+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Yaratıcıya Meydan Oklumak

  1. #1
    Dost esra- - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    40

    Standart Yaratıcıya Meydan Oklumak

    İstediklerimizi kendi kudretimizle yaptığımızı sanmak, Yaratıcıya meydan okumaktır. Yaratıcıya meydan okuyanlar, hüsrana uğruyorlar. İsteklerimiz asla Kaderin Sahibine meydan okuyucu bir içeriğe bürünmemelidir. Biz sınırsız bir güç değiliz. Daha doğrusu özümüzden kaynaklanan, Yaratıcıdan almadığımız zerre kadar gücümüz yoktur. Biz evrenin Sınırsız Sahibinin gücüyle koruyup beslediği aciz canlılarız.
    Titanic adlı dev geminin kaderini hatırlarsınız. İngiliz bayrağı taşıyan Titanic, 2 227 yolcusuyla birlikte, İngiltere’nin Southampton Limanından New York’a gitmek üzere yola çıkmıştı. Gemiyi yapanlar “Titanic batırılamaz” diyorlardı. Kimi gazetelerin sayfalarında ve pek çok insanın dilinde “Titanic’i Tanrının bile batıramayacağı” iddiaları dolaşıyordu.

    Gemi ilk yolculuğuna çıktığı 14 Nisan 1912 gününün bulutsuz bir akşam vaktinde, bir buzdağıyla çarpıştı. Feci kazada 1 522 kişi dondurucu sularda kaybolmuştu. Geminin batmayacağından emin olan yapımcıları, tüm yolculara yetecek botları gemiye yüklemeyi gereksiz bulmuşlardı.
    Bu trajik kazanın getirdiği kaybın büyüklüğü, insanlığın kalbinde derin bir iz bırakmıştır. Oysa, tarih, benzeri meydan okuyuşlardan doğan daha pek çok kitlesel veya bireysel göz yaşartıcı felaketlere tanıklık etmiştir.
    Bir başka hikâyede, müthiş bir yağmur, sahildeki ilçeyi kuşatmıştı ve topraklar sel olup denize akmaya hazırlanıyordu. İlçenin en zengin ailesinin gururlu oğlu, olup bitenlerle ilgilenmeksizin otomobiliyle geçerken, insanlar durdurup kendisini uyardılar: “Geçme, sel geliyor, ölebilirsin” dediler. Küçümseyici sözler sarf eden delikanlı, müziğin sesini iyice yükseltti ve şiddetli egzoz gürültüsüyle uzaklaştı. İki gün sonra otomobilini çamura gömülmüş halde bulabildiler; ama, cesedine ulaşamadılar.
    Liseli bir gencin hikâyesi de ibretlidir. Babasına ait arabanın anahtarını gizlice almış; mahallesindeki arkadaşlarına sürücülüğünü göstererek büyüklenmek istemişti. Yolda gülüşerek yürüyen kızlarla göz göze gelince, dikkat çekmek istedi. Gaza basarak yerinden fırladı ve hemen ileride annesinin okuldan dönüşünü beklediği, sırtında çantasıyla yürüyen önlüklü çocuğa çarpıverdi. Sevimsiz bir meydan okuma ve büyüklenme duygusu uğruna, hayatının baharında, katil olmasına izin verilmişti. Pek çok genç de aynı yöntemi kullanarak kendi kendilerini öldürmüştür.
    Tükenen bir babanın hikâyesini bilirim. Kendisine büyük bir zenginlik miras kalmıştı. Kazanarak başlamıştı hayata ve kazanmaya devam ediyordu. Çok mutlu ve hareketli görünüyordu; ama, insanlar duyarsız olduğunu düşünüyor ve ondan kaçıyorlardı.
    Ailesi ve çocuklarıyla birlikte her şey yolunda giderken, önce bir kazada çocuğunu kaybetti, aylar sonra eşiyle boşandılar, aylar sonra şirketi iflas etti, haftalar sonra evine haciz geldi. Çok geçmeden beş parasız bir evsiz oluverdi.

