Kelime anlamıyla İnsaf: Merhamet ve adâlet dâiresinde hareket, hakîkatı kabûl ve itiraf..demektir...

Evet;

Hak sahibine hakkını vermek…Doğru olana doğru demekle adaletle hükmetmek..Hakikati kabul ve itiraf etmekle hakperest ve hakikat bin olduğunu göstermek…Hakkın hatırını yüksek tutmak..O yükseklik zaviyesinde kendi idrakini hakikatin hakkaniyetine emanet etmek…Merhametli olmak ve şefkat seciyesiyle hareket etmek…

İlimden marifetten ve muhabbetten hissedar olabilmenin belki en kuvvetli nedeni insaflı bakış açısıdır…İmanda olsun iman ilimlerinde olsun..Bir emri kabul ve uygulamakta olsun..Neden ve neticeleri değerlendirmekte ..hatta niyetlerin vücuda inkılabında hassasiyet mutlak kazançlılık getirisininin teşekkülünü sağlanmakta en müessir sebebtir…

İmtihan bürhan ile akla teklif edildiğinde..delilleri tefsir eden hadiseler ve talimler ..karar verilecek neticeleri İnsanın önüne getirir…Mesela iman ..Akli idrakin iradi meyline terettüp eder…Kainatta yaratılmış her eser kendi sahibini evsafıyla gösterir kimliktedir..Eşya mabeynindeki münasebet ve bu irtibatın bir biriyle olan bağları bir birlik tasarruf ve kontrolünü gösterir..Hem Masnularda görünen..tezyin ve fıtratlara derc edilmiş vazife..Ve umum hudusun bekaya müteveccih yolculukları ve onların var edilme maksadları..Maslahat uygunluğu,tasdik etmek zaviyesine müdellel vesikalar olarak gelir..İnsaf bunu doğruya doğru ve hakperestlikle değerlendirip..Hükmünü adilane verdiğinde..O belgeler marifet olur..Ve o efkarı dimağı nurlandırır…



İslamiyet makuliyet dinidir..Abes ve akla muhalif hiçbir daveti yoktur..Mutlak adalet ve hakkaniyet ve hikmet üzere müessestir..Din bütün kanunları ..kevni ve emri itibarları halk edenindir…Bütün ukulun fevkinde ve iki dünya saadetini tanzim edecek kalitedir…Münevver ehli iman..İnsaflı Müminler,müteyakkız Müslümanlar..müdakkik ehl-i tahkik, eserleri ve akıbetleriyle külfetsiz olarak mevcudiyetlerini muhafaza etmektedirler…

Bu manaya hizmet eden bütün İlim sahipleri..Mantık ve muhakemenin içtimaiyatta ki istimalini dindeki makuliyeti isbat ederek arz’a sunmuşlar..Aynı şekilde insanların dünya ve ukbaya bakan hem dünya ile ukbaya bakan..Hem ukbadan dünyaya bakan..hem sadece bekaya bakan bütün kanaatlerini karakter olarak sahiplerine kazandıracak hizmeti ifa etmişler…

İslamiyet’in esaslarının yaşanılır ruhu..İmanın aldanmaz ve aldatmaz muhkem tesisiyle mümkündür…Derece-i İmanın yüksekliği..kıyas ve hikmeti marifet-i Sâni de istimal ederek..isim sıfat ve zat marziyatını kavramak hem o maksada halk edilmiş olan mevcudat aynalında ettikleri müşehadat ile ulaştıkları derece-i ilim ve gayretleriyle taltif edildikleri hazır ve ahir iltifatın yanında..Emir cihetinde itaatin hikmeti tebe-i bıraktığı İlleti buyruk diye değerlendirerek Rıza-i ilahiye ye sıddıkıyetten pencere açmanın hali kali ve fiili dualarında bulunmuşlar…

İkram olunmak muhtaç olunmakla mümkün..Nimete mazhar olmak ihtiyacı ikrar etmekle mürtabıt..Şifa hastalıktan medet istemekle devaya taalluk eden in’am..İlim Talibine müheyya bir zemin..İstemek icabete mucip bir ahval..Yad etmek yad edilmeye..Sevmek sevilmeye alamet…

İtiraf etmek affa kavuşmak..Hatadan kaçmak korunmaya muhafaza bir menfez…Hamiyetli olmaya bir cehd kapısı…Yani insan zaaflarını hakka göstermesiyle..Aç bilaç hallerini kalbi feryatlarla dile getirmesiyle..korkularını beyan etmesi..Endişelerinden titrediğini dile getirmesi ve bunları sultanlar sultanına arz etmesiyle asla mağlup ve kaybetmiş olmaz..Çünkü bu kırılma noktaları bu tükenmişlik ve çaresizlik..Bir Münim ve Muin bir Kerimin zengin ve sonsuz keremine taltif edilmek demektir…

