+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Yaz Geldi, Dünyanın Düğünü Var

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Post Yaz Geldi, Dünyanın Düğünü Var

    Yaz geldi, dünyanın düğünü var

    Ey inananlar, Allah’tan korkun; herkes yarın için ne (yapıp) gönderdiğine baksın. Allah’tan korkun; çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.” (Haşir, 18) Acımadan geçiyor zaman sağımızdan ve solumuzdan.

    Her an yakalamak ya da elimizi uzatıp tutmayı beklemek ne mümkün. Daha dün gibi, üşüdüğümüz günler. Titreyerek sokaklardan geçtiğimiz anlar… Kat kat giyinip, bir yere gitmek için iki kere düşünüşümüz. Ve “Havalar ısınsa da rahatlasak,Şöyle hayatın tadını çıkarsak… sözleri “İnşallah o günlere yetişiriz” ümidi içinde birleşen dualarımız bu ayları ne kadar özlemle beklediğimizi anlatır aslında.

    Kış vazifesini ifa edip gitti ve kış boyunca sabırla bekleyen tohumcuklar da havaların ısınmasıyla “Bismillah” diyerek toprağı çatlatıp, gün yüzüne çıktılar.

    Ağaçlar yemyeşil elbiselerini giyinip yamaçlar renklenir, papatyalar mis kokularını yayarlar, gelincikler renkleriyle göz doldurmaya başlar. Sokaklar cıvıl cıvıl kuş sesiyle şenlenirken, kelebeklerin uçuşup, kâinatın cuşu huruşa geldiği, envai çeşit kokunun duyulduğu, Cemil ve Latif isimlerinin lezzetle okunduğu zamanlar gelip kuruldu gözlerimizin önüne.

    Bahar ve yaz ayları Cenab-ı Hakkın isimlerinin en latif, güzel nakışlarının sayfasıdır âdeta. Bu mevsimleri de hikmetli ve sanatlı iş yapan yaratıcının antika sanatının en süslü ve şaşaalı bir sanat sergisi olduğu için sevmek, bu şekilde görmek Cenab-ı Hakk’ın esmasını sevmektir aslında.

    Yani Mevlânâ gibi; “Kış mevsimi geldi yaprakları döktü diye şikâyetler ediyordun.Şimdi kalk da gül bahçesine gel! Bahar’ın gelişiyle kış mevsiminin nasıl bozguna uğradığını, kaçıp gittiğini gör! Gök gürlemesinden davul seslerini duy! O sesler ‘Dünyanın düğünü var; bağlar, bahçeler çeyiz hazırlıyor’ demek istiyor. Gel, gel de padişahın meclisini gör; toprağın nasıl neşelendiğini, güldüğünü seyret” cümleleriyle bu gülücükleri seyre dalmak, farkındalık ve şuurluluğun işaretleri olsa gerek.

    O hâlde gönül bahçemizde açılan yeni goncalarla maddî ve manevî gelişim için yaz aylarında daha gayretli, şevkli ve azimli tutunabilmeliyiz hayata. Ancak çoğu zaman ruh hâlimiz hiç de böyle olmuyor. Bizde oluşmasını beklediğimiz şevk ve gayret yerine tembellik, yorgunluk ve gaflet hâli arz-ı endam etmeye başlıyor ki, sonu herhâlde şâirin “Beni bu güzel havalar mahvetti” sözünü söyletir.

    Oysa bilmeliyiz ki; yaz aylarının verdiği gaflet, ruhun bir nevi kış hâlidir. Bütün yaratılmışın coştuğu bir mevsimde, bizim isteyip yapamadıklarımız, düşünüp ifa edemediklerimiz, çelişkilerimiz, çatışmalarımız, imanımız, isyanımız, hülasa gerçek dünyamız henüz ölü toprağını atamamışsa, durumumuz bayağı vahim demektir.

    Uzmanlar da, bu tarz bir durumun ortaya çıkma oranının yüksek olduğundan, hava ve mevsim değişikliğinin, insanın biyoritmini olumsuz etkilediğini ifade ederler. Özellikle de bahar ve yaz mevsiminde pozitif ve negatif yüklü iyonlar aracılığıyla taşınan havadaki elektrik yükünün artmasıyla ortaya çıkan taşıma dengesi bozuklukları sıkça karşımıza çıkmakta.

