+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Nefs'in Antivirüsü Nedir?

  1. #1
    Vefakar Üye nezen - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Yaş
    34
    Mesajlar
    581

    Standart Nefs'in Antivirüsü Nedir?

    “Cami imamı Abdullah hoca, resmi işlerini yaptırmak için nüfus müdürlüğüne gider. Kendisinden TC kimlik numarası istenince, en yakın internet-cafenin yolunu tutmak zorunda kalır. Cafenin kapısından girerken levhada yazılı isim 'fesuphanallah’lar, ‘estağfurullah’lar çektirir hoca efendiye, hem de peş peşe:
    CEN.NET CAFE
    Cafe işleten delikanlıya:
    — Evlâdım T.C. kimlik numarası istediler benden, yardımcı olabilir misin?
    — Tabi amcacım, siz şuraya oturun, şu işimi hemen bitirip sizinle ilgilenirim.

    Abdullah hoca başlar beklemeye. Böylelikle bulunduğu mekânı inceleme fırsatı da geçer eline.
    — Demek ki gençlerin girip bir türlü çıkmak bilmedikleri, internet-cafe denilen yer burasıdır.
    Gözüne takılan her detaydan rahatsız olarak, huzursuz bakışlarla etrafını süzer durur. Evin bodrumunda kurduğu fare tuzakları gelir aklına. Küçücük bir peynire tutsak olan fareler nasıl kapandan çıkamıyorlarsa, ayrı telden oyunlara yakalanan gençlerin de buradan çıkamadıklarını düşünür. Bir 'fesuphanallah' daha çeker ve:
    — Ahir zaman fitneleri işte canım, der kendi kendine
    Hoca efendinin huzursuz olduğunu fark eden delikanlı hemen bir çay söyleyince, kendisine ikram edilmesinden memnun olur.
    En azından bu da bir hürmet ifadesidir. 'Aferin' derken içinden, hayıflanır, istemeden:
    - Yazık oluyor bu gençlere, hayatlarını heder ediyorlar.
    Boşa hayıflanmanın, vah vah demenin, bir faydası olmayacağını bildiği için, delikanlıyla hasbihal etmeye karar verir:
    — Delikanlı sana bir şey soracağım ama bilmem ne düşünürsün?
    — Buyurun amca, ne soracaktınız?
    — Sen Allah'ı bilir misin?
    Birbirine girmiş, hiçbir şekle benzetemediği jöleli saçları, her baktığında bir 'fesuphanallah' daha çektiği sakal şekliyle bu delikanlıdan aldığı cevap, hoca efendiyi pek şaşırtır.
    Cafeyi işleten delikanlı gülümseyen gözlerle bakarak:
    — Kul, kendisini yoktan var edip hayat bahşeden, düşünecek akıl, görecek göz veren Rabbini nasıl bilmez amca?
    Hayretle sormaktan alamaz kendisini:
    — Biliyor musun? Peki, neyle biliyorsun Allah'ı, bana bir anlatır mısın?
    Delikanlı eliyle cafedeki bilgisayarları göstererek cevap verir:
    — Bu bilgisayar ile biliyorum amca.
    — Bunlarla mı? Pek anlayamadım.
    — Bu bilgisayarların varlığı benim nazarımda Allah'ın varlığının en açık delillerinden biridir. Bilgisayar kullananlar gayet iyi bilirler amca, böyle bir makine, ancak bir mühendis ve üstün bir teknoloji ile var olabilir.
    Ateistin en önde gidenine sorsan, bu zımbırtının tesadüf eseri oluşmayacağını, mutlaka birisi tarafından yapılmış olduğunu söyler sana. Meselâ Darwin kalkıp dirilse, şu laptopu göstersen, desen ki:
    'Bu Alet, şu hesap makinesinin tesadüfler zinciriyle evrimleşmiş hâlidir.'
    Darwin bile 'çüş lan deve' der.
    Abdullah Hoca delikanlının anlattıklarından hoşlanmıştır. Keyiflenir:
    — Bilgisayarın kendiliğinden yapıldığını kabul etmeyen adam, onu yapan insanın yaratılmış olduğuna gelince kıvırıveriyor değil mi evlâdım?
    — Bak amca, burada 20 tane bilgisayar var, bunlar bir sistemle birbirine bağlı, hepsi bir program tarafından idare ediliyor. Bu sistemi ben kurdum, burayı ben çekip çeviriyorum. Buradaki düzen benden sorulur; Yani bir anlamda da farzi muhal buranın tanrısı benim.
    Bazen oy un oynayıp, interneti kullanıp para ödemeden sıvışmaya kalkanlar oluyor. Hemen yakalıyorum onları. 'Gel bakalım! Nereye gidiyorsunuz böyle? Buranın nimetlerinden faydalanıp başıboş bırakılacağınızı mı zannettiniz? 'Paramız yok abi! ' derlerse; 'Yok öyle yağma! ' deyip cezalandırıyorum. Internet-cafeyi temizletiyorum, paspas yapıyorlar, camları sildirip tuvaleti temizlettiriyorum.
    Bir saat oyunun, internetin bedeli olur, bunun hesabı sorulur da, sayısız nimetlerle dolu koca bir ömrün hesabını sormazlar mı insana? Bir cafenin bile işlerini düzenleyen, tertip eden biri varken, koca kâinatı kusursuz işleyen bu sisteminin bir kurucusu olmaz mı? Olmaz diyenin ahmaklığını bütün noterler tasdik etmez mi?
    — Vallahi evlâdım pek takdir ettim seni. Peki, Allah'ı nasıl bilirsin, neye benzetirsin?
    — Ben Allah'ı hiçbir şeye benzetmeden bilirim amca.
    — Bunun böyle olacağını nasıl bildin evlâdım? Delikanlı eliyle bilgisayarları işaret etti:
    — Yine bunlar sağ olsun. Bu bilgisayarları yapan mühendisler başka, bilgisayarlar başkadır. Birbirlerine benzemezler. Programı yazan insan başkadır, ortaya konulan program ise bambaşka. Bilgisayarda yüklenmiş bilgiler vardır, fakat benim bilmem yine başkadır. Kamerası vardır, ses düzeni vardır, ama benim gözlerim ve duyup konuşmam farklıdır.
    Abdullah amca çocuğun feraset ve anlayışını çok beğenmişti. Sorduğu sorulara aldığı cevaplar, gayet mantıklıydı ve berrak bir imana işaret ediyordu. Aslında buradaki işi bitmiş, kimlik numarasını çoktan almıştı; ama muhabbete devam etmek istedi.
    — Peki, varlığına inandığın Rabbin için ne yapman gerektiğine dair ne biliyorsun?
    — Ne yapmam gerektiğini biliyorum amca, fakat ne kadarını yapabildiğim hususunda kendimi yeterli görmüyorum.
    — Ne bildiğini söylersen, neler yapabileceğine dair yardımcı olabilirim belki evlâdım.
    — Neler yapmam gerektiğine dair şuradan biliyorum amca:
    Öncelikle, Rabbim bana bir gönül vermiş. Kendisini bilmeyi nasip edip muhabbetini gönlüme yerleştirmiş. Ben de gönlümde sadece O'na ve sevdiklerine yer vermeliyim, O'nun istemeyeceği şeyleri gönlümden uzak tutmalıyım.
    İkinci olarak bana verdiği dili razı olmayacağı sözlerden korumalıyım. Her zaman O'nu söylemeli, O'nu anlatmalıyım.
    Son olarak bana verdiği bu bedeni onun razı olacağı şekilde kullanmalı, bir gün toprak olacak vücudumu O'nun yolunda eskitmeliyim. Benim bildiğim bundan ibaret.|
    - Ee evlâdım daha ne yapacaksın, başka bir şey kalmadı ki!
    — Efendim yapmalıyım, etmeliyim diyorum ama bal demekle ağız tatlanmıyor ki!
    Gidilecek yolu bilmek ayrı, usulüyle yolda yürüyebilmek apayrı bir şey yine bilgisayar tabirleriyle söylemek gerekirse, Şeytan denilen melun HACKER, benim sistemimde ki NEFS virüsünü aktif hale getiriyor. Üstesinden gelebilene aşk olsun. Etkili bir antivirüs programı bulmam lazım belki de…
    — Ben biliyorum, dedi Abdullah Hoca ve ekledi: NAMAZ
    — Eveeet amca, NAMAZ anti-virus programlarından birisidir. Hayat sistemine kurup, günde beş kere da bağlanırız. Böylece sürekli güncellenir.”
    ''Bir Damlanın içine Büyük Okyanus Sığar mı?''

