+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Kabenin Gizemi-2

  1. #1
    Dost Saha eri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    17

    Standart Kabenin Gizemi-2

    Gece ile gündüzün oluşması;(Dünyanın ekseni etrafında dönüşü)

    hiç şüphesizki gece ve gündüzün biribiri ardınca gelmesinde akıl sahipleri için büyük ibretler vardır.


    Gece ile gündüz bilindiği üzere dünyanın kendi etrafında dönmesi ile oluşur.
    Bu bilinir ya onu döndüren nedir? Niçin kendi ekseni etrafında döner?
    İşte bu soruların cevabı bilinmemektedir.Bu günün bilim adamları akademisyenler bundan pek bahsetmezler çünki bu konuda acz dirler.

    Biz bilim adamı değiliz.
    Ne kilise papazı,ne havra hahamıyız
    Ne şeyh ne de cami imamıyız
    Etkili de değiliz yetkilide

    Dayatmamız yok zorlamamız hiç yok bu bir hal dir.Gönlüne düşen gelsin.

    Şimdi Allahın izni ile Hu destur deyip bu ilimden bildiğimizi izhara çalışalım.
    Allahım muvaffak eyle
    Amin.

    önceki yazıda arzettiğimiz gibi dünyanın iki kutbu değil üç kutbu vardır demiştik.Bu kabedir demiştik.Kuzeye artı güneye eksi desek kabeyede nötr ismi veririz.
    Ara not:hacılarımız o mübareği gider tavaf eder.O toprağa ayak basanlardan hallerini sorarsınızda size hep şuna yakın cevaplar verirler.Oraya varınca bir değişik oldum sanki yeniden doğmuş gibi hafifledim.Kimide ağrı ve sızılarım geçti.fakat gelince yine başladılar vb. ifadeler kullanıp tecrübelerini anlatmaya çalışırlar.

    Çünki nötr enerji onların beden ve ruhlarında ki negatif ve pozitifi dengelemekte enerji karışıklığı giderilmektedir.Ama tabiki o enerjiye açık olmanız gerekir ki irtibat içine giresiniz.
    Ee efendim nasıl açık olacağız?
    Bu ilimleri bilirseniz açık olursunuz.
    ya bilmeyen kavramayan ne olacak?
    Onada mahrumiyet yok değilmiki rabbinin emrini tutmuş inanarak orayı tavafa gelmiş allah cömerttir.yani işin iç yüzünü bilmeye gerek yok bunun için inancınız sizi nurani frekansa sokacaktır.Ama bilmek daha iyidir değilmi?
    Bilenle bilmeyen hiç bir olurmu?
    Bu ilmi izhar edebilsek duyurabilsek belki başka din mensubu insan kardeşlerimizde oraya gelip istifade edecekler şartı inanmak ise de belki bu kardeşler sağlık sıhhat olsun diyerek gelecek fakat islam medeniyetiyle tanışacak bir vesile bir çekicilik bir cazibe olmazmı bu?Tabiki olur çalışmak lağzım hizmet gerek öyle sadaka hasenat yapmak hizmetin yegane dışa vurumu değil.parası olan parası ile ilmi olan ilmi ile denmedimi bizlere.Allah o günleri görmeyide nasib etsin inşallah.

    Devam edelim;
    Eğer sadece iki kutup olsa idi dünya kutup dan kutba takla atar tıpkı nuh tufanında olduğu gibi.E tabiki bu takla devam eder gider.Ardı arkası gelmez bir tufan zinciri.İşte yegane görevi budur.evvelki yazımızda izhar etmiştik.

