+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 5 ve 5

Konu: Kabenin Gizemi

  1. #1
    Dost Saha eri - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jul 2008
    Mesajlar
    17

    Standart Kabenin Gizemi

    Bimillah Hu destur rabbi İlmi illallah ;

    Dünya iki kutupludur diye bilinir demir çağında,güney kutbu ve kuzey kutbu.
    Yatay da iki kutup güney ve kuzey kutuplarına ek olarak bu kutupları dikey bir kutbu daha vardır.Bu da mescidi haram yani kabedir.
    Kabe batında hem kapı hemde kubbe ismini taşır.Çünki kapı ve kubbe olarak iki özelliği vardır.
    Kabeye kapı denirki paralellere ve göklere açılır.
    Kubbe denirki kutupların idarecisidir.
    Üçlerin buyruğu ile yaratılışın ve tüm semaların nur akışı negatif ve pozitif ve nötr olarak nun kalemden tüm gökleri geçerek arza kadar iner.Nur özü tüm semalardan bir hayali çizgi gibi uzanıp arza kadar iner.Bu üç fazlı nur akışı tüm zerre ve kürrelerin merkezinden geçer.Mekan ve zaman da ayrı ayrı zuhur etsede aslında tektir.yani mekanda zaman da bunlardan meydana gelir.
    Üzerinde yaşamımızı sürdürdüğümüz dünyamızda da bu çizginin düştüğü yer Kabedir.Buradan arşa kadar uzanan bir tünel vardırki allahın kürsüsünde son bulur.

    Dünyanın Zaman Dikmesi Kabe ;

    Dünyanın gelmişi geçmişi ve bu anı buradadır.Arz semasındaki her şey gibi
    yeryüzüde zamanda üç boyutludur.Geçmiş-An-Gelecek.
    Dünyanın 3 mekan 1 zaman kutbu vardır.

    Mekan kutupları;
    Kuzey kutbu
    Güney kutbu
    Kabe'dir.

    Zaman kutbu ise kabedir.İçinde geçmişi geleceği ve anı barındırır.
    çünki levha'ya açılan kapıdır.Zaman levha' dan nun kaleme oradanda tüm semaları geçip kabeye akar her semada farklı sema içi her burçlarda farklı zuhur eder.

    Arz ile atomun Kıyası

    Dünya tıpkı bir atoma benzer.
    Dünyanın aurası yahut nur'u yani çekim gölgesi;
    Atomda elektron bulutsusuna denk gelir.
    Dış cidarı (hava su toprak ve ateş) protona
    İkisinin kendi özüyle birleşmesini sağlayıp dengeleyen kuvvet nötr ise dünyada kaf-nun kuvveti yani yer çekimine tekabül eder.Bu kuvveler negatif ve pozitifdirler ama nötr onların niteliklerini bozmadan bir arada tutar.Cebeli tarıktaki tatlı ve tuzlu su örneği gibi.Bu alandaki su birbirine karışmamakta fakat bir arada durmaktadır.Bir başka örnek verecek olursak yağ ile suyun karışmaması gibi.Dünyanın çekirdeği nötr pozitif ve negatif kuvvelerden oluşur fakat bununda ötesine geçildiğinde onun tek bir kuvvet olarak semalardan indiği bir hakikattır.
    Üçün sırrı tek de gizli illallah illede allah hep daim ehad.
    Dünya çekirdeği tıpkı atom çekirdeği gibi tekmiş görünse de aslen üçtür.

    Hiç unutma oğul dediler.Alemlerde tek bir şey bulamazsın Allah dan gayri her şey çiftli çoklu zaten aksi şirk olur.Cahile vebal yok ama bu bilene zeval verir.Bile bile sakın tek arama ondan başka tek yok.Allaha sığın ilme ehil ol edebe riayet et zira kapılarda edep yazar.

    Sanırım bu gün atom çekirdeğine üçlü kuark deniliyor.Bizde esma önemli değil mana esastır.Tasavvufta kamil kişiler birbirlerine sorarlar okudun anladın ya manasını anladınmı.Anladım cevabı gelince manayı neyle anladın derler.Kişi bunun cevabını doğru verirse artık hal ehli olmuştur mübarek ol derler ona dem verirler.Ona şehri ilimden bir kapı açılır eli arşa uzanır ceddi muhammed elinden tutar medet ya allah.

