+ Konu Cevaplama Paneli
Gösterilen sonuçlar: 1 ile 6 ve 6

Konu: Sırat-ı Mustakim Nedir?

  1. #1
    Yasaklı Üye yatağanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    1.014

    Standart Sırat-ı Mustakim Nedir?

    Selahattin Altıntaş
    selahattin.altintas@hotmail.com
    Sırat-ı Mustakim nedir?
    Cenab-ı Hak Yasin Suresinde “heze sıratım müstakim” “Bu benim dosdoğru yolumdur” buyuruyor. Biz Müslümanlar da her gün beş vakit namazımızda 40 defa “Ya Rabbi! Bizi sırat-ı müstakime ilet” diyoruz. Peki.. Sırat-ı Mustakim nedir?
    İnsan doğduğu andan itibaren kabre doğru, dolayısıyla ahirete doğru yol almaya başlar. Bu yol 15 yaşına gelince çeşitli yollara ayrılır. Hepsi de kabre ve ahirete gider amma.. bu yolun bir tanesi Sırat-ı mustakim’dir, dosdoğru yoldur. Diğerleri ise yanlış yollardır.
    Demek insanlar, çeşit çeşit yolları takip ederek ahiret yolculuğunu sürdürmektedirler. Ancak, takip ettikleri yola göre varacakları yerler değişik olacak, ve ona göre ceza ve mükâfat göreceklerdir.
    O zaman, yolumuzun hapishaneye ve azaplara çıkmaması için, bu günden gittiğimiz yolun doğru mu, yoksa yanlış mı olduğunu bilmemiz gerekir.
    Beş vakit namazda, Fatihada, günde kırk defa “Ya Rabbi! Bizi sırat-ı mustakime ilet, kendilerine nimet verdiklerin yoluna, azıp sapanların yoluna değil” deriz.
    Demek bu dünyada, bazı insanlar doğru yolda gitmektedirler. Onlar kimlerdir ki, biz de onların yolunda gidelim ve böylece dosdoğru yolda olduğumuzu da bilelim.
    Müfessirler bu nimet verilenlerden kastın, sırat-ı mustakim ehli olan Peygamberler, sıddıklar, şehitler ve salih insanlar olduklarını bildirmişlerdir.
    Öyleyse, Peygamberlere uyanlar, onların Allah’tan getirip tebliğ ettikleri emir ve yasaklara göre hareket edenler dosdoğru yolda olanlardır. Şimdi sen, hayatına ve hareketlerine bak. Eğer, Allah’ın farz kıldıklarını yapıyorsan, haram ettiklerinden uzak duruyorsan; o zaman sen, dosdoğru yol üzerindesin demektir.
    Eğer, farzları yapmıyor, haramlardan kaçmıyorsan; o zaman sen, yanlış yollardasın demektir.
    Eğer sen, halâ Allah’ın sana emrettiği farzları da bilmiyorsan, haramları ayıramıyorsan; o zaman bütün işini bırak, önce bunları öğren. Çünkü, senin için bundan daha mühim bir iş olamaz. Zira bunlar, senin ebedi hayatını ilgilendirmektedir.
    Arabamızla bilmediğimiz bir yere giderken ne kadar dikkatli oluruz, levhaları kaçırmamaya uğraşırız..“Aman yanlış yola gitmeyelim” diye. Çünkü, yanlış yola gitmenin bedelinin ağır olacağını biliriz. Halbuki, dünyada yanlış yola sapsan bile, telafisi mümkündür. Ya ahiret yolculuğu? Şu anda takip ettiğimiz yol doğru bile olsa, her ihtimâle karşı, tekrar tekrar kontrol edip durmak gerekir. Çünkü, eğer farkında olmadan yanlış yollara saparsak, telafisi mümkün olmayan tehlikelere düşeriz.
    Öyleyse, şimdi sen sırat-ı mutakimde olup olmadığına bak! Bunu bilmek için ölçüleri bilmen gerek. öyleyse ana hatları ile ölçüleri verelim. Önce, peygamberimiz sav ne getirip haber vermişse kabul edeceksin. Buna ‘itikad’ diyoruz ki, ahirette, hattâ kabirde, ilk olarak bundan hesaba çekileceksin. Sonra Salih amel… Amelin başı beş vakit namazdır. Kılıyor musun? Kılmıyorsan sakın kendini doğru yolda sanma! Zekat, oruç, hac gibi diğer farzları da yapıyor musun? Özellikle günümüzde örtünme… Allah cc kadınların örtünmesini emretmiştir. Açık saçık isen nasıl doğru yolda olabilirsin? İçki, zina, faiz, kumar ve diğer haramları işlemeyeceksin. Eğer işlersen hemen tevbe edip dönmen gerekir. Bu büyük günahları işliyorsan ve tevbe etmeyerek işlemeye devam ediyorsan, kesinlikle sırat-ı mustakimde değilsin!
    Şimdi, doğru ve yanlış yolları ana hatları ile gördün ve öğrendin. Bundan sonra da, halâ yanlış yollara gitmek olmaz ki…

  2. #2
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    yazınız güzel ve istifadeli idi..Allah razı olsun..kaleminize sağlık....
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  3. #3
    Yasaklı Üye yatağanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    1.014

    Standart

    Alıntı bedevi_arap_çölü Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    yazınız güzel ve istifadeli idi..Allah razı olsun..kaleminize sağlık....
    Teşekkür ederim, memnun oldum.