İlme öğrenmeye müstağni durmak..hem kendi malumatını kafi görmek..Hem sonsuzluk karşısında zanni bir idrak iddia etmek..Hem gelirden hem Rahmetten istifadenin yollarını kapamak üzere enaniyet-i nefsaniye de asıl düşkünlüğü gösteren kibirden başka bir şey değildir…

İstifade İnsaf ile elde edilir..Tok görünmekle hakikaten olan açlığı gidermek mümkün değildir…İnsan noksanlıklarıyla itmam olunmak için bu aleme gönderilmiş…zaafları nispetinde muhtaç olduklarının tedarik edildiği bir aleme gönderilmiş..Rububiyetin,hakimiyetin,tedbir ve takdirin işleyişleri natamam kabiliyetlerin vücudunu ister..Yani bunlar karşısında müstağni bir iradenin vehmi olan istiğnası ..karşılığında zilletten başka bir şey bulunamayacak bir duruştur…

Beşerin ebede uzanmış matlupları ve maksudları vardır..Ve hayat, bu maksud matlapların tekmiline hazırlanmış ebede kadar uzanmış bir ikmal dairesi faaliyet üzeredir…Arz ve talep karşılıklı kurulmuş ..Fakr ve Gıda..bir birine mukabil beklentilerin ifade edilmesi ve istemeklerin verilmesi üzerine istidat gösteren bir İcraat-ı azimedir…

İnsaf ifade etmek..
İnsaf istiaze etmek…
İnsaf doğruyu kabul etmek..
İnsaf hak namına hareket etmek..
İnsaf hakikat namına adaletli düşünmek…
İnsaf Hakkın hatırının âliliğini kendi ve halkın hatırından yüksek tutmak…
İnsaf emrin illet ve hikmetini değerlendirirken maksat ve maslahatın mutlak fayda üzerine bina edilmiş olacağı güvenini hem görmek hem kabul etmek…
İnsaf güzel denilene güzel demek…
Çirkine denilene çirkin...
İnsaf şahsi mülahazasını umumun makbulu olmuş bedeli ödenmiş neticeleri teşmil edilmiş makul ve münasip delillerden istifade etmekte kabiliyet kandilini tutuşturmakta istimal etmek demektir…

Velhasıl İnsaf..İman ile marziyat-ı Rabbaniye üzerine tesis edilmiş İmtihanda, ebedi mutluluğun anahtarıdır…

Ve hakeza…

İnsafsızlık ise; bütün makuliyetin karşısında bedbaht bir inatla varlığını ibraz etmekten başka bir şey değildir…

Allah İnsaf versin…

Nazar-ı İnsaf ile ..lebalep dolu İman, marifet, muhabbet, meveddet sofralarından müstefid olanlardan eylesin…


80-ABESE:

1 - (Peygamber) Yüzünü ekşitti ve döndü.
2 - Kendisine âmâ geldi, diye.
3 - Ne bilirsin, belki o temizlenecek?
4 - Veya öğüt belleyecek de öğüt ona fayda verecek.
5 - Ama buna ihtiyaç hissetmeyene gelince,
6 - Sen ona yöneliyorsun.
7 - Onun temizlenmemesinden sana ne?
8 - Ama sana can atarak gelen,
9 - Allah'tan korkarak gelmişken,
10 - Sen onunla ilgilenmiyorsun.
11 - Hayır hayır, sakın. Çünkü o Kur'ân bir öğüttür.
12 - Artık dileyen onu düşünür.
13 - O, değerli sahifelerdedir.
14 - Yüksek tutulan tertemiz sahifelerde.
15 - Yazıcıların ellerindedir,
16 - Değerli, iyi yazıcıların.
17 - O kahrolası insan, ne nankör şey.
18 - O yaratan onu hangi şeyden yarattı?
19 - Bir damla sudan, onu yarattı da biçime koydu.
20 - Sonra ona yolunu kolaylaştırdı.
21 - Sonra onu öldürdü de kabre koydurdu.
22 - Sonra dilediği vakit onu tekrar diriltir.
23 - Hayır hayır, doğrusu o, hiç Allah'ın emrini tam yerine getirmedi,
24 - Bir de o insan yiyeceğine baksın.
25 - Biz o suyu bol bol döktük.
26 - Sonra toprağı nasıl da yardık.
27 - Bu suretle orada ekinler bitirdik.
28 - Üzümler, yoncalar,
29 - Zeytinlikler, hurmalıklar,
30 - İri ve sık ağaçlı bahçeler,
31 - Meyveler, çayırlar bitirdik.
32 - Siz ve hayvanlarınız faydalansın diye.
33 - Kulakları sağır eden o gürültü geldiğinde,
34 - O gün kişi kaçar, kardeşinden...
35 - Anasından , babasından..
36 - Eşinden ve oğullarından.
37 - Onlardan her birinin o gün başından aşan işi vardır.
38 - Yüzler var ki, o gün parıl parıl,
39 - Güler, sevinir.
40 - Yüzler de var ki, o gün tozlanmış,
41 - Onları karanlık bürümüş,
42 - İşte onlardır kâfirler, haktan sapanlar.



Selam ve dua

m_safiturk