+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Ya Sabır!

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Post Ya Sabır!

    Ya sabır!

    Meclis Kürsüsünde bir hatibi dinliyordum. Değindiği konuyu ve ifade tarzını beğenmiştim. Fikrini güzel savunuyordu. Ama ne zaman ki Meclis sıralarından biri lâf attı, işte o zaman daha önce üzerimde bıraktığı olumlu intibaını silip süpürdü. Soğukkanlı konuşurken, aniden hiddete geldi. Hakarete varan sözler sarf etti. Çok haklı olan fikri de arada kaynayıp gitti. Siyasî düşüncesine yakın olmadığım halde onun adına üzüldüm.

    Boşuna dememişler, ''Hiddetle kalkan zararla oturur'' diye.

    Hiddet, öfke, kızgınlık, gazap ifadeleriyle dile getirdiğimiz bu sinirlilik halimizden hiç de kârlı çıktığımızı söyleyemeyiz. Çoğunlukla başımıza birçok olumsuzluğu getirdiğine tanığız. Buna karşılık hiddetin, yani öfkenin zıddı olan soğukkanlılıkla birçok olmaz denilen zor işlerin üstesinden gelindiğine de hepimiz şahidiz.

    O halde, birçoğumuzun öfke sebebiyle zaman zaman aynı zarara uğraması neden? ''Elimde değil'' diyerek sorumluluğu bu huyumuza mı verelim? Öfke, yani hiddet, dışarıdan gelecek tehlikeleri savmak için bize verilmiş. Yerinde kullanıldığı takdirde bize sayısız faydalar sağlar. İnsana değer ve saygınlık veren duygulardan biridir öfke; ama yerinde kullanılmak şartıyla.

    Bana göre, ikide bir öfkemizin tuzağına düşmemiz, bu duygumuzun olumsuzca kullandığımızda başımıza getireceklerinin bilincinde olmayışımız. Öfkemizin yıkıcılığını tam tanımıyoruz.

    Bir kere iki türlü zararı var. Biri anında, yani peşinen, karşı tarafa vermek istediğimizi ifade etme fırsatını kaçırdığımızdan gördüğümüz zarar.

    Diğeri ise uzun vadeli, bedenimize ve özellikle kalbimize gelen zarar; bu öncekinden daha zararlıdır. Böylelikle öfkelenen, her zaman iki zararla karşı karşıyadır. Kalp krizine en çok sebep olan faktörlerin başında gelir sinirlenmek, döküp saçmak, gazaplanmak...

    Şafiî Mezhebinin kurucusu İmam Şafiî, ''Kılıç ve okla olmayan birçok şey yumuşaklıkla yaptırılabilir. Hiddetlenmenin zararı çoğunlukla sahibinedir. Hiddete muhatap kalan ise bundan en az zarar görendir'' demekle, öfke ateşinin asıl öfkeliyi yakıp kavurduğunu vurgular.

    Hz. İsa'ya da akıllının biri, ''Âlemde her şeyden daha sarp, daha güç nedir?'' diye sordu. O da, ''En güç şey Allah'ın gazabıdır. Cehennem bile su gibi ondan titrer'' diye cevap verdi. ''Peki, bu gazaptan nasıl uzak olunur?'' diye ikinci soru gelince de Hz. İsa, ''Kızdığında kızgınlığına yenilmemek'' dedi. Evet, kötü kişi kızgınlığın sonucudur. İnsanın kızgınlığı yırtıcıların kızgınlığını da geçer.

    Sanırım bunun en etkili çaresi, öfkelenmek üzere olduğumuz zaman, ''Bunun bana ne kârı var?'' diye kendimize bu soruyu sormak. Ve daha sonra aleyhimizde doğacak ihtimalleri üzerinde yoğunlaşmak ise, en azından öfkemizin şiddetini azaltacaktır. Öfke anında olacak bu tutumumuz öfkeye bir fren görevini yapar. Bunun sonucu olarak sinirlerimizde büyük bir yumuşama hissedilecektir.

    Bunu denemenin ne zararı var? Hele öfkenin üzerimizde bıraktığı olumsuzlukların binlercesinin çevremizdeki etkileri bizi rahatsız ededururken, böyle basit bir tedbir almamak demek, öfkemize yenilmeyi peşinen kabul etmek demektir.
    Unutmamak gerekir ki, öfke durup dururken başımıza musallat olmaz. Onu kendimize çeken biziz. Öfkelenmemizin sorumluluğunu kimseye veremeyiz.

    Öfke ile baş etme elbette kolay değildir. Öfkenin bizim tarafımızdan kazanıldığını kabul ettikten sonra onunla mücadelemiz daha da kolaylaşır. Öfkemizin zirveye çıkmasından önce, alacağımız her tedbir öfkemizi yumuşatır. Goleman da ''Yatıştırıcı bilgiler öfke devreye girmeden önce gelirse, öfkenin önü tamamen kesilir'' der.

    Öfkeyi içimize atmak iyi değil. Zamanla bu bize yük olur. Bu sebeple Tibetli bir hoca ''Öfkeni içine atma; ancak öfkenle de hareket etme'' demekle de öfkeyi içimize yığmamayı önerir.
    Öfkenin yıkıcılığından en çok öfkelenen zarar gördüğüne göre, her halde ''Yâ Sabûr!'' demek gerekmez mi?


    Hüseyin KARA

    26.07.2008
    Yeni Asya





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    Dost bilalderya - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Yaş
    35
    Mesajlar
    12

    Standart

    allah razı olsun

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sabır Gönlüm Sabır
    By BiRDüNYaUMuT in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 30.12.11, 13:51
  2. Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 22.10.09, 20:07
  3. Sabır Gönül Sabır...
    By nurender in forum Edebiyat
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 11.06.09, 12:36
  4. Sabır
    By Şahide in forum Kıssadan Hisseler, İbretli Öyküler
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 19.07.08, 18:44
  5. Sabır
    By nesrin in forum Dualar
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 29.11.07, 09:57

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0