Değerler alt-üst olunca iyiniyet tezhürlerinin kalplerde makesi mümkün olamayabiliyor...Kalpler çıkar ölçütlerine göre ayarlı olunca tüm çıkarların üstünde ali-kutsi ve ulvi hadefler etrafında hayatlarını şan ve şerefle örgülemeye çalışanlar hem anlaşılamıyor hem de farkedilemiyor...Tüm bu dünyevi dar ve adi hesaplar içinden sıyrılıp sınır ötesine dahil olabilmek de zannımca nefisle yapılması muhtemel önemli bir mücadaleye bağlı...Bu mücadele de kulun inkişafı sonucunu doğurmaya vabeste....

Hayatın içindeki bir takım dert-çile ve cefa anlamındaki imtihansı pırıltılar kulu alıp kemalata yükseltebiliyor..Kemalata yükselmiş ruh da muhitinde anlaşalamamanın acısını yudum yudum yudumluyor...Bu türlü kulların anlatmak istedikleri çok şey vardır ama onları anlayabilecekler de yok denilecek kadar azdır...

Görünene hüküm bina eden görünmeyenleri hesap edemeyecek mahiyette derin görüşlü olmaktan ve engin ruhi donanımdan uzak kalmış demektir..Bunlardan uzak kalmamak da nefsin iplerini ele geçirmekle mümkün olabilir...

Nefsini tedip altında almış olanlar şu dünyada neye daha fazla önem verilmesi gerektiği bilincine ermiş olanlardır.. Önceliklilik ölçütü eşya ötesine açılan gözler sahibi ruhun derinlik buuduna göre değişkenlik arz eder...

Bir yerlerde sakladığımız his ağırlıklı şeytani düşünce tazahürleri sonumuzun hüsranla sonuçlanmasına yol açabilecek mahiyette olmaları açısından önem arz ederler..Dolayısıyla bunların üzerine ehemmiyetle eğilmek iktiza eder...