    Eminim gecelerinin sessiz karanlıklarında, iki büklüm secdeye kapanıp Yaratıcısına teslim oluncaya kadar, elindekileri kaybetmeye devam edecektir. İnsanın çöküşünün durdurulduğu an, Sınırsız Kudrete ihtiyacını itiraf edip, O’nun takdirine teslim olduğu an olacaktır.
    Size ben kendi hikâyemi aktarayım. Liseden mezun olmaya yaklaştığım günlerin birinde, bir gece uyumak üzereyken, lise hayatımı zihnimde canlandırdığımda, kalbimden şöyle geçmişti: “Hayret, ben yıllardan beri hiç hastalanmıyorum.” Sağlığımın hayatım boyunca bozulmayacağı ve keyifli bir hayat yaşayacağım zannıyla, gizli bir meydan okuyuşun içerisine girmiştim. Bu sözden bir gün sonra, aynı yatağın başında, şiddetli bir baş ağrısıyla dengemi kaybettim. Ondan sonraki yıllar boyunca tüm üniversite hayatım baş ağrılarıyla ve hastalıklarla geçmiştir.

    Bazen hesapsız sözlerimizin bedelini öderiz. Mutlak karar vericinin ve sınırsız kudretin kendimiz olduğunu sanırız da, Yaratıcının takdirini unutuveririz.


    Size, tezkerelerini aldıkları gün vedalaşan biri hâkim, diğeri öğretmen, iki askerin hikâyesini aktarayım. Öğretmenin doğduğu ilçe, Suriye sınırına yakındır ve vedalaşırken arkadaşına şöyle der: “Bizim memlekete beklerim ve eğer gelirsen, mutlaka görüşmek isterim.” Hâkim asker kahkaha atar “O uzak dağlara yolum hiç düşmez” der. Aradan 15 gün geçer. “Yolum düşmez” diyen asker, görevine dönmüş; hemen ardından da, tayini yolunun düşmeyeceğini sandığı o ilçeye çıkmıştır.
    Bir söz verdiğimizde, bu yüzden “Allah c.c izin verirse” deriz. “İnşaallah” demeden verilen pek çok sözün, ne pişman edici zorluklara yol açtığını binlerce insan yaşayarak öğrenmiştir.

    Şu halde, meydan okuyamayız, güçsüzüz ve Yaratıcıya muhtacız. Evrenin Sahibine inanıp dayananlar, evrene meydan okuyabilirler. Donan suyun çelik boruyu patlatabilmesi; yumuşacık bitki köklerinin taşları delip geçebilmeleri kendi kudretlerinin eseri değildir.
    Biz insanlar, gaflete kapılıp Evrenin Sahibine meydan okursak, dünya sırtımıza bindirilecektir. Gerçek açıktır: Yaratıcı yaratmasa, gözlerimizi bile kırpamayız, bir damla suyu yutamayız. Gurur ve bencillik, aklımızı köreltmemelidir.
    Hayata sımsıkı, inançla ve ciddiyetle sarılmalıyız. Bir karınca nasıl ciddi yaşarsa hayatı, biz de hayata en az o kadar ciddi bakmalıyız. Evrenin Sahibinin çevirdiği çarkların içerisinde ilerliyoruz. Hayatta eğlenmeye yer var; ama, alaya ve küçümsemeye yer yoktur.

    ALINTIDIR

    Dağıtın bu müjdeyi yer yer ve kucak kucak; Allah birdir diyenler cennette buluşacak.N.Fazıl.Kısakürek
    ALLAH VE İNSAN

    Seni aramam için uzağa attın !

    Âlemi benim , beni kendin için yarattın

  2. #2
    Ehil Üye Piri Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.663

    Standart

    Kâfir-i mutlak, küfrüyle hem esma-i ilâhiyenin hukukuna inkâr ile tecavüz; hem o esmaya şehadet eden mevcudatın şehadetlerini tekzib ile hukuklarına tecavüz ve mahlûkatın o esmaya karşı tesbihkârane yüksek vazifelerini inkâr etmekle hukuklarına tecavüz ve kâinatın gaye-i hilkati ve bir sebeb-i vücudu ve bekası olan tezahür-ü rububiyet-i ilâhiyeye karşı ubudiyetlerle mukabelelerini ve ayinedarlıklarını tekzib ile hukukuna bir nevi tecavüz ettiği haysiyetiyle öyle azim bir cinayet, bir zulümdür ki afva kabiliyeti kalmaz. 1ayetinin tehdidine müstahak olur. Onu Cehenneme atmamak, bir yersiz merhamete mukabil, hukuklarına taarruz edilen hadsiz davacılara hadsiz merhametsizlikler olur. İşte o davacılar, Cehennemin vücudunu istedikleri gibi izzet-i celâl ve azamet-i kemâl dahi kat'i isterler.