    Bir de şu dünyamızın içinde bir çekirdek var denilir.İşte bu çekirdek denen mevki güney kuzey ve kabe noktalarının küre merkezinde kesiştiği yerdir.Burası üç fazın kesiştiği mevki üçlü çekirdek grubudur.Konunun uleması batılı buna ateş küre diyor yok öyle bi şey.
    e efendim lavlar nereden geliyor.
    Çekirdekten değil manto tabakasının hemen altından.
    Bu zikrettiğimiz üç kutup dünya kürenin kaynak kutuplarıdır.
    ortada kutup varsaki kutupsuz madde olmaz öyleyse manyetik dalgaların varlığı kaçınılmazdır.
    Bu dalgalar yer çekimi dir.Biz ona kaf-nun kuvveleri deriz.Bu dalgalar her iki kutup da da yani güney ve kuzey kutbunda da + ve - olarak vardırlar.
    Öyleyse güney - kuzey +'ya akarken kuzey eksi - güney + ya akar.
    Böylece dünya kutuptan kutba taklası engellenmiş olur.tabiki eşit olmalıdırki zaten de öyledir.
    güney -,+=kuzey -,+
    Kaf=nun
    Takla engellendi.Küre sabitlendi şimdide gece ve gündüz olsun insanlar gündüz çalışsın gece dinlensin ibadet etsin efendim yeryüzünde ekolojik denge olsun.
    İnsanlar bunları tefekkür etsin allaha ortak koşmasın hamd ve senayla ansın.
    ilmine mazhar olsun imtihan yerinden başarı ile geçsin diye;
    Allahu teala bir üçüncü kutbu da devreye sokmuş halk ederken arzımızı.
    Bize yarım yamalak bilgimizle anlatması bile ne kadar güç geliyor ama yaradan için öylemi?Bütün bu karışık işler için Kün emri yeterli.
    İşte bu üçüncü kutub yukarıda bahsettiğimiz gerek güney gerek kuzey -+ dalgalarını kendine de çekiyor.Bu çekişle dalgalar spiral bir hal alıyor.Bu da dünyamızı kendi çevresin de döndürüyor.Saat yönün de çünki dalga akım yönü saat yönü tersindedir.Peki döndürüyorda hani açı?Açı olmazsa mevsim olurmu?
    mevsim olmaz ise hayat olurmu?
    Olmaz tabiki hayy olan allah bunuda nimetlerine eklemiş.Kullarım eksin biçsin,
    Hep üşümesin hep kavrulmasın iklim olsun buyurmuş.Hayy sıfatından bir tezahürde buraya vermiş.
    Peki bu nasıl olmuş.Takla engellendi,üçüncü kutub var edildi.Üçüncü kutba spiral akış başladı.Dünya döndü gece gündüz oldu.Oldu ama mevsim için bir açı gerek.Üçüncü kutub yerin dış yüzeyinde öyle bir yerleştirildiki.(Mekke şehrinde kabe) mükemmel bir açı tezahür etti.
    Tabi bütün bunlar bir halk edişle kün emri ile tüm külli varlıkla beraber zuhur etti.
    Rahman için hepsine öyle ayrı ayrı emre gerek yok tek emir yeter.Ama şu insan oğluna tek tek söylüyorsunda ona bile itaat etmiyor.(ben de dahilim hatta en başlardayım aciz ve en serkeşim aksi kibr olur allah korusun.)

    Şimdi bilim nötrün varlığını bilmekte ama onun sırrına tam vakıf olmamış.
    Bu yüzden -'nin +'ya akışını eksik biliyorlar.nötrün işlevini hesaba almazlar.
    Bu anlaşıldığı taktirde enerji sorunu elektrik ve manyetik ilmi kısırlıktan kurtulacak.
    Bu işler dünyanın işleyişinde de atom çekirdeğinde de aynıdır.
    Biz buna üçlerin buyruğu deriz.

    Bu bir dengedir bozulması büyük afatlar getirir.

    -İlk olarak kabenin yerini Hz.adem oğlu Hz.şit işaretleyip bina ettiler.
    -Nuh tufanında yıkıldı yeri kaybolunca Hz.nuh onu oğlu Hz.Yasef ile beraber bina etti.
    -Nuh'tan zaman sonra mu ve Atlantis harbi ve bu medeniyetlerinde batmalarına neden olan tufanda yeri kayboldu.Hz.İbrahim ve oğlu ismail bina ettiler.
    -O vakitten efendimize kadar geçen zamanda batıl putlarla doldurulup kirletilen
    mescidi haram efendimiz ve Hz.Ali tarafından fetih günü putlardan temizlendi.
    -onun duvarları şimdi tekrar yıkılacak.Sırrı aşikar olacak muallak taşı oynatılacak mehdi ve yardımcısı onu tekrardan bina edecek.Bina edince siyah örtü yerine yeşil örtü örtecek.Bu tüm dünyanın müslüman olduğunun bir işareti olacak.Dünya mümin olacak kara matem örtüsü ki tebliğ ve cihatı temsil ediyordu kalkacak kabe yeşillere bürünecek.
    -Mehdiden zaman sonra insanlık yine bozulacak sonunda lailaheillallah diyen kul kalmayacak söküp taşlarını denize atacaklar lakin sur üfürülecek dünya hayatı sona erecek vesselam.

