+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 3 ve 3

Konu: İbn-i Arabî Hz. Hırka Kitabın’ ndan Yansımalar

  1. #1
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart İbn-i Arabî Hz. Hırka Kitabın’ ndan Yansımalar

    … Bizden olanın bizden başkasından alması caiz değildir.

    Onlardan kimi miracında rahattır, semizlemese de. Kimi israsında zahmet çekmekte, yorulmaktadır; mana hâsıl olduktan sonra karşılaştığı zorluklara aldırmamaktadır. Kimini safi, sırdaş, sevgili ve yaren edinmiştir. Ama her biri ezeli inayet sayesinde emanet ehlinin güvenilir seyyidleridir.

    Bu noktadan itibaren ilahi ruhla beraber duranlar ile bir atımlık meniden ibaret olanların yanında duranlar birbirinden ayrılmaktadır.

    Ey Âdemoğulları! Size ayıp yerlerinizi örtecek elbise ve süslenecek elbise inzal ettik. Takva elbisesi elbette en hayırlısıdır… İşte bu Allah ayetlerindendir ki belki düşünüp öğüt alırlar. [Araf/26]

    Şu halde zahiri elbiseden zorunlu olan, ayıp yerleri örten elbisedir. Bu ise, koruma anlamına gelen vikaye kökünde türemiş takva elbisesi (koruyan elbise) dir. Ayette süslenecek elbise anlamında kullanılan “er-Riş” ise, korunmaya ek olarak süslenme amacıyla giyilen elbisedir. Bundan maksat da Allah’ın gaiplerinden kulları için çıkardığı ziynetlerdir ve bunları dünyada ve kıyamet gününde müminlere has kılmıştır. Ki bunları kullandıkları için hesaba çekilmeyeceklerdir.

    … Allah, kulların kalplerine takva elbisesi indirmiştir. Çünkü ayette “enzelna” inzal ettik ve Takva elbisesi daha hayırlıdır buyurmuştur. Bu elbise zahiri elbise suretinde de olabilir. İç dünyanın ayıplarını örten zaruri elbise de bunun kapsamına girer. Bundan maksat da mutlak olarak haramlardan kaçınmaktır.

    … Batıni elbise, şeran zahiri elbise suretindedir. Zahiri elbisenin durumu maksadına ve niyetine göre değişebileceği gibi, Batıni elbise de maksadına ve niyetine göre değişir.

    Allah, kulunun kalbini giyinmiştir. Çünkü şöyle buyurmaktadır:

    “Sema’ma, arz’ıma sığmadım, ama mü’min kulumun kalbine sığdım.”

    Çünkü elbise, kendisine giyeni kaplar.

    … Terbiye edici şeyh, hırka giydirmek istediği müridine bakar, mürid hangi halde bulunuyorsa şeyh de bu hale bürünür. Bu hale tahakkuk eder, ona dalar, sonra bu halin gücü şeyhin üzerindeki elbiseye sirayet eder. Bunun üzerine şeyh o elbiseyi çıkarır ve bu müride giydirir. Bunun etkisi tıpkı şarap gibi organlarına sızar, onu bürür ve hal tamamlanmış olur. Böyle bir gün çok değerlidir.

    Bu hırkayı giymenin şartı, yüce Allah’ın avret yerlerinin örtülmesiyle yani önce elbise giyinmekle ilgili olarak izhar ettiği üzere bilinen bir şeydir.

    Öyle ise bu gerçeğe göre elbiseleri şöyle sıralamak mümkündür:

    Yalan ayıbını doğruluk elbisesiyle..

    Hıyanet ayıbını emanet elbisesiyle..

    Sözünde durmazlık ayıbı ahde vefa elbisesiyle..

    Riya, ihlas hırkasıyla..

    Kötü ahlak, güzel ahlak hırkasıyla..

    Zemmedilen huylar, övülen huylar hırkasıyla..

