Ahmet Yenilmez: Oruç, Akşama Kadar Aç Durmak Değildir



İlk orucunuzu hatırlıyor musunuz?
Çocukluğum ataerkil bir aile yapısı içinde geçti. Dedem, babaannem ve amcamlar ile bir arada idik. Ramazan’ın şaşaası bir ay önceden başlardı. Çocukluğumun Ramazanları yaz aylarına gelmişti.

O sırada fındık toplama hazırlıkları da yapılırdı. Fındık işçilerinin yiyeceği yufkalar, makarnalar yapılırdı. Yokluk da vardı. Yufkayı Ramazan’da görürdük. Oruç tutsak da tutmasak da sahura kalkardık. Mükellef olduğum andan itibaren orucumu bıraktığımı hatırlamıyorum.

Ramazan’da temponuz değişiyor mu?
Kendimi daha çok kontrol ediyorum. Hem maddi hem manevi anlamda. O yüzden Ramazan’da kendimi daha zinde hissediyorum. Her mevsimin güzellikleri ve zorlukları olabilir. Oruca iyi bakmamız, inancımızın şartlarından olarak görmemiz lazım. Günün muhasebesini yapma, vücut anatomisinin yenilenmesi gibi etkilerini düşünerek baktığımız zaman uzun günlerden etkileneceğimizi sanmıyorum. Normal hayatımıza devam edeceğiz.

Ramazan’a özel âdetleriniz var mı?
Kesinlikle kalabalık bir ortamda iftar yapmayı düşünürüm; zaten genelde böyle oluyor. Ailemle olmayı tercih ederim; ama arkadaş çevrem veya iftar daveti de olabilir. Yeter ki kalabalık olsun. Yalnız iftar yapmayı hiç sevmem. Fırsat bulabilirsem teravih namazlarımı mahalle camiinde kılmayı tercih ediyorum. Ramazan’da sıla-i rahim yapmayı ihmal etmemeye çalışırım. Gönül ve düşünce dünyamı tazelendirmek için özellikle İstanbul’da sık ziyaretler yaparım. Cennetmekân ulu hakan Abdülhamit Han’ın türbesine geldiğinizde rastlaşabiliriz. Özellikle geceleri onun bir köşesinde olurum. Çünkü o benim sultanım. Hem düşünce dünyam, hem ecdadım olarak o benim her şeyim. Hâlâ bir umman gibi beni içine çeker.

Oruç tutmak sizi nasıl değiştiriyor?
İnsan oruçlu iken daha kontrollü olmalı. Oruç akşama kadar aç durmak değildir. Tabii ki daha dikkatli olunur ve orucun manevi atmosferi hal ve hareketlerimizi belirler.

Geçmiş Ramazanları arıyor musunuz?
Her geçmiş kendini bir şekilde özletir. İnsan hayatı ilerledikçe geçmişe dair özlemimiz olur. Paylaşımlar azaldıkça eskiyi özleriz. Evde elektriğin, televizyonun olmadığı dönemde gaz lambasının ışığında, yer sofrasında amca oğullarıyla birlikte iftar yapmayı isterim. Her devrin bir güzelliği var; ama ülkemizde Ramazan eğlencesinde bir yozlaşma yaşıyoruz. Bir yenilik, farklılık ortaya konmuyor. ‘Geleneksel Türk tiyatrosu yapıyoruz’ diyenlerin yaptıkları geleneksel Türk tiyatrosu değil. Direklerarası da bu değil. Her şeye rağmen bu çağda insanların bir araya gelmesine vesile olunuyor. Bu da faydası olan bir şey.
Bu Ramazan’da insanlardan istirham ediyorum. İftar sofrasında ya da sahurda ilk suyu içip, çorbaya kaşıklarını ilk daldırdıklarında, çocuklarının gözlerine baktıklarında, ne olur sokağındaki, mahallesindeki, şehrindeki yardıma muhtaç insanları, hürriyet mücadelesi veren Kerkük, Musul, Irak, Afganistan, Çeçenistan’daki kardeşlerini ve dini, dili, ırkı ne olursa olsun yiyecek bir lokma ekmek, bir yudum su bulamayan insanları da düşünsünler.


Şemsinur Özdemir - Zaman
http://www.ramazansitesi.com/?s=ramazan_oku&yazi_id=144