  2. #2
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Galiba en iyi anti-virüs NAMAZ ve o hakikati tahkim edecek herşey...mesela bir anti virüs Risale-i nur olur mu? Ne dersiniz...Namazın hakikatini 9 sözden öğrenerek..her vakit Rabbimizin huzuruna varırken...Her vakit huşu ve huzu ile namazı bize eda ederken " Sana Kitab'tan vahyedileni oku, namazı kıl. Çünkü namaz kötülükten ve fuhşiyattan meneder ama Allah'ın zikri, en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir. 29/ANKEBUT-45" ayetini hatırlayarak..virüslere karşı hassas oluruz inşallah..

  3. #3
    Vefakar Üye nur_hadimi - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    389

    Standart

    Alıntı yalnız_seyyah Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Galiba en iyi anti-virüs NAMAZ ve o hakikati tahkim edecek herşey...mesela bir anti virüs Risale-i nur olur mu? Ne dersiniz...Namazın hakikatini 9 sözden öğrenerek..her vakit Rabbimizin huzuruna varırken...Her vakit huşu ve huzu ile namazı bize eda ederken " Sana Kitab'tan vahyedileni oku, namazı kıl. Çünkü namaz kötülükten ve fuhşiyattan meneder ama Allah'ın zikri, en büyüktür. Ve Allah, yaptığınız şeyleri bilir. 29/ANKEBUT-45" ayetini hatırlayarak..virüslere karşı hassas oluruz inşallah..


    namaz dinin direğidir
    GENÇLİK HİÇ ŞÜPHE YOK Kİ GİDECEK.