    Her aşağılık ahlak, üstün ahlakla..

    Sebepleri terk etme, tecrit tevhidiyle..

    Varlıklara güvenip dayanan, Allah’a tevekkülle..

    Nimete karşı nankörlük, nimeti verene şükretmekle örtülür.

    Sonra..

    Allah’ın övülen ahlaktan ibaret süsleriyle süslenirsin. Bu süsleri şöyle sıralayabiliriz:

    Seni ilgilendirmeyen hususlarda konuşmamak,

    Bakması helal olmayan şeyden bakışını kaçırmak,

    Takva esasına göre bedenin organlarının amellerini denetlemek,

    İnsanlara karşı suizan beslemeyi terk etmek,

    Geçmiş zamana karışan ve kiramen katibin tarafından yazılan eski amellerin üzerinde düşünmek,

    Mevcut olan az rızka kanaat getirmek,

    Hayırlı ameller dışında daha fazlasını talep etme arzusuyla yanıp tutuşmamak,

    Nefsin ahlakını araştırıp kontrol etmek,

    İstiğfar etmeyi ve Kur’an okumayı alışkanlık haline getirmek,

    Nebevi edeb sınırları dâhilinde kalmak,

    Salihlerin ahlakını öğrenmeye çalışmak,

    Dindarlıkta yarışmak,

    Sıla-i rahimi gözetmek,

    Komşularla şefkat esasına dayanan bir ilişki içinde olmak ve ırz noktasında cömert olmak…

    Rasûlullah (s.a.v.) bir hadiste bu hususa şöyle işaret etmiştir:
    ”-Sizden biriniz Ebu Damdam gibi olmaya güç yetirir mi? Sabah uyandığında şöyle derdi:

    —Allah’ım! Ben ırzımı kullarına sadaka olarak dağıtıyorum.”

    Nefiste “ırz”da cömertlik, halkın ihtiyaçlarını karşılamada ırz’ı yani nefsi harcamak, nefsinin isteklerini yerine getirmemek, başka nefisleri kendi nefsinin isteklerinin, menfaatinin önüne geçirmek demektir.

    Hamdi Cenik

  2. #2
    Müdakkik Üye elips - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Jun 2008
    Mesajlar
    686

    Standart

    Çok ayıplayan, çok eleştiren, çok söven, çok sızlayan olma.

    Allah’ı ve Resûlünü sevdikleri için bütün müminleri, iyilerini de, kötülerini de sev.

    Şeyhime dil uzattığı için buğzettiğim bir adam hakkında Rasûlullah rüyada bana bu şekilde tavsiyede bulundu ve dedi ki:
    -Falana niçin buğzediyorsun?

    Dedim ki:

    —Şeyhime buğzedip, dil uzattığı için.

    Nebî (s.a.v.) dedi ki:

    —Onun Allah’ı ve beni sevdiğini bilmiyor musun?

    —Biliyorum, dedim.

    Buyurdu ki:

    —O halde niçin onu, beni sevdiği için sevmiyorsun da, şeyhine buğzettiği için buğzediyorsun?

    Dedim ki:

    —Ya Resûlallah! Şu anda –ne güzel öğretmensin!- gafil olduğum bir hususa dikkatimi çektin.

    İç dünyan itibariyle öyle olmadığın sürece omuzlarını büzerek, başını yere gömerek huşu gösterisinde bulunma.

    İnsanların seslerini keserek senin sözlerini dinlemelerini arzu etme.

    Cimrilik ettikleri zaman zenginleri, dünya için yarışan dünya ehlini eleştirmekten sakın. Onların ellerinde olan şeyleri arzu etme.

    Çarşıda çok oturma, oralarda çok dolaşma.

    Dinleyen birinin dinden çıktıklarını zannedecekleri şekilde kıble ehli hakkında şahitlikte bulunma.

    Cemaatten ayrılma. Çünkü cemaatten ayrılanı kurt kapar.