    Çok çok eskilerden bilgeler bu sırra vakıftılar.Çok zamanlar allah unutulduğunda bile kabe hep mabeddi.Orası putlarla dolu iken bile insanlarca kutsaldı.
    Kabenin zahire bakan bunca ilminin yanı sıra bir de batına bakan ilimleri vardır.
    Kabe inanç ve iman ile yüklenir enerjisi kuvvetlenir.İnsanların inancı ile.
    İnanç en kuvvetli enerji biçimidir.Bütün kuvvelerin bütün enerjilerin sultanıdır.
    Aşk ateşidirki neyin içine düşmüştür.aşk çoşkunluğudur ki şarabın içine düşmüştür.(Mesnevi)
    Buradaki şarap aşk şarabıdır.Kardeşlerimizce bilinmekte ise de yeni kardeşler için hatırlatmada yarar var.
    Kabe'ye gidip hac edilmesinin sebeblerinin batıni yönü budur.Yani ne kadar çok mümin tavaf eder o kadar çok hayır ve bereket zuhur eder.
    Namazda yüzlerimizi mescidi harama çeviririz çünki biricik kıblemiz odur.
    Her ne kadar zahiri sebebleri mevcut ise enerji iman aşk batıni bir yönüdür.

    Ey habibim her nereden yola çıkarsan çık yüzünü mescidi haram tarafına çevir.
    Sizde ey iman edenler her nereden yola çıkarsanız çıkın yüzlerinizi mescidi harama çevirin.

    Çeviriniz kardeşlerim allah boş bir şeyi emretmez.Akıl sahipleri bilirlerki bunlarda büyük hikmetler vardır.

    DÜNYA HALKLARINA BİR UYARIDIR

    -Gerek haram aylarda gereksede diğerlerinde yakınlarında katliam yapmayın.
    savaşa tutuşmayın.kan dökmeyin.Hele hele haram aylardan sakının.

    -ona zarar vermek üzere toplanıp saldırmayın.

    -Dünya kötülük yüzdesi iyilik yüzdesini geçerse denge bozulur.
    Mazlumlara zulüm den sakının.Ahları tüm dengeleri alt üst eder.

    -İçindeki gizli muallak taşına dokunmayın.Sakının.

    -Bilmediğiniz ilimleri anlamadan deneylere kalkışmayın.Orası sadece müminlerin değil tüm insanlığın kalbidir.

    HARAM AYLARA DİKKAT EDİN

    Kabe yakınlarında zalimlik ve zulüm etmeyin.Onun önünde akıtılan kan ilimsel olarak dengeyi bozar.Gayretullaha dokunur.Hele hele orada haram aylarda kuş avlamak bile yasaktır.O aylar bu dengenin en hassas olduğu aylardırki inancınızla destekleyesiniz.
    Buna rağmen orada yakında fitneler zuhur edecek.Beyaz ehramlar kana boyanacak ve eşkiyalık yapılacak o zaman vay insanlığın haline.

    KABEYE TAARRUZ HAKKINDA

    Kabeye taarruz dünyanın kalbine taarruzdur.
    Böyle bir taarruz ebrehe tarafından yapılmışdı da dünya helak olmasın diye rahman ebabil kuşları ile onları durdurdu.Hiç bir şekilde oraya taarruz olmamalı özelliklede yeni icad manyetik silahlarla.

    Muallak taşından sakının;

    O bir ince ayardırki çok hassastır.Ona yapılan her hangi müdahale balansı bozar.Onu tekrar yerinde ayarlamak çok yüksek ilim ister.
    Seyyidil kutup'dan ulu bir kişi ve yemesi içmesi uyuyup kalkması bile bir ibadet sayılan hak olan 12 kamil zat gerektir.Hepsinin Ali olması gerektir.Orada devran edeler büyük isimle zikredeler.
    Bozulursa düzeltmenin yolu budur biline.

    Görmedinmi rabbin fil sahiplerine neler yaptı.
    Onlar bir hile ile gelmişti.
    o da tuttu hilelerini başlarına geçirdi.Ebabilleri gönderdide
    Onlara sert taşlardan pişirilmiş balçık atıyorlardı.
    Derken hepside yenik ekin tarlası gibi oluverdiler.