  4. #4
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Bu risâlenin telifinden sekiz sene evvel, İstanbul'da, Ramazan-ı Şerifte, meslek-i felsefe ile münâsebette bulunan Eski Said'in Yeni Said'e inkılâb edeceği bir hengâmdadır ki, Fâtiha-i Şerîfenin âhirinde ile işaret ettiği üç mesleği düşünürken şöyle bir vâkıa-i hayaliye, bir hâdise-i misâliye, rüyâya benzer bir hâdise gördüm ki:
    Kendimi bir sahrâ-i azîmede görüyorum. Bütün zeminin yüzünü karanlıklı, sıkıcı ve boğucu bir bulut tabakası kaplamış. Ne nesîm var, ne ziyâ, ne âb-ı hayat-hiçbirisi bulunmuyor. Her tarafı canavarlar, muzır ve muvahhiş mahlûklarla dolu olduğunu tevehhüm ettim. Kalbime geldi ki, şu zeminin öteki tarafında ziyâ, nesîm, âb-ı hayat var. Oraya geçmek lâzım. Baktım ki, ihtiyârsız sevk olunuyorum. Zeminin içinde tünelvârî bir mağaraya sokuldum; git gide zeminin içinde seyahat ettim. Bakıyorum ki, benden evvel o tahte'l-arz yolda çok kimseler gitmişler. Her tarafta boğulup kalmışlar. Onların ayak izlerini görüyordum. Bâzılarının bir zaman seslerini işitiyordum. Sonra sesleri kesiliyordu.
    Ey hayali ile benim seyahat-i hayaliyeme iştirak eden arkadaş! O zemin, tabiattır ve felsefe-i tabiiyedir. Tünel ise ehl-i felsefenin efkârı ile hakikate yol açmak için açtıkları meslektir. Gördüğüm ayak izleri, Eflâtun ve Aristo Haşiye gibi meşâhirlerindir. İşittiğim sesler, İbn-i Sina ve Farâbî gibi dâhîlerindir. Evet, İbn-i Sina'nın bâzı sözlerini, kanunlarını bâzı yerlerde görüyordum; sonra bütün bütün kesiliyordu. Daha ileri gidememiş. Demek boğulmuş. Her ne ise, seni meraktan kurtarmak için hayalin altındaki hakikatin bir köşesini gösterdim. Şimdi seyahatime dönüyorum.
    Git gide baktım ki, benim elime iki şey verildi: Biri, bir elektrik; o tahte'l-arz tabiatın zulümâtını dağıtır; diğeri, bir âlet ile dahi, azîm kayalar, dağ-misâl taşlar parçalanıp bana yol açılıyor. Kulağıma denildi ki, "Bu elektrik ile o âlet, Kur'ân'ın hazînesinden size verilmiştir.
    Her ne ise, çok zaman öylece gittim. Baktım ki, öteki tarafa çıktım. Gayet güzel bir bahar mevsiminde bulutsuz bir güneş, ruhefzâ bir nesîm, hayattar bir âb-ı leziz, her taraf şenlik içinde bir âlem gördüm. "Elhamdülillâh" dedim.
    Sonra baktım ki, ben kendi kendime mâlik değilim. Birisi beni tecrübe ediyor. Yine evvelki vaziyette, o sahrâ-i azîmede, boğucu bulut altında yine ben kendimi gördüm. Daha başka bir yolda, bir sâik beni sevk ediyordu. Bu defa tahte'z-zemin değil, belki seyir ve seyahatle yeryüzünü kat' edip öteki yüze geçmek için gidiyordum. O seyahatimde öyle acâib ve garâibi görüyordum ki, tarif edilmez. Deniz bana hiddet ediyor, fırtına beni tehdit eder, Her şey bana müşkülât peydâ eder. Fakat, yine Kur'ân'dan bana verilen bir vâsıta-i seyahatimle geçiyordum, galebe çalıyordum. Git gide, bakıyordum her tarafta seyyahların cenâzeleri bulunuyor; o seyahati bitirenler, binde ancak birdir.
    Her ne ise, o buluttan kurtulup, zeminin öteki yüzüne geçip güzel güneşle karşılaştım. ruhefzâ nesîmi teneffüs ederek, "Elhamdülillâh" dedim. O cennet gibi o âlemi seyre başladım.
    Sonra baktım, biri var ki, beni orada bırakmıyor. Başka yolu bana gösterecek gibi, yine beni bir anda o müthiş sahrâya getirdi. Baktım ki, yukarıdan inmiş aynı asansörler gibi, muhtelif tarzlarda bâzı tayyâre, bâzı otomobil, bâzı zembil gibi şeyler görünüyor. Kuvvet ve istidada göre onlara atılsa, yukarıya çekiliyor. Ben de birisine atladım. Baktım, bir dakika zarfında bulutun fevkıne beni çıkardı. Gayet güzel, müzeyyen, yeşil dağların üstüne çıktım. O bulut tabakası, dağın yarısına kadar gelmemişti. En latîf bir nesîm, en leziz bir âb, en şirin bir ziyâ her tarafta görünüyor.
    Baktım ki, o asansörler gibi nurânî menziller her tarafta var. Hattâ iki seyahatimde ve zeminin öteki yüzünde onları görmüştüm, anlamamıştım. Şimdi anlıyorum ki, şunlar Kur'ân-ı Hakîmin âyetlerinin cilveleridir.
    İşte ile işaret olunan evvelki yol, tabiata saplananların ve tabiiyyûn fikrini taşıyanların mesleğidir ki; onda, hakikata ve nura geçmek için ne kadar müşkilât olduğunu hissettiniz. ile işaret olunan ikinci yol, esbabperestlerin ve vesaite îcad ve tesir verenlerin, Meşâiyyûn hükemâsı gibi; yalnız akıl ile, fikir ile hakikat-ül hakaika ve Vâcib-ül Vücûd'un mârifetine yol açanların mesleğidir. ile işaret olunan üçüncü yol ise: Sırat-ı müstakim ehli olan ehl-i Kur'anın cadde-i nurâniyyesidir ki, en kısa, en rahat, en selâmet ve herkese açık, semâvî ve rahmânî ve nuranî bir meslektir



