Fal: cesitli tekniklerle gelecekten ve bilinmeyenden haber verme, gizli kisilik ozelliklerini ortaya cikarma sanati anlamina gelmektedir.
Falcilik yapan sahislar, kendilerinde sezgi gucunun mevcut oldugunu, gozle gorulemeyen varliklarla irtibatli olduklarini ve insanlarin bilemedigi bazi hususlari bildiklerini iddia etmektedirler.
Dinimiz; kehanet ve falcilik gibi her turlu gaipten haber verme iddialarini reddeder. yuce allah soyle buyuruyor: "De ki: "goktekiler ve yerdekiler gaybi bilemezler, ancak Allah bilir." (Neml suresi, 62).
Islam, bu tur yollara basvurmayi; itikadi bozdugu, tevhid inancina zarar verdigi ve kotuye kullanildigi icin yasaklamistir.
Hz Peygamber s.a.v de soyle buyuruyor: "Kim kahine, arrafa (calinan veya kaybolan malin yerini haber verdigine inanilan kimseye) veya sihirbaza gider ve onun soyledigine inanirsa, o kimse, muhammed'e indirileni inkar etmis olur" (Mecmau'z-Zevaid, c.V, s.118). Bir diger hadiste de; "Her kim arrafa gider, ondan bir sey sorar da onun verdigi haberi dogrularsa, o kimsenin kirk gun namazi kabul olunmaz" buyurulmaktadir (Muslim, Selam, 35). Yani o kisi, bu sure icinde kildigi namazin sevabindan mahrum kalir.
Kur'an-i Kerim'in cesitli yerlerinde, insani uzen, ona sIkinti veren seyler icin Allah'a siginma telkin edilir. Peygamber Efendimizin de bu ve benzeri bircok konuda Allah'a sigindigi, Ayetu'l-Kursi'yi, felak ve Nas surelerini okudugu bilinmektedir.
Musluman bunlarla yetinmeli, asla falcilarin tuzagina dusmemelidir.