    Rabbi ilmi illallah
    amin.

  2. #2
    Pürheves fbsamet - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2006
    Bulunduğu yer
    Kütahya
    Yaş
    34
    Mesajlar
    264

    Standart

    Allah razı olsun..Teşekkürler kardeşim
    www.facebook.com/RisaleOfis
    Takip etmenizi öneririm.

  3. #3
    Dost Saha eri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    17

    Standart

    Alıntı fbsamet Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Allah razı olsun..Teşekkürler kardeşim
    Allah sizlerden razı olsun hakkınızı helal edin.

  4. #4
    Gayyur hanzala61 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Bulunduğu yer
    istanbul
    Yaş
    35
    Mesajlar
    92

    Standart

    Allah Razi Olsun
    Eğer Bir Gün Dünyaya Ait çok Büyük Bir Derdin Olursa Rabbine Dönüp Benim Çok Büyük Bir Derdim Var Deme,derdine Dönüp Benim çok Büyük Bir Rabbim Var De...

  5. #5
    Garip_Maznun
    Guest Garip_Maznun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart Kabenin sırları...

    Kâbe tarih boyunca garip tecellilere mazhar olmuş bir mekan. Onun kutsallığı ve merkez rolü, ta Hz. Âdem ve öncesine kadar uzanır. Hz. İbrahim tarafından imar edilmiş, Hz. Muhammed’in (a.s.m.) doğum yeri, bütün hak dinlerin kıblesi olması yanında, birçok peygamberle alakası ile şimdiye kadar ona denk, Allah evi denebilecek bir bina görülmemiştir yeryüzünde.
    İnsanların günün yirmi dört saatinde devamlı bağlantı halinde olduğu ve ziyaret ettiği Kâbe’ye denk başka bir yer var mıdır yeryüzünde?
    Manevi hayatımızın merkezinde duran kalp gibi Kâbe de yeryüzünün kalbi olarak mı yaratıldı? İbadetlerde yöneldiğimiz Kâbe’nin manevi esrarından ne kadarına vakıfız?
    Kâbe, Eski Dünya’nın (Avrupa, Asya ve Afrika) merkezinde bir konumda yer alıyor ve bu üç kıtaya hemen hemen aynı uzaklıkta bulunuyor. Ama siz en iyisi elinize bir Dünya haritası alıp, Kuzey Amerika’dan Avustralya’ya, Kuzeydoğu Asya’dan Güney Amerika’ya doğru birer çizgi çekiniz ve bu çizgilerin kesiştiği yere bakınız. Kâbe’nin Dünya karalarının merkezinde kalan bir konumda yer aldığını görürsünüz.
    Kâbe Dünya’nın merkezinde
    Coğrafyacılar, yeryüzünün herhangi bir noktasını kolaylıkla bulabilmek ve en pratik yoldan, en doğru biçimde gösterebilmek için, Dünya’yı enlem ve boylam adı verilen çizgilerle, sembolik olarak küçük karelere bölmüşlerdir. Ancak, bu çizgilerin başlangıç noktaları, bilimsel bir temele değil, farazî bir kabule dayanır. İngiltere’de Greenwich’ten geçtiği kabul edilen boylam çizgisi 0 (sıfır) kabul edilir. Yuvarlak olduğu iddia edilen Dünya’mızın, aslında kutuplarının basık ve ortasının şişkin olduğu bir gerçektir. Bu şişkin bölgenin, tam ortasından geçen en büyük enleme ise, “0″ enlemi denmektedir. Bu enlem, bilinen adıyla Ekvator’dur. Ekvator’un da nispi olarak, Dünya’yı tam ortadan ikiye ayırdığı kabul edilir.
    Kutup noktaları, Ekvator’un oluşturduğu dairenin tam merkezinden geçen bir eksenin iki uç noktasıdır. Ancak bunlar gerçek kutuplar değildir; coğrafi kutuplardır. Gerçek kutuplar ise manyetik özellikleri ile dikkat çeken, mıknatıs ibrelerinin yöneldiği esrarlı özellikleri ile dikkat çeken manyetik kuzey ve güney kutuplarıdır. Kuzey kutbu, coğrafi kutbun yaklaşık 1290 km güneyinde kalır. Bu da Kanada’nın kuzey batısında Ellef Ringnes adalarının kıyısına tekabül eder. Güney kutbuna gelince Antarktika kıtasında, Adelie Land denilen bir bölgede yer alır.