    Tekin içine üç gizli
    üç çera yanar şişede
    Arslanlar gizli meşede
    Yedi iklim her köşede
    Dedem Aliyi gördüm.
    Ali aydır muhammed güneş
    Gül de bülbülün ahını gördüm
    Dem verirler dem alırlar
    Gül verirler gül alırlar
    Bal verirler şerbet ederler.
    Bir tane üzümden suyun sıkarlar
    Bir fincanda kırk yiğit bunu içerler
    Onlarda hak yolun özün gördüm.

    Petekte balı değil balda peteği gördüm
    petekte sır değil sırda petek gördüm
    Sırrın gönlüme düşende
    Velayeti aşırılan Aliyi gördüm.

    Ceddim Muhammedi gücendirdiler
    Anam fatımanın kapısına dayandılar
    Biad et ya Ali deyup çığrıştılar.
    Münafıklığın batında halini gördüm.

    Sürei kevsere rağmen rasula ebter dediler.
    Lanet olundu üzerlerine ebter oldular.
    Ebter olsun diye ehlibeyt Hüseyni kestiler
    Kirli ellerinde hüseynin kanlı başını gördüm.

    Vakit gelid çattı evlat zuhur edecek.
    Belinde gayret kemeri Allah diyecek
    Doğu tarafında kızıllık olacak
    Bir gecede imam olan kumandanı gördüm.

    Mehdi uymuş ceddine çekilmiş hirasına
    Alem kalkmış gıybetine
    Cibril emaneti getirir
    Elinde zülfikar imam mehdiyi gördüm.

    atom çekirdeği tek gibi görünür adına proton denir.
    hakikatta ise üçlüdür.pozitif negatif ve nötr dür.
    Atomda nötr negatif pozitifi dengede tutmak için halk edilmiştir.Aynı zaman da atomun saatidir onun zaman kapısıdır.Her şeyin muhakkak bir eceli vardır.
    Bütün bu ilim atomda ne ise dünyada da odur her şey aynıdır.Zerre ve kürre aynı biçimde yaratılmıştır.

    Şimdi bunları dünya için izhara çalışalım konumuzu unutmadık bilakis üzerindeyiz konumuz kabenin esrarı.
    Dünya merkezinde üç çekirdek var demiştik.Bunlar dünya cisminin merkezinde en kuvvetli haldedirler.Birleşik bir alan yayarlar bu alan yer çekim süptil gölgesini oluşturur.Açılması negatif toplanması pozitiftir.Atmosfer dışına kadar oluşan çekim gölgesi aura böyle oluşur.Bütün bu işleyişle dünya kutupları oluşur.Ama iki değil üç kutuplu bir alandır.Eğer müspet bilimin öne sürdüğü gibi iki kutup olsaydı negatif pozitife akacak dünyada kuzey kutbundan güneye takla atacaktı.Bu böyle olsay dı dünya tufandan tufana gider hiç bir canlı olmazdı.Çünki bir mıknatısda bile eksi taraf artı tarafa akar.Bu elektriktedede aynıdır.Siz allahın kanunun da bir tutarsızlık bir değişiklik göremezsiniz.Bu iş böyle ise nasıl dünya iki kutupludur diyebiliyorlar.Yok bu ilmin aksini savunmakda ancak maymun dan türediğine inanan şempaze akıllıların işidir.Aynı cahillik ümmedi muhammede yakışmaz.Ümmedi muhammed gayrı terk edip ilme yönelir çünki.
    Hal böyle ise neden yasa gereği bir kutup bir kutba doğru akıp taklaya neden olmuyorda dünya bu akışa rağmen açılı bir vaziyet alıp hem gece ve gündüzü hemde mevsimleri oluşturacak bir konumda duruyor?
    Tek bir sebebi var dünya sanıldığı gibi iki kutuplu değil üç kutupludur.Bu kutup ise yüzeyde kabenin bulunduğu mevkidir.

    Kabe mevkinin görevi nötrlüktür.Görevi dünyanın bir kutupdan diğerine takla harektini engellemektir.Bu ilahi bir dengedir.
    Sonuş olarak atomda nötr dünyada kabeye denk gelir.Kabeden içe doğru bir tünel açsan yer çekirdeği içindeki üçlerden nötr olanının bulursun.
    Kabe bu dengeleyici potansiyeli ile yer kürenin kutuptan kutba dönmesine engel olur.

    Zahirde Görevleri ;

    Kutuptan kutba dikey taklaya mani olur.
    Arz kutup eksenini belli bir açıda tutarak yaşam için mevsimlerin oluşmasını sağlar.
    Dikey taklaya mani olmakla kalmaz dünyanın ekseni etrafında dönüşünü sağlayacak şekilde enerjiyi düzenler.Güney ve kuzey kutbu arasındaki kuvve irtibatını üzerine alıp bulunduğu mevkiye eğerek dikey yerine yatağ dönüşü sağlar bu da gece ve gündüzü oluşturur.
    Dünyanın aurasının yerçekiminin gece ve gündüz kavramının mevsimlerin denge merkezidir.