    Haşiye: Eğer desen: "Sen necisin, bu meşâhire karşı meydana çıkıyorsun? Sen, bir sinek gibi olup da kartalların uçmalarına karışıyorsun." Ben de derim ki, "Kur'ân gibi bir üstad-ı ezeliyem varken, dalâletâlûd felsefenin ve evhamâlûd aklın şâkirdleri olan o kartallara hakikat ve mârifet yolunda sinek kanadı kadar da kıymet vermeye mecbur değilim. Ben onlardan ne kadar aşağı isem, onların üstadı dahi, benim üstadımdan bin defa daha aşağıdır. Üstadımın himmetiyle, onları gark eden madde ayağımı da ıslatamadı. Evet, büyük bir padişahın onun kanununu ve evâmirini hâmil küçük bir neferi, küçük bir şâhın büyük bir müşirinden daha büyük işler görebilir."
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  5. #5
    Ehil Üye seyyah_salih - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Dec 2007
    Bulunduğu yer
    Şan(S)lıUrfa'DaN
    Yaş
    51
    Mesajlar
    15.435

    Standart

    Alıntı yatağanlı Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    Teşekkür ederim, memnun oldum.
    ne kadar muhalefette etsem..ehl-iiman kardeşiyizzz...nesebi kardeşlikten daha mühimdir...
    Marifet ufku....

    Muhabbet denizinde çalan bir melodi gibidir

  6. #6
    Yasaklı Üye yatağanlı - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    Nov 2007
    Mesajlar
    1.014

    Standart

    Alıntı bedevi_arap_çölü Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
    ne kadar muhalefette etsem..ehl-iiman kardeşiyizzz...nesebi kardeşlikten daha mühimdir...
    Hak meselelerde muhalefet olmaz. Ancak teferruatta farklı fikirler olabilir. Bu da zarar vermez. Elbette kardeşiz.
    Şu sözlerinden bir muhabbet kokusu geliyor. teşekkür ederim.

+ Konu Cevaplama Paneli

Konu Bilgileri

Users Browsing this Thread

Şu an 1 kullanıcı var. (0 üye ve 1 konuk)

     

Benzer Konular

  1. Sırat köprüsü
    By *SAHRA* in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 01.10.13, 23:46
  2. Sırat Köprüsünü Geçenler
    By DENİS in forum İslami Nitelikli Yazılar
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 07.11.12, 22:43
  3. Sırat-ı Mustakim Ne Demektir?
    By EnVaR in forum Açıklamalı Risale-i Nur Dersleri
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 12.07.08, 18:40
  4. Sirat-i Mustakim
    By Abdullah Ubeydullah in forum İslami Konular ve İman Hakikatleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 02.10.07, 23:04
  5. Sırat Köprüsü
    By aşur in forum Şiirler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 20.01.07, 12:28

Bu Konudaki Etiketler

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Google Grupları
RisaleForum grubuna abone ol
E-posta:
Bu grubu ziyaret et

Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.6.0