    Bir pusulaya Dünya’nın neresinden bakarsanız bakın, daima kuzey yönünü gösterir. Eğer bu yönü takip ederseniz, sonunda manyetik kuzey kutbuna varırsınız. Pusula ibreleri bu bölgedeki manyetik alanın tesirinde kalarak sürekli olarak buraya yönelir, bu yöneliş sayesinde bizler de karada, denizde ve havada yönümüzü kolayca buluruz.
    Enlem ve boylamların gösterdiği kutup noktaları ile pusulanın gösterdiği manyetik kutup noktaları neden birbirinden farklı yerlerdedir? Dünya’nın ekliptik olarak 27o 27′lık eğime sahip olduğunu biliriz. Dünya’nın başı böyle eğdirilmeseydi tek bir mevsimi, mesela hep yazı yahut kışı yaşayacaktık. Günler, buna göre uzar ya da kısalır. Işte bu eğim, kutupların yerini de değiştirmiş olur. Gerçekte; enlem ve boylamları çizerken Dünya’nın bu eğimini, yani mıknatısların sürekli yöneldiği manyetik kutupları dikkate alırsak, yeni bir Ekvator çıkar. O zaman “0″ (sıfır) no’lu en büyük enlem olan Ekvator, bu yeni haliyle, Mekke kentinden geçecektir. Bu da Kâbe’nin, Dünya’nın ortasında bulunduğu gerçeğinin başka bir teyidi sayılabilir.
    Öte yandan, bu düzeltilmiş şekilde çizilen, Oğlak ve Yengeç dönenceleri de, yine Mekke’nin bulunduğu bloktan geçmektedirler. Bu mantığa göre çizilen boylam ise (iki kutbu birleştirerek), yine aynı blok içerisinde, dönenceleri ve Ekvator’u keser. Bu kesişme noktası yine Mekke’dir. Bu enlem ve boylamların Mekke’de kesişmeleri, Kâbe’nin yerinin çok özel olarak belirlendiğinin bir ifadesi kabul edilebilir ve yine insanların ibadetlerinde niçin oraya yöneldiklerinin sırlarını taşır.
    Dünya’nın manyetik kuzey ve güney kutuplarına göre çizilen yeni ekvator çizgisinin, yani Kâbe’den geçen Ekvator çizgisi üzerinde, birisi Kâbe’ye göre doğu, diğeri ise batıda iki adet manyetik kutuplar bulunmaktadır. Batı kutbunu esrarengiz olayları ile “Bermuda” üçgeni teşkil ederken, doğusunu ise Japonya’da bir körfez bölgesi teşkil eder. Bu körfez de Bermuda gibi kaybolmaları ile meşhur olmuştur. Kâbe’nin bu iki noktanın tam ortasında yer alması da Kâbe’nin yerinin özel olarak seçildiğini düşündürmektedir.
    Nurdan Direk
    İbn-i Abbas’tan gelen hadis rivayetinde “Göklerin en önde geleni, kendisinde arş olandır. Yerlerin en önde geleni de bizim üzerinde olduğumuz Arş’tır” ifadesi yer alır. (Suyuti, ed-Dürer el-Mensur, VI/239) Bilindiği gibi âlemler sadece bizim içinde yaşadığımız fizik evren ile sınırlı değildir. Yedi farklı uzay-zamanın bulunduğunu Kur’an’da geçen seb’a ve semâvât ifadelerinden anlamak mümkün.
    Havada, yerin altında her nerede bulunursak bulunalım Kâbe’nin bulunduğu mekana yönelmek, istikbal-i kıble için kafi gelmektedir. Bediüzzaman gibi maneviyat büyüklerinin de ifade ettiği gibi kıbleyi, sadece Kâbe’nin bulunduğu mekan olarak değil, Kâbe’den Arş’a uzanan nuranî bir sütun ve manevî bir direk olarak düşünmek gerekir. Bu nurdan sütun, ferş denen arzımızı cennetin de üstünde kalan ve âlemin çatısı hükmündeki “Arş”a bağlar. Kâbe’de hissedilen ve solunan apayrı bir maneviyat ve ruhî atmosferin Arş’a uzanan bu nuranî sütunla ilgisi nedir? Dünya’mızı en üst semaya bağlayan “göbek bağı” diyebileceğimiz nurdan bağın taşıdığı sırlar