    Evet, nasıl bir serseri asî ve raiyete tecavüz eden bir adam, oranın izzetli hâkimine dese: Beni hapse atamazsın ve yapamazsın, diye izzetine dokunsa, elbette o şehirde hapis olmasa da o edebsiz için bir hapis yapacak, onu içine atacak. Aynen öyle de; kâfir-i mutlak, küfrüyle izzet-i celâline şiddetle dokunuyor. Ve azamet-i kudretine inkâr ile dokunduruyor. Ve kemal-i rububiyetine tecavüzüyle ilişiyor...
    ''Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın zâhirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır.” (Lem’alar, İkinci Lem’a)

  3. #3
    Gayyur mirzasaid - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Feb 2008
    Mesajlar
    67

    Standart

    Alıntı Asa-yı Musa Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Kâfir-i mutlak, küfrüyle hem esma-i ilâhiyenin hukukuna inkâr ile tecavüz; hem o esmaya şehadet eden mevcudatın şehadetlerini tekzib ile hukuklarına tecavüz ve mahlûkatın o esmaya karşı tesbihkârane yüksek vazifelerini inkâr etmekle hukuklarına tecavüz ve kâinatın gaye-i hilkati ve bir sebeb-i vücudu ve bekası olan tezahür-ü rububiyet-i ilâhiyeye karşı ubudiyetlerle mukabelelerini ve ayinedarlıklarını tekzib ile hukukuna bir nevi tecavüz ettiği haysiyetiyle öyle azim bir cinayet, bir zulümdür ki afva kabiliyeti kalmaz. 1ayetinin tehdidine müstahak olur. Onu Cehenneme atmamak, bir yersiz merhamete mukabil, hukuklarına taarruz edilen hadsiz davacılara hadsiz merhametsizlikler olur. İşte o davacılar, Cehennemin vücudunu istedikleri gibi izzet-i celâl ve azamet-i kemâl dahi kat'i isterler.

    Evet, nasıl bir serseri asî ve raiyete tecavüz eden bir adam, oranın izzetli hâkimine dese: Beni hapse atamazsın ve yapamazsın, diye izzetine dokunsa, elbette o şehirde hapis olmasa da o edebsiz için bir hapis yapacak, onu içine atacak. Aynen öyle de; kâfir-i mutlak, küfrüyle izzet-i celâline şiddetle dokunuyor. Ve azamet-i kudretine inkâr ile dokunduruyor. Ve kemal-i rububiyetine tecavüzüyle ilişiyor...

    günahlar af edilebilir ama meydan okumak asla!!!!!!!!!

  4. #4
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Bu yazi icin tesekkürler.


  5. #5
    Ehil Üye Piri Reis - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    1.663

    Standart

    Alıntı halenur Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Bu yazi icin tesekkürler.

    sanırım asıl teşekkürü bu manaları bize sunan aziz üstadımız Bediüzzaman hazretlerine etmek gerekir... Allah ebeden razı olsun ondan...
    ''Hazret-i Eyyüb Aleyhisselâmın zâhirî yara hastalıklarının mukabili, bizim bâtınî ve ruhî ve kalbî hastalıklarımız vardır.” (Lem’alar, İkinci Lem’a)

  6. #6
    Gayyur muradoglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    Batman
    Mesajlar
    118

    Standart

    Hiçbir şey için "Bunu yarın yapacağım" deme.Ancak Allah dilerse (yapacağım de). Unuttuğun zaman Allah'ı an ve "Umarım Rabbim beni,doğruya daha yakın olana eriştirir."de kehf 23- 24
    Ey insan! Nimetin zevalinden elem çekme. Çünki rahmet hazinesi tükenmez. Ve lezzetin zevalini düşünüp, o elemden feryad etme. Çünki o nimet meyvesi, bir rahmet-i bînihayenin semeresidir. Ağacı bâki ise, meyve gitse de yerine gelen var.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Meydan-ı Haşir nerededir?
    By fanidünya... in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 29.05.14, 00:12
  2. Şu dâr-ı dünya, meydan-ı imtihandır...
    By fanidünya... in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 30.11.13, 00:13
  3. Bahçeliden AKP'ye Hodri Meydan
    By Ebû Dücâne in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 16.08.08, 22:30
  4. Bu Ne Korku, Bu Ne Meydan Okuma?
    By sitem in forum Gündem
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 10.02.08, 15:00
  5. Kur’ân Meydan Okuyor!
    By Çeşm-i Giryân in forum Bediüzzaman ve Risale-i Nur Çalışmaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 12.11.07, 15:55

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0