Kahire’ye ilk taşındığım zaman, aylardan Eylül’dü. Bunun bir ehemmiyeti yoktu pek, ama o ayı ehemmiyetli kılan, Ramazan olmasıydı. Mısırlı arkadaşlarımdan yıllarca Mısır’da Ramazanın nasıl olduğunu duymuş ve bunu yaşamak için sabırsızlanmıştım. Ve iki yıl önce Mısır’da ilk Ramazan’ıma başlamış oldum.
Aslında bayram geldiğinde gurbette bıraktıklarıma yazdığım bir e-mailde, “Kahire’ye bakıp, İstanbul’u gördüğümü” söylemiştim. Nil’i Boğaz yapıp, oturduğum semti Bakırköy’e benzettiğim zamanlardı daha. Çok yeniydim. Çok acemiydim. Yemeklere alışamadığım için sahur yapmadan oruç tuttum. Yemeklere alışamadığım için birşey yemeden oruç açtım. İftar sofralarında suya bile dokunamadım bazen. Ama Mısır’da Ramazan’ın ne olduğunu uzaktan seyrederek çok iyi anlamıştım. Mısır’da Ramazan demek, şenliklerin en büyüğüydü. Ramazan, insanların 30 gün boyunca kutlayıp, doyasıya yaşadıkları ayların en zenginiydi.
Ramazan gelmeden önce sokaklarda, marketlerde, pazarlarda her yerde Ramazan’ı karşılayan süslemeler, yazılar göze çarpar. Marketlerdeki gıda çeşitleri artar, Ramazan’da tüketimi ön plana çıkan maddelerde kampanyalar başlar. İnsanların Ramazan’dan önce sanki kıtlık olmuşçasına alış veriş etmesine önce bir mânâ verememiştim. Ama, Ramazan boyu iftar ve sahur dâvetlerine, gecelerce süren faaliyetlere katılmaktan dolayı, normalde alış verişe pek zamanları kalmadığını gördüğümde biraz hak verdim. Gündüzleri de uyumaktan alış verişe pek zaman kalmıyordu.
Mısır’da devlet de Ramazan’da çeşitli düzenlemelere gidiyor. Kış saati uygulamasına mutlaka Ramazan’dan önce geçilmesi bana oldukça garip gelen uygulamalardan birisi. Artık Ramazan’ın iyice yaz aylarına denk geldiği bu yıl bile, Mısır’da saatler şu an itibariyle geriye alınmış durumda. Bir dahaki sene tam anlamıyla yaz olduğu zaman da aynı uygulamaya devam edecekler mi bilmiyorum, ama bu uygulamanın sebebini hiç anlayabilmiş değilim.
Bunun yanı sıra, okullardan bankalara, devlet dairelerinden özel işletmelere kadar çoğu yerde giriş-çıkış saatleri yeniden ayarlanıyor. Bir saatlik dersler 20 dakikaya, üç saatlik dersler bir saate düşürülerek, öğrencilerin oruçluyken fazlaca yorulmalarına meydan verilmiyor. Resmî daireler ve bankalar da öğlen itibariyle kapanıyorlar. Resmî işletmelerin, Ramazan boyunca, açık olsalar da, pek bir iş yaptıkları söylenemediğinden, Mısır’da Ramazan boyunca hiçbir işin yapılamayacağı ve yürümeyeceği yıllardır söylenegelen ve doğruluğu ispatlanmış tesbitler arasında. Bunun gibi şeyler, insanların Ramazan’ı dinlenme, eğlenme ve dostlarla bir araya gelme ayı olarak kabullenmesinden kaynaklanıyor.
İftardan önce fırtına öncesi sessizliğin yaşandığı Mısır sokakları, iftarın hemen ardından cümbüş yerine dönüyor. Sahura kadar kalabalığın dağılmadığı sokaklar ve her dakika dolup taşan lokantalar, rengârenk mağaza vitrinleri, her gün bayram arefesiymiş gibi dolup taşan dükkânlar, cıvıl cıvıl insan kalabalıklarıyla doluyor. Her gece sahur için başka bir lokantaya ya da kafeye rahatlıkla gidebildiğiniz Mısır Ramazan’larında iftar da başlı başına bir tören.
Bana enteresan gelen iftar geleneklerinden biri de, hurmaların çekirdeklerinin çıkarılıp, 7-8 hurmanın bir bardak süte konulması ile hazırlanan yiyecek. Oruç açarken içinde hurmaların beklediği bu sütü içip, ardından yumuşayan ve süt ile aromalaşmış hurmaları yemek, Mısır’daki Ramazan âdetlerinden biri. Bir diğeri de Amered-din (Kamer-ed Din) denen, bizdeki kayısı pestilinin eritilip, bir şekilde pelte yahut içecek haline getirilmesiyle sunulan bir meşrubat türü. Bu iki içecek-yiyecek, Mısır’da Ramazan sofralarının baş tacı denebilir.
Mısır’da Ramazan, 11 ay boyunca heyecanla beklenen ve yaşandığı bir ay boyunca da hiç bitmemesi yürekten dilenen bir ay. Aslında bu kadar övülüp, “Mısır’da Ramazan bir başkadır” denmesine ilk etapta insan bir mânâ veremese de, bir müddet yaşayıp halkı ve kültürü tanıdıktan sonra, Mısır’da Ramazan’ın ne denli başka olduğunu anlıyor.

02.09.2008

E-Posta: nurzengin@gmail.com