+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 4 ve 4

Konu: Ben Bir Kitâb Okudum

  1. #1
    Ehil Üye Şahide - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jan 2008
    Bulunduğu yer
    İstanbul
    Mesajlar
    9.198

    Post Ben Bir Kitâb Okudum

    BEN BİR KİTÂB OKUDUM




    Ben bir kitâb okudum kalem anı yazmadı
    Mürekkeb eylerisem yetmeye yedi deniz


    Yunus Emre

    “İnsan bu dünyaya taallüm ile tekamül etmeye gelmiştir” diyor Bediüzzaman Hazretleri. Yani okumak, ilim öğrenmek, sonra bilginin kanatları ile yükselip kemâle ermek, cennete lâyık bir hal almak için gelmiştir. Öyleyse her insanın en mühim vazifesi, okumak olmalıdır. Zaten Rabbimizin de ilk emir “Oku” değil midir?.

    Bu emir ilk önce bir Ümmi’ye (s.a.v.) gelmiş, o da “ ben okuma bilmem ki” deyince “Yaratan Rabbinin adı ile oku” diye emir tekrar edilmiş, bunun üzerine O Ümmi Zat, hem kendisine indirilen Âyetleri, hem de kâinat kitabını okumaya başlamıştı.

    Demek ki okumak için illa mekteplerde medreselerde uzun yıllar tahsil yapmaya gerek yokmuş.Cesetten ruha açılan göz penceresinden şöyle bir baktığımız zaman, önümüze kocaman bir kitabın açılmış olduğunu görürüz.

    O öyle bir kitap ki, her sayfasında binlerce cilt, her satırında binlerce sayfa, her hecesinde ve her harfinde yine sayısız kitaplar iç içe yazılmıştır.

    Bu öyle mucizeli ve câzibeli bir kitap ki, onu ümmîler ve âmiler okuduğu gibi, âmâlar da okuyabilirler. Beden gözünden mahrum olanlar kalp ve gönül gözü ile taallüm ederek tekâmül edebilirler.

    Bir kütüphaneye girersiniz, raflarda dizilmiş binlerce cilt kitapla karşılaşırsınız. Dünyadaki bütün kütüphanelerdeki kitap sayısını düşündüğünüz zaman, “ne kadar da çok kitap yazılmış” diye hayret içinde kalırsınız.

    Halbu ki, her kitap Cenab-ı Hak’kın bir eserinin belki bir harfinden bahsetmektedir. Bir hücrenin mahiyetinin anlaşılması için binlerce cilt kitap yazılmış ve yazılmaya da devam etmektedir.

    Üniversitelerde o konuda kürsüler kurulmakta, bölümler açılmakta, yıllarca bir hücrenin anlaşılması ve anlatılması için tahsil yapılmaktadır. Vücudumuzun her organı için bir ana bilim dalı oluşturulmuştur.

    Dünyada eğitim vermekte olan binlerce tıp fakültesi mevcut olup,insan kitabı okundukça yeni bilgiler keşfedilmekte, bunların anlaşılması için de yeni kitaplara ve yeni okullara ihtiyaç duyulmaktadır. Buradan şunu anlıyoruz ki, “bütün kitaplar, bir tek kitabın anlaşılması için yazılmıştır.”

    Taallümle tekamül etmek için hücrelerin içinde gezinmeye, kan damarlarında dolaşmaya, sinir sistemi ve beyin kıvrımları arasında tur atmaya da gerek yoktur. Her sabah uyandığımızda önümüze beyaz ve taze bir sayfa açılmaktadır.

    Güneş, bu beyaz sayfanın satırlarını önümüze açmakta, dikkatle okuyup müteala etmemiz için ışıktan okları ile satır satır ve hece hece işaret ederek gözümüze göstermektedir.

    Akşam olunca kapanan beyaz sayfanın yerine siyah bir sayfa açılır. Bu sefer de gök kubbenin tavanında asılı duran sayısız yıldız kandilleri ve kamerin avizesi ile aydınlanan siyah sayfanın parlak satırları kendisini okutturmaya başlar.

    Okumayı medenî olmanın bir ölçüsü olarak kabul edenler, bu kitaba nazar edip bu satırları okumuyorlarsa, onları Ebu Cehil’den daha câhil olarak kabul etmek gerekmez mi?



    Abdil Yıldırım
    30.06.2008

    Konu Şahide tarafından (30.06.08 Saat 16:05 ) değiştirilmiştir.





    Şudur cihanda benim en beğendiğim meslek
    Sözüm odun gibi olsun, hakikat olsun tek!