    Bu da insanlarda yorgunluk belirtilerine ve hatta ruhsal sıkıntılara yol açıyor. Havadaki elektrik yükünün özellikle büyük şehirlerde daha fazla olduğunu da düşünürsek ve bir de bu duruma hava kirliliği, sanayi atıkları ve trafik yoğunluğunu eklediğimizde, kişilerdeki yorgunluk ve hâlsizlik belirtileri daha yoğun yaşanır.

    Bununla beraber güneşin getirdiği rehavet duygusuna tuz biber olan stres ve gerginliği de hesaba katarsak, insanda birçok hastalığın ortaya çıkması işten değil.

    Peki, ne yapmalı?

    Şüphesiz burada "Bir saat tefekkür bir sene nafile ibadetten hayırlıdır" hadis-i şerifi imdadımıza yetişiyor. Bu hâdis, nazarımızı kâinata çevirip, afakî tefekkürle kâinat kitabını sayfa sayfa, satır satır Allah namına, Esma hesabına okumamızı tavsiye ediyor.

    Çünkü insanın gafletten kurtulup hakikatleri görmesi için herhangi bir detaydaki harikalığı görüp düşünmesi yeterlidir.

    Bu düşüncenin mânâsını yaşayan kâmil insanların en ufak bir ayrıntıyı bile müthiş bir idrak seviyesinde anladıklarını ve dolayısıyla da şuurlu bir nazara sahip olduklarını görürüz.

    Mesela nazarları kâinata çevirip insana; yaratılan bir çekirdeği veyahut bir çiçeği okumayı tavsiye eden Bediüzzaman Said Nursî bir bahar mevsiminde, tefekkür için çıktığı seyahatte, bir tepeciğin eteğinden geçerken, parlak bir sarı çiçekte bahar kadar güzellik görüp, bir cennet kadar mânâ okur.

    Eskiden vatanında ve diğer memleketlerde gördüğü o cins sarı çiçekleri hatırlatan bu çiçeğin, kimin mührü ve kimin nakşı ise, elbette bütün yeryüzündeki o nevi çiçeklerin de onun mührü olacağını beyan eden Bediüzzaman Said Nursî, “Nasıl bir mühür ile mühürlenmiş bir mektub, o mühür, o mektubun sahibini gösterir; öyle de, şu çiçek, Rahmanî bir mühürdür.Şu çeşitli nakışlarla ve manidar nebâtât satırlarıyla yazılan şu tepecik dahi bu çiçeğin sanatkarının bir mektubudur. Hem, şu tepecik dahi bir mühürdür. Şu sahrâ ve ova Rahmânî bir mektuptur” şeklinde anlatır ve bir çiçekte bir baharın nasıl idrak edilebileceğini pratikte bizlere gösterir.

    Evet; bütün sır, bu nazarı yakalayabilmekte saklıdır. Ve bu nazarın doğurduğu idrak de… Tipik Yunus Emre’nin “Sordum sarıçiçeğe annen baban var mıdır?” diye soru yoluyla kâinatı konuşturmak ve “Çiçek dedi derviş baba annem babam topraktır.” gibisinden manevi cevaplar alabildiği farkındalığın sonucudur. “Allah'ın lütuf ve keremine, o muazzam kudrete ve hikmete bakınız, insanı nasıl kucaklıyor.

    Ne derece hayreti mucibtir (şaşırtıcıdır) ki, duvarda bir resim veya güzel bir hat yahut nakış gören kimse durur, hayranlıkla onlara bakar, sanatkârın onları nasıl yaptığını düşünür, yaptığı işin ne kadar büyük bir sanat ve maharet olduğunu ifade eder de, şu muazzam kâinata ve Allah'ın mahlûkatına baktığı halde, onları ve Allah'ın sanat ve hikmetini düşünmekte gaflet eder.” diyen Gazalî ne kadar haklı!

    Çok basitmiş gibi gözükse de aslında çok önemli bir uyarı olan “Bilirsiniz ki, yaz mevsiminde dünya gafleti ziyade hükmeder.”uyarısını dikkate almak, gaflet bataklığına saplanmak istemeyenlere muhakkak fayda sağlayacaktır.