    İşte bu yüzdendirki her zaman mabeddi.Kafirlik zamanın da bile saygı gördü.Bu kadim sır eski ululardan kültürlere aktı ilmi ortadan çekilse bile bu saygı halk arasında putperestlerde sapık din sahipleri kavimlerde bile devam etti.islamiyet ile islam dininin en kutsal mekanı olarak günümüze geldi büyüklerimiz bu sırrı tabiki biliyorlardı.efendimiz sahabesinin seçkinlerine öğrettiler.Avama bir çok sır gibi bu da öğretilmedi.Bazı şeyler vardırki hiç paylaşılmaz bazıları vardırki zamanı gelince paylaşılır.Şimdi izhar dönemi başlamıştır.

    Asıl kıyamet yeryüzünde lailahe illallah diyen bir kul kalmayınca kopacaktır.

    Büyük alametlerin zuhrunda kabenin batini ilminin payı çoktur.Sürecin tetiklenmesinde afatlar zincirinde büyük payı vardır.

    Kabenin sırrına yalan yanlış maru olan kafir güruh yine aklınca iş çevimeye kalkacaktır.

    Kabeye ehli olmadıkları halde iş karıştıracaklar.Saldırıp hakaret edecekler yanında kan dökecekler işte o vakit ki dünya halkı müslümanların değil kendilerinin de üzerinde yaşadığı dünya kalbine saldırmış olacak artık eyvah olsun o dünya halkına.öyle şeyler zuhur ederki kafir bile yokmu düzeltecek bu işi der.
    O zaman Ali ve Fatıma soyundan peygambere hem kan hem de mana bağı ile bağlı mehdi gelip imdatlarına yetişir.
    Onun zamanın da dünya altın çağa girer bolluk bereket ve yücelik olur.
    Muallak taşını oynatır bu kafirler Mehdi gelir onu tamir etmeye.Çünki o kabenin ilmini bilir.Bozulanı düzeltir.Sır şu sözünde gizlidir.
    Bu taşı kaldır derler oda getirin oniki ali kaldırayım der.

    Ey kafirler kabe ne imiş bileceksiniz.Hem de bunu yakın göreceksiniz.
    hakaret ettiğiniz yerde yakarıp hak önünde diz çökeceksiniz.Allahı kimse aciz bırakamaz.

    Taş yerinden oynatılınca şiddetli sıkıntı afat ve helaklar başlar.İnsanlar bir biri ardınca şiddetli çarpılışlarla çarpılırlar.Evvelden iman edenlerden bile bir çoğu bu ne biçim allah bize hiç mi acımıyor nerde merhameti inanışlarımıza yazıklar olsun şu deccal da olamasaydı ne olurdu halimiz diyerek ahmakça rahmana sövecekler böylelikle evvelden olan imanlarının münafıkane olduğunu bizzat belli edeceklerdir.İşte böyle insana ne zaman bir rahat gelse bendendir der.Ne zaman bir sıkıntı gelse bu allahtandır deyip kızarak yüz çevirir.Yahut sızlanır durur.Ama o müminlerin hali böyle değildir.Canlarından can çıksa mallarından mal gitse huzur hayal arz cehennem olsa ortak koşmaz sabreder hatayı kendilerinde bilir allahın rahmeti gibi kahharı olduğunada itaat ederek teslim olurlar.Bunun bir imtihan olduğunu asıl yaşanacak yerin dünya olmadığını tüm ruhları ile ikrar ederler.Böylece kafirler ve münafıklar helak olurken bir ititliş cehenneme itilirlerken müminler alan allahın neler verebileceğinide görürler.
    Allahda bu kavrayışlarını hem dünyada hem de ahirette bir ecirle ödüllendirir.
    Kafirin ve münafığın eceli gazabların son günün geçemez refah onlara artık buradada ahiret yurdunda da haram dır.Defolup gittiler.
    Çünki nların rahat ve huzur düşkünlüğü ellerinden alındığında allaha karşı küfre daldılar bu isyanları onları deccale biade değin sürükledide o lainle beraber defolup gittiler şüphesiz allah bakidir.

