, arama. Gir gönlüne bak, neler var?... Ne arıyorsan orda var.
    Baharında, yazında, semânın yıldızında, iplik iplik dokunmuş her nakışında Senin ismin, Senin tecellin var.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Yaprağa yeşili katan, dalda, odunda meyveyi yaratan, gülde kokuyu unutmayan Sensin.
    Yatışımda kalkışımda, damarımda kanımda, kalbimin her atışında yalnız Sen varsın. Kalbimin her atışında yalnız Sen varsın, Senin ismin var.
    ‘Hû hû hûûûûûû’ deyip, döner zerreler… ‘Allah Allah’ deyip, devreder küreler. Yorulma, gitme çok uzaklara. Gönülde ara, kalpte ara, içinde ara. Ne arıyorsan orda var; orda ara.

    “Sağı solu gözler idim
    Dost yüzünü görsem deyu
    Ben taşrada arar iken;
    Ol can içinde can imiş…”

    — Niyâzî Mısrî

    Gönül bir ayine-i Samed’dir. Allah’ı arıyorsan orda ara, gönül içre ara.

    Ne güzel der Yûnus Emre:

    “Ben gelmedim dâvâ için,
    Benim işim sevi için…
    Dost’un evi gönüllerdir
    Gönüller yapmaya geldim!..”

    Gönüller tahtına yakışan güzel, gönül tahtına oturan Sultan sadece Sensin, sadece Sen. Birsin, yeksin, teksin. Gönül de Senin, sevgi de Senin, seven bu insancık da Senin.
    Birsin Allah, yeksin Allah, teksin Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…

    “Seni aramam için beni uzağa attın,
    Âlemi benim, beni Kendin için yarattın”
    — Necip Fâzıl Kısakürek

    Firakının gönülde açtığı yara kapanmaz. Bu gönül Senden ırak, Senden uzak kalamaz, Senden ayrı yaşayamaz. Ne güzel yaratmış Allah, ne güzel bu gönül evini… Bu gönül, Allah’ım, Sensiz olamaz.
    Gönül deyip geçeriz; gönül dalgalı deniz… Gönlü boşlamaya gelmez. Diken de biter, gül de biter. Gönle değer verdin mi, gör gönülde neler biter…

    “Toprakta biten güller solar giderler. Gönülde biten güller ebedîdirler.”
    — Mevlânâ

    Gönülde neler biter, neler neler… Allah’ın sevgisi gönüllerde tüter.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ‘Allah’ der her daim diller; gönlün pasını gözyaşı siler…
    İnsan yaşlanıp kocasa da gönül kocamaz. Gönül hep tazedir, gençtir, diridir.
    Gönül, âyine-i Samed’dir. Gönülde ikilik olmaz. Hem Allah hem de gayrısı olmaz.
    İki sevgi bir gönüle sığmaz. Gönül Allahsız olmaz. Gönülden ‘Allah Allah’ demeyince, gönül, gönül olmaz. Allah için seven, gönülden sever. Gönülden seven, boşa sevmiş olmaz. Bunun dışında kalan aşk da yalan, söz de yalan, sevgi de yalan.
    Allah aşkıyla yanan yanmaz.

    “Gel gönül gidelim aşk ellerine
    Muradın yar ise bir tane yeter…”
    — Turabî

    Bir gönüle Allah kâfidir, Allah yeter. Gönlün Allah’a aşkıdır gerçek olan. Beri gelsin gönülden Allah’ı anan, Allah’ın aşkıyla yanan, ‘Allah’ diye yanan. Gerisi yalan, gerisi yalan... Allah’tan uzak ne varsa, hepsi yalan. Aşk da yalan, söz de yalan… Ey gönül! Ölmedinse uyan!... Yanacaksan O’nun aşkıyla yan. Allah aşkıyla yanan yanmaz. Bil de ayıl, bil de uyan!
    Ey bu sırra ermeyen nefsim, sen derdine yan. ‘Allah’ de yan, Allah de uyan, ‘Allah’ de dayan…
    “Ey gönül madenin ne kadar yufka / Yeter ağlamana bir kuş ötüşü” diyen Necip Fâzıl Kısakürek boşuna dememiş.
    Ağlar gönül, inler gönül ve arar. Gönlün yazı var, kışı var. Bir kararda kalmaz gönül. ‘Allah’ denince ayar olur, tamam olur gönül.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Onun içindir ki, gönül yıkan, onmaz. Gönül yıkmak değil, gönül yapmaktır hüner. Hünerlerin hüneri, Allah’ı gönülden sevmektir. Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ***
    Bir şair duâsıyla bitirelim yazımızı.
    “…
    Bebeklere has bir dille ağlayarak,
    SANA geliyorum SANA
    Çırıl-çıplak…

    Bir garip ağaç oldum aşk ülkesinde,
    Köklerim sığmadı zamana;
    Silktim ham meyvelerimi utandım da,
    Kutsal duygularınla donandım yaprak yaprak.
    SANA geliyorum SANA
    Dal-budak…

    Ne bir dürüm ekmek var heybemde.
    Ne içecek suyum kana kana…
    Bir tutam umutla düştüm yollara,
    Bazan yürüyerek, bazan koşarak
    SANA geliyorum SANA
    Yalınayak…