    Mehmed Akif Ersoy


  2. #2
    Ehil Üye delailinnur - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Sep 2007
    Mesajlar
    1.368

    Standart

    !!!
    MaşaALLAH BAREKALLAH..Kaleme,yüreğe,emeğe sağlık..Ve bu güzel satırları yazdıran RABB'İME yarattıklarının sayısınca hamd-ü senalar olsun bizlere bu eşsiz güzellikteki okuma anlama idrak nimetlerini ihsan eylediği için..İnşaALLAH okuduğumuz bu güzelliklerle en güzel şekilde amel edebilenlerden oluruz..RABB'İM hayırlı okuma ve amellerimizi daim eylesin inşaALLAH..

    Paylaşım için çok teşekkür ediyoruz..
    İlaçların en hayırlısı KUR'AN'dır!

    Şüphesiz ALLAH ve Melekleri Peygambere
    Salat ederler.Ey İman Edenler,siz de O'NA
    Salat edin ve tam bir teslimiyetle O'NA Selam verin.(Ahzab-56)
    "İlmi, amel için öğreniniz. Çokları bunda yanıldı. İlimleri dağlar gibi büyüdü, amelleri ise zerre gibi küçüldü."
    İbrahim bin Edhem (r.a.)

  3. #3
    Dost kayıp_gül - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Oct 2007
    Mesajlar
    29

    Standart

    Demek ki okumak için illa mekteplerde medreselerde uzun yıllar tahsil yapmaya gerek yokmuş.Cesetten ruha açılan göz penceresinden şöyle bir baktığımız zaman, önümüze kocaman bir kitabın açılmış olduğunu görürüz.

    Allah razı olsun...okumaya çok muhtacız..
    şimdi oku kabirde okuyamazsın .....

    Eli boş varılmaz varılan yere,Boş gelmedim Ya Rab,ben suç getirdim!Dağlar çekemezken o ağır yükü,iki kat sırtımda,pek güç getirdim...


  4. #4
    1kul
    Guest 1kul - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)

    Standart

    Abdil YILDIRIM
    Ölümü sevmek




    “Ölüm güzel şey, budur perde ardından haber,
    Hiç güzel olmasaydı, ölür müydü Peygamber”
    N. Fazıl