    Kazaya rıza göster, inan; ama takdir edilen her şeye değil, bilakis takdir edilmesine rıza göster. Allah tarafından gelen şeyi sevinçle karşıla.

    İnsanlarla beraber olduğun zamanlarda nefsinin aleyhinde ol. Çünkü nefsinin aleyhinde olduğun zaman, asıl o zaman onun lehinde olursun.

    Hatem el-Asam (sağır) aslında sağır değildi. Bir kadın onunla konuşmuş ve bu sırada sesli bir şekilde yellenmişti. Kadın bundan dolayı çok utanmıştı. Şeyh, o sırada kendisiyle konuşan bu kadına:

    —Biraz daha bağır! Çünkü sözlerini duyamıyorum! Demiş, böylece duymadığını anlatmak istemişti. Kadın rahatlamış ve “beni işitmemiş!” diyerek sevinmişti.

    Bu yüzden ona Hatem el-Asam denildi.

    İşte onlar böyle bir ahlak üzere dereceleri çıktılar. Bu, onların elbisesi ve süsleridir. Ben de esas üzere bu elbiseyi başkalarına giydirdim. Bundan dolayı Allah’a hamdolsun. (50)

    Şeyh Yunus’a:

    —Cebrail Allah’tan ne almıştı? (diye sorulduğunda) dedi ki:

    —Ben de Şeyh Abdülkadir’e sordum veya bir başkası sordu:

    -Allah’tan ne aldı?.. diye, dedi ki:

    — Ondan ilim ve edeb aldı.

    Ben de Hızır (a.s.)’ ın sohbetinde bulundum, onun edebiyle edeplendim ve ondan bir vasiyet şeklinde el aldım. Bana şifahi olarak şeyhlerin makamına teslim olmayı tavsiye etti. Bu onun ağzından benim ağzıma aktarılan bir nasstı.

    Bunun dışında başka ilimler de öğretti.

    Onda olağanüstü üç özellik gördüm. Su üzerinde yürüdüğünü, yeri teyyettiğini ve havada namaz kıldığını gördüm.

    Bir adamda üçyüz adamı birden görmek isteyen kimse bana baksın. Çünkü ben, üçyüz şeyhin sohbetinde bulundum ve her birinden bir ahlak edindim.

    Kuşeyri risalesine bakın örneğim. Burada birinden söz edildiği zaman, falanın ve falanın sohbetinde bulundu, denilmektedir.

    Öyle ise…

    Hırka; sohbet ve edepten başka bir şey değildir.

    Dolayısıyla birden çok kişinin sohbetinde bulunup edebinden edinmenin bir sakıncası yoktur. Lakin ilimden yoksun cahil bir topluluk çıktı. Ancak bir kişinin elinden hırka giyileceğini hayal ediyorlar. Oysa bunu hiç kimse söylememiştir.

  3. #3
    Vefakar Üye HÜCCET - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Apr 2008
    Mesajlar
    389

    Standart

    Allah razı olsun


    "Yağmur duasına çıksaydık dostlar
    Bulutlar yarılır hava açardı
    Şimdi ne ihtimal nede imkan var
    Göğe hükmetmkten kolay ne vardı?
    Yağmur duasına çıksaydık dostlar

    Ben geldim geleli açmadı gökler
    Ya ben bulutları anlamıyorum
    Ya bulutlar benden bir şeyler bekler
    Hayat bir ölümdür aşk bir uçurum
    Ben geldim geleli açmadı gökler "
    S.Karakoç



+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Kastamonu Lâhikası’ndan Notlar
    By Şahide in forum Risale-i Nur'dan Vecize ve Anekdotlar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 17.01.10, 01:16
  2. Cevaplar: 9
    Son Mesaj: 11.09.09, 13:38
  3. Şeytanın Hileleri - Muhyiddin’i Arabi
    By goldeneye in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 16.04.08, 11:01

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0