    yokluktan ve dertten deccale biad edecekler allaha kasem ederimki o gün müminlerin başında içlerinden bir kral olacak Mehdi reis o gün imamdır.En büyük düşmanlığıda mümin geçinenlerden görecek allah üzerlerine lanet yağdırsın o alaycıların.Onlarki dinin ukalası kesilmiş ehlibeyt hüccetini tanımaz münafıklardır.Aslında kafirlerdir ama kafirliklerini kendileri bile bilmez.Güya bir halt yapıyorum zannedim mehdi ve kardeşlerine hasım kesilirler.Zaten her gelene böyle yapıldı.İş böyle tuttularda evvelkiler gibi yaptılar.Onlar cahildir ilme iğne deliğinden bakarlar.Okumazlar yönelmezler ama bilgiçtirler.
    hep bir putları hep bir kendince kuralları vardır hakkı gözetmezler.Öyleyse bırak onlar büyük bir aldanış onların oldu.

    Selam olsun o erlereki onları elçinin elçisi mehdi yönetir.hem mehdidir hem mesih payınıza düşen bu.bakalım öğüdü tutacakmısınız yoksa yine terslenecekmisiniz.
    Ne zaman içinizden bir uyarıcı seçsek demek onunla alay edecek onu toprağınızdan sürecek yada öldüreceksiniz öylemi?

    Oğul bildinmi dediler şimdi sırrı.Var bunuda gönlüne ekle Allah yardımcın olacak bu evvel bir vaaddir.Allah vaadinden dönmez.Ama sen gayret et.Teslimiyet sultan olan allahadır.Nefsten gelen gaflete teslim olunmaz gaflet dalalet olur saparsın dalalet hıyanetle sonuçlanır kendini yakarsın.
    Öyleyse şimdi sen gayretli ol ilme Allaha dön yüzünü.Hadi şimdi yine rabbini o büyük adı ile zikret.

  2. #2
    Yasaklı Üye halenur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Mesajlar
    2.932

    Standart

    Bu yazi nereden alinti?


  3. #3
    Ehil Üye Majâz - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2007
    Mesajlar
    1.707

    Standart

    maşaallah...çok faydalı bir yazı oldu benim için allah razı olsun...

    İşte burada oturuyorum, yaşlı bir örümcek, sabırla
    bir sözü bir ötekinin ardına diziyor,
    bütünün bir anlamı olacağını umarak,
    bir vahiy, bir ebedi kesinlik
    ya da bir mükemmeliyet kazası
    her yaşamda olduğu gibi nasılsa.

    ...




  4. #4
    Ehil Üye Sıla-i rahim - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2009
    Bulunduğu yer
    DÜZCE
    Yaş
    58
    Mesajlar
    1.283

    Standart

    Rabbim razı olsun. Bilgi açısından da güzel ve faydalı bir anlatım ama uyarıcı olma özelliği çok daha önemli bu yazının.

  5. #5
    Ehil Üye muhibbülkurra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Mar 2007
    Mesajlar
    4.304

    Standart

    Halil USLU
    Kâbe’deki vahdetin neresindeyiz?