    Üstelik her bir şey, Rabbanî bir mühür hükmüne geçip bütün eşyayı kendi yaratıcısına dayandırarak, kendi kâtibinin mektubu olduğunu ispat ederken, bizim de bu ispata şahit olduğumuzu göstermek için manevî baharımız olan üç ayları idrak ettiğimiz bu günlerde, bir defa daha nasip edilen bu günleri değerlendirmekle birlikte, yazın rehavetinin getireceği gaflet tuzağına düşmemek ve harika bir kazanç kapısı yapabilmek ne büyük saadet!

    Bu bağlamda söz konusu saadet için, en önemli şartın da “intibah-ı ruhî” denen ruh uyanıklığının olmazsa olmaz olduğunu bilmekte de fayda var.

    Zira bu aylara çok sevaplı ibadet ayları diyen Bediüzzaman, kazandırdıkları sevap ve mükâfat bakımından ne kadar kârlı bir kazanca vesile olduklarını şöyle ifade eder:

    Her hasenenin sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer. Şâban-ı Muazzamda üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar. Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde otuz bine çıkar.

    Bu pek çok uhrevî faydaları kazandıran ticaret-i uhreviyenin bir kudsî pazarı ve ehl-i hakikat ve ibadet için mümtaz bir meşheri(sergisi) ve üç ayda seksen sene bir ömrü ehl-i imana temin eden şuhûr-u selâseyi (mübarek ayları)kazanarak geçirmek ne kadar kârlı bir uğraş ve ticarettir.

    Denebilir ki, bu uğurda ne kadar zahmet çekilse rahmetin ta kendisidir. Nitekim üç aylar başladığında Peygamber Efendimiz şöyle dua etmiştir:

    “Allah’ım, Receb ve Şaban’ı hakkımızda maddî manevî berekete vesile eyle ve bizi Ramazan ayına ulaştır.”

    Bu duayı daha da açıcı ve paralel olarak büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:

    “Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse, onu biçer; ne yaparsa, cezasını çeker. Bir kimse ekini bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.”

    Şunu unutmamalıyız: Gafletin ağır bastığı bu sıcak yaz aylarını hayatımız için mübarek kılmak, âdeta bir nimet olan şu mübarek üç ayları hakkıyla yaşamaktan geçer.

    Tefekkür ve ibadetle geçirmemiz gereken bu mübarek günlerde; boş durmak, tembellik etmek hasar içinde hasardır. Bütün nebatat bize “Bana da bak. Bak Rabbimiz bizi boyasız, fırçasız boyadı. Bize güzel kokular bağışlayan sanatkârımızın sanatını gör” diye bağırırken. Bu sesi duymamak bu güzelliği görmemek pek akıl kârı olmasa gerek.

    Yoksa ömür az, sefer uzun, yol tedariki yok, kuvvet ve kudret yok ve acz-i mutlak gibi elîm elemlere maruz kalma ihtimali yüksektir. Sahi bu, "Yazın gelişiyle birlikte, gülerek neşeyle yerden başını kaldıran gül: “Sabır ferahlığın anahtarıdır” diye seslenir.

    Baharda yeşeren her dal: Zorluk yok! Bak ben sabrettim inciler gibi hoş meyveler vererek huzurunuza geldim der.” diyen Mevlâna’ya neden kulak vermeyelim.

    Denemekte yüzde yüz fayda var, bizden söylemesi…

    Saadet Bayri Fidan
    Genç Yaklaşım Dergisi
    11-07-2008
    Konu Şahide tarafından (13.07.08 Saat 16:37 ) değiştirilmiştir.





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    Yasaklı Üye susuzluk - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    78

    Standart

    Allah razı olsun

  3. #3
    Yasaklı Üye bizzatkendim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    Cehennem Mah.Günahkarlar Sok.Ceset Aprt.
    Mesajlar
    145

    Standart

    hmm güzel

  4. #4
    Pürheves serapsek - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    230

    Standart

    çok güzel bi yazı teşekkürler

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Ramazan Geldi
    By Tılsım in forum Gündem
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.09.08, 20:56
  2. Yaz Geldi...!
    By Noor in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 26.06.08, 09:40
  3. Geldi Sultan
    By mesnevice in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.02.08, 21:39
  4. Ramazan Geldi...
    By sidelya in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 12.09.07, 20:38

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0