henüz meçhulümüz. Sürekli kutba yönelen mıknatıs misali insan kalbi de bu ilahî nurun devamlı çekim etkisi altında mı bulunmaktadır? İnsanların pervane oldukları bu ilahî nur, tefekkür-dua-tespih-hamd gibi manevi hâsılatın toplandığı ve oradan Arş’a ulaştırıldığı bir tür uydu misal toplama-dağıtım ve nakil üssü fonksiyonu mu görmektedir? İbadetlerde kıbleye yönelmekle, tıpkı antenlerini uyduya çeviren haberleşme vasıtaları gibi, kalp ve beyinden neşrolunan mana dalgalarının önce bu nurdan sütuna geldiğini ve oradan da ilahî dergaha ulaştığını düşünebilir miyiz?
    Kâbe’de rahmet zirveye çıkar
    Acaba namaz gibi ibadetlerde kıbleye yönelmekle, o nurla bağlantıyı en üst noktaya mı çıkarıyoruz? Öyleyse, namaz sırasında yapılan hareketlerde bu nurun, insanın ruhî ve fizikî varlığının tüm unsurlarına nüfuzunun sağlandığı; Kâbe’de tavaf yapıldığında ise, yani nurun odak noktasının çevresinde dönüldüğünde, bağlantı ve rezonansın en üst seviyeye çıkarıldığı an olmalıdır. Bu soru ve ihtimallerin gerçek cevaplarını maneviyat ve hakikat kâşiflerine bırakarak şu ayetin ifade ettiği manaya bakalım:
    “Gerçek şu ki, insanlar için ilk kurulan ev Mekke’de o kutlu ve bütün insanlar için hidayet yeri olan Kâbe’dir. Burada apaçık deliller vardır. Ibrahim’in makamı vardır; kim oraya girerse emniyet içinde olur.” (Âl-i Imran, 3/96-97)
    “Ona varmaya gücü yeten kimsenin Kâbe’yi tavaf etmesi, Allah’ın insanlar üzerindeki hakkıdır” İlahî fermanı, her sene mübarek bir zaman dilimi içinde, Beytullah’a teveccüh edip, belirli mekanları, hususi bir kısım usullerle ziyaret etmesini farz kılar.
    Oraya gidenlerin, bilaistisna herkesin ayrı bir atmosferi solumaları, orada ayrı bir iklim ve fiziki anlamda ifadesi mümkün olmayan apayrı bir havayı hissetmeleri de Kâbe’deki sırların sözle anlatılamayan fakat hissedilebilen tecellileri olmaktadır.
    Bir çekirdekten yüz binlere, milyonlara varan sümbül ve tane alınması gibi, Allah’ın rahmetinin zirveye çıktığı bu mekanda kullar, yüz binler, milyonlar sevaplara ulaşır; günahlarının sıfırlanacağı bir fırsatla tanışırlar. Dünya’nın merkezine, aslında adeta Arş’a uzanan bu nurlu yolculukta insan yepyeni gerçeklerle tanışır. Bir yaratılış gösterisine şahit olur. Bembeyaz ihramlar içinde kefenleri her türlü farkın ve sınıfın ortadan kalktığı, aynı anda yeniden dirilmenin, mahşerin hatırlandığı, İslam’ın bilfiil yaşandığı, cemaat şuuru ve sırrının en azim şekilde tecelli ettiği bir gösteriye tanık olur. Hac ibadetiyle, arzın Arş’a bağlanıldığı, nuranî dairenin yoğun dezenfekte etkisiyle kullar bir bir günahlardan temizlenir. Allah’a kulluk şuurunun yeniden kazanıldığı, ahd-i peymânın yenilendiği bir ibadet seremonisinde kul, Allah’a doğru sonsuz bir hareketin içine girer

    Prof. Dr. OSMAN ÇAKMAK


    SELAM VE DUA İLE…

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kabenin İçi
    By ecrin54 in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 54
    Son Mesaj: 23.06.14, 10:34
  2. Kabenin Gizemi
    By Saha eri in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 19.06.09, 08:37
  3. 10 Soruda Beynin Gizemi
    By elips in forum Bilişim Haberleri ve Bilimsel Makaleler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.08.08, 07:09

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0