1,4 milyar dolarlık savaş uçağını düşüren bir damla su. İnsanın mebde-i hayatı bir damla su. Çöllerde ha-yatın kaynağı bir damla su. Ayların sultanı Ramazanda hâsseten bu sıcak günlerin iftarında bir damla su. Mevlânâ dergâhında Nisan tasına düşen ve sonra içilen bir damla su. Hz. Hacer annemizin Mekke’nin “Safa ve Merve” tepelerinde koşarak istediği bir damla su. Umrecilerin ve hacıların ağızlarına damlattıkları bir damla su. Şehitlerin ve mevtâların son anda istedikleri bir damla su. Kıymeti ve lüzûmiyeti bitmeyecek kadar olan ve özetinde bulunduğumuz bu ni’met-i İlâhiye için birkaç tesbit ilâve etmek istiyorum.
Geçtiğimiz Şubat ayında, dünyanın en gelişmiş jeti B-2 ve 1.4 milyar dolarlık savaş uçağının “algılayıcıları” bir damla su yüzünden yere çakıldı. ABD’de dünyanın en gelişmiş bombardıman uçağı B-2’lerden biri olan “Kansas Ruhu” Guam Adası’ndaki Andersen Hava Üssü’nden kalkışı sırasında yere çakılmıştı. Pilotlar fırlatma koltukları sayesinde hayatta kalırken, ABD Ordusu jetin düşüş sebebini bulmak için araştırma başlatmış, araştırma neticesinde 1.4 milyar dolarlık savaş uçağının kontrol sistemini (FCS) besleyen 24 basınç sensöründen 3’ünün ıslandığı ortaya çıkmıştı.1 Kudret-i İlâhiye, bir damla su ve insanın aczi...
Cenâb-ı Allah, Kur’ân-ı Hakîm’de “Hiç içtiğiniz suyu düşündünüz mü? Siz mi onu bulutlardan indirdiniz, yoksa Biz miyiz onun yere inmesini sağlayan? (O tatlı bir su şeklinde iner, ama) dileseydik yakacak kadar tuzlu ve acı yapabilirdik. Öyle ise neden (Bize) şükretmiyorsunuz?” 2 buyuruyor.
Türkiye’nin 779 bin kilometre kare sahası var. Türkiye’nin ekili kullanılabilir 279 milyon dekar arazisi var. Bu 279 milyon dekar araziden bugün takriben toplam 40 milyon dönümü sulanmaktadır. Türkiye’nin 779 bin kilometre kare sahasının üstüne yıllık olarak düşen yağmur, tesbitlere göre 500 milyar küsûr metre küptür. 2008 yılında bu yağışlar da yok, müthiş bir kuraklık var. Türkiye’de 200 baraj ve 3 bin gölet vardır. “Acaba isyanımız, şükürsüzlüğümüz ve israfımızdan mıdır bu kuraklık?” diye düşünmek lâzım. Bunların çoğu kurumuş, barajlar dibe vurmuş. Manzara elem verici ve hazin. Bir damla suya doğru gidiyoruz.
Su denilince bütün ehl-i imanın bir anda verdiği cevap “zemzem”. Nasıl ki; ayların sultanı Ramazan ise, suların sultanı zemzemdir. Fahr-ı Kâinat, önderimiz, Efendimiz Hz. Muhammed (asm) bir hadisinde: “Zemzem hangi niyetle içilirse, o husule gelir” dedikten sonra, faydalarını şu üç cümleyle özetler: “Doymak için içersen doyurur, susuzluğunu gidermek için içersen susuzluğunu giderir, eğer şifa için içersen Allah şifa verir.” Peygamber Efendimizin (asm) buyurduğu gibi, yapılan ilmî araştırmalarda zemzemin şifa kaynağı olduğu, otuzun üstünde hastalığa iyi geldiği tesbit edilmiştir. Zemzem vücuda verilen serum görevini de yapmaktadır. Tavaf sonrası içmek, Peygamber Efendimizin (asm) sünnetlerindendir. Ayrıca Efendimiz Hz. Muhammed (asm), suyu her zaman oturarak içerdi, yalnızca zemzem suyunu ayakta ve Kâbe’ye bakarak içmiştir. Zemzem bitmiyor fakat bizim barajlar kuruyor, bu ne demek acaba?
Oruç ve içindeki iftar ve sahur mübarektir. Bu mübarek ağızlarla yağmur için duâ etmeliyiz. Mezkûr Hadid Sûresindeki âyete “beş cihetle” kulak vermeli ve yağmur duâlarına çıkmalıyız. Yağmur iktisadî, sınaî, ictimâî ve şahsî hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Ülfet, yakıcı bir ateştir. Onun için bir damla su dedik. Acaba bu ülfet perdesini kaldırıp, ülfet ateşini söndürebilir miyiz? Üzerinde düşünülen, tefekkür edilen bir damla su, bunları söndürebilir. Yoksa isyan ve vurdumduymazlıkla bir yere varamayız.


Dipnotlar:

1- Basın Temmuz 2008; 2- Hadid Sûresi, 68, 69, 70. âyetler

19.09.2008

E-Posta: haliluslu1951@mynet.com