  4. #4
    Ehil Üye alanyali - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2007
    Bulunduğu yer
    Alanya
    Mesajlar
    2.491

    Standart

    çocuk belli Risale-i Nur okumuş,saçlar jöleli felan ama Risale-i Nur terbiyesi almış olduğu belli..


    Bu hikaye aslında aşağıda ki menkıbenin modern versiyonu olsa gerek :

    Abdullah bin Mübarek, bir gün yolda gidiyordu. Önünde birkaç koyunla bir çoban çocuk gördü. Ona acıdı ve;
    "Zavallı, çocuklukta çobanlık yaparsa, büyüdükte Allahü teâlânın ibâdet ve mârifetine nasıl erişir?" dedi.
    Sonra kendi kendine; "Gideyim, ona Allahü teâlâyı tanımakta bir mesele öğreteyim." deyip, çocuğun yanına geldi ve:

    -Evlâdım, Allahü teâlâyı bilir misin? buyurdu.

    Çocuk:
    -Kul nasıl sâhibini bilmez?" dedi.

    -Allahü teâlâ' yı ne ile biliyorsun?

    -Bu koyunlarımla.

    -Bu koyunlarla, O' nu nasıl bilirsin?

    -Bu birkaç koyun çobansız işe yaramaz. Bunlara su ve ot verecek, kurttan ve diğer tehlikelerden koruyucu birisi lâzımdır. Bundan anladım ki, kâinat, insanlar, cinler, hayvanlar ve canavarlar ve bu kanatlı kuşlar bir koruyucuya muhtaçtır. Bu binlerce çeşit mahlûkatı korumaya kâdir olan, Allahü teâlâdan başkası değildir. İşte bu koyunlarla Allahü teâlâyı, böylece bildim

    -Allahü teâlâyı nasıl bilirsin?

    -Hiç bir şeye benzetmeden bilirim.

    -Böyle olduğunu nasıl bildin?

    -Yine bu koyunlardan.

    -Nasıl?

    -Ben çobanım. Onların koruyucusuyum. Onlar benim korumam ve tasarrufumdadırlar. Onlara dikkatle bakıyorum. Ne onlar bana benzerler, ne de ben onlara benzerim. Buradan, bir çoban koyunlarına benzemezse, Allahü teâlânın elbette kullarına benzemiyeceğini anladım.

    Abdullah bin Mübârek:

    -İyi söyledin. İlimden bir şey öğrendin mi? buyurdu.

    Çocuk:

    -Ben bu sahrâlarda, nasıl ilim tahsîl edebilirim, dedi.

    -Peki başka ne öğrenmişsin?

    -Üç ilim öğrendim. Gönül ilmi, dil ilmi ve beden ilmi.

    -Bunlar nelerdir, ben bunları bilmiyorum.

    -Gönül ilmi şudur ki, bana kalb verdi ve kendi mârifet ve muhabbeti yeri eyledi ki, bu kalb ile O' nu bileyim. O' nun sevdiklerine gönülde yer vereyim, sevmediklerine yer vermiyeyim ve böylelerinden uzak olayım. Dil ilmi şudur ki, bana dil verdi ve dili zikretmek, O' nun ismini söylemek yeri eyledi. Bununla O' nu hatırlatanları dile
    getirmeği, O' ndan bahsetmiyen sözden onu korumayı, böyle sözden uzak olmayı îmâ etti. Beden ilmi şudur ki, bana beden vermiştir ve onu kendine hizmet yeri eylemiştir. Böylece O' na hizmet olan her şeyi yaparım, hizmet olmayan şeyi ise bedenimden uzaklaştırırım.


    Abdullah bin Mübârek, bunun üzerine:

    -Ey çocuğum! Evvelki ve sonraki ilimler, senin bana bu öğrettiklerindir! dedikten sonra: Ey oğul, bana nasîhat ver, buyurdu.

    -Ey efendi! Âlim olduğun yüzünden belli oluyor. Eğer ilmi Allah rızâsı için öğrendiysen, insanlardan istemeyi, beklemeyi kes. Yok, dünyâ için öğrenmişsen, Cennet' e kavuşamazsın, dedi.


    cehennem ağzını açmış, bekliyor; cennet ise ağuş-u nazdaranesini açmış, gözlüyor.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Nefs ve Müstehcenlik
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 06.08.19, 15:03
  2. Nefs'e Zulmetmek...
    By Kurdoğlu in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 30.12.09, 00:25
  3. Risale-i Nur Mesleği Nedir? Meşreb Nedir? Mizac Nedir?
    By MuM in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 28.07.09, 15:35
  4. Ip Gizleyin Ip Nedir? Host-hostin Nedir? Dns Nedir?
    By zeet06 in forum Bilişim Haberleri ve Bilimsel Makaleler
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 11.04.09, 17:49
  5. Cevaplar: 14
    Son Mesaj: 29.01.09, 00:39

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0