    Yollar uzadıkça yük ağırlaştı,
    Ateş düştü gönlümdeki harmana.
    Bıraktım ağrıyı, sızıyı bir yana;
    Hasretinle ıpıl ıpıl yanarak,
    SANA geliyorum SANA
    Bir avuç toprak…

    Seyrettim uzaktan benliğimi ki,
    Et, kemik, kan değilmiş mânâ.
    Habibin hakkına, İsmin hakkına
    Af dilemek için ağlayarak,
    SANA geliyorum SANA
    Yâ HAKK...”
    — Abdurrahim Karakoç
    ***
    İşte böyle bir gönül, böylesine bir diri gönül hoşluğu dilerim hepinize. Selâmetle kalın. Allah’a emanet olun. Allah aşkıyla yanın. Allah aşkıyla yanan yanmaz.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Tektir Allah, yektir Allah, birdir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ***
    İşte böyle bir gönül, böylesine diri bir gönül hoşluğu dilerim hepinize. Selâmetle kalın. Allah'a emanet olun. Allah aşkıyla yanın. Allah aşkıyla yanan yanmaz.
    Birdir Allah, yektir Allah, tektir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    Tektir Allah, yektir Allah, birdir Allah... Lâ ilâhe illallah… Lâ ilâhe illallah…
    ***
    Hacdan dönen kardeşlerimizi de unutmadık. Rabbim haclarını, ibadetlerini mebrûr eylesin. Onlara da bir hoş geldin hatırası ve bir gönül armağanı olsun asl-ı ve Asr-ı Saadet'ten.
    Abbas b. Mirdas naklediyor:
    Arefe günü akşamı Hz. Peygamber (a.s.m.) ümmetinin affı ve Allah'ın onlara merhamet etmesi için duâ etti.
    Hz. Peygamber (asm) bu konudaki duâlarını artırınca Cenâb-ı Allah ümmetinin birbirlerine yaptıkları zulümden dolayı işledikleri günahlar hariç, kul hakkını ilgilendirmeyen günahları affettiğini kendisine bildirdi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm) şöyle duâ etti:
    "Ya Rabbi! Sen zulmeden kullarına, yaptıkları zulümden dolayı, işlemiş oldukları günahların yerine onlara sevap vermeye Kadirsin. Ve bu zalim kullarını affetmeye de Kadirsin."
    O akşam, Cenâb-ı Allah Resulüne bir şey bildirmedi. Ertesi sabah Müzdelife'de Hz. Peygamber (asm) duâsını tekrarladı. Cenâb-ı Allah ona şöyle mukabele etti: "Onları da affettim."
    Bunun üzerine Resulullah (asm) gülümsedi sahabelerden bazıları: "Ya Resûlullah, niçin tebessüm ettiniz?" diye sordular. Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurdu: "Allah'ın düşmanı şeytana güldüm; o, Azîz ve Celîl olan Allah'ın ümmetim hakkındaki duâmı kabul ettiğini öğrenince feryad-u figân etmeye ve başına topraklar atmaya başladı." (Beyhakî)
    Ey gönül! Dostun Allah ise ne gam, ne keder… Sen Allah aşkıyla yanmadığın günlere yan…
    Allah aşkıyla yanan, yanmaz. Yanmaz Allah aşkıyla yanan, yanmaz.

    Molla Câmi Baharistan'da şöyle der:

    "Ey gönül! Eğer bir gün başına bir dert gelirse, dert ortağı bir dostun olduktan sonra hiç tasa etme. Dost, insana sıkıntılı gün için lâzımdır. Yoksa ki iyilik ve ferahlık günü dost çok bulunur."

    Dost istersen Allah yeter. Allah diyen aldanmaz. Allah aşkıyla yanan yanmaz.
    "Allah dost, toprak post…"

    Haydi, hoşça kalınız. Allah ile olunuz. Yolunuz, "Hamdım, piştim, yandım..." diyenlerin yolu olsun. Başkasıyla, gayrısıyla değil, Allah aşkıyla yanınız.

    Yanmaz Allah aşkıyla yanan, yanmaz.

    Allah aşkıyla yanan yanmaz…

    Yeni Asya


    12.12.2009

    risalei nur a dalanlar ne kadar akıllı bilgili böyle ben kendimi çok bilgili ve akıllı zannediyordum derhal evde bulunan risalei nurlara gömülmem lazım hemen leon

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.06.12, 23:03
  2. Peygamber Sevgisinin Alametleri (E-Kitap,Pdf Dosya)
    By Ene-Zerre in forum Kitap, Dergi, Albüm Tanıtımları ve E-Kitap Paylaşımları
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 12.10.09, 20:01
  3. Hakiki İmanın Alameti Nedir ?
    By Hakkâni in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 27.12.08, 14:08
  4. Allah Korkusunun Yedi Alameti
    By havf_reca in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 29.07.08, 13:05
  5. Müttakilerin 4 Alameti
    By Ehl-i telvin in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 23.08.07, 22:30

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Yemek Tarifleri ListeNur.de - islami siteler listesi
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0