?mam-? Mübin

Gece yatarken, ertesi sabah evimizin, eşyalar?m?z?n, bedenimizin ayn? yerde olup olmayacağ?na dair bir şüphe yaşamay?z. Sonra; "yar?n acaba su kaç derecede kaynayacak?"; "elektron, protonu çekecek mi, itecek mi?"; "güneş ne taraftan doğacak?" gibi sorular akl?m?za gelmez. Suyun 100 °C'de kaynayacağ?n?, elektronun protonu çekeceğini, güneşin doğudan doğacağ?n? biliriz. "Bilmek" bizim alemimizle olan dostluğumuzda, ona olan tav?rlar?m?z? belirlememizde önemli bir noktad?r. Yak?nlaşman?n üzerine bina edildiği kavramd?r. T?pk? ne yap?p, ne yapmayacağ?n? bildiğimiz bir hayvan? rahatl?kla okşarken, tan?mad?ğ?m?z bir diğerine yaklaş?rken hissettiğiniz tedirginlik halindeki gibi. Bu yüzden insan kaostan hoşlanmaz, ruhun bir belirlilik ve kesinlik aray?ş? vard?r. Aksi durumlarda bir tedirginlik, yabanc?laşma, gerginlik yaşan?r. Evet bir sonraki gün borsan?n kaç puanla kapanacağ?n?, hava durumunu, işyerinizdeki insanlar?n ne renk elbise ile ve hangi ruh halinde geleceğini çok net ve kesin olarak bilemezsiniz. Oysa, f?trat?n?z bilmeyi çok arzu etmektedir. Her şeyin belirgin, net, nerede neyin ç?kacağ?n?n belli olduğu bir aleme daha yak?n hisseder ruh kendini. Düzenli yaşamak, net olmak iç alemimizin ta derinlerinden gelen bir arzudur. Eşyan?n temelinde yatan kaos bu yüzden ürkütür bizi. Deprem, felaketler ve ölümlerin alemimize taş?d?ğ? belirsizlik ve bilinmezlikten bu sebeple hiç hoşlanmay?z.

Belirsizlikler üzerine kurulu varl?k aleminin içinde iken hissettiğimiz korku, vahşet ve tedirginlik, "?mam-? mübin" ile ancak deva bulur. Biliriz ki, bilinir. Geçmişte bilinmiştir, dolay?s? ile gelecekte de bilinecektir. Kur'an-? Kerim'in "Yaş ve kuru ne varsa ap aç?k bir kitapta yaz?lm?şt?r" hükmü, kainat kitab?nda gözlenen "nizam ve mizan ve intizam ve tasvir ve tezyin ve imtiyaz" gibi eşyan?n yarat?l?ş?ndaki mesajlarla kuvvet bularak, bizi aleme dost hale getiriyor. Bilmemekten, tan?mamaktan kaynaklanacak olan düşmanl?k ortadan kalkar. Helezonik, doğru şeklinde, eliptik pek çok hareketin cereyan ettiği bir dünyada, her sabah kalkt?ğ?n?zda odan?z? yerinde bulmak, dostlarla tekrar görüşebilmek, güneşi, ay? tekrar görebilmek büyük bir mutluluk.
?nsan? rahatlatan diğer bir unsur ise "kay?t". Dağ?lm?ş bir odada neyin nerede olduğunun birileri taraf?ndan biliniyor olmas? ya da kayd?n?n bir yerlerde tutulmuş olmas?, büyük bir huzur kaynağ?. Yerinden oynarsa; "nas?l yerleştiririz!" endişesinin çaresi.
Her sabah kalkt?ğ?m?zda kainat? ayn? şekliyle bulmak, insanl?k tarihi boyunca, geçirdiğimiz her günde temel unsurlar? ile hep ayn? bir alemde bulunmak, her sabah, saatin her tik tak?nda ve idrak edemediğimiz ince zaman dilimlerinde aç?lan sayfalar?n bilindiğini ve ilimle tanzim edildiğini bilmek, çok güzel... Haf?zalar?n, genetik şifrelerin, teyp kasetlerinin, video kasetlerinin işaret ettiği "kay?t" hakikati, her şeyin kayd?n?n tutuluyor. Olduğunu bilmek ve tümevar?mla ulaşt?ğ?m?z "Levh-i Mahfuz." Bütünün kaydedildiği levha. "?mam-? Mübin" ya da "Levh-i Mahfuz" ilim ve emr-i ilahinin bir unvan? olan düsturlar. Bu düsturlar?n varl?ğ?n? bilmek çok güzel. Yoksa, her an dağ?lmaya meyilli zerreler üzerinde kurulmuş bir kainatta yaşamak, cehennemî bir azap vermez miydi?