Bir kul için asıl vazife kul olduğunun idrakinde olabilmektir. Kulluk bilincini ruhunda hissedebilmek, dimağında algılayabilmek ve davranışlarıyla tüm varlığını bu uğurda sarf edebilmektir.
Kulluk öyle kolay bir vazife değildir, dağlara yüklendiğinde taşınamayan bir yük omuzlarımıza konmuştur. Omuzlarımızda hissedemeyişimiz onun hafifliğinden değil de bizim kulluk tartısındaki hafifliğimizdendir. Mesuliyet omuzlardaki yükü artırdıkça kulluk tartısındaki değerimiz artacaktır elbet. Başkasının imansızlığı bize dert olmadıkça, o yükü haketmiş sayılmayız. Haketmek diyoruz çünkü o yük ceza değil ödüldür. Kaç insan insan olarak yaratıldığı için hergün şükür secdelerine kapanır?!! Eşref-i mahluk olmak bunu yapmayı gerektirirken biz en çok da isyana varan cümleler kullanırız. ’Keşke taş olsaydım da …’ ,’su olsaydım da akıp gitseydim…’ ve dahası…
İnsan suretinde yaratılmanın beraberinde getirdiği pek çok vazife var.’Allah bazı insanları başkaları için yaratmıştır.’ Yani aramızdan bazı insanlar melekvari kendi hayatlarını bir kenara bırakmış ve herşeyiyle kendini başkalarının imanını kurtarmaya adamıştır.
Mesela sahabi efendilerimiz… Durmadan dinlenmeden cihad aşkı ile ordan oraya at koşturmuşlardır. İnsanların gönlünü fethetmeye doğru uzun mesafeler katetmişlerdir. Çok şeyden feragat edip sırtlarına yük üstüne yük yüklemişlerdir. Kulluğunu eda edemeyenlerin yükü de onların sırtındaymış gibi, Allah’ı tanımayanlara tanıtma aşkı ve iştiyakı ile dolup taşmışlardır.
Evet onlar bir başkaydı… Sultan-ı Enbiya’nın (sallallahu aleyhi vessellem) ikliminde demet demet güller gibi açmış, köklerini hep orada bırakıp yanık sineleri ile haberi olmayanlara Gül’den aldıkları rayihayı çağlayan misali sunmuşlar,karşılarındaki insanlar da doya doya kanmışlardır.
O zamanlar bir başkaydı… O günlerde çağlayan misali sunulanı bugünlerde damla damla, yudum yudum verebilmekteyiz ancak. Ama bugünler de bir başka… Çağımız gibi herşeyin maddeye indirgendiği bir zamanda hala başkaları için yaşayan insanların olması müthiş. Ve az da değiller… Sahabe efendilerimiz gibi görev aşkı ile diyar diyar dolaşan, gitttkleri yerden ancak ölüm ile ayrılmayı dileyen, sinesi dertli insanlarımız var. Taş atana gül uzatan, arkadan vuranın dahi yarasını saran, Kur’an’ı ve sünneti hayatlarına nakşeden; alnı ak, yüzü nur, sıkıntılarını tebessümünde saklayan gönül erleri var…
Kulluk öylesi bir şey değil ve biz öylesine yaşamıyoruz. Çağımızın gönül erleri bu bağlamda önümüzdeki en güzel yaşayan örnekler. Tenkid ve tebliğ de belki olacaktır,olmalıdır ama temsildeki keyfiyet tartışılmaz.
Kulluk öylesi bir şey değil… Omuzlardaki yük ağır, çok ağır…
ALINTI
.bl {background: url(http://www.dertlisineler.org/compone.../images/bl.gif) 0 100% no-repeat #eeeeee; } .br {background: url(http://www.dertlisineler.org/compone.../images/br.gif) 100% 100% no-repeat} .tl {background: url(http://www.dertlisineler.org/compone.../images/tl.gif) 0 0 no-repeat} .tr {background: url(http://www.dertlisineler.org/compone.../images/tr.gif) 100% 0 no-repeat; padding:10px} .clear {font-size: 1px; height: 1px}