    Ölüm kelimesi, insanların fazla duymak istemedikleri, mümkün olduğu kadar uzak durdukları, söz ve sohbet konusu yapmaktan çekindikleri bir kelimedir. Bir sohbet sırasında ölümden söz açıldığında, insanların suratı asılır, neşesi kaçar, huzuru bozulur. Çünkü nefisler bundan rahatsız olur. Ölümün mânâsını ve mahiyetini bilmeyenler, onu anmak ve adını duymak istemezler. Ölümün adı bile onları rahatsız etmeye, huzurunu kaçırmaya yeter. Onun için ölümün adı anıldığında “Ağzından yel alsın” derler. Yani bu kelimeyi bir daha ağzına alma, ondan bahsetme diye temennide bulunulur.
    Ama insan her ne kadar ölümü ağzına almasa ve onu unutsa da, ölüm insanı unutmaz ve kendisini de unutturmaz. Her gün cami avlularındaki tabutlarla, omuzlarda taşınan cenazelerle, hastalık veya kaza sonucu vefat eden insanlarla, kendisini bize hatırlatır. Biz ne kadar ondan uzak durmak istesek de, o bize şah damarımızdan daha yakın olduğunu gösterir.
    Bu kadar yakınımızda olan ölümü görmezlikten gelmek ve onun adını bile anmamak, deve kuşu pozisyonu almaktan başka bir şey değildir. Bu şekilde hangi insan ecelin elinden kurtulmuş ki? Gerçek kurtuluş ve selâmet, ölüme yakın olmak, onunla dost olmak değil midir? Gafletin, husûmetin ve korkunun ecele faydası olmadığına göre, ölümün yüzüne gülmek, ona dostluk eli uzatmak, onunla barışık olmak daha iyi değil midir?
    İnsan bilmediği şeyden çekinir, korkar, telâşa kapılır. Gecenin karanlığında uzaktan bir karartı görsek, ürpeririz. Bize bir zararı dokunmasından endişe ederiz. Ama yanına varsak, mahiyetini görsek, mânâsını anlasak, endişemiz ve korkumuz ortadan kalkar. Bizim korktuğumuz karartı, belki bir dostumuz, ahbabımız olarak karşımıza çıkar.
    Aslında ölümden bahsedilmesinden rahatsız olan, onun adı anıldığında huzuru kaçan, nefsimizdir. Yoksa kalbin, ruhun ve diğer duyguların ölümden bir endişesi olmaz. Cenâb-ı Hak, “Her nefis ölümü tadıcıdır” diyor. “Her ruh ölümü tadıcıdır” demiyor. Yani ruhun ölmesi söz konusu değildir. Hatta ölüm, ruhumuz için daha güzel bir hayata geçiştir. Ölüm sonucu ruh, beden denen ağırlıklardan ve ayak bağından kurtulur, serbest kalır, daha özgür bir ortama kavuşur. Özgürlükten korkanlar ise, istibdat altında yaşamaya alışmış zavallılardır.
    Böyle düşünüp ölüme bu gözle baktığımız zaman ondan korkmak için hiçbir sebep kalmaz. Ama ölümü sevmek için pek çok sebep vardır. En birinci sebep, bizi Rabbimize, Hâlıkımıza, Malikimize kavuşturacak olan bir vasıtadır. Sevdiklerimizden ayrı kaldığımız zaman, onları özleriz, hasretlik çekeriz. Bir an önce kavuşmak için çareler ararız. Vuslat zamanını iple çekeriz. Ruhun en sevgili varlığı da, onun Maliki olan Cenâb-ı Hak olduğuna göre, insanı Rabbine götürecek olan ölüm sen derece sevimlidir, güzeldir.
    Ölümün mânâsını ve mahiyetini en güzel şekilde anlatan Bediüzzaman Hazretleri, bize onun sevimli yüzünü gösteriyor. Ecel vasıtasıyla insanın nereye sevk edildiğini ve ölümün kollarında nasıl güzel bir mekâna taşındığını şöyle izah ediyor:
    ‘’Ey insan! Bilir misin nereye gidiyorsun ve nereye sevk olunuyorsun? Dünyanın bin sene mesudâne hayatı, bir saat hayatına mukabil gelmeyen Cennet hayatının; ve o Cennet hayatının dahi bin senesi, bir saat rüyet-i cemâline mukabil gelmeyen bir Cemîl-i Zülcelâlin daire-i rahmetine ve mertebe-i huzuruna gidiyorsun.’’
    İnsanı, Cennet ve Cemalullah gibi iki büyük nimete götürecek olan ölüm, ne kadar sevilse, az değil midir?
    Başta Peygamber Efendimiz (asm) olmak üzere, Allah’ın en sevgili kulları ölüm vasıtasıyla ahiret diyarına göçmüşler, Mahbub-u Hakîki’ye kavuşmuşlardır. Onun için Allah dostları olan kâmil insanlar ölümü sevmişler, ölmeden önce ölmek istemişler.
    Mevlânâ Hazretleri ölümü hasretle beklemiş, ölüm gününü düğün günü olarak ilân edip “Şeb-i Aruz” diye adlandırmıştır. “Canı sen aldıktan sonra ölüm şeker gibidir. Seninle olduktan sonra ölmek, tatlı candan da tatlıdır bize” diyen Mevlânâ, “Herkes ayrılıktan bahsetti, bense vuslattan” diyerek ölümün bir ayrılık değil, kavuşma olduğunu ifade etmiştir.
    Yunus Emre ise, ölümü şöyle vasıflandırır: “Kogıl (bırak) ölüm endişesin / Âşıklar ölmez bâkidir” diyerek Hak’ka âşık olanların ölmeyeceklerini, bâki kalacaklarını belirtiyor.
    Aslında kâfirler ve fâsıklar da ölmez çünkü onların da vermesi gereken bir hesap vardır. Ama onlar için ölüm cehennem hayatına geçiş olacağından, ölümden korkarlar, onu düşünmek ve hatırlamak istemezler. Mü’min için ise ölüm, Cenâb-ı Hak’kın cennet ve cemaline kavuşmasına bir vesile olduğu için hasretle beklenir, sevinçle karşılanır. Herkese huzurlu bir ömür, hayırlı bir ölüm diliyorum.

    21.03.2009

    E-Posta: abdilyildirim@hotmail.com



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Peygamber Ahlakıyla Ahlaklanmak, Okudum Paylaşmak İstedim
    By karçiçegi in forum Hz. Muhammed (S.A.V)
    Cevaplar: 1
    Son Mesaj: 21.11.08, 07:57
  2. Ey Muhammed Seni Okudum...
    By hak_yol_islam in forum Şiirler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10.11.08, 12:52
  3. 10.000 Defa Okudum Hala da Okuyorum
    By hayırlısı in forum Risale-i Nur Talebeliği
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj: 19.10.07, 21:38
  4. Sözlerini Okudum Hayatım Değişti
    By elff in forum Risale-i Nur'u Yeni Tanıyanlara
    Cevaplar: 6
    Son Mesaj: 26.08.07, 11:44

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0