    Haremeyn-i Şerifeyn tâbir edilen mübarek ve nurânî şehirler Mekke ve Medine. Hac ve umre vazifelerini yerine getiren hangi Müslümana sorsak çok etkilendiğini ve mânen şok geçirdiğini, müsbet mânâda dehşet ve haşyet içinde kaldığını söylemektedir. Özellikle Mekke ve Medine’nin tarihçelerini, İslâmiyetin yayılışını, 14 asır öncesiyle bugünü her şart ve şekliyle kıyaslamak erdemine ve faziletine sahip olan her Müslüman’ın değerlendirmesi çok farklı olmaktadır.
    Bir çok şeyin tefsiri vardır. Fakat Kâbe ve Mescid-i Nebevî’deki (asm) yüzbinlerce ve milyonlarca tavaf, sa’y ve ibadet eden Müslüman, bütün İslâm dünyasının muhtaç olduğu bir hakikatı tefsir etmektedir. O da şudur: En küçük daireden 57 İslâm ülkesinin her kûşesine kadar muhtaç olduğumuz ittihad-ı İslâm ve uhrevî kardeşliğin deruhte ve ihyası ile birlikte, gıybet, hased ve kıskançlığın olmamasıdır.
    Hangi dilden ve renkten olursa olsun herkes, bir tek hakikat olan tekbirde, ezanda, Kelime-i Şehadette, kamette, rükûda, secdede ve tahiyyatta birleşiyor. Kıble, yani Kâbe bir ve Peygamberimiz bir. Mûsika-i mânevî yankılar yapmakta, en katı kalpleri eritmektedir.
    Yine her iki mübarek nuranî makam ve mevkide, buna ilâveten Arafat, Safa ve Merve’de, Sevr Dağında, Hıra Mağarasında, Bedir ve Uhud’da ve emsâli yerlerde ırklar ve renkler değişik, simalar ve sesler farklı, lisanlar ve ülkeler muhtelif; fakat bütün yüzlerde tebessüm ve gözlerde yaşlar, dillerde tekbir sadaları... Öte yandan Hacerü’l-Esved’i öpeceğim diye dirsek yiyenler, namaz kılacağım diye saftakini ezip geçenler var; fakat hiçbir Müslümandan ve saf tutan mü’minden ne bir itiraz, ne de ağır bir tâbir var.
    Bir zât “Müslümanlar namazda omuz omuza, dışarıda boğaz boğaza” derken buraları kastetmiyordur. Onun kastettiği, buradaki mânâyı âlem çarşılarına taşıyamayan ve bu sırra eremeyenlerdir. Yine buradaki gerçek İslâm kardeşliğini kendi ülkelerine taşıyamayan siyasetçileri, talebelerine gerçek uhuvveti nakşedemeyen müderrisleri ve ders hocalarını kastetmiştir. Hucurat Sûresi 10. âyet burada en parlak bir zeminde ihyâ ve gerçek olmaktadır.
    Bazı İslâm dünyasında yeni evlenenlere umre şart koşulmaktadır. Keşke bizim ülkemizde de şart koşulsa da, genç yaşta ittihad-ı İslâma, milletimizin birlik ve beraberliğine bütün rûh u canlarıyla alışsalar. Nedir bir bardak suda koparılan fırtınalar? Nedir bitmeyen kıskançlıklar, kin ve hasedler? En çok peygamberin geldiği diyarda bunlar olur mu?
    Maziye bakınca da biraz ibret alıp utanmak lâzım, ağlamak lâzım. Muhterem Hasan Özbey anlatıyor: “Hz. Peygamber (asm), Kuba Mescidini ihya ettiğinde gariban bir görünümdeymiş. Tek katlı, üstü hurma dallarıyla örtülü bir mekân. Zemin kum, kumlar üzerinde Fahr-ı Kâinat ve sahabeler namaz kılıyorlar. Hatta yağmur yağdığında sahabeler dışarıdan kum getirip, ıslanan kumların üzerine dökerler, ıslaklık gider ve ibadet ederlermiş.”
    Muhterem Said Özdemir anlatıyor: “Hz. Peygamber (asm) bir hadisinde buyurur ki: ‘Medine’nin sıcağına ve hastalığına dayananlar benim şefaatime nail olacaklardır.’”
    Muhterem General Mahmud anlatıyor: “Sahabedeki iman, görülmemiş bir iman. Bedir, Hendek ve Uhud sayıca çok az; fakat imanla çok muhteşem ve küffar târümâr ediliyor.” Safalar, Bahaddinler, Yavuzlar vs.’ler herkes bambaşka bir aşktan, muhabbetten ve mânevî cihaddan bahsediyorlar. Nereden nereye gelmişiz? Nereye ve nasıl gitmeliyiz, gölge miyiz, güneş miyiz?
    İki milyara yakın Müslüman ailesi, maddî olarak yıkandığı gibi Mekke ve Medine topraklarında yılda bir kere mânen yıkanmalı ve alacağı derse iyi çalışmalıdır. Hâsseten mürşitlere, siyasetçilere denilmeli: Biz Kâbe’deki vahdetin neresindeyiz?

    19.06.2009

    E-Posta: haliluslu1951@mynet.com

    Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor. Onu dinleyelim. O nur ile nurlanalım. Hidâyetiyle amel edelim. Ve onu vird-i zebân edelim. Evet, söz odur ve ona derler. Hak olup, Haktan gelip, Hak diyen ve hakikati gösteren ve nurânî hikmeti neşreden odur.
    Kur’ân’a ve imana ait herşey kıymetlidir; zâhiren ne kadar küçük olursa olsun kıymetçe büyüktür. Evet, saadet-i ebediyeye yardım eden, küçük değildir.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kabenin İçi
    By ecrin54 in forum Resim - Fotoğraf Galeri
    Cevaplar: 54
    Son Mesaj: 23.06.14, 10:34
  2. Kabenin Gizemi-2
    By Saha eri in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 26.03.09, 20:13
  3. 10 Soruda Beynin Gizemi
    By elips in forum Bilişim Haberleri ve Bilimsel Makaleler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 25.